Fransa'da Yaralanan Türk Gazetecinin Mücadelesi Sürüyor

Paris'te 5 Aralık'ta yapılan ulusal genel grev eylemlerinde yaralanan ve sol gözünü kaybeden AA foto muhabiri Mustafa Yalçın'ın tıbbi ve hukuki mücadelesi sürüyor. VOA Türkçe, Yalçın'la 10 Ocak Çalışan Gazeteciler Günü'nde görüştü

Fransa'da Yaralanan Türk Gazetecinin Mücadelesi Sürüyor

Paris'te 5 Aralık'ta yapılan ulusal genel grev eylemlerinde yaralanan ve sol gözünü kaybeden AA foto muhabiri Mustafa Yalçın, iyileşebilmek ve yeniden mesleğine dönebilmek için çetin bir mücadele veriyor. Yalçın, 10 Ocak Dünya Çalışan Gazeteciler Günü'ne buruk girdi. Zira 30 yıllık meslek hayatında ilk defa bir 10 Ocak'ta çalışmadı.

Bir tarafta tıbbi zorlu bir süreçten geçerken, diğer tarafta da hukuk mücadelesine hazırlanan Mustafa Yalçın, çalışan çalışmayan tüm gazetecilerin gününü kutladı. Genç foto muhabirlerine de Paris'ten bir mesaj gönderdi: "Dünyanın neresinde olursanız olun, her habere maksimum güvenlik önlemleri alarak gidin." Mustafa Yalçın ile yeniden hayata tutunma mücadelesi verdiği Paris yakınlarındaki evinde görüştük.

VOA Türkçe: Merhaba Mustafa, gazeteciler günün kutlu olsun. Bir aydan uzun bir süre oldu. En çok merak ettiğimiz soruyla başlamak istiyorum. Nasılsın?

Mustafa Yalçın: Sanırım, yanılmıyorsam 33'üncü gün oldu. Ama hala daha ağrılar devam ediyor. Sol tarafta hala şişkinlik var. En son 2 gün önce genel bir sonuç değerlendirmesi için ekografi yapıldı. Doktorlar ameliyatın sonuçlarının iyi olduğunu söylediler. Ancak bu tür vakalarda birden kötü gelişmeler olabileceği konusunda da uyardılar. O nedenle temkinli olmak gerektiğini söylüyorlar.

Yaralanan sol gözün görme umudu var mı?

En son gittiğimde, sağlam gözü kapatarak, yaralanan gözün kapasitesini görmek için testler yaptılar. Son tetkiklerde, gözün ortası tümüyle karanlık ama kenarlarından ışığı fark edebiliyorum, göremiyorum ama fark ediyorum. Henüz çok erken bir şey söylemek için.

Zorlu ve uzun bir tedavi süreci seni bekliyor anlaşılan?

Evet oldukça uzun süreceğini söylüyorlar. Gözün çok hassas bir organ olduğunu bu nedenle ilerlemelerin çok yavaş olacağını belirttiler. Henüz büyük ilerleme göremedik, çok çok küçük ilerlemeler oldu şimdilik. Doktorlar bu sürecin, aylar, yıllar alacağını söyledi. Herkesin kendi bünyesine göre bu zaman uzuyor ya da kısalıyor. Her şey, benim vücudun tedaviye nasıl reaksiyon vereceğine bağlı.

Hukuki süreç nasıl ilerliyor? Sanırım hem sen bireysel dava açtın, hem de Sınır Tanımayan Gazeteciler’le 13 gazeteciyi içeren toplu bir dava kapsamındasın.

Şu ana kadar sağlığımızla ilgilenmek zorunda kaldık. Ama hukuki süreç de izlenmesi gereken bir süreç. Önümüzdeki hafta avukatlarla görüşeceğiz. Elimizdeki malzeme ve delillerle nasıl bir savunma hazırlayacağız, bunları yapmamız gerekiyor. Ardından dava süreci başlayacak. Bakalım, zamanla göreceğiz.

Bugün, 33 gün sonra, duyguların nasıl? Olaylara tekrar dönüp baktığında ne düşünüyorsun? Kızgın mısın?

Kimseye kızgın değilim. Öyle bir durum yok. Orada böyle bir şey yaşandı ama ben ne ilkim ne de son. Benden önce yaşandı, benden sonra da yaşanacak. Benim bildiğim sadece Paris'te 2019'da büyük ajanslarda benim gibi çalışan 13 gazeteci yaralandı. Ama bizim gibi tecrübeli gazeteciler dışında, yeni başlayan, serbest çalışan, foto muhabiri olmak isteyen çok sayıda genç de yaralandı. Ama biz orada gösterici değiliz, polis, hemşire, sağlık görevlisi, itfaiyeci nasıl oradaysa, ben de orada görevliydim. Sonuçta hepimiz bir kamu görevi yapıyoruz. Benim başıma gelen bilerek mi oldu, yanlışlıkla mı oldu, bunu bilmiyorum. Bunlar mahkeme sürecinde ortaya çıkacak. Dolayısıyla kimseye kızgınlığım yok. Orada başımıza bu geldi. Ne yazık ki bu meslekte bu tür şeyler oluyor. Ne kadar da kendinizi koruyarak, güvenliğinizi sağlayarak da gitsek, bu ne yazık ki oluyor.

"Bir an evvel sahalara dönmek istiyorum"

Peki bizim mesleğe kızgın mısın? Geri dönmek istiyor musun?

Geçen 33 gündür ciddi anlamda evdeyim. Ama kendi evimde olmama rağmen, sürekli evde kalmak çok zor. Bizler sürekli koşturan insanlarız, bizim için evde kalmak bile çok zor bir duygu. Bunu şimdi görüyorum. Bir an evvel kendime gelebilirsem, tekrar sahalara dönmeyi istiyorum. Ama vücudun vereceği reaksiyona bağlı. Mesleğimizi seviyoruz. Gücümün yettiği kadar, bu mesleği yapmaya devam ederim diye düşünüyorum.

Bugün 10 Ocak. Bir mesaj vermek geliyor mu aklına? Gençlere vereceğin mesaj ne olurdu?

Nasıl bir görevde, nerede ne zaman olursa olsun, güvenliği maksimum seviyede tutun. Hiçbir şey sizin sağlığınızdan daha önemli değil. Ben hep öyle yaptım. Yaralandığımda, maske ve kaskım vardı. Üstelik çok sağlam malzemelerdi. Kırmak için çekiç falan lazım. Ama bu bir bomba, ve size çok yakın patlarsa ciddi zarar veriyor. Nerede olursanız olun, Paris bile olsa, zira demokrasisiyle övünen bir milletin başkentinde bile bunlar olabiliyor, bunun için güvenliği maksimum seviyede tutmak zorundayız. Onlara en büyük öğüdüm bu olurdu.

YORUMLARI GÖR ( 0 )
Okuyucu Yorumları 0 yorum
Tüm Yorumları Görmek İçin Tıklayın
Diğer Haberler