İngiltere’de İşini Corona Dönemine Uyduran Türk Göçmenler

İngiltere’nin başkenti Londra’da yaşayan Türk göçmenlerden bazıları, işlerini sürdürebilmek için Corona dönemine hızla ayak uydurmak zorunda kaldı. VOA Türkçe Londra muhabiri Barış Çimen, işlerini dijital imkanlarla yürüten farklı mesleklerden üç kişiye “dijital işyeri” ziyaretinde bulundu

İngiltere’de İşini Corona Dönemine Uyduran Türk Göçmenler

İngiltere’nin başkenti Londra’da yaşayan Türk göçmenlerden bazıları, işlerini sürdürebilmek için Corona dönemine hızla ayak uydurmak zorunda kaldı.

Hükümetin açıkladığı Corona virüsü tedbirleri nedeniyle evde kalan göçmenlerin bir kısmı işsizlik ve parasızlıkla yüz yüze kaldı. Bunların bazıları bir süre sonra teknolojiyi ve dijital yolları kullanarak işlerini sürdürmeyi başardı. VOA Türkçe Londra muhabiri Barış Çimen, işlerini dijital imkanlarla eskisine oranla daha da büyüttüğünü söyleyen farklı meslek gruplarından üç kişiye “dijital işyeri” ziyaretinde bulundu.

Londra’ya 8 ay önce gelen İzmir Karşıyakalı Ecem Onaran, spor eğitmeni. Spor merkezleri kapatılınca müşterileriyle temasını sürdürmek için Onaran, onlara hobi olarak sosyal medyadan canlı spor dersleri vermeye devam etmiş. Spor malzemeleri markaları yaptığı canlı yayınlara sponsor olmak isteyince de hobi bir anda profesyonel bir hale dönüşmüş.

Urfalı Ressam Kübra Müjde, İngiltere’de resim öğrencisi çocuklar için mekan kiralayarak kurduğu atölyenin Corona tedbirleri nedeniyle kapanmasıyla velilere ders paralarını iade edemeyeceğini söylemiş. Ama isterlerse internetten kurs vermeyi deneyerek borcunu ödemeyi teklif etmiş. Müjde ne kendinin ne de anne babaların beklediği, iyi sonuçlar aldığını söylüyor. Şimdi Oxford’da yaşıyor ve anne babalar arasında haberin kulaktan kuşağa yayılması nedeniyle dünyanın her yerinden öğrencilerin sıraya girdiğini söylüyor.

Ders sırasında evinde kaydettiği videoda, önünde boyalar ve masaya tepeden tutturulmuş kamerayla karşısındaki öğrenciyle paylaştığı resim çalışması var.

Diğer örnek ise Türkolog Ayşegül Bıçkıcı. Türkiye’deyken yaptığı spikerlik deneyimi ona Londra’da diksiyon ve Türkçe kursundan para kazanma imkanı sunsa da, öğrencilerinin mecburen evine kapanması işini ve gelirini kaybetmesine neden olmuş. VOA Türkçe olarak, bilgi teknolojileri uzmanı Filiz Demirci ile nefes alma pratiklerini işledikleri kursa biz de uzaktan katıldık. Öğretmen ve öğrencisi, evlerindeki bilgisayar ekranından karşılıklı görüntülü konuşuyordu. Ayşegül Bıçkıcı, öğrencileri ile sınıfta buluşup tahtaya yazarken, şimdi bu yeni yöntemle ummadığı yararlarla karşılaştığını anlattı. Dersin konuk olduğumuz bölümünde ‘‘köpek nefesi’’ ve başka nefes alma teknikleri işleniyordu.

VOA Türkçe: Bu iş bu noktaya nasıl geldi?

Ayşegül Bıçkıcı: İlginç olan şey şu ki; diksiyon derslerini evden vermek de gerçekten benim yeni yaşadığım bir pratik olmaya başladı. Türkçe dersini yabancılara evden Türkçe verebiliyordum.

VOA Türkçe: Eğitimin normal şekli bu mu?

Filiz Demirci: Normalde orijinal şekli bu değildi tabii, ama Corona virüsü dolayısıyla hepimiz evlere kapanmak durumunda kaldık. Böyle çözümler buluyoruz kendimize.

VOA Türkçe: Neden diksiyon dersi almak istiyorsunuz?

Filiz Demirci: Diksiyondan ziyade ses ve nefes ile ilgili birtakım problemler yaşıyorum. Ben de eğitmenlik yapıyorum, eğitim verirken de nefesimin ve sesimin zorlandığı noktalar oluyor; özellikle kalabalıklara hitap ederken. Bu konuda kendimi geliştirmek istedim.

VOA Türkçe: Siz ne eğitimi veriyorsunuz?

Filiz Demirci: Ben proje yönetimi, siber güvenlik, bilgi güvenliği konusunda eğitimler veriyorum.

Ressam Kübra Müjde’nin dersindeyse renkler konuşuluyordu. Öğrencisiyle aynı anda çizdikleri benzer resimde ışıkların etrafına açık maviyle koyu mavi kullanmasını öneriyordu. Öğrencisi de ona maviyi zaten kullandığını hatırlattı. Çizilen resimler, karşılıklı bilgisayar ekranında görünüyordu. Biz de derse aynı yöntemle uzaktan tanık olup sonrasında sorularımızı yine uzaktan sorduk.

VOA Türkçe: Çocuklara resim çizmeyi, bizimle yaptığınız görüşmede olduğu gibi karşılıklı öğretiyorsunuz.

Kübra Müjde: Evet evet, yani ben sadece yaşadığım alanın bir köşesini sanat atölyesine çevirdim, masamı düzenledim, bilgisayarımı ve boyalarımı, her şeyimi hazırladım. Çocukla derse başladığımızda; ‘Merhaba, nasılsın? İyi misin? Bugün vaktini güzel geçirdin mi?’ deyip sonra Van Gogh’un renklerinden konuşmaya, Salvador Dali’nin neden uzun bacaklı filler çizdiğinden bahsetmeye başlıyoruz.

Spor eğitmeni Ecem Onaran’ın günlük programı, bazı antrenman görevlerinin tamamlanması ve limitlerin ileriye taşınmasından oluşuyor. Videoları ve canlı yayınlarında takipçileriyle buluştuğunu ve derslere katılan her yaştan kişinin aynı hareketleri denediği kendi videolarını onunla paylaştığını söylüyor.

Ecem Onaran: Ben zaten antrenörüm, elimden geldiğince canlı yayın yaparak insanlara destek olmaya çalışıyorum.

VOA Türkçe: Hiç böyle hayal etmiş miydiniz? Sosyal medya üzerinden; Instagram, Facebook ve Youtube’dan insanların spor yapmasını sağlayacağınızı tahmin etmiş miydiniz?

Ecem Onaran: Yani aslında düşünüyorduk, çünkü sonuçta akıllarda hep şöyle bir soru var; bu teknoloji nereye gidiyor. Yani muhakkak bir gün o telefona çok daha fazla ait olup, o küçük ekranlara ait olacağımızın az çok farkındaydık, ama bu çok ani bir giriş oldu.

Ayşegül Bıçkıcı’nın Filiz Demirci’yle dersi, yine nefes ve ses kullanma teknikleri açısından hayatın içinden sahnelerle devam etti. Bilgisayar ekranından karşılıklı, yanlış park edilen ve polis tarafından çekilmek üzere olan bir otomobili hayal ediyor ve ona seslenirken Demirci’ye, diyafram kasına uygulanan farklı baskılarla, kalabalıklara nasıl hitap edeceğini öğretiyordu.

Öğretmen, şimdiki derslerle önceki zamanları şöyle kıyasladı.

Ayşegül Bıçkıcı: Normalde kalabalık ortamda yapıyoruz bu işi. Bildiğiniz gibi öğrenciler evlerinden çıkıyorlardı, toplu taşımaya ya da arabalarına biniyorlardı, park sorunu yaşıyorlardı. Dershaneye gelene kadar orada bir temas yüzeyi oluşuyordu insanlarla. Zor aslında, bir fiziki ortam. Bir sınıf vardı, tahta vardı ya da kullandığım projeksiyon, sunumlarımızı yansıttığımız birtakım materyaller vardı. Şu anda farklı tabii ki, farklı ancak yine de sınıf ortamını yaratmaya çalışıyoruz. Belki arkada görüntüye giriyordur, küçük bir kara tahtamız var, yazmak zorunda olduğumuz şeyleri ona not aldığımız bir kara tahta. Gerçi dekor niyetinde, ama tahta görüntüsü oluşturduk.

Öğrencisi Filiz Demirci de tıpkı kendisinin şimdi aldığı ders gibi şirket çalışanlarına verdiği bilgi teknolojileri eğitimlerini çevrim içi yaptığını anlattı.

VOA Türkçe: Siz işinizi yapabiliyor musunuz bu kısıtlamalar dahilinde?

Filiz Demirci: Biz teknoloji ile daha çok haşır neşir olduğumuz için ve artık son yıllarda tamamen uzaktan ve bulut sistemlerine döndüğümüz için aslında bir nebze daha avantajlıyız bu konuda ve daha rahat uzaktan çalışabiliyoruz.

Ressam Kübra Müjde, Corona kısıtlamalarıyla mecburen başladığı bu yöntemin, hem velileri hem de çocukları daha çok memnun ettiğini söyledi.

Kübra Müjde: Derslere birebir kişisel olarak değil, bilgisayarın karşısında devam etmeye başladık. Aileler de çok şaşılacak derecede sevindi, çünkü çocukların bu kadar ilgi göstereceklerini beklemiyorlardı. Bu benim için de geçerli; ilk kez böyle bir şey deneyimliyorum. Gerçekten bu hikaye çok güzel bir şekilde ilerledi ve zaman içinde, birkaç hafta içinde hem sosyal medyada annelerin vasıtasıyla yayılması ile İngiltere’den, Kanada’ya, Avustralya’ya, Hollanda’ya, Almanya’ya derslerim var. Şu anda İngiltere’de yaşayan biriyim ve İngiltere’den sadece 3 çocukla çalışıyorum, geri kalan çocuklarımın hepsi dünyanın pek çok yerinden derslere katılıyor. Online; aslında bir yandan evet tabii ki eleştiriyoruz, evde olmak, sadece bilgisayar ile irtibatta olmak çok rahatsız edici, ama aynı zamanda muhteşem bir şey. Sizi dünyaya açıyor. Bir saat içerisinde uçak ile günler harcayabileceğiniz mesafeye sadece ekrana tıklayarak ulaşabiliyorsunuz ve ben şu anda dünyanın birçok yerinden tanıdığım çocukla bu şekilde sanat derslerimi yürütüyorum.

Sporcu Ecem Onaran, “Corona virüsü, spor merkezlerini kapattırınca sponsorlar da sosyal medyaya yönelerek müşterilerine oradan ulaşma yoluna gitti” diyor. Böylece eski müşterileriyle irtibatı koparmamak için başladığı canlı yayınlar, şimdi profesyonel işi olmuş durumda.

VOA Türkçe: Normalde şu an yaptığınız şey bir iş modeli oldu. Uzaktan insanlara sosyal medya üzerinden spor yaptırıyorsunuz. Bu iş modelinden biraz bahseder misiniz?

Ecem Onaran: Markalarla beraber çalışıyorum, Londra’da gerçekleşti bu durum ve onunla bağlantılı olarak da canlı yayınları yönetiyorum. Tamamen insanların evde boş vakitlerini değerlendirebilmeleri, böyle bir dönemde de bağışıklık sistemlerini güçlü tutabilmeleri için yaptığımız bir etkinlikti diyebilirim aslında.

VOA Türkçe: Evden sizin gösterdiğiniz hareketleri yapıp evde kaldıkları için aldıkları fazla kiloları verme imkanına kavuştular.

Ecem Onaran: Evet gerçekten biraz öyle oldu.

Bunlar ‘Yeni Normal’ denilen bu döneme uyum sağlayabilme esnekliğine sahip mesleklerden sadece üçü. Gelirinin yüzde 80’ini hizmet sektöründen sağlayan İngiltere’de, plazaların ve ofis binalarının eski heybetine kavuşmayabileceğini düşünen uzmanların sayısı her geçen gün artıyor.

Diğer Haberler