HABER

"Hükümeti gereksiz tedbir paketlerine zorlamayalım"

ANKARA(ANKA) - Turkish Bank Yönetim Kurulu Danışmanı Tuğrul Belli ekonomide kapsamlı tedbirler alınması yönündeki taleplerin, kamuoyunda "her şeyi düzeltecek sihirli bir formül varmış da uygulanmıyormuş gibi gereksiz beklentilerin oluşmasına" yol açtığını savunarak, "Hükümeti gereksiz tedbir paketleri almaya zorlamayalım" dedi. Belli, bu tür taleplerin "bazı fırsatçıların şahsi çıkarları" dışında hiçbir amaca hizmet etmediğini savunurken, "Önerilen tedbirlerin pek çoğu gereksiz ve orta vadede yarardan çok zarar getirebilecek önerilerdir" yorumunda bulundu.

2001 yılında olduğu gibi IMF ile yapılacak bir anlaşmanın yabancı yatırımcılara pozitif bir sinyal vererek, Türkiye'ye tekrar özel sektör kaynaklı girişleri artıracağını düşünmenin de yanlış olduğunu savunan Belli, "Sadece, tersi geçerli olabilir tabii. Yani, bir anlaşma olmazsa fon çıkışları artabilir" dedi.

-"EKONOMİK DARALMANIN İKİ NEDENİ VAR"-
Tuğrul Belli, Turkish Bank'ın Ocak ayı Ekonomik Rapor'unda, ekonomik kriz ve tedbir paketi taleplerini değerlendirdi. Bugün ekonomide yaşanan daralmanın başlıca iki nedeni bulunduğunu kaydeden Belli, şu değerlendirmeyi yaptı:
"Birincisi, dünyada müthiş bir para bolluğu ve genişlemenin hüküm sürdüğü 2002-2007 döneminde ağırlıklı olarak döviz kurunu kontrol amaçlı aşırı sıkı bir para politikası izlenmesi nedeniyle içe üretim yapan sektörlerin son derece sıkışmasından kaynaklanan ve milli gelir büyüme rakamlarında son iki senedir bariz bir şekilde kendini göstermekte olan yapısal problem. İkincisi ise herkesin malumu olduğu üzere özellikle geçen senenin Eylül'ünden itibaren hız kazanan küresel ekonomik kriz ile birlikte gerek Türk finans sektörü ve şirketlerinin finansman imkanlarının son derece daralması, gerekse de dramatik bir şekilde daralan dış pazarlar nedeniyle ihracata yönelik sektörlerin de ciddi bir darboğaza girmiş olmaları."
Belli, karşı karşıya kalınan bu konjonktürde Türkiye'nin ölçülü Keynezyen politikalar izleyerek, para ve maliye politikalarını imkanlar dahilinde maksimum ölçüde gevşetmek dışında yapabileceği fazla bir şey olmadığını savundu. Türkiye'nin yıllardır izlenen cari açık politikası nedeniyle tasarruf birikimleri çok düşük olan bir ülke olmasının, Çin'e benzer güçlü bir ekonomik stimülasyon programı uygulamasını da engellemesinin içe üretim yapan sektörleri bir ölçüde rahatlatacağını anlatan Belli, Bütçe açığının daha fazla genişletilme imkanının ise oldukça düşük olduğunu vurguladı.
Belli, 2009'da bütçe giderlerinin Meclis'ten geçtiği şekilde gerçekleşmesi durumunda, açığın zaten milli hasılanın yüzde 5'i boyutuna çıkacağını, bunun üzerindeki bir açığın finanse edilmesinin çok zorlaşacağını ve politika faizleri düşürülürken bono faizleri ve dolayısıyla piyasa faizlerinde yükselme yaşanma olasılığının artacağını öngördü.

-2009'da 13.3 MİLYAR DOLAR DIŞ BORÇ ÖDEMESİ-
Dış konjonktürden kaynaklanan sorunlarla ilgili ise lokomotif ülkelerin toparlanmasını beklemek dışında yapılabilecek tek şeyin Türkiye'nin şartlarına uygun bir IMF anlaşmasını kısa sürede devreye sokabilmek olduğunun altını çizen Belli, şöyle dedi:
"IMF genelde fon kullanımını MB döviz rezervleri kanalıyla cari açığın finanse edilmesi ile kısıtlı tutar. Ancak, yapılabilirse alınan fonların bir kısmının 2009 yılında 13.3 milyar dolar dış borç faiz ve anapara ödemesi olan Hazine'ye doğrudan verilmesi çok faydalı olacaktır. Örneğin toplamda 20 milyar dolarlık bir IMF paketinin 10 milyar dolarının Hazine'ye kullandırılması piyasa için oldukça rahatlatıcı olacaktır. Öte yandan, vadesi 1-2 yıl civarında olması düşünülen bir stand-by anlaşmasında, böyle bir miktarın Hazine'ye kullandırılması da pek mantıklı gözükmüyor. Ancak, Hükümetin bu konuda ısrarcı olması doğru bir yaklaşımdır."

-"IMF ANLAŞMASI FON GİRİŞİNİ ARTIRMAZ"-

Bazılarının iddia ettiği gibi fonların doğrudan özel sektöre kullanımının ise söz konusu bile olamayacağını ifade eden Belli, "Ayrıca, 2001 yılında olduğu gibi IMF ile yapılacak bir anlaşmanın yabancı yatırımcılara pozitif bir sinyal vererek, Türkiye'ye tekrar özel sektör kaynaklı girişlerin artıracağını da düşünmemeliyiz. Sadece, tersi geçerli olabilir tabii. Yani, bir anlaşma olmazsa fon çıkışları artabilir" dedi.

-KAPSAMLI TEDBİR PAKETİ TALEPLERİ-
Belli, "Bizim problemlerimiz bir değil, iki değil, 10 tanedir, zaten tedbir alınmakta geç kalınmıştır, güven tesis etmek için çok kapsamlı ve çok boyutlu önlemler almamız gerekir" gibi ifadelerin, kamuoyunda sanki her şeyi düzeltecek sihirli bir formül varmış da uygulanmıyormuş gibi gereksiz beklentilerin oluşmasına yol açtığını vurguladı. Bunun, "bazı fırsatçıların şahsi çıkarlarına uygun taleplerde bulunmaları dışında hiç bir amaca hizmet etmediğini" ifade eden Belli, şunları dedi:
"Bizatihi, önerilen tedbirlerin pek çoğu gereksiz ve orta vadede yarardan çok zarar getirebilecek önerilerdir. Türkiye'nin özel şartları nedeniyle (dolaylı vergilerin toplam vergi gelirleri içinde çok yüksek payı olması ve bazılarının oranının fahiş seviyelerde olması) bazı kritik sektörlerde kısa süreli ve geçici olarak dolaylı vergilerin düşürülmesi şeklindeki vergisel tedbiri bir kenara koyarsak, medyada yer bulan diğer tedbir önerileri ile Türkiye'nin ekonomik durumu hiç örtüşmemekte. Eğer, tedbir konusunda ille de bir ülkeden örnek almak istiyorsak, o ülke de bence Almanya olmalıdır. Bilindiği gibi, Almanya milli hasılasının yüzde 1.4'ü kadarlık bir paket açıkladı. Bu paket de ağırlıklı olarak alt yapı ile ilgili bütçe harcamalarının artırılmasından oluşuyor. Biz, zaten halihazırda bütçe açığımızı bu sene ister istemez bu oranın oldukça üzerinde artırmış olacağız. Şahsen, başka bir tedbir almayı da oldukça gereksiz bulurum doğrusu."(ANKA)

YORUMLARI GÖR ( 0 )
Okuyucu Yorumları 0 yorum
Geri Dön