HABER

İçişleri Bakanı Soylu hakkındaki gensoru

- CHP Grup Başkanvekili Özel: - "Soylu, 12 Eylül 2010 referandumu performansı yüzünden partiden ihraç edildi. FETÖ'den ilk ihracı 17 Temmuz 2016'da diye bilirdik, FETÖ'den ilk ihraç Sayın Soylu'dur, tarihi de 2012'dir" - "Gülen ile görüştün mü? Kaç kez görüştün? 4 Şubat 2012'de Gülen ile bir görüşme gerçekleştirdin mi? Yanında Vedat Demir var mıydı?"

CHP Grup Başkanvekili Özgür Özel, FETÖ'den ilk ihracın 2012'de İçişleri Bakanı Süleyman Soylu olduğunu iddia ederek, Soylu'ya, "Fetullah Gülen ile görüştün mü? 4 Şubat 2012'de Gülen ile bir görüşme gerçekleştirdin mi? Yanında Vedat Demir var mıydı?" sorularını yöneltti.

Özel partisinin, İçişleri Bakanı Süleyman Soylu hakkında verdiği gensoru önergesinin gündeme alınıp alınmayacağına dair TBMM Genel Kurulundaki görüşmelerde, CHP Grubu adına söz aldı.

Gensorunun, parlamento hukukunda bir güven oylamasına karşılık geldiğini, önemli, etkin, çok başvurulmayan bir denetim yolu olduğunu belirten Özel, Soylu'nun enteresan bir bakan olduğunu savundu. Özel, birden çok gensoru önergesi verilen bakanların nadir olduğunu ancak Soylu hakkında bu yılın ilk yasama ve son yasama günlerinde gensoru önergelerinin gündeme alınıp alınmayacağına dair görüşmelerinin yapıldığına dikkati çekti.

Özel, gensoruya muhatap olan bakanların, özellikle güçlü bir iktidar grubu arkasındaysa bu gensorunun kendilerine siyaseten verildiğini, sonuç doğurmayacağını söyleyerek, gensoruları ciddiyete almadıklarını, topluma, parlamentoya, partilerine hissettirmeye çalıştıklarını belirtti.

CHP'nin 24. Dönem'den bugüne kadar verdiği gensoru önergeleri hakkında bilgi veren Özel, 25. Dönem'de gensorunun olmadığını, 24 ve 26. dönemlerde ise 11 gensoru önergesi verildiğini söyledi. Özel, 12 Haziran 2011'den itibaren 10 bakan hakkında 11 gensoru önergesi verdiklerini bildirdi.

"Sayın Soylu, düşündüğünüz gibi kolayca bir gensoru gelir ve geçer değil, belki çoğunluk grubu desteğiyle o an sonuç doğurmaz ama kısa ve orta vadede siyasi sonuçlar doğurmaktadır." diyen Özel, Soylu'nun, bir yılın ilk ve son günü gensoruya muhatap olmanın, birden fazla gensoru almanın değerlendirmesini yapması gerektiğini anlattı.

- "Sadece tehdit etmedi, yanına şantajı ekledi"

Neden gensoru önergesi verdiklerini açıklayan Özel, birinin, CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu'na, "Sen bittin." dediğini kaydetti. Özel, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Bunu herhangi biri demedi, elinde kamu gücü olan biri dedi, herhangi bir kamu görevlisi demedi bir bakan dedi, herhangi bir bakan değil İçişleri Bakanı dedi. Bu herhangi bir tehditten çok daha fazlasıydı. Sadece tehdit etmedi, bir de 'Turpun büyüğü heybede' diyerek şantajı ekledi. Hukuk devletlerinde şantaj, tehdit, heybe, turp olmaz; gereğini yapan bakan, suç duyurusu, savcı ve hakim olurdu. Nereden çıktı bu karışıklık, ne yapmaya çalışıyor, yapmaya çalıştığı misilleme nedir? Mesele basit; Man Adası belgeleri. Bu belgeleri açıklarken Genel Başkanımız ne terim kullandıysa, Ataşehir ile ilgili yaptığı ve Genel Başkanımızı 'Sen bittin' diye tehdit ettiği konuşmada, Sayın Bakan aynısını yaptı. Bunu neye karşılık yapıyor, AKP'nin aldığı kurumsal bir kararı ayaklarıyla çiğneyerek yapıyor. Mahir Ünal, 'Bundan sonra CHP'nin açıkladığı belgeler siyasetimizin hiçbir şekilde konusu olmayacak' dedi. Buna Cumhurbaşkanı, bakanlar, milletvekilleri, herkes uydu, bir tek kişi uymadı. İnatla da uymuyor. Bizim lehimize, AKP'nin kurumsal kararı aleyhine Man belgelerini gündemde tutmak için büyük mücadele veriyor."

- "Yatağın içinde atın kafası çıkıyor"

Başbakan Binali Yıldırım ve İçişleri Bakanı Soylu'ya Bumerz Limited ile ilgili kuruluş ve Ziya İlgen'in imzasını taşıyan belgeyi özel kuryeyle yolladığını aktaran Özel, bunların dışında, şirketin bütün çalışmalarıyla ilgili onlarca, yüzlerce belgelerinin olduğunu savundu. Özel, bunların Man Adası devletinin internet sitesinden kolayca elde edilebildiğini öne sürerek, 14 Nisan 2016'da kurulan Turkuaz Denizciliğinin isminin 18 Ağustos'ta Bumerz yapıldığını iddia etti.

CHP Grup Başkanvekili Özel, şunları kaydetti:

"Soylu, tehdit ve şantaj yaparken dil tutturdu. Bizim onu üçüncü sınıf mafya ağzı diye eleştirmemiz sadece tehdit, şantajla kullandığı hakaretamiz kelimelerden değil. Genel Başkanımızın söylediklerinin aynısını söylüyor. Bu bir misilleme. Sözde bir belge açıklıyor, Genel Başkanımızın 'Gözlerinden öperim' dediği gibi aynısını söylüyor. Genel Başkanımız, 'Yanına doktorunu aldın mı?' diye soruyor, o da aynısını soruyor. 'Man Adası'nda bir oğul var' diyor, 'Buz rezidansta kızın dairesi var' diyor. Özel kalem lafı geçti, o da geçiriyor. Dediği şu: 'Bu bir misilleme, devam etme, devamını açıklama, açıklarsan biz de devam edeceğiz.' Aynı mafya filmlerinde en çok canını yakacak, aynı izi bırakacak, hani açınca yatağın içinde atın kafası çıkıyor ya öyle bir iz bırakarak bir hamle yapıyor. Soylu meselesi şundan ibaret; partinin kurumsal kararına inatla yapılan iş, 'Zaten parti içinde sıkıntıdayım, benim bunu aşacak bir şey yapmam lazım, bunu aşmam için, beyefendiyi savunan tek kişi olarak görünürsem bu bir çıkıştır' diyor."

- "Çıkışı ölülere sarılmakta aradı"

İçişleri Bakanlığının bütçe görüşmelerinde Soylu'ya tarihi fırsat yarattıklarını öne süren Özel, Soylu'nun, kendisine tanınan 49 dakikada yöneltilen sorulara bir cevap veremediğini, sadece beklenti oluşturmaya çalıştığını söyledi.

Özel, o görüşmelerde Menderes'e, Özal'a laf etmediklerini dile getirerek, şu değerlendirmelerde bulundu:

"Dirilerden ümidi yoktu ki çıkışı ölülere sarılmakta aradı. Yaşanan acılardan, tarihten ders çıkarmak yerine, husumet çıkarmaya çalışıp, kendi hiçlikle malul olmuş partisindeki durumuna dört elle sarılmak için bunu yapan bir bakana, bizim şöyle bir iddiamız vardı: Sen Demokrat Partinin başındayken 2008-2009 mayıs arası dümdüz küfür gidiyordun. Daha sonra Genel İdare Kurulunda da Vedat Demir diye, hep senin yanında olan biri var.

Sonra, 'Hüsamettin Cindoruk ile yarıştın, o seni FETÖ'cülükle, partiyi FETÖ'ye bitiştirmekle, sen onu darbecilikle itham ettin. Kaybettin. Kaybettikten sonra gittin Abant'a ve 'Abant toplantılarında şöyle bir şey söyledin' dedik. Seçimi Cindoruk kazanıyor ve bir anda Vedat Demir'le birlikte beyefendi yollara düşüyor. Süleyman Soylu ve FETÖ'yle birlikte 50 tane il gezdi bu. Bunun finansmanını soruyorsunuz, büyük finansmanı açıklamak için hiçbir şey söylemediği gibi bir yalana sarılmak durumunda kalıyor: 'Partilerin denetimi Anayasa Mahkemesine tabidir ve Anayasa Mahkemesinde aklandık' diyor. Hakkında 12 ayda 15 milyar para harcadı diye il başkanlarına yazı yazıp mahkemelik olduğu şeyde mahkemeye önce gizlilik kararı koydurtulmuş ve Anayasa Mahkemesi denetlemeyi yapmış, Anayasa Mahkemesi 100 bin lira da ceza yazmış. Anayasa Mahkemesi 2008-2009 Demokrat Partiyi ne zaman denetlemiş, 2016'da."

- "Sanık durumuna düşmek istemiyorsanız tanıklığınız değerli"

Özel, Soylu'nun, 12 Eylül 2010 referandumu performansı yüzünden partiden ihraç edildiğini iddia ederek, "Unvan şu: FETÖ'den ihraç. FETÖ'den ilk ihracı 17 Temmuz 2016'da diye bilirdik, FETÖ'den ilk ihraç Sayın Süleyman Soylu'dur, tarihi de 2012 yılıdır." görüşünü dile getirdi.

Soylu'ya, "Fetullah Gülen ile görüştün mü? Kaç kez görüştün? Hangi tarihlerde görüştün? İlişkin nasıl başladı, nasıl devam etti, bittiyse nasıl bitti? 4 Şubat 2012'de Gülen ile bir görüşme gerçekleştirdin mi? Yanında Vedat Demir var mıydı? Vedat Demir senin yanında ya da sensiz, ayrılarak sana tuhaf gelen, şüphe yaratacak bir görüşme yaptı mı?" sorularını yönelten Özel, şöyle konuştu:

"15 Temmuz hain darbe girişiminden önce bir akademisyen Adil Öksüz, 3 gün kala, 12'sinde uçtu da darbeyle ilgili belgeleri, talimatları okuttu üfletti, onay aldı, geldi ya bir başka akademisyen Vedat Demir 4 Şubat günü gidiyor, 3 gün sonra ne oluyor Türkiye'de? 17-25 Aralık'ın öncüsü olarak kabul ettiğiniz 7 Şubat tarihli, MİT Müsteşarı Hakan Fidan'a ve MİT'e yapılacak FETÖ operasyonu, FETÖ'nün yaptığı ilk operasyon başlıyor. Acaba Demir, sizin yanınızda ya da yanınızda olmadan, yapılacak olan Fidan operasyonunun bilgisini, belgesini, müsaadesini almaya gitmiş, bilgiyi, belgeyi okutmuş ve geri getirmiş olabilir mi? Sayın Bakan, eğer böyle bir kumpasın sanığı durumuna düşmek istemiyorsanız tanıklığınız değerlidir.

'Bu doğru değil' diye iddiada bulunuyorsanız o zaman size başka sorularımız olacak. Belki görevi sürdüremezsiniz bu şartlar altında ama mesela FETÖ'yle mücadele konusunda bu kadar zaafı, bu kadar bagajı olan bir bakan olarak, belki istifadan sonra samimi beyanlarınızla FETÖ mücadelesine daha büyük katkılar sağlarsınız. Örneğin, Sivas Valisine telefon açıp, 'Gözaltına aldıklarını ben yakinen tanıyorum, bunları savcıya yollamadan bırak, bunlar FETÖ'cü değildir.' deme imkanınız olmaz o zaman. Ya da Silivri Emniyet Müdürüne, durdurulan bir araçla ilgili telefon açıp, o olmayınca İstanbul İl Emniyet Müdürlüğü üzerinden baskılar ve tehditler sonucu o büyük felakete sebep olamazdınız o zaman. Belki onların öz eleştirisini yaparsınız. Meclis,15 Temmuz'dan 3 gün önce giden akademisyen ile MİT meselesinden 3 gün önce giden akademisyene refakat etmenin bir açıklamasını bekler."

FETÖ'nün kolay temizlenecek bir yapı olmadığını ifade eden Özel, Soylu'nun durumunun deşifre olmasının, FETÖ'nün hesaplarını bitirmeyeceğini savundu.

A planının AK Parti'yi ele geçirmek, B planının Soylu'nun başında olduğu Demokrat Parti, C planının Soylu'yu AK Parti'ye getirip Recep Tayyip Erdoğan sonrası Genel Başkan yapmak olduğunu iddia eden Özel, "Son günlerde bir Ç planının farkında değil misiniz? Tansu Çiller'in nereden çıktığı bilinmez, devamlı saraydaki istişareler. Çiller'in Demokrat Partiye de Süleyman Soylu'yu getirdiğini bilmez misiniz? Bu Ç planı olmazsa bir başka D planıyla FETÖ sizin yakanızı da bu memleketin peşini de bırakmaz." ifadelerini kullandı.

(AA)

Geri Dön