HABER

"Hayvanlara Yapılan Şiddet Gerekli Cezayı Bulmuyor"

VOA Türkçe'ye konuşan Hayvan Hakları Federasyonu HAYTAP Yönetim Kurulu Başkanı, hayvanlara yapılan şiddetin yasada gerekli cezayı bulmadığını savundu

Isparta’da yaşayan H.K. ve N.Y. 2017 yılında bir yavru köpeğin kulaklarını kesip video çekerek sosyal medyada paylaştı. Olayın büyük tepki yaratmasının ardından köpeğe şiddet uygulayan zanlılar, Isparta Cumhuriyet Başsavcılığının başlattığı soruşturmayla gözaltına alındı. Savcılıktaki ifadelerinden sonra serbest bırakılan zanlılar, Orman ve Su İşleri Bakanlığınca 5199 Sayılı Hayvanları Koruma Kanunu’na göre 4 bin 404 lira idari para cezası verildi.

Bunun gibi günde onlarca şiddet olayının kendilerine ihbar edildiğini söyleyen Hayvan Hakları Federasyonu (HAYTAP) Yönetim Kurulu Başkanı Avukat Ahmet Kemal Şenpolat, hayvanlara yapılan şiddetin yasada gerekli cezayı bulmadığı görüşünde: “Toplumda hayvanlara olan şiddet azalmıyor. İnsanın olduğu her yerde hayvana şiddet de var. Kameranın gitmediği, duyarlılığın olmadığı yerlerde de bunlar yaşanıyor. ‘Hayvanları koruMA yasası’ hayvanları gerçekten korumuyor. İnsanları caydırmıyor. Hayvana kötü muamele yaptığınız zaman sembolik idari para cezaları ödüyorsunuz. Bu idari para cezasını devlet size dört eşit taksitte ödeme kolaylığı bile sağlıyor. Hayvanlar can çekişirken devlet para kazanmış oluyor.”

“Kapalı alanda sigara içen de hayvana işkence yapan da ‘kabahatli”

4 Ekim Hayvanları Koruma Günü’nde VOA Türkçe’ye değerlendirmede bulunan Şenpolat, “Bunu yapan kişiye ‘kabahatli’ diyoruz, hiçbir şekilde ‘suçlu’ diyemiyoruz. Neden? Çünkü bu kişi hayvana kötü muamele ettiği için gelişmiş ülkelerde olduğu gibi mahkeme huzuruna çıkmıyor, savcılık bir iddianame düzenlemiyor, duruşma yapılmıyor. Biri kapalı alanda sigara içince bundan dolayı yargılama yapılmayıp, yalnızca idari para cezası alması gibi. Ama kapalı alanda sigara içenle hayvana kötü muamele edeni aynı şekilde cezalandırmaya kalkarsanız, ikisine de ‘kabahatli’ derseniz o zaman bizim gerçekten bir sorunumuz var” dedi.

Türkiye’de 2004 yılında kabul edilen ve halen yürürlükte olan Hayvanları Koruma Kanunu, hayvanlara yapılan kötü muameleyi “suç” değil “kabahat” olarak tanımlarken, uygulanacak cezalar da 5326 sayılı Kabahatler Kanunu kapsamında adli değil idari yaptırımlar olabiliyor. Kesilecek para cezaları mahkeme yoluyla değil kanunun yetki verdiği Orman Genel Müdürlükleri tarafından uygulanıyor. İdari para cezası kesilen kabahatler kişinin sabıkasına da işlenmiyor.

Cumhurbaşkanı yasayı değiştireceklerini söylemişti

Hayvan haklarını savunanların en baştaki talebi, yasanın Ceza Kanunu kapsamına sokularak hayvanlara işkence edenlere yargı yolunun açılması ve hapis cezası verilmesi. Aslında 2012 yılında dönemin başbakanı Recep Tayyip Erdoğan, Dolmabahçe Sarayı'ndaki ofisinde hayvan hakları örgütleriyle bir görüşme yapmış, kanunun değişmesi yönünde talimat verdiğini ifade etmişti. Daha sonra Erdoğan, 24 Haziran 2018 Cumhurbaşkanlığı seçimi öncesinde de “Hayvan haklarıyla ilgili yeni yaptırımları içeren hükümet tasarısını yeni dönemde öncelikli olarak yürürlüğe koyacağız” demişti. En son Ocak ayında hayvan hakları için kurulan araştırma komisyonu da Mayıs 2019’dan beri yaptığı çalışmalar sonucunda hazırladığı raporda, hayvana şiddetin cezasının 2 yıl 1 ay olması, cezanın ertelenmemesi, para cezasına çevrilmemesi ve suçu işleyenin sabıka siciline işlenmesini Genel Kurul’la paylaştı. Ancak rapor hala yasa teklifine dönüşmedi.

Toplumda yalnızca kedi ve köpeklere yapılan işkence sonucunda duyarlılığın canlandığını söyleyen HAYTAP Başkanı Şenpolat, yasada talep ettikleri değişiklikle ilgili şuna dikkat çekti: “HAYTAP gibi sivil toplum kuruluşları değişiklik isteyince marjinal hayvanseverlerin bakış açısı gibi algılanıyor. En büyük sıkıntımız burada. Sahibi olan hayvanların bir şekilde sahipleri tarafından korunduğunu düşünüyoruz ama biz özellikle kimsesiz, sahipsiz hayvanların hakkıyla ilgili mücadele yapıyoruz. Fayton atları da deney hayvanları da hayvanat bahçesindeki maymunlar da kimsesiz. Hayvan hakları kedi ve köpek besleyenlerin bir duygusuymuş gibi düşünülüyor ama yunus parklarının olması, hayvanat bahçelerinin, sirklerin, kürk çiftliklerinin olması da aslında hayvana şiddet. Kapınızın iç tarafındaki kediyle, öte tarafındaki kedi arasında yasada bir fark var”.

Yasada hayvanlar ‘can’ değil ‘mal’

Şenpolat’ın sözünü ettiği fark, hayvana yönelik şiddeti “kabahat” değil Ceza Kanunu’nda yer alan bir “suç” kapsamına sokabiliyor. Dava yolunu açan ise zarar verilen hayvanın sahipli olması. Mala zarar verme suçunu kapsayan Ceza Kanunu’nun 151. Maddesi, sahipli hayvanı da “mal” olarak görüyor. Yargılama sonucunda dört aydan üç yıla kadar hapis veya adli para cezası verilirken, suç sabıkaya da işleniyor. Ancak bu noktada da daha önce kasıtlı bir suçtan mahkum olmama, iyi hal, işlenen suçta kamu zararı olmaması gibi nedenlerle cezaların ertelenmesiyle karşılaşılabiliyor. Şenpolat, “Yasaya göre hayvanın da bir maddi değeri var. Sahipli malınız zarara uğradığı için yargı yolu açık. Evinize, arabanıza herhangi bir zarar verildiği zaman hangi ceza uygulanacaksa bu durumda da o uygulanıyor. Yani hayvan olmasından, işkence görmesinden dolayı değil” dedi.

“Değişikliğe lobiler engel oluyor”

Peki hayvan haklarını savunanların sahipli, sahipsiz ayrımı olmadan bütün hayvanlara yapılan kötü muamelenin ağır şekilde cezalandırılmasına yönelik yasada talep ettikleri değişiklik neden bugüne kadar gerçekleşmedi? Meclisteki Araştırma Komisyonu’nun faaliyetlerini de ‘zaman geçirmeye yönelik’ diye tanımlayan HAYTAP Başkanı, hayvanlardan ticari çıkar sağlayan lobilerin değişikliğin gerçekleşmesine en fazla engel olduğu görüşünde: “Aslında değişiklik basit görünse de ‘hayvanları sevelim koruyalım, neden bu yasa çıkmıyor’ meselesi değil. Hayvan haklarıyla ilgili hangi gruba el atarsanız bir menfaat grubuyla çatışıyorsunuz. Avcılık lobisiyle, atlı fayton lobisiyle çatışıyorsunuz. Yunus parklarıyla ilgili turizmciler, otelciler, aradaki distribütörlerle çatışıyorsunuz. Türkiye’ye gelip bir dağ keçisini avlamak için on binlerce Euro veren insanlardan bahsediyoruz. Dönen paraları düşünebiliyor musunuz? Bir yunus parkındaki yunusun bedeli yüz bin dolardan başlıyor. Yani orada on tane yunus varsa turizmcinin en az 1 milyon dolarlık yatırımı var”.

Kendi bölgelerindeki lobilerin baskısı altındaki milletvekillerinin de mecliste değişiklik için inisiyatif almadığını söyleyen Şenpolat, “Örneğin kendi bölgesinde deve güreşleri ya da horoz dövüşleri yapılan milletvekili hiçbir şey söylemiyor. Ancak kendi bölgesinde ne yoksa onunla ilgili destek veriyor. Petshopların çok olduğu İstanbul’daki milletvekilleri, Denizli’deki deve güreşlerinin kalkması gerektiğini söylüyor. Bir muhalefet partisinin milletvekili yunus parklarının kaldırılmasıyla ilgili yasa teklifi verirken, aynı partinin belediye başkanı hem de partisinin görüşüne aksi şekilde Ankara’ya gelip lobicilik yapabiliyor” dedi.

“Hapishaneler zaten doluyken Bakanlık uzlaşmıyor”

Diğer yandan yasanın Ceza Kanunu kapsamına alınarak yargı ve hapis yolunun açılmasında Adalet Bakanlığıyla da dillendirilmeyen bir uzlaşmazlık söz konusu. Şenpolat, “Türkiye’de hapishaneler dolup taşıyor. Bakanlık da alttan alta ‘hayvanlarla ilgili müessir fiiller de ceza kapsamına alınırsa bunların duruşmaları, yargılamaları, tanık dinlenmeleri, mahkeme kararlarının verilmesi süreci yüzünden adalet sistemi, hakimler, savcılar çökecek’ diye düşünüyor. Sonucunda da bir de tutuklama istiyoruz, bunların cezaevine konulması da işi inanılmaz boyuta getirecek. Hem de hayvan hakları ihlallerinin bu kadar yaygın olduğu düşünüldüğünde adalet mekanizmasını rahatlatmak için şu anda sistemi oraya kaydırmak istemiyorlar” dedi.

Ceza Muhakemesi Kanunu’nda yapılan değişiklikle duruşma yapılmaksızın dosya üzerinden karar verilebilecek seri yargılamaların önünün açıldığını söyleyen Şenpolat, “Belki Hayvanları Koruma Kanunu’nda da yapılacak olan değişiklikle bunu duruşmasız yargılamalarla halledecekler. Ancak bu durumda kimse savunma yapamayacak, daha önemlisi konu tam alenileşmeyecek. Yani toplumda bunun bir etkisi olmayacak” dedi.

“Değişiklik belediyelere sorumluluk yükleyecek”

Yasada talep ettikleri değişikliğin belediyelere de çok fazla sorumluluk yükleyeceği için engel olduğunu kaydeden Şenpolat, “Zamanında bir Milli Eğitim Bakanı demiş ya, ‘okullar olmasa ben Milli Eğitimi ne güzel idare ederim’ diye belediye başkanları da hayvanlarla ilgilenmek istemiyor. Onlara bakım evi yapmak, ambulans vermek, veteriner teşkilatı sağlamak angarya geliyor. Boşuna harcanan bir para olarak geliyor. Bu hayvanları dağa taşa atıyorlar ya da toplum refleksi olmayan yerlerde de zehirliyorlar. Bunun bir yaptırımı yok. Hayvanlarla ilgili olan mücadele toplumda yeterince destek bulmadığı için bunu bir oy kaynağı görmüyorlar” diye konuştu.

“Hayvana şiddet toplumda domino etkisi yaratıyor”

Hayvanlara uygulanan şiddetin doğru şekilde cezalandırılmasının toplumdaki diğer suçları da azaltabileceğini belirten Şenpolat, “Kedim, köpeğim var, bunun için yasa çıksın’ demiyoruz. Çünkü hayvanları yani en zayıf halkayı savunduğunuz zaman siz aslında toplumdaki diğer zayıf halkaları da savunuyorsunuz. Çocuk haklarını, kadın haklarını, engelli haklarını savunuyorsunuz. Siz bugün hayvana kötü muamele eden insanı engellemezseniz, yarın öbür gün kadına şiddeti görürsünüz. Ancak cezalandırmadığınızda kadına şiddetin nedenini hiçbir zaman bilemeyeceksiniz. Hayvana şiddet toplumda domino etkisi yaratıyor. Domino taşının iki üç hamle öncesine giderseniz, o kişi emin olun zamanında hayvanlara çok büyük ihtimalle kötü muamele yaptı. ‘Beni tedavi edin, hastaneye alın, yargılamamı yapın, cezamı verin’ dedi. Ama biz görmezden geldik. Ne zaman gördük? Çocuğa şiddet uyguladığı zaman, kadına şiddet uyguladığı zaman” diye konuştu.

HAYTAP, 2000’li yılların başında sanal ortamda örgütlenen Türkiye’deki aktivist hayvan hakları savunucuları için genel bir çatı oluşturmak amacıyla 2008’de kuruldu. Farklı illerde ve ilçelerde çalışan birçok üye derneği, onlarca gönüllü ve destekçisi bulunuyor. Sahipli hayvanlara uygulanan şiddet olaylarında açılan davaları takip etmelerinin yanı sıra toplanan bağışlarla sokak hayvanlarına ve bakım evlerine de yardımlar yapıyorlar. HAYTAP her yıl düzenlediği fotoğraf yarışmasının konusunu ise bu yıl “Sahipsiz Hayvanlar ve Tarih” olarak belirledi. Ödül kazanan tüm fotoğraflar HAYTAP’ın 2021 takvimlerinde yayınlanarak satışa çıkarılacak.

YORUMLARI GÖR ( 0 )
Okuyucu Yorumları 0 yorum
Geri Dön