Faslı düşünür Ureyd: "Türkiye, İslam'ın ilerlemeye engel olmadığının kanıtı"

"Türkiye ve İran gibi birçok gelişmiş ve ilerlemiş Müslüman toplumlar, özellikle sömürge dönemlerinde Arap dünyasına dayatılan 'İslam, medeniyetin ve gelişmenin önünde engeldir' iddiasını çürüttü"

Faslı düşünür Hasan Ureyd, Türkiye'nin ortaya koyduğu gelişmeyle, Arap dünyasına sömürge döneminde dayatılan "İslam gelişmeye engeldir" iddiasını çürüttüğünü söyledi.

Ureyd, AA muhabirine yaptığı açıklamada, "Arap dünyası olarak kendimizi Batı yerine, tarihsel ve kültürel olarak kaynaşmış olduğumuz Türk ve Fars toplumlarıyla kıyaslayabiliriz. Bazı İslam ülkeleri gelişmişlik düzeyini yakalarken, diğerlerinin neden geri kaldığını soramaz mıyız?" dedi.

- "Bazı İslam ülkeleri gelişmişlik düzeyini yakalarken, bazıları neden geri kalıyor?"

Ureyd, "Türkiye ve İran gibi birçok gelişmiş ve ilerlemiş Müslüman toplumlar, özellikle sömürge dönemlerinde Arap dünyasına dayatılan 'İslam, medeniyetin ve gelişmenin önünde engeldir' iddiasını çürüttü." diye konuştu.

Arap ülkelerindeki protestoların nedeninin "Bazı İslam ülkeleri gelişmişlik düzeyini yakalarken, bazıları neden geri kalıyor?" sorusuna verilecek cevapla ilintili olduğunu dile getiren Ureyd, hiçbir medeni yönetimde iktidarın tek kişi ya da bir grubun elinde olmaması gerektiğini kaydetti.

Bazı Arap devletlerinde demokrasinin bulunmayışının tarihsel ve kültürel nedenlerle açıklanabileceğini belirten Ureyd, bu nedenler arasında Batı'nın soğuk savaş döneminde ya da sonrasında Arap dünyasında demokrasiyi tesis etmeyi bir öncelik olarak düşünmemesinin sayılabileceğini ifade etti.

- Arap dünyasının ihtiyacı "çözüm üreten aydınlar"

Arap ülkelerindeki protestolarda aydınların rolüne de değinen Faslı düşünür, "Aydınlar, sorunlara çözüm üretmekten sorumlu kişiler olarak görülüyor. Ancak aydınlar da toplumun bir parçası dolayısıyla olan biten her sorundan onlar da etkileniyor ve hatalar yapabiliyor." diye konuştu.

Ureyd, soğuk savaş döneminde siyasi partilerin bünyesinde ve karar alma mekanizmalarında bulunan aydınların rolünün Berlin Duvarı'nın yıkılmasıyla birlikte sona erdiğini savundu.

Batı'da "eleştiren ve kınayanlar" veya "adalet ve gerçeklik gibi bazı değerler üzerine çözüm inşa edenler" olmak üzere iki tür aydın modeli olduğunu kaydeden Ureyd, Arap dünyasının içinde bulunduğu durumda en fazla ikinci sınıftaki aydın modeline ihtiyaç duyulduğunu vurguladı.