GRAFİKLİ - "Ara Güler, toplumsal bellek oluşturdu"

Birbirinden renkli kareleriyle fotoğraf dünyasının duayenleri arasına giren foto muhabiri Ara Güler'in vefatının üzerinden bir yıl geçti - Ara Güler Arşiv ve Araştırma Merkezi Müdürü Umut Sülün: - "Ara Bey, sadece o fotoğrafları çekip bunları fiziksel olarak iyi şartlarda saklamanın ötesinde bir toplumsal bellek yaratma hissiyle baştan bunu kurgulayarak bu arşivi oluşturmuş" - "Ara Güler, fotoğraflarını ne kadar fazla insan görür, ne kadar fazla insan yararlanırsa o zaman ölümsüz olacağını keşfetmiş bir insan" - "Görsel dünyasını kafasının içerisinde yaşayarak kaydediyordu. Ara Bey'in en önemli kayıt cihazı bedeni, gözleri, aklı, beyni ve yüreğiydi. Gerçekten son nefesine kadar her şeyi kaydetmeye devam etti"

İSTANBUL (AA) - BERK ÖZKAN - Birbirinden renkli kareleriyle fotoğraf dünyasının duayenleri arasına giren foto muhabiri Ara Güler, vefatının birinci yılında anılıyor.

Çok sayıda fotoğraf sanatçısı ve foto muhabirine ilham kaynağı olan ve 17 Ekim 2018'de 90 yaşında hayatını kaybeden Ara Güler, fotoğraflarıyla 68 yıl zamanı mühürledi.

İstanbul'da 16 Ağustos 1928'de doğan Güler, lisedeyken film stüdyolarında sinemacılığın her dalında çalışarak yönetmen ve oyun yazarı olma hayaliyle Muhsin Ertuğrul'un tiyatro kurslarına devam etti.

Güler, 1950'de Yeni İstanbul gazetesinde gazetecilik yaşamına başladı. İstanbul Üniversitesi İktisat Fakültesinden mezun olan Güler, 1958'de Time-Life, Paris-Match ve Der Stern dergilerinin yakın doğu foto muhabirliği görevini üstlendi. Hayat dergisinde fotoğraf bölüm şefi olarak çalışmaya başlayan Güler, 1953'te Henri Cartier Bresson ile tanışarak Paris Magnum Ajansına dahil oldu.

Ara Güler'i, İngiltere'de yayımlanan "Photography Annual Antolojisi", "Dünyanın en iyi 7 fotoğrafçısı"ndan biri olarak tanımlarken, aynı yıl Amerikan Dergi Fotoğrafçıları Derneği de tek Türk üye olarak kabul etti. Güler, 1962'de Almanya'da çok az fotoğrafçıya verilen "Master of Leica" unvanını kazandı ve İsviçre'de çıkan Kamera dergisi kendisine özel bir sayı ayırdı.

Mariana Noris'in 1953'te ABD'de basılan "Young Turkey" adlı yapıtında fotoğrafları kullanılan Güler'in, 1967'de Japonya'da çıkan "Photography of the World" antolojisinde Richard Avedon ile birlikte bir dizi fotoğrafı yayımlandı.

Güler'in, Kanada'da 1967'de açılan "İnsanların Dünyasına Bakışlar" sergisinde, 1968'de New York Modern Sanatlar Galerisi'nde düzenlenen "Renkli Fotoğrafın On Ustası" adlı sergide; aynı yıl Almanya'da Köln'de Fotokina Fuarı'nda da yapıtları sergilendi.

- Picasso'nun foto röportajını yaptı

"Turkey" adında fotoğraf albümü 1970'te Almanya'da yayımlanan Ara Güler'in, sanat ve sanat tarihi konularındaki fotoğrafları ABD'de Time-Life, Horizon ve Newsweek kitap bölümlerince ve İsviçre'de Skira Yayınevi tarafından kullanıldı. 1971'de Lord Kinross'un "Hagia-Sophia" (Ayasofya) kitabının fotoğraflarını çeken Güler, yine Skira yayınevince Picasso'nun 90. yaş günü için yayımlanan "Picasso Metamorphose et unite" adlı kitap için Picasso'nun foto-röportajını yaptı.

Paris Ulusal Kitaplık'ta 1972'de sergisi açılan Güler, 1975'te ABD'ye davet edildi ve birçok ünlü Amerikalının fotoğraflarını çektikten sonra "Yaratıcı Amerikalılar" adlı sergisini dünyanın birçok kentinde sergiledi.

Yine aynı yıl Yavuz Zırhlısı'nın sökülmesini konu alan "Kahramanın Sonu" adlı bir belgesel film çeken Güler, 1979'da Türkiye Gazeteciler Cemiyeti'nin "Foto Muhabirliği" dalında birinci oldu.

Fotoğraflarının bir kısmı 1980'de Karacan Yayıncılığın "Fotoğraflar" adlı kitabında basılan Güler, 1986'da Hürriyet Vakfınca basılan Prof. Abdullah Kuran'ın yazdığı "Mimar Sinan" kitabını fotoğrafladı. Aynı kitap 1987'de "Institute of Turkish Studies" tarafından İngilizce olarak yayımlandı. 1989'da "Ara Güler'in Sinemacıları" kitabı basıldı.

Ara Güler, 1991'de Dışişleri Bakanlığı için Halikarnas Balıkçısı'nın (Cevat Şakir Kabaağaçlı) "The Sixth Continent" adlı kitabını fotoğrafladı.

Dünyayı gezerek foto röportajlar yapan ve bunları Magnum Ajansı ile dünyaya duyuran Ara Güler, İsmet İnönü, Winston Churchill, Indira Gandi, John Berger, Bertrand Russel, Bill Brandt, Alfred Hitchcock, Ansel Adams, Imogen Cunningham, Salvador Dali, Picasso gibi birçok ünlü kişi ile röportajlar yaptı ve fotoğraflarını çekti.

Ara Güler'in yıllarca üstünde çalıştığı Mimar Sinan yapıtlarının fotoğrafları, 1992'de Fransa'da, ABD ve İngiltere'de "Sinan, Architect of Soliman the Magnificent" adlı kitapta yayımlandı.

Aynı yıl "Living in Turkey" adlı kitabı İngiltere, ABD ve Singapur'da "Turkish Style" başlığıyla, Fransa'da "Demeures Ottomanes de Turquie" adıyla yayımlandı. 1994'te "Eski İstanbul Anıları", 1995'te "Bir Devir Böyle Geçti", "Yitirilmiş Renkler ve Yüzlerinde Yeryüzü" fotoğraf kitapları yayımlandı.

Ara Güler'in fotoğrafları Paris Ulusal Kitaplık'ta, ABD'de Rochester Georg Eastman Müzesi'nde, Nebraska Üniversitesi Sheldon Koleksiyonu'nda bulunuyor. Güler'in fotoğrafları Köln Mueseum Ludwing'de Das Imaginare Photo Museum'da sergileniyor.

Arşivinde 2 milyonu aşkın fotoğraf bulunan Ara Güler'in ödülleri arasında Cumhurbaşkanlığı Kültür Sanat Büyük Ödülü ile Kültür ve Turizm Bakanlığı Kültür ve Sanat Büyük Ödülü de bulunuyor.

- "Fotoğraf sanatçısı değil, foto muhabiriyim"

Ara Güler Arşiv ve Araştırma Merkezi Müdürü Umut Sülün, AA muhabirinin, kendisini her zaman "fotoğraf sanatçısı" değil, "foto muhabiri" olarak kabul eden Ara Güler'e ilişkin sorularını yanıtladı.

Sülün, 2000'li yılların başında Fotoğraf Evi'nde çalıştığı dönemde Ara Güler ile birçok proje ürettiklerini, daha sonra birlikte İZ dergisini çıkardıklarını, aynı zamanda Magnum'un Türkiye temsilciliğini de yaptıklarını anlatarak, bu nedenle Ara Güler ile yakın mesai içerisinde bulunduklarını dile getirdi.

Ara Güler'in arşivini gördüğünü, çalışma prensiplerini öğrendiğini, eserlerini nasıl bir disiplinde arşivlediğini ve sakladığını görme şansına eriştiğini belirten Sülün, bir dönem yurt dışında bulunmasının ardından 2017 yılında Doğuş Grubu'nun Ara Güler'le yaptığı iş birliği vasıtasıyla Arşiv Merkezi ve Projesi'ne danışman olarak katıldığını aktardı.

Umut Sülün, şöyle devam etti:

"Ara Bey'in yıllar içerisinde büyük bir özenle ve sistemli bir şekilde kurduğu arşivini devralan bu merkezin nasıl bir sistemle çalışacağı, arşivin geleceğe nasıl taşınacağı noktasında çalışmalar yaptık. Ona göre bir sistem kurarak Ara Güler Arşiv ve Araştırma Merkezince, geçtiğimiz yıl onun doğum gününde, Ara Güler Müzesi'ni hayata geçirmiş olduk. Ara Bey, kendi dönemindeki fotoğrafçılar gibi, 20. yüzyılın o önemli fotoğrafçıları gibi çok iyi bir arşivciydi. Foto muhabirliği geleneğinden gelmesinden dolayı işine çok sahip çıkan birisiydi. Sahip çıktığı şey sadece fotoğraf değildi. Fotoğraflar için yazdığı metinler, bunların yayımlanmış halleri, fotoğrafları çekmek için yaptığı araştırmalar, bunların her birini çok iyi arşivliyordu. Ara Güler Arşiv ve Araştırma Merkezi sadece bir fotoğraf arşivi değil, belge arşivi aynı zamanda. Bu da gösteriyor ki; Ara Bey sadece o fotoğrafları çekip, bunları fiziksel olarak iyi şartlarda saklamanın ötesinde bir toplumsal bellek yaratma hissiyle baştan bunu kurgulayarak bu arşivi oluşturmuş."

- "Ara Güler nasıl ölümsüz olacağını keşfetmiş bir insan"

Düzenli, kapsamlı ve kendi içinde de çok iyi tasnif edilmiş bir arşivi devraldıklarını belirten Sülün, "Ara Güler arşivi, dünyadaki birçok arşive örnek oluşturabilir." dedi.

Ara Güler'in, fotoğraflarını ne kadar fazla insan görür, ne kadar fazla insan yararlanırsa o zaman ölümsüz olacağını keşfetmiş bir insan olduğunu vurgulayan Güler, "Bugün arkasından üzerinde çalıştığımız arşivi, herhangi bir kutuyu, sayfayı açtığımız zaman nasıl bir ölümsüzlük eseri bıraktığını görüyoruz. Her konuyu tasniflemiş, özel olarak kutulamış. Fotoğraflara metinleri eşlik ettirmiş. İçlerinde bağları kurmuş. Öyle bir bağ kurmuş ki yıllar sonra biri bu kutuyu açsa, Ara Bey bedenen orada olmasa da içinde yaşatmış olduğu dünya anlaşılır. Sistematik ve herkesin faydalanacağı bir dünya haline getirmiş orayı." diye konuştu.

- "Onun merakını izlemek çok enteresandı"

Ara Güler ile vakit geçirmenin çok eğlenceli ve eğitici olduğunu kaydeden Sülün, beraber yaptıkları yolculuklarda Güler'in merakını izlemenin oldukça enteresan olduğunu aktardı.

Sülün, "Onun merakını izlemek çok enteresandır. İstanbul'da herhangi bir yerde yolda giderken etrafına bakışı, neden bakıyor, ne dikkatini çekiyor? Farkında olmadığınız bir şeyin onun dikkatini çektiğini ve dolayısıyla sizin de bir şeyin farkına vardığınızı fark ediyorsunuz. Dersiniz ya bir yolculukta 'Şu an hiç bitmesin.' diye. Bu şekilde çok an geçirdik." dedi.

Müze ile Arşiv ve Araştırma Merkezi'nde çalışanların en büyük şansının Ara Güler ile unutamayacağı anları yaşamak olduğunu söyleyen Sülün, şunları anlattı:

"Her gün yeni bir kutu açıyoruz. İçerisinden Ara Bey'in dokunduğu, geriye bıraktığı bir şeyle karşılaşıyoruz. Bu bazen bir fotoğraf oluyor, bazen el yazısı oluyor, yayımlanmış işi oluyor. Biz Ara Bey'le unutamayacağımızı söylediğimiz şeyleri yaşamaya devam ediyoruz. Bu bizim için çok büyük bir zenginlik. Ara Bey'le hiç tanışmamış, merhabalaşmamış olsa bile herkesin bu arşivdeki herhangi bir belgeye, fotoğrafa temas etmesini, herhangi bir anısı olmasını diliyoruz."

- "Foto muhabirliği yılları öncesinde yazdığı öyküler, piyesler, denemeler var"

Ara Güler'le çalışırken görsel dünyasının çok küçük yaşlardan itibaren geliştiğini fark ettiğini dile getiren Sülün, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Foto muhabirliği yılları öncesinde yazdığı öyküler, piyesler, denemeler var. Daha sonra tiyatro ve sinema ile ilgileniyor. Gerçekten çok iyi bir gözlemci, çok iyi bir öğrenci. Aslında birçok şeyi sezgilerinin de yardımı, görsel dünyasının gelişmiş olmasının verdiği olanaklarla doğru anda, doğru yerde bularak fotoğraflamış bir insan.

Bugün özellikle uzun yıllar boyunca, foto muhabirliği yıllarında yaptığı röportaj serilerinin kontaklarına, filmlerine bakıyoruz. O bir arayış içerisinde ve ne aradığını bilen bir insan. Körü körüne arama içerisinde değil. Makinesini eline alıp sokağa çıktığında ya da bir röportaja gittiğinde neyi aradığını bilen bir insan. Bu onun en büyük özelliği. Bu da görsel dünyasının çok gelişmiş olmasından kaynaklı. Çok araştıran, çok gözlemleyen, çok meraklı... İnanılmaz meraklı. Bunların hepsi bir kişide toplandığında ve bu kişi bir foto muhabiri olduğunda böyle geriye kalan çok önemli işler yapmış oluyor."

- "Ömrü boyunca kişisel bir müzesinin olmasını talep ediyordu"

Umut Sülün, müzenin, Ara Güler hayattayken açıldığını hatırlatarak, şöyle devam etti:

"Hem pastasındaki mumları üfledi hem de kurdelemizi kesti. Müze, Ara Güler Arşiv ve Araştırma Merkezi'nden sonra görünmesi açısından en önemli şeylerden biri. Ara Bey ömrü boyunca kişisel bir müzesinin olmasını talep ediyordu. Bomonti Ada'da açtık müzeyi. Ara Güler'in uzun yıllar ailesiyle yaşadığı, daha sonra çalışma ofisi ve depoları olarak kullandığı Galatasaray'daki Güler Apartmanı'nın bir inşa süreci var. Bu süreçte Ara Bey'in arşivindeki çalışmaları yerinde görsün hem de arşivinden çıkan sergileri yaşasın hem de ekip olarak Ara Güler ile temas etme, çalışma şansımız olsun diye; Ara Güler müzesinin ilk ayağını Bomonti Ada'da açtık. Bir senesini doldurmuş durumda müze. Bundan sonra da gerek Ara Güler arşivinden gerekse Ara Güler arşivindeki konularla temas etmiş başka fotoğrafçıların fotoğraflarından çeşitli sergiler açmayı planlıyoruz. Fiziksel olarak müze mekanının dışında dünyada açmış olduğumuz sergiler gibi devamını açmayı planlıyoruz müze olarak. Diğer bir önceliği de müzenin yayınlar çıkarmak. İlk açtığımız sergi 'Islık çalan adamın kitabı'ydı. Bu kitabın İngilizcesini yayımlayacağız. Ara Bey'in en önemli projelerinden 'Afrodisias' kitabını, önümüzdeki günlerde İngilizce olarak yayımlıyoruz. Ara Bey'in dönem dönem yaptığı ancak yayımlanmamış maket kitaplar var. Arşivimizin en önemli parçaları. Bazı maket kitapların ara baskılarını yapıp tamamen Ara Bey'in tasarımıyla fotoğraf seçimiyle yeniden onları basılır ve ulaşılır hale getireceğiz. Bu yıl içerisinde tüm çalışmalardan ortaya çıkan her şeyi Ara Güler web sitesinin arşiv bölümüne girerek online olarak herkesin görebileceği hale getireceğiz."

Ara Güler'in foto röportajlarını, kullanıldığı gazete ve dergilere göre konu başlıkları üzerinden arşivlediğini aktaran Sülün, yaptıkları çalışmalarda bu sistemi bozmadıklarını söyledi.

İstanbul'un, Ara Güler'in en büyük projelerinden biri olduğu vurgulayan Sülün, "İstanbul yazan kutular vardır. İstanbul kutusunun alt başlığında İstanbul 1990 ya da İstanbul 1965 gibi konular görebilirsiniz ya da bir kutunun altında semtler ile alakalı konular görebilirsiniz. Ama bakarsınız üzerinde İstanbul yazıyordur. Sistemimizi Ara Bey'in sistemine göre geliştirdik." ifadelerini kullandı.

- "Ara Güler arşivini günlere bölsek boş günü yok"

Çektiği her konuyu çok ayrıntılı bir şekilde arşivleyen Ara Güler'in hem filmleri aldığı kontak baskılara hem de eşlik eden zarflar üzerine konu başlığı eklediğini bildiren Sülün, "Bazen bir 36 filmin kontağına bakarken başka bir konu daha çektiğini görüyorsunuz. O konuyu çekmek için gittiği yerde tanık olduğu şeyi çekmiş. Bazen çok şaşırtıcı olabiliyor. 'Buraya da mı gitmiş?' dediğimiz çok yer var. Ara Güler arşivinin bir dünya haritası üzerinde coğrafi dağılımını yapsak inanılmaz bir yaygınlığı var. Dünyanın birçok yerinde fotoğraf çekmiş. Ara Güler arşivinin yıllara göre dağılımını yapsak, o yılları da aylara bölsek, günlere bölsek hatta boş günü yok." diye konuştu.

- "En önemli kayıt cihazı bedeni, gözleri, aklı, beyni ve yüreğiydi"

Umut Sülün, Güler'in bazı yerlere defalarca gittiğini kaydederek, şunları aktardı:

"Mesela Cannes Film Festivali, Afrodisias gibi. His ve duyguyla bağlı olduğu yere tekrar tekrar gitmiş. Ara Bey, portre de olsa mekanlar da olsa her biriyle bir bağ kurarak çekmiş. O bağ da hep devam etmiş. Çok nadirdir Ara Bey'in çektim bitti dediği. 'Röportaj bitmez. Gidersen tekrar bir şeyler bulursun.' derdi. Bu heyecanına şaşırıyorsunuz. Özellikle belli karelere şaşırmanız gerekmiyor, bir insanın ısrarla bir şeyi yapması günümüzde çok şaşırtıcı bir şey. Ara Bey'de beni şaşırtan en önemli özelliklerden biri ısrarı, devamlılığı ve tutarlılığı. Elinin uzanabileceği bir yerde fotoğraf makinesi olması ona iyi hissettiriyordu. Ama o olmadığında da 'Ben onu çektim. Ben şu an oraya bakıyorum ve onu kaydettim.' diyordu. Görsel dünyasını kafasının içerisinde yaşayarak kaydediyordu. Ara Bey'in en önemli kayıt cihazı bedeni, gözleri, aklı, beyni ve yüreğiydi. Gerçekten son nefesine kadar her şeyi kaydetmeye devam etti."