HABER

Haşdi Şabi Gerilimi: Yerel Çatışma mı Bölgesel Çekişme mi?

Irak’taki Şii milis gücü Haşdi Şabi’nin Musul’un Sincar Kasabası yakınlarında bazı köyleri IŞİD’ten geri alması bölgede tansiyonu yükseltti. Haşdi Şabi komutanlarının bölgeden, Başbakan Haydar Abadi’nin talimatı olmadan çıkmayacaklarını açıklamasına Kürt yönetim sert tepki gösterdi.

Haşdi Şabi Gerilimi: Yerel Çatışma mı Bölgesel Çekişme mi?

Irak'taki Şii milis gücü Haşdi Şabi'nin Musul'un Sincar Kasabası yakınlarında bazı köyleri IŞİD'ten geri alması bölgede tansiyonu yükseltti. Haşdi Şabi komutanlarının bölgeden, Başbakan Haydar Abadi'nin talimatı olmadan çıkmayacaklarını açıklamasına Kürt yönetim sert tepki gösterdi.

Peki bu gerilim güçlerin yerel kavgası mı, yoksa bölgesel çekişme mi?

Irak'ta Şiilerden oluşan milis örgütü Haşdi Şabi, Ezidilerin yaşadığı Musul'un Sincar Kasabası yakınlarındaki Keyrewan bölgesi ve Koço köyüne operasyon düzenledi. Keyrewan'a bağlı 48 köyü IŞİD'den kurtaran Haşdi Şabi son olarak Koço köyünde de denetim sağladı. Nüfusunun büyük çoğunluğu Ezidilerden oluşan köyün kurtarılması sırasında operasyona Şengal Direniş Birlikleri (YBŞ) adlı grup da katıldı. Ancak operasyondan sonra Haşdi Şabi komutanları YBŞ'nin bölgeden çıkmasını istedi. Bu talep bölgede tansiyonun yükselmesine neden oldu. Rudaw TV'in canlı yayınına katılan Haşdi Şabi'nin Risaliyun Tümeni Komutanı Şeyh Muhammed Besri, bölgeden ancak Irak Başbakanı Haydar Abadi'nin talimatıyla çıkacaklarını söyledi. Besri, Haşdi Şabi'nin Irak'ın bir askeri kurumu olduğunu savunarak, "Kendi bölgelerinin güvenliğini koruyacak söz konusu tümen, talimatları Irak Silahlı Kuvvetler Başkomutanı Haydar Abadi'den alıyor. Kurtarılan toprakları koruyacaklar ve kurtarılacak bölgelerde kalacaklar. Bugün Şengal, yarın Telafer daha sonra neresi olması gerekiyorsa Başkomutan'ın verdiği talimatları uyguluyoruz. İster kalma yönünde, ister kalmama yönünde olsun” dedi.

Besri'nin bu açıklamasına yanıt Irak Kürdistan Özerk Bölgesi Silahlı Kuvvetler Genel Komutanlığı'ndan geldi. Komutanlıktan yapılan yazılı açıklamada, ABD, Irak ve Kürdistan Bölgesi hükümetleri arasında Musul operasyonu öncesi yapılan anlaşmaya dikkat çekilerek, batı Musul, Telafer, Şengal çevresi ve bazı bölgelerde gerçekleştirilen operasyonlarda anlaşmanın bazı maddelerinin ihlal edildiği kaydedildi.

Açıklamada şu görüşlere yer verildi; "IŞİD olduğu sürece, bizim tek amacımız IŞİD'i yenmek ve onu yok etmek olacaktır. Ancak Haşdi Şabi ve içerisindeki bazı satılmış Kürtler, IŞİD savaşını, kötü emelleri için kullanarak Kürdistan topraklarına adım atma ve bölgede yaşayan vatandaşlara yönelik bir tehdide dönüştürme hayali kuruyorlarsa, o zaman bizim de o cılız seslere sözümüz şudur; Hiçbir güç, Kürdistan topraklarına girme hakkına sahip değildir ve giremez de. Girme konusunda hevesli olanlar kendilerini deneyebilirler. Ancak başlarını Kürdistan dağlarına çarpılmaktan kurtaramayacaklardır.”

Bütün bu açıklamalar ne anlama geliyor? Irak Kürdistan Özerk Bölgesinde yaşayan gazeteci ve analist Sıddık Hasan'a göre, Haşdi Şabi'nin rahat hareket etmesinin nedeni, kendisini Iraklı bir güç olarak görmesi. Ezidilerin, Sünni güçlerden daha çok Şiilere güvendiğini söyleyen Hasan, Haşdi Şabi'nin bölgede İran'ın pasdarlarının rolünü oynayabileceğini söyledi.

Amerikanın Sesi'ne konuşan Hasan, "Pasdar İran'da neyse Haşdi Şabi de öyle bir rol oynayabilir, şimdiye kadar da oynuyor. Gerekçeleri de terördür. El Kaide, DAİŞ gibi örgütler gerekçeleridir. DAİŞ ve terör devam ettikçe iyi bir gerekçeleri var. İhtilaflı bölgeler Haşdi Şabi değil, buralar Sünni bölgelerdir. Şii değil hatta Baasçıdırlar. Uzun vadede ihtilaflı bölgeler Şiiler ve Sünniler arasında sorun olmaz, Kürtler ve Bağdat arasında olabilir. Savaş da olabilir ama Haşdi Şabi olmaz. (Haşdi Şabi'nin bölgede kalma ısrarının nedeni) Kendini Irak gücü olarak görüyor. DAİŞ karşıtı bir güç olarak görüyor, kendisi dışında orada DAİŞ'le kimse savaşmıyor. ‘Tüm Irak benim alanımdır' diyor” dedi. Hasan, Haşdi Şabi'nin güçlenmesinin bir nedeninin de Kürtlerin kendi iç çekişmeleri ve Türkiye'nin hesapları olduğuna dikkat çekti.

Bölgede serbest gazeteci ve aktivist olan Mahdi Kawani'ye göre, Sincar'da yaşanan sorunun arkasında bölge ülkelerinin çekişmesi bulunuyor. Amerika'nın Sesi'ne konuşan Kawani, İran, Irak ve Türkiye'nin Sincar bölgesini kontrollerinde tutmak istediklerine dikkat çekerek, "Irak'taki merkezi hükümet ve İran'ın gündemleri; bu bölgeyi kontrol etmezlerse ve Türkiye tarafından kontrol edilirse, Birinci Dünya Savaşı'ndaki gibi Musul üzerinde hak talep edebilir Türkiye. Şengal aşiretleri, PKK'nın yardımıyla, merkezi hükümete bağlanmak isteyebilir ya da ayrı bir kanton oluşturabilir. Şengal'de PKK hakimiyeti var ama ikinci sırada İran destekli Haşdi Şabi sonrada KDP ve YNK etkinliği var. Bence, Irak hükümeti ile İran ve Türkiye'nin ortak bir korkusu var. Bu da Kürtlerin Batı Kürdistan'da (Suriye) olduğu gibi PKK'ya sempati duysalar dahi ABD hükümetinin yardımıyla silahlandırılıp, diğer Kürt bölgelerine doğru etki alanlarını genişletmesi ve bunun Kürt birliğine yol açmasıdır. İran'ın Şii yanlılarını destekleme nedenleri arasında şunları sayabiliriz; Türkiye'nin tarihten gelen ilhak talebini bir bahane ile zayıflatmak. Şengal merkezi hükümetin kontrolü altında kalırsa, Irak merkezi hükümeti tartışmalı Kürt bölgelerini ve sonrasında Kerkük şehrini kontrol edebilecek. Eğer bölge Şengalliler, PKK ve yan örgütlerin kontrolünde kalırsa, bu durumda İran ve Türkiye'nin, Kürt güçlerin yayılması ve Kürtlerin Amerika ya da müttefikleri tarafından silahlandırılmaları korkusu daha da artar” dedi.

Geri Dön