‘İnsan Hakları Mücadelesi Bugün Çok Daha Büyük Önem Taşıyor’

İzmir Barosu 10 Aralık İnsan Hakları Günü nedeniyle Baro’nun önünde kurduğu Özgür Kürsü'de bir basın açıklaması düzenledi. Baro Başkanı Özkan Yücel işkencenin 1990’lı yılları aratır biçimde hortladığını, gözaltında kayıpların yeniden ülke gündemine girdiğini söyledi

‘İnsan Hakları Mücadelesi Bugün Çok Daha Büyük Önem Taşıyor’

İzmir Barosu 10 Aralık İnsan Hakları Günü nedeniyle Baro’nun önünde kurduğu Özgür Kürsü'de bir basın açıklaması düzenledi. İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi'nin 71’inci yılında konuşan İzmir Barosu Başkanı Avukat Özkan Yücel, “Her gün sokaklarda kadınların katledildiği bir ülkeden bahsediyoruz. Kanunlarda yer alan korumaların hayata geçirilmediği bir ülkeden bahsediyoruz. İnsanlarımızın, yurttaşlarımızın düşünceleri yüzünden cezaevlerine atıldığı, sosyal medya hesaplarının kapatıldığı, sessizliğe büründürülmek istendiği bir ülkeden söz ediyoruz. Basın açıklaması yapmak isteyen avukata saldıran polis memurunu yıllar sonra yargı karşısına çıkarabilen bir ülkeden söz ediyoruz. Önce ‘seçebilirsiniz, burası demokratik bir ülke’ deyip, sandık başına giden insanların iradelerini, kayyum dedikleri ne olduğu belirsiz ucubelere emanet eden, seçme seçilme hakkını ortadan kaldıran bir ülkeden söz ediyoruz. Ülkenin doğasını, taşını, toprağını, börtü böceğini, yaşanabilir ne varsa onları bir avuç rant uğruna peşkeş çeken bir ülkeden söz ediyoruz. Bu koşullarda yaşıyoruz” diye konuştu.

İşkence ve gözaltında kayıplar vurgusu

İşkencenin 1990’lı yılları aratır biçimde hortladığını, gözaltında kayıpların yaşandığını ve gözaltı kayıtlarının tutulmaması yönündeki uygulamaların yeniden ülke gündemine girdiğini söyleyen Yücel, “Bugün geldiğimiz noktada insan hakları mücadelesi dünden çok daha büyük bir önem taşıyor. Çünkü artık bu mücadele, herhangi bir hak arama mücadelesinin ötesinde, siyasi iktidarın uygulamalarına bir karşı duruş, bir insanlık onuru duruşu, bir mücadele aracı haline geldi. İzmir Barosu olarak biz bundan asla vazgeçmeyeceğiz” dedi.

“İnsan haklarının tam manasıyla korunduğu bir dünya var edilemedi”

Basın açıklamasını okuyan İzmir Barosu Yönetim Kurulu Üyesi Av. Ali Deman Güler de İnsan Hakları Beyannamesi’nin İkinci Dünya Savaşı sonrasında demokrasiye, barışa, çoğulculuğa olan inançla hazırlandığını belirtti.

Güler sözlerini şöyle sürdürdü: “Ne var ki 10 Aralık 1948'den bugüne ne ulusal mekanizmalar ne de evrensel hukuk insan haklarının tam manasıyla korunduğu bir dünyayı var edemedi. En temel insan haklarından olan ekonomik, sosyal ve kültürel haklar daha ilk günden ihmal edildi. Eğitim, sağlık, iş gibi bir insan için olmazsa olmaz değerler, dünyanın büyük bir kesiminde göz ardı edildi. Yoksulluk, ülkemizin de içinde bulunduğu pek çok coğrafyada hala en önemli meselelerden biri. Temiz suya ve gıdaya ulaşamayan milyonlarca çocuk bu açıklamanın okunduğu anda dahi ölmeye devam ediyor. Dünya nüfusundaki artışa paralel bir gıda üretimi yapılamıyor. Gıda ve su insanlara eşit şekilde dağıtılmıyor. Dünyanın en zengin 26 kişisinin serveti dünya nüfusunun yarısının toplam servetine eşit.”

“Dünyada en çok gazetecinin, avukatın, parlamenterin cezaevinde olduğu ülkeyiz”

Evrensel Beyanname’deki hak ve özgürlüklerin hayalden öteye geçemediğini kaydeden Güler, basın özgürlüğü, adalete erişim, adil yargılanma gibi konularda ciddi sorunlar yaşandığını vurguladı. Güler, “Kadınlara yönelik ayrımcılık dünya üzerinden silinmedi. Engelliler, mülteciler, çocuklar, LGBTİ bireyler hak ve özgürlüklerinin korunmadığı bir dünyada hayatta kalma savaşı veriyorlar” ifadelerini kullandı.

Türkiye’nin de bu genel tablo içinde kendisine en arka sıralarda yer bulduğunu söyleyen Güler, “Dünyada en çok gazetecinin, en çok avukatın, en çok parlamenterin cezaevinde olduğu ülkeyiz. Hukuk devleti endeksinde onlarca Afrika ve Asya ülkesinin bile gerisine düşmüş durumdayız. İşte böylesine bir ortamda İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi'ni daha çok savunmak, bildirgenin ortaya koyduğu hak ve özgürlükleri herkese tanıtmak ve yurttaşların hak bilincine sahip çıkması için tüm gücümüzle çalışmak zorunda olduğumuza inanıyoruz” dedi.

İzmir Barosu üyeleri daha sonra Bayraklı Sevgi Yolu’nda İnsan Hakları Beyannamesi ve Baro İnsan Hakları Birimleri tanıtım broşürlerini dağıttı.