HABER

Hrant Dink cinayeti davası

İSTANBUL (AA) - Agos Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Hrant Dink'in öldürülmesine ilişkin davada savunma yapan eski Tuğgeneral Hamza Celepoğlu, "Heyetinizden ve Hrant Dink ailesinin avukatlarından en büyük talebim; davanın peşini bırakmamaları ve sulandırılmasına fırsat vermemeleridir. Davaya en büyük katkı gerçek suçluların ortaya çıkması olacaktır." dedi.

İstanbul 14. Ağır Ceza Mahkemesi'ndeki duruşmada, tutuklu sanıklardan gazeteci Ercan Gün savunmasına kaldığı yerden devam etti.

Gün'ün savunmasının alınmasının ardından bu davanın yanında, MİT tırlarının durdurulmasına ilişkin dava kapsamında da tutuklu bulunan eski Tuğgeneral Hamza Celepoğlu'nun savunması alındı.

Dink ailesine rahmet dileyerek savunmasına başlayan Celepoğlu, "Üstün cesaret madalyası sahibi eski bir Türk generali olarak yurt içi ve dışında lanetle karşılanan bu cinayet davasına, kumpas davalarını kapsayacak şekilde sanık olarak monte edilmekten dolayı zül duyuyorum. Jandarma teşkilatının bu davaya bulaştırılmasından da üzüntü duyuyorum." diye konuştu.

İddianamenin herhangi bir hukuki delile değil varsayımlara dayandığını ve kendisi hakkındaki ithamları reddettiğini anlatan Celepoğlu, "Heyetinizden ve Hrant Dink ailesinin avukatlarından en büyük talebim; davanın peşini bırakmamaları ve sulandırılmasına fırsat vermemeleridir. Davaya en büyük katkı gerçek suçluların ortaya çıkması olacaktır." ifadelerini kullandı.

Ülkesine hizmet etme gayreti içinde olan eski bir general olduğunu ve bu davaya, medyada hakkında yapılan algı operasyonları sonucu monte edildiğini öne süren Celepoğlu, şunları söyledi:

"Algı operasyonları neticesinde şahsımla ilgili olumsuz bir imaj olduğunu değerlendiriyorum. Belli medya organları üzerinden yapılan, ahlaki değerlerden uzak, iftira haberlerine göre huzurunuzda FETÖ'cü, hain, cinayet azmettiricisi, ülkemizi dışta ve içte zor durumda bırakmayı amaçlayan, MİT tırları olayının baş faili, hak etmediği halde başkaları yerine terfi ettirilen, korunan, personeli tarafından sevilmeyen, üstlerince takdir edilmeyen eski bir Türk generali bulunmaktadır."

- "31 yıldır taşıdığım forma üzerimden sökülüp alındı"

Hamza Celepoğlu, askerlik geçmişini anlatarak MİT tırlarının durdurulması olayıyla ilgili tutuklu bulunduğunu hatırlattı. Celepoğlu, "31 yıl hizmet ettiğim bu üniforma, herhangi bir gerekçe yokken sadece MİT tırlarında yargılandığım gerekçesiyle üzerimden adeta sökülüp alındı. Annem ve babam o kadar güzel yetiştirdiler ki beni, onların evladından vatan haini çıkmaz, çıkarılamaz. Şahsım ve ailem adına, gerçek suçluların er ya da geç ortaya çıkacağını düşünüyorum." dedi.Adaletin er ya da geç tecelli edeceğine inandığını, şahsı ve ailesine yaşatılanları da ülkenin düştüğü bu durumda kendilerine düşen pay olarak gördüğünü dile getiren Celepoğlu, şöyle devam etti:

"Böyle hain bir cinayete bu şekilde monte edilmek 22 ay tutuklu kalmaktan daha ağır benim için. MİT tırları olayından 2 yıl sonra, iki gizli tanık ifadesiyle terfi edeceğim yıl, 29 Kasım 2015'de, herhangi bir delil yokken tutuklandım. Ben ve ailem adeta açlıkla terbiye edilmeye çalışıldık. Omzumdaki yıldızı sökenler alnımdaki yıldızın parladığını göremediler. Beni bu ordudan atanlardan, buna neden olanlardan daha çok bu ülkeyi seviyorum."

- "Gazete haberleri delil olarak kullanıldı" Sanık Hamza Celepoğlu, yanlış üzerinden bir iddianemeyle doğruya ulaşılmaya çalışıldığını savumarak, savunmasını şöyle sürdürdü:"Algı operasonları çerçevesinde hedef ben oldum. Sürekli kumpas davalarına atıfta bulunuyorlar. Somut hiçbir delil yokken gazete iftiralarına dayanarak tutuklandım. İtirazlarım somut belgelere rağmen yok sayıldı. Dava, hukuki, somut deliller değil, geçmişte ülkemizdeki kumpas davalarını aratmayacak şekilde, basın organları tarafından oluşturulmak istenen algı operasyonları üzerinden yürütülmektedir. Adli makamlar da bu yalan ve iftiraya dayalı medya operasyonu sayesinde şahsımla ilgili yanlış yönlendirilmiştir ve bu devam etmektedir. 'Ben seni suçlu saydım.' yaklaşımlı bir iddianameyle karşı karşıyayız. Önce haberler oluşturuldu, akabinde bu haberler dava dosyalarına delil olarak girdi.

Ali Fuat Yılmazer, görev yaptığım dönemde burada istihbarat şube müdürüydü. Ya bir defa hayırlı olsuna gelmişlerdir ya da özel bir konu vardır görüşmüşüzdür. İki değildir. Emniyet Müdürü Celalettin Cerrah'tan daha çok Yılmazer ile görüştüğüm söyleniyor. Binde biri bile değil. Ama atıyorsunuz, üzerinizde kalıyor işte. Gazetedeki haber başlıklarına bakınca, 'emir-talimat verdi' yazması gerektiğini anlıyorsunuz. Ama öyle bir şey yok. Önemli olan algı operasyonu. Kendince, Dink'in ayakkabısının yırtık olduğu fotoğrafı (olay yeri fotoğrafı) yayınlayıp benim resmimi de yanına koyuyor. Bu hangi değer yargılarına sığar? Ben o sırada yurt dışındayım. Daha sonra da bu haberler gerekçe gösterilerek hakkımda soruşturma açılıyor."

- "Cinayetin işlendiği tarihte İtalya'da kurstaydım" Haberlerden bir hatfa sonra İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı'nın hakkında Dink cinayetiyle ilgili soruşturma açtığını ve 18 Ekim 2016'da gözaltına alındığında bunun Dink cinayetiyle ilgili olduğunu öğrendiğini aktaran Celepoğlu, şunları kaydetti:"Hemen dilekçe yazdım savcılığa. 22 Ekim'de de tutuklandım zaten. Dilekçemde; 'Hakkımda cinayetle ilgili somut, hukuki delil bulunması mümkün değildir. Adı geçen jandarma personeliyle herhangi bir amir-personel ilişkim yoktur. İstanbul'a Temmuz 2008'de atandım. Olay tarihinde Türkiye'de değildim. Ekim 2006 - Temmuz 2007 arası İtalya'da, kurstaydım. Haberde bile aramızdaki irtibatı ortaya koyacak beyan yok. Geçmişte olduğu gibi belki gizli tanık beyanları olabilir.' diye belirttim. Ama savcıya çıkmadan sulh hakimliğine çıktık ve tutuklandık."

Emniyet ifadesinde de aynı şeyleri belirttiğini ancak bütün bunlara rağmen sadece bir gazetedeki haber gerekçe gösterilerek tutuklandığını kaydeden Celepoğlu, "Tutuklanma gerekçemde, 'Coşkun İğci'nin cinayet için silah arayışına girdiği 2006 yılında, istihbaratın başında bilgi sahibi olmaması mümkün değildir.' ifadesi var. Sulh ceza hakimliğine, 'Bu davaya beni monte etmeniz suçtur, beni tutuklayarak suç işlemeyin.' dedim. Ve tutuklandık. Ancak emniyet ifadem, ortadaki deliller ve yurt dışı kayıtları olmasına rağmen tutuklanma gerekçesinin tek kelimesi bile doğru değildir." savunmasını yaptı.

- "İDAM'ın böyle bir görevi yoktur" Jandarmada 2006 yılında tutuklanma gerekçesi olarak gösterilen "Jandarma İstihbarat Değerlendirme ve Bilgi Formu" adlı bir formun olmadığını ve bunun sorulmasını istemesine rağmen komutanlığa sorulmadığını öne süren Celepoğlu, "Aynı hata iddianamede de yapıldı. Kastedilen, Bilgi Kayıt Formu ise ona uygun da işlem yapacak makamlar vardır. Emir-komuta ilişkisi olmadan İstihbarat Değerlendirme Analiz Merkezi'nin (İDAM) böyle bir görevi yoktur. 2006 yılı başı olsa bile böyle bir bilgi genel komutanlığa gitmemiş. Ama ben tutuklandım." dedi.Olayın sıcaklığıyla başlangıçta tutuklanma gerekçesini "savcının yoğunluğu" nedeniyle normal karşıladığını ifade eden Celepoğlu, tutuklandıktan sonra suçsuz olduğunu belirtmek için 11 dilekçe sunduğunu, bunlarla ilgili herhangi bir işlem yapılmadığını dile getirdi.

- Duruşma 5 Ekim'de devam edecek Celepoğlu, "Jandarma arkadaşlarımın tutumu beni üzdü. Gerçek dostları tanıma imkanı bulduğumuz bu süreçte hem teşkilatın hem de dostlarımızın bizi yalnız bırakmalarını yüreğimize gömdük. Üzerimizde bir kırgınlık var. Ömer Hayyam şiirinde, 'Kargalar sürüyle kartallar yalnız uçar.' demiştir." diye konuştu. Sanık Celepoğlu, jandarma istihbarat yapılanmasıyla ilgili de bilgiler verdi.

Mahkeme, Celepoğlu'nun savunmasının ardından duruşmayı 5 Ekim Perşembe gününe erteledi.

Bu duruşmada Hamza Celepoğlu'nun çapraz sorgusu yapılacak.

Geri Dön