HABER

HDP’den Uludere İçin Eleştiri ve Özeleştiri

Şırnak’ın Uludere İlçesi’nde sınır kaçakçılığı yapan 34 köylünün hava bombardımanında öldürülmesinin yıldönümünde konuşan HDP Eş Genel Başkanı Pervin Buldan, dava süreci için hem Şırnak Barosu’nu hem de kendi partisini eleştirdi

HDP’den Uludere İçin Eleştiri ve Özeleştiri

Şırnak’ın Uludere İlçesi’nde sınır kaçakçılığı yapan 34 köylünün hava bombardımanında öldürülmesinin yıldönümünde konuşan HDP Eş Genel Başkanı Pervin Buldan, dava süreci için hem Şırnak Barosu’nu hem de kendi partisini eleştirdi.

28 Aralık 2011’de meydana gelen olayın yıldönümü nedeniyle, olayda yaşamını yitirenlerin toprağa verildiği Roboski Mezarlığı’nda anma töreni düzenlendi. Törene yakınlarını kaybedenlerle birlikte HDP Eş Genel Başkanı Pervin Buldan ve çok sayıda HDP milletvekili katıldı. Aileler ellerinde kaybettikleri yakınlarının fotoğraflarıyla birlikte katıldıkları törende, gözyaşlarını tutamadı.

Saygı duruşu ve Kuran okunmasının ardından ilk sözü olayda oğlunu kaybeden Zeki Tosun aldı.23 yaşındaki oğlu Mehmet Ali Tosun’u kaybeden Baba Tosun, tek isteklerinin adaletin sağlanması olduğunu söyledi. Tosun, “Adalet istiyoruz, adalet yerini bulsun. Sorumluların yargılamasını istiyoruz. Çok zor bir olay unutulmaz unutmayacağız” dedi.

Şırnak Barosu ve HDP’ye eleştiri

Daha sonra söz alan HDP Eş Genel Başkanı Pervin Buldan ise sorumluların korunduğunu savunarak, olayın kaza olmadığını söyledi. Soruşturma sürecinde Anayasa Mahkemesi’ne eksik evrak veren Şırnak Barosu’nu da eleştiren Buldan, barodan sorumluların bulunmasını istedi. Buldan, “O dönem bazı eksiklikler yaşanmıştır. Roboskili aileler Anayasa Mahkemesi'ne başvurmuştu ancak irtibatta olan Şırnak Barosu’nun eksik evrak vermesi sebebiyle Anayasa Mahkemesi başvuruyu kabul etmemiştir. Aileler de davayı Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'ne taşımıştır ancak AİHM de Türkiye'deki iç hukuk yolları tüketilmediği gerekçesiyle davayı kabul etmemiştir. O dönemin Şırnak Barosu’nun bu konuda büyük eksiklikler yaptığı, yetersiz kaldığı ortadadır. Bir an önce o dönemki Şırnak Barosu’nda yetkili olanların bu konuda eksiklik yapanların açığa çıkarması tarihi bir sorumluluktur” dedi.

Buldan’ın bir eleştirisi de kendi partisine oldu. “HDP olarak bizim de hukuken eksik kaldığımız yönler olmuştur” diyen Buldan sözlerini şöyle sürdürdü: “Denetim ve takip sürecini iyi yapamamış, süreci iyi takip edememiş ve bu takipsizlik sonucunda bu tür kararlar ile karşı karşıya kaldığımız bizim büyük bir eksikliğimizdir. Ancak her şey bitmiş değil. Bu devran bitecek AKP elbet gidecek. AKP'nin gitmesi ile yeni hükümetler bu işin peşini bırakmayacak. Biz de HDP olarak ondan sonra siyasetten yaptığımız her şeyi aynı zamanda hukuken de bir kez daha yapacağımızın sözünü veriyoruz. Yaşadığımız büyük bir eksiklik var, evrakları takip etmediğimiz gibi eksiklikleri telafi etmek durumundayız. Bu sadece bu ailelerin acısı değil, bizlerin hepimizin ortak acısıdır” diye konuştu.

Hükümete çağrı

Buldan, AİHM’in Demirtaş kararı üzerinden hükümete de çağrı yaparak, “Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin Selahattin Demirtaş hakkında vermiş olduğu karar önemli bir karar olmakla birlikte, Roboski dosyasını da yakından ilgilendiren bir karardır. Türkiye'deki bütün hukuksuzlukların, yaşanan bütün usulsüzlüklerin, Kürt halkına yapılan haksızlıkların tamamını kapsayan önemli bir karardır. Bu karar doğrultusunda bütün davaların dosyalarının, Kürt halkına şimdiye kadar yapılan bütün haksızlıkların bu kararla bir şekilde telafi edilmesi elbette mümkündür. Siyasi iradeye buradan açık bir çağrı yapmak isteriz, bu sayfayı yeniden açmak zorundasınız. ‘Bu olay Ankara'nın karanlık dehlizlerinde kalmayacak’ demiştiniz ancak hala Ankara'nın karanlık dehlizlerinde kalmaya devam ediyor. Bu karanlık dehlizlerden bir an önce bunu çıkarmak, gereğini yapmak, sorumluları cezalandırmak sizlere yeni bir sayfa açar” dedi.

Davanın hukuki süreci

Buldan’ın eleştirilerine konu olan olaylar, bombardımanla ilgili soruşturmalarla başladı. Yerel mahkemeler görevsizlik ve yetkisizlik kararı verdikten sonra dosya Genelkurmay Başkanlığı Askeri Savcılığı'na gönderildi. Askeri Savcılık ise kamu görevlilerinin hatayla bu eylemi gerçekleştirdikleri gerekçesiyle kavuşturmaya yer olmadığı kararını verdi. Mağdur yakınlarının itirazı üzerine dosya Hava Kuvvetleri Komutanlığı Askeri Mahkemesi tarafından incelendi ve reddedildi. Bunun üzerine aileler Anayasa Mahkemesi'ne bireysel başvuru yaptı. Yaşam hakkının ihlali ve kötü muamele yasağının ihlali gerekçesiyle yapılan başvuruyu Anayasa Mahkemesi usulden reddetti. Kararın gerekçesi ise dosyadaki eksiklerin zamanında giderilmemesiydi. Bir avukatın dosyaya sunulması gereken bir belgeyi iki gün geç sunması davanın reddedilmesine neden oldu. Bu gerekçe, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'ne yapılan başvurunun da reddedilmesine, hukuki sürecin sona ermesine neden oldu.

Ancak ailelerin avukatlarından Neşet Girasun, 15 Temmuz darbe girişiminden sonra yeni delillerin ortaya çıktığını savunarak, yeni soruşturma açılması için Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığı'na başvurdu. Girasun, yeni soruşturma için eski Hazine ve Maliye Bakanı Berat Albayrak’ın 15 Temmuz darbe girişiminden sonra “olayın FETÖ ile bağlantılı olabileceği” şeklindeki açıklamaları ve Genelkurmay Askeri Savcılığı'ndaki takipsizlik kararını veren savcının, Fethullah Gülen yapılanmasıyla bağlantılı olması sebebiyle ihraç edilmiş olmasını gerekçe gösterdi. Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığı’nın yetkisizlik kararı vererek Uludere Cumhuriyet Başsavcılığı'na gönderdiği dosyada halen bir ilerleme sağlanmadı.

YORUMLARI GÖR ( 0 )
Okuyucu Yorumları 0 yorum
Geri Dön