HABER

İngiltere gazetelerinde Kopenhag

LONDRA (İHA) - İngiltere basınında bugün yer alan haber ve yorumlarda ağırlıklı olarak Türkiye'nin Avrupa Birliği üyeliği ve 14 yaşındaki Galli kızın Marmaris'teki barmene kaçışı dikkat çekti.

İngiltere gazetelerinde, Türkiye'nin adının ya Adalet ve Kalkınma Partisi (AK Parti) Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan ya da Mehmet Ocak'la birlikte anılması dikkat çekti. Tayyip Erdoğan, Kopenhag'da Türkiye'yi temsil ederken Mehmet Ocak'ın Marmaris'te barmen olduğu belirtildi.
Guardian gazetesi, Türkiye'nin Avrupa Birliği üyeliğine ilişkin haberi, "Amerika, Türkiye'nin üyeliği için zirve toplantısına baskı yapıyor" başlığı altında birinci sayfadan duyurdu. Haberde, "George Bush'tan gelen baskının ardından Danimarka'nın, Türkiye'nin üyelik görüşmelerine başlama tarihi için bir uzlaştırıcı teklif sunacağını" bildirildi.

Türkiye'nin üyeliğini, Amerika kadar destekleyen İngiltere Başbakanı Tony Blair, Guardian'daki habere göre Almanya ve Fransa'nın Türkiye'nin üyelik görüşmelerini erteleme çabalarını eleştirdi ve bunun İslama karşı stratejik bir hata olacağını söyledi. Blair'in "2005 çok geç" dediğini yazan gazete, "Peki ne zaman olmasını istiyorsunuz?" sorusuna, sözcüsünün, "Mümkün olan en kısa zamanda" cevabını verdiğini belirtti.

Guardian'daki habere göre Avrupa Birliği içindeki itiraz sahipleri, Türkiye'nin üyelik görüşmelerinin Haziran 2004'ten önce başlatılması vaadinin hata olacağını çünkü bu sıralarda Avrupa Parlamentosu seçimleri yapılacağını söyledi. Gazete, Almanya'da iktidardaki Sosyal Demokratların, Türkiye'nin üyeliğini alenen eleştirmeye devam eden Hıristiyan Demokrat muhalefet lideri Edmund Stoiber'den korktuklarını anlattı.

Guardian, Amerika'nın baskılarının Avrupa hükümetlerinin çoğunu rahatsız ettiğini belirttikten sonra Fransa Sanayi Bakanı'nın, "Temelde Avrupa'yı ilgilendiren bu kadar önemli bir meseleye müdahale etmek Amerika Başkanı'nın işi değil" dediğini aktardı.

Guardian'ın köşe yazarı Polly Toynbee, Türkiye'deki izlenimlerini anlatırken, "Türkiye'nin Avrupa Birliği'ne katılmasını istemeyen biriyle karşılaşmanın zor olduğunu" yazdı. Atatürk'ten beri Türkiye'nin yüzünü Batı'ya döndüğünü belirten yazar, "İran, Irak, Suriye, Rusya gibi kötü komşularımız varken kime dönecektik yüzümüzü diye soruyorlar. Ordu bile Avrupa Birliği'ne katılmaktan yana. Kendi iktidarını kaybedecek olsa da" dedi.

Amerika'nın Türkiye'nin üyeliğine verdiği desteği, yakın bir müttefikini Avrupa'nın içine sokma arzusu olarak yorumlayanlar olduğunu hatırlatan Guardian yazarı, "Ama Türkler bunu öyle görmüyor" diyerek şöyle devam ediyor:

"Görüştüğüm herkes, Amerikan hegemonyasından kurtulmak için Avrupa'ya katılmaktan yana. Türkiye, Avrupa Birliği içinde sağcı değil solcu bir güç olacak. Bütün partiler, Amerika'nın vahşi kapitalizminden kaçış için Avrupa'nın sosyal demokrat kapitalizmini övüyor. Fransızlar ve Almanlar, 12 yeni üyenin veto edebilecek imkana kavuşmasından önce Türkiye'nin başvurusunu işleme koymazsa, Avrupa'yı güçlendirmeyecek, zayıflatacaklar. Bir yazar, 'Avrupa bizim gibi ülkeler için demokratik ışıktır, açın kapılarınızı' dedi."

Guardian'ın bir diğer köşe yazarı Martin Woollacot ise, Başbakan Abdullah Gül ile Refah Partisi yöneticisiyken yaptığı bir mülakatta Avrupa Birliği'ne üyelik aleyhinde söylediklerini anlattı. Yazar, AK Parti'nin üyelik için harcadığı çabanın boşa çıkması halinde başka planları olabileceğini ileri sürdü. Yazara göre, bu planın Avrupa'ya halkın duyacağı tepkiden yararlanıp, eski Refah çizgisini yeniden savunmaya başlamak olduğu belirtildi.

"TÜRKİYE, AVRUPA'NIN ROL ALDIĞI BİTMEMİŞ BİR PİYES" İslamcıların etkisini azaltma umuduyla laik kesimlerin üyeliği savunduğunu belirten Guardian yazarı, "Türkiye, Avrupa'nın giderek daha merkezi bir rol aldığı bitmemiş bir piyes. Bunun sonunun Avrupa'yla birleşme şeklinde olup olmayacağı ise daha belli değil" diyeyazdı.

Daily Telegraph'ta Cambridge'den bir öğretim üyesinin makalesi, "Türkiye, Hıristiyan AB'ye katılmamalı" başlığıyla sunuldu. Dr. John Casey, Avrupa entegrasyonunu savunan idealistlerin bütün üye ülkelerin Hıristiyan mirasına dikkat çektiğini belirtti ve iki bin yılda şekillenen bu geleneğin çok önemli olmadığını savunanların, "Kültür bizim ne olduğumuzu belirleyen unsurdur" kuralını görmezden geldiğini kaydetti. Yazıda, "Tarihi bırakırsanız ve üyelik için sadece evrensel değerleri dikkate alırsanız, yani demokrasi, azınlık hakları vesaireyi, İsrail'in şimdi üye yapılması gerekir, Mısır'ın da gelecekte üyeliği muhtemeldir. Belki bir gün kurtarılmış Irak bile mümkün olabilir. O zaman Avrupa'nın gerçek bir topluluk haline gelme ihtimali tamamen kaybolur. Türklere saygım var, İslam'a hayranım ama duvarları yıkıp bu Truva atını içeri almamız gerektiğini düşünmüyorum" denildi.

Independent başyazısında, "Papa, Avrupa Birliği'nin 'Hıristiyan' kalması konusunda ne söylerse söylesin" Türkiye'nin üyelik görüşmelerine başlamasının kendibaşına değer taşıdığını savundu. Yazıda özetle şöyle denildi:

"Türkiye'nin insan hakları sicilini gerekçe gösterenlere, üyelik görüşmelerinin başlı başına iyileştirici bir etkisi olduğunu hatırlatmak gerek. İspanya ve Portekiz'de, Franco ve Salazar'ın mirasları böyle silkelenmişti. Slovakya ve Çek Cumhuriyeti üyelik görüşmelerine başlarken insan hakları sicilleri o kadar parlak değildi. Yakın zamana kadar birçok insanın zulüm görme korkusuyla kaçtığı ülkeleri şimdi kabul ediyoruz. Fakat büyük bir Müslüman ama laik ülkenin katılımı için yolu açmak Avrupa Birliği için doğru adımdır. Bu hafta sonu Avrupa Birliği dışa açık olduğunu, ırk ve dine takılı kalmadığını, Müslüman dünyayı demokrasi ve insan haklarına yakınlaştırmayı gerçekleştirebileceğini gösterebilir. Bu çaptaki bir jeopolitik hedefle kıyaslandığında Polonyalı çiftçilerin alacağı devlet desteği meselesi, kolayca, çabukça çözülmesi gereken mahalli bir sorun gibi kalır. Avrupa bu anı değerlendirmeli."

MARMARİS'TE BİR BARMENE KAÇAN GALLİ KIZ Daily Mirror gazetesi dünkü haberinde, Galler'den 14 yaşındaki bir kızın, tatilde tanıştığı Mehmet Ocak'a geri dönmek için pasaportunda usulsüzlük yapıp Türkiye'ye kaçtığını ve şimdi onunla evlendiğini söylediğini duyurmuştu. Bugün Mirror gibi tabloid olmayan gazeteler ve ulusal televizyon kanalları da haberi verdi.
Mirror bugün yine haberi işlerken Mehmet Ocak'ı, "Seri çapkın" diye sunarak, bir sürü başka İngiliz turistle de maceralar yaşadığını fotoğraflarla gösterdi. Times gazetesi, iki kez büyükannesiyle Mehmet Ocak'ı görmek için Türkiye'ye giden Rachel Lloyd'un, babası pasaportuna el koyunca sahte imzayla yeni pasaport başvurusu yapıp bu sefer tekbaşına Türkiye'ye gittiğini anlattı, "Sosyal hizmetler büyükanneyi uyarmıştı, Mehmet Ocak'la ilişkisinde Rachel'ı teşvik etmemesini söylemişlerdi" dedi.

Times'taki habere göre, Rachel'ın annesi, "Çok endişeliyim, hamile olabilir, çünkü Mehmet'le çocuk yapmaya çalıştıklarını söylemişti" diye konuştu.

YORUMLARI GÖR ( 0 )
Okuyucu Yorumları 0 yorum
Geri Dön