HABER

Erdoğan'da Fransa'ya sert uyarı

ANKARA (İHA) - AK Parti Genel Başkanı ve Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Türk milletinin şan ve şeref dolu tarihinin asla başkalarıyla mukayese edilemeyeceğini vurgulayarak, "İftira ve yalan makineleri kendi tarihlerine baksınlar diyorum.

Yürekleri kendi tarihlerini konuşmaya yetiyorsa, insanlığa hakkaniyetle hesap versinler. 20. yüzyıl boyunca Nijer'de, Senegal'de, Tunus'ta, Cezayir'de, Moritanya'da, Kamerun'da, Gine'de, Çad'da, Cibuti'de, Ruanda'da, Benin'de neler olmuş, bir bunlara baksınlar" dedi.

Başbakan Erdoğan, AK Parti TBMM Grup Toplantısı'nda bir konuşma yaptı. Bugün artık Türkiye'nin bir krizler ülkesi olmadığını ifade eden Başbakan Erdoğan, Türkiye'nin yarınlarını planlayabilen bir ülke durumuna geldiğini kaydetti. Türkiye'yi krizler ülkesi haine getiren problemlerin hepsinin hal yoluna koyulduğunu, her alanda Türkiye'nin önünü açacak adımların atılmaya başlandığını kaydeden Erdoğan, bu kazanımların, Türkiye'de ekonomik ve siyasi istikrarın sağlanmasıyla elde edildiğini söyledi. "Gidilecek yol bitmiş değildir. Türkiye'yi bugün bulunduğu noktadan daha ileri taşımak bizim görevimizdir" diye konuşan Erdoğan, iktidarın 4 yılda yaptıklarını anlatmaya devam etmeleri gerektiğini çünkü mermerin ancak aynı noktaya damlayan sularla delinebileceğini kaydetti.

Türkiye'yi zayıflatan enflasyonu AK Parti iktidarının dizginlediğini, üstüste 4 yıl Türkiye'nin kendi dönemlerinde büyüdüğünü anlatan Erdoğan, "Kangren haline gelen Bolu tünelini biz açıyor ve ülkemize kazandırıyoruz. Bu yıl sonu bitiyor. Karadeniz sahil yolu aynı şekildeydi, bu yıl sonunda bitiyor. Sivil havacılıkta büyük gelişmeler yaşandı. Türkiye'yi dünyaya açan havaalanlarında büyük adımlar atıldı. Bugüne kadar gelen iktidarlar Türkiye'nin başkentine yakışır bir havaalanı, bir bulvar inşa edememişlerdi. Bunlarda ufuk yok, bunlarda bakış yok. Onbinlerce turistin geldiği şehirlerimizde doğru dürüst havaalanı yoktu. Şimdi bunlar oldu. Bunlar halkımıza daha geniş alanda hareket imkanı getirecektir" şeklinde konuştu.

Milli eğitimde yüzyılın en büyük yeniliklerini yaptıklarını vurgulayan Başbakan Erdoğan, sosyal devletin bütün gereklerini yerine getirdiklerini, dışarıda Türkiye'nin tezlerini bütün dünyaya tam bir liyakatla ve eksiksiz aktardıklarını ifade etti. Erdoğan, "Milli eğitimde de bunu anlayamayan, bunu anlamaktan uzak olan, bu hıza ayak uyduramayanlar her zaman olduğu gibi yine kolaycılığı seçip ellerine bir gensoru A4 kağıdı tutuşturdular, onunla müracaat ediyorlar. Yaptıkları bu. Bunların gücü ancak buna yeter. Gereken cevabı inşallah Parlamentomuz onlara verecektir. Bundan şüpheniz olmasın" diye konuştu.

"DEZENFORMASYON BULUTLARINI DAĞITMAYA BİZLER MUKTEDİRİZ"

Sadece 1 haftalık bir zaman dilimi içinde art arda ABD Başkanı, Almanya Başbakanı, Suudi Arabistan Kralı ile biraraya geldiklerini anlatan Erdoğan, gazetelerde bununla ilgili ayrıntıların bulunamayacağını, medyanın bu heyecanı paylaşmak istemediğini söyledi. Buna karşın bu heyecanı paylaşanlar da bulunduğuna işaret eden Erdoğan, bu heyecanı yaşamanın da Türk halkının hakkı olduğunu kaydetti.

AK Parti iktidarı olarak adaletin ve barışın teminatı olmaya çalıştıklarını dile getiren Erdoğan, iç ve dış politikalarının bir bütünlük arz ettiğini dile getirdi. Dışarıda Türkiye adına ne söyledilerse içerde onu hayata geçirmeye çalıştıklarını ifade eden Erdoğan, adalet ve barışın sadece güçsüz olanların değil güçlü olanların da ihtiyaç duyduğu temel değerler olduğunu söyledi. Erdoğan, bu temel değerleri ıskalamaları halinde adalet, eşitlik, kardeşlik ideallerinin kağıt üzerinde kalacağını belirtti.

Bugün Fransa'da iç politika malzemesi olarak Türkiye aleyhine kullanılan saçma sapan iddiaların, ne kadar tarihi gerçeklere aykırıysa, akla da mantığa da aykırı olduğunu vurgulayan Erdoğan, bunun, Türkiye'ye yönelik olan bu çirkin iddianın ne kadar çürük ve mesnetsiz olduğunu da göstermesinin manidar olduğunu kaydetti. Erdoğan, "Zira adını anmak istemediğim bir iftarının yaşaması kanunla sağlanmak isteniyor. İnsanlığın çektiği büyük acılardan sonra kurulan AB, kendi geleceği için önemli üyelerinden biri olan Fransa'daki bu akıl tutulmasına karşı mutlaka tavır almak durumundadır. Tarihi bir yalanı Fransa'nın kanun haline getirme ve bir yalanı kurumsallaştırma girişimi AB'nin temel değerlerine karşı bir meydan okumadır. Kopenhag Siyasi Kriterleri'nin öncelikli maddesi ifade özgürlüğüdür. Bir bilim adamının 'bu tarihi gerçeklere aykırıdır' demesi suç telakki edilecekse bunu ifade özgürlüğünün neresine yerleştireceksiniz. Acaba Fransa bunu neyle izah edecek.

Kaldı ki Türkiye ile Ermenistan arasındaki bir sorun için durumdan vazife çıkarma anlayışı ne zamandan beri Fransa'nın görevi oldu. Artık dünya bir sömürgeler kampüsü değildir. Bu devir bitmiştir. Artık dünya özgürlüklerin mücadelesini vererek bir noktaya gelmiş. Bunun tadını alırken böyle bir ortamda gündeme bunu yerleştirmeye gayret etmek ancak Fransa'da yaşayan bir miktar Ermeniyi tatmin eder, dünyayı değil. Bu konuda ayın 12'sinde atılacak yanlış bir adım Türkiye için hiçbir şeyi değiştirmez ama Fransa için çok şeyi değiştirir. Bunu bilmeleri lazım. Yalana yalan demeyi suç saymanın hiçbir hukuki mantığı, akli izahı olamaz. Kimsenin şüphesi olmasın ki Türkiye Cumhuriyeti devleti olarak, Türk milleti olarak bu sistematik yalan makinesini bozmaya, bu dezenformasyon bulutlarını dağıtmaya bizler muktediriz. Bilimden, belgeden, tarihi vesikadan kaçarak siyaset yapılamaz. Uluslararası siyaset hiç yapılamaz" değerlendirmesini yaptı.

Başbakan Erdoğan, bu konudaki çağrıyı Ermenistan Cumhurbaşkanı'na yaptıklarını ama olumlu bir cevap almadıklarını ifade etti. Türkiye ve Fransa gibi iki büyük ülkenin ilişkilerini yaralayacak olan bu yanlış hesabın, bu siyasi arızanın Paris'ten mutlaka dönmesini beklediklerini kaydeden Erdoğan, propagandanın hakikati değiştiremeyeceğini ve aklın yolunun propagandaya feda edilemeyeceğini vurguladı. Popülist ve ucuz bir siyasi bakışla tarihin envanterinin ortaya getirilmesi halinde ne adalet ve barış yolunda çalışan bugünkü dünyayı anlayabileceklerini ne de geçmişi doğru analiz edebileceklerini bildirdi. Başbakan Erdoğan şunları söyledi:

"KÜÇÜK ENGELLER ÜLKEMİZİN BÜYÜK HEDEFLERİNDEN BİZİ ASLA VAZGEÇİRMEYECEKTİR"

"Dogmalarla, önyargılarla savaşılmasaydı bugün 2 dünya savaşından geçen, taş üstünde taş bırakmayan Avrupa devletleri biraraya gelebilir miydi? Bizim şan ve şeref dolu tarihimiz asla başkalarıyla mukayese edilemez. Biz bağımsızlık ve istiklal dediğimizde bütün insani değerlerimizi, tarihimizi birlikte hatırlarız.

İftira ve yalan makineleri kendi tarihlerine baksınlar diyorum. Yürekleri kendi tarihlerini konuşmaya yetiyorsa insanlığa hakkaniyetle hesap versinler. 2 dünya savaşının acılarını ve yıkımlarını bir yana bırakıyorum. Ve asla bir mukayese kastıyla söylemiyorum. 20. yüzyıl boyunca Nijer'de, Senegal'de, Tunus'ta, Cezayir'de, Moritanya'da, Kamerun'da, Gine'de, Çad'da, Cibuti'de, Ruanda'da, Benin'de neler olmuş, bir bunlara baksınlar. 1 Kasım 1954 tarihi ile 19 Mart 1962 tarihleri arasında Cezayir'de neler olmuş bir baksınlar. Ne tarih kastıyla söylüyorum ne de tarihin küllendirdiği bir öfkeyi kabartmak istiyorum. Şunu da açık söylüyorum. Grubuma özellikle bu konuda hassasiyet tavsiye ediyorum. Efendim Fransa'da bunlar böyle yaptı, biz de aynını yapalım. Hayır, biz aynını yapmayacağız. Biz pisliği pislikle temizleyenlerden değiliz. Bir pisliği temiz suyla temizleyenlerdeniz. Bizim farkımız bu. Yüzlıllar boyu bizimde birlikte yaşayanlar da bunu iyi bilir.

Bizim tarihimizde engizisyon yoktur. Önce bunun hesabını versinler. Böyle bir karanlık ortaçağ yoktur. Sömürgecilik, kolonyalizm düzeni ve ırk savaşları yoktur. Biz evrensel insani değerleri yücelten, demokrasiyi, hukukun üstünlüğünü, insan hak ve hürriyetlerini içselleştirilmiş modern Türkiye Cumhuriyetiyiz. Bölgemizde ve dünyada barışın, huzurun, güvenin, demokrasinin teminatı olmaya devam ediyoruz. Tarihin en acımasız saldırılarına maruz kaldığımızda bu yola tevessül etmedik. Biz medeniyet ve devlet tecrübemizi başka kavimlerin, başka milletlerin kanları üzerinde de elde etmedik. Birileri böyle bir şey olmamıştır dediği için onları cezalandırmak Ortaçağ karanlığına dönmektir. Bir zamanlar dünyanın tepsi biçiminde olduğunu inkar edenlerin cezalandırılması gibi bugün yine olmayan bir şeye yok deme hakkının insanların elinden alınması düpedüz oralara dönmek değil mi? Siz baskıyla insanları yalana teşvik ederseniz medeniyet olarak ilerlemeniz mümkün değil. Avrupa'nın aydınlanmasının öncüsü sayılan Fransa ortaçağ karanlığına dönmek istemiyorsa mutlak suretle o yasayı düşürmelidir. Dünyanın yuvarlak olduğunu söylemenin suç sayıldığı Ortaçağ'da 'Dünya yuvarlıktır' diyen Galile gibi bilim adamları olmasaydı Avrupa bu kadar ilerleyebilir miydi? Dünyanın yuvarlak olduğu gerçeği bilim adamlarınca çözüldü. Tarihi gerçekleri de onlara bırakalım. Tarihte olup bitenleri bir kenara koyalım. Biz geleceğin dünyasını en güzel şekilde nasıl kuracağız bunu tartışalım. Böyle bir çalışma için arşivlerimizi açmaya hazırız. Açık ve şeffafız. Ama bu işi siyasallaştıranlar, tarihi gerçeklerin ortaya çıkmasından korkuyorlar. Türkiye'nin tezlerini bütün dikkatimizle dünyaya anlatıyoruz. Hiçbir komplekse kapılmadan medeniyet yolundaki yürüyüşümüzü sürdürüyoruz. Küçük engeller ülkemizin büyük hedeflerinden bizi asla vazgeçirmeyecektir. Her kim başkalarının karın ağrılarını, iç politikalarında kullandıkları malzemeleri Türkiye'nin bir zaafı olarak algılarsa hem Türkiye Cumhuriyeti'ne hem de kendi aklına haksızlık etmiş olur. Biz kendi ülkemizin siyasetini yürütüyoruz."

YORUMLARI GÖR ( 0 )
Okuyucu Yorumları 0 yorum
Geri Dön