HABER

Erdoğan’ın ‘‘Dijital Faşizm’’ Çıkışı Ne Anlama Geliyor?

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın İstanbul’da düzenlenen Uluslararası Stratejik İletişim Zirvesi’ne gönderdiği videolu mesaj, hükümetin sosyal medyayı kontrol etmek için çabalarını arttırdığının işaretini veriyor. Uzmanlar Erdoğan'ın açıklamalarını VOA Türkçe'ye değerlendirdi

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın İstanbul’da İletişim Başkanlığı tarafından düzenlenen Uluslararası Stratejik İletişim Zirvesi’ne (Stratcom Summit '21) gönderdiği videolu mesaj, hükümetin sosyal medyayı kontrol etmek için çabalarını arttırdığının işaretini veriyor

23 ülkeden 121 konuşmacı ve 3 binden fazla davetlinin biraraya geldiği zirveye video mesajla katılan Cumhurbaşkanı, sosyal medyada yalan haberin önüne geçilemediğini ifade etti.

Erdoğan, ‘‘Sosyal medya mecralarının yaygınlaşmasıyla birlikte, yalanın, üretilmiş haberlerin, dezenformasyonun hızla yayıldığını görüyoruz. Etkili bir denetim mekanizmasının olmadığı bu mecralardan yayılan bu tarz haberler sebebiyle milyonlarca insanın hayatı kararmaktadır. İlk ortaya çıktığında özgürlüğün sembolü olarak nitelenen sosyal medya, günümüz demokrasisi için ana tehdit kaynaklarından birine dönüşmüştür’’ dedi.

Erdoğan: ‘‘Dijital faşizm ve yalan haber furyası karşısında bizim gibi dünyanın gelişmiş demokrasileri de teyakkuz halindedir’’

Cumhurbaşkanı Erdoğan ilk kez kızı Sümeyye Erdoğan Bayraktar’ın başkan yardımcısı olduğu Kadın ve Demokrasi Derneği'nin (KADEM) geçtiğimiz yıl Kasım ayında düzenlediği 4. Uluslararası Kadın ve Adalet Zirvesi’nde dile getirdiği dijital faşizm kavramını bu toplantıda da yineledi.

Erdoğan, ‘‘Yükselen dijital faşizm ve yalan haber furyası karşısında bizim gibi dünyanın gelişmiş demokrasileri de teyakkuz halindedir. Gelişen aşamada dezenformasyon sadece bir milli güvenlik meselesi olmanın ötesine geçerek, küresel bir güvenlik sorunu halini almıştır. Kamuoyunu doğrudan bilgilendirmek, dezenformasyon ve propaganda ile hakikat dairesinde mücadele etmek önem arz ediyor. Vatandaşlarımızın doğru ve tarafsız haber alma hakkına halel getirmeden, insanımızı, özellikle toplumuzun savunmasız kesimini yalana ve dezenformasyona karşı korumaya çalışıyoruz. Dünyadaki iyi örnekler ışığında kendi ihtiyaçlarımız çerçevesinde yasal zeminde gerekli hukuki ve idari düzenlemeleri hayata geçiriyoruz. Kendini layiüsel (hesap sorulamaz) gören küresel şebekelere rağmen açık ve temiz bir iletişim anlayışı ile mücadelemizi kararlılıkla sürdüreceğiz. Hakikatin, algı operasyonları ile değersizleştirilmesine, gerçeklerin üstünün yalanlarla örtülmesine kesinlikle izin vermeyeceğiz’’ dedi

Tüm bunları yaparken de demokrasinin ve uluslararası hukukun bize tanıdığı yetkiler çerçevesinde hareket ettiklerini söyleyen Erdoğan, maddi gücü, uluslararası konumu, iddiası ne olursa olsun, kimsenin, hiçbir şirketin hukukun üstünde olamayacağının altını çizdi.

Prof. Akdeniz: ‘‘Böyle bir düzenlemeye gidilirse, sansür ve oto-sansür artacak, ifade ve basın özgürlüğü kısıtlanacak’’

İfade Özgürlüğü Derneği kurucusu Yaman Akdeniz, bu açıklamaların hükümetin genel seçimler öncesinde bilgi akışını kontrol etmek için yeni bir düzenleme arayışında olduğunu gösterdiği kanaatinde.

VOA Türkçe’ye değerlendirmelerde bulunan Prof. Akdeniz, ‘‘Gezi Parkı olaylarından beri AKP Hükümeti için en büyük tehdit sosyal medya platformları olmuştur. Hükümetin ve Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın kontrol altına alamadıkları sosyal medya platformlarından duydukları rahatsızlık pandemi döneminde artmaya başlamış, 2021 içinde ise önce Sedat Peker'in açıklamaları, arkasından orman yangıları ve sel felaketleri sırasında git gide artmış, ekonominin çöktüğü son haftalarda ise zirve yapmıştır. Bugünkü açıklama ise genel seçimler öncesinde hükümetin tekrardan mevcut kanunlarda değişiklik yapacağı ve dezenformasyon konusunda yeni bir düzenleme yapacakları anlamına gelmektedir. Amaç, hükümete zarar veren açıklama ve bilgi akışını kontrol etmeye çalışmak, kontrol edilemese dahi daha fazla kişinin soruşturulması ve yargılanmasını sağlamak ve sosyal medya platformlarını dezenformasyon olarak tanımladıkları içerikleri kaldırmaya zorlamak olacaktır. Eğer böyle bir düzenleme yoluna gidilirse, sansür daha da artacak, ifade ve basın özgürlüğü ve halkın haber ve bilgi edinme hakkı kısıtlanacak, hatta oto-sansür artacaktır’

Önderoğlu: ‘‘İktidar ‘yalan haber’ söylemine sığınarak toplumsal söyleme ayar vermek istiyor’’

RSF Türkiye temsilcisi ve Bianet medya özgürlüğü raportörü Erol Önderoğlu ise Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın sosyal medyayı demokrasi karşıtı bir mecra olarak nitelendirmesini, "yalan haber" iddiasıyla sosyal medya mecralarına yönelik yaygın müdahalenin ‘‘öncü mesajı’’ olarak görüyor.

VOA Türkçe'ye konuşan Önderoğlu, "Sosyal medya bu zamana kadar, kamu yararı olan meselelerin kamuoyu gözünden kaçırılması için gazetecilerin veya haberlerinin yaygın sansürle karşılaştığı bir alandı. Artık iktidar, kişilik haklarından sonra 'yalan haber' gerekçesine sığınarak toplumsal söyleme ayar vermek gibi daha geniş bir misyonun mesajını veriyor gibi. Öyle anlaşılıyor ki, haber bazlı sansür artık tatmin etmiyor, 2023 seçimlerine giden yolda, ekonomik kriz, yolsuzluk ve dini değerlerin çeşitli çıkarlara alet edilmesi gibi pek çok alanda, TV tartışmalarına veya sosyal medyaya yansıyan yoğun eleştirel söylemler de görünmez kılınmak isteniyor. Eleştirinin susturulması ve sosyal medyadan yoğunlaşan tepkilerin görünmez kılınmasıyla ancak kapalı bir ülke özlemi çekenler tatmin olabilir. Biz ise çarenin şeffaflık ve basın özgürlüğünde olduğuna güçlü şekilde inanıyoruz’’ dedi

YORUMLARI GÖR ( 0 )
Geri Dön