HABER

İşte Teyyo Pehlivan hikayeleri

İşte Teyyo Pehlivan hikayeleri
Başbakan Erdoğan’ın muhalefeti, yalancılığıyla ünlü Teyyo Pehlivan’a benzetmesi, 11 yıl önce ölen Erzurum’lu Tayyip İde’yi yeniden gündeme getirdi. Erdoğan’ın ‘’Şimdi zamanı değil’’ diyerek anlatmadığı hikayeler fıkra gibi…
**ÇAĞDAŞ NASRETTİN HOCA**
Okuma-yazma bilmediği halde radyoyu dinleyerek, gazetelerdeki fotoğraflara bakarak dünyayı yakından izleyen ve anlattığı sevimli yalanlarla tanınan, 'Teyyo pehlivan' lakaplı Tayyip İde, 28 Aralık 1998'te ömrünün büyük bir bölümünün geçtiği Pasinler'de 84 yaşında hayatını kaybetti. Hiç evlenmeyen, fıkraları dilden dile dolaşan ve çağdaş Nasrettin Hoca olarak nitelendirilen Teyyo pehlivan gençliğinde güreş sporuna büyük ilgi duyardı.
Her Cuma günü yapılan karakucak güreşlerinin en popüler ismi olan ancak sayılı galibiyeti bulunan Teyyo Pehlivan, kisbetini bir de hafta sonları yapılan düğünlerde giyerdi. Düğün konvoylarının önünü çıkarak peşrev yapan ve bu nedenle özel bahşiş alan Teyyo Pehlivan, fıkralarında Atatürk, İsmet İnönü, Hülya Avşar, Sophia Loren, Demi Moore, Micheal Jackson, Rıdvan Dilmen gibi ünlülere yer verdi.
**ANITI YAPILACAKTI**
Ölümünden sonra Teyyo Pehlivan'ın anıtını yaptırma sözü veren Pasinler belediye başkanları şimdiye kadar bu projeyi gerçekleştirmediler. Sağlığında Teyyo Pehlivan'la birebir görüşen Tarihçi Şenol Kantarcı, Erzurumlu Nasrettin Hoca'nın 100'e yakın fıkrasını derledi. İşte Kantarcı'nın derlediği fıkralardan bazıları:

Bir gün gahvede oturiram, telefon çaldi.

"Pehlivan seni telefona istirler" dediler.

Gaktım baktım, Trabzon Valisi:

- Pehlivan, denize bir cip düştü... Çok uğraştık çıkaramadık... Allah'ını seversen gel bize yardım et.

Gıramadım herifi. Gettim Trabzon'a. Atladım denize. Tahtim halati cipe. Bir eliminen halatı çekirem, bir eliminen de gulaç atirem. Öyle bir ağır ki sormayın... Çekirem çekirem yerinden zor kıpırdir. Tikkatli baktim ki bir de ne görim? Meğerse cipe koca bir vapur takılmış. Sonunda hayli terledim ama cipi de, cipin kuyruğuna takılmış vapuru da çıkardim’’

ATATÜRK İLE AVA GİTTİM

Rahmetli Atatürk, İsmet İnönü birde ben Suriye sınırına ava gettik, elimizde mavzerler var, birde ne görim havada bir bölük durna dönüp durir, ilkin Atatürk ateş etti, vuramadi, sonra İnöni atdi oda vuramadi, ben elime mavzeri alıp ya Allah Bismillah diyip tetige toğundum, birde bağdım bir bölik durna ayağımın dibine düşti, hemen Atatürk yanıma gelip sırtımı sıvazladi "Aferim Teyyo eyi atıcıymışsan" dedi.


Türkan Şoray Erzurum’a filim çevirmeğe gelmiş. O zaman benim de delikanlı çağım. Tutuldi kadın… Sabah akşam birlihteyih, 'Teyyo diyir başka bir şey demir. Birgün Türkan golumda bizim eve dogri gidirih. Esnaf işini bırakmış bizi gollir. Ele süzirler, sanki heç garı görmemişler.

AT İLE AMERİKA

"Elizabet o gün Amerika’dan beni aradı. Bir at bul bul yanima gel dedi. Garıdaki güzelliği bir görsez anam avradım olsun yayan gidersiniz.


Bir gün uçakla Ankara’ya gidirem. Elimi de camdan çıkarmışam, bir baktım bir gartal, hemen elimi uzattım, yakaladım aldım gartalı içeri. Ola bi baktım, hostesler nasıl cıvılir, nasıl cıvılir. Neyse bende gorkutmiyim zavallı gızları dedim ve bıraktım gartali, uçtu gitti.

CUMA NAMAZI

Cuma vaktidir. Cemaat camiye giderken Teyyo istifini bozmadan oturmaktadır. Biri sorar:

''Pehlivan sen camiye gelmir misen?''

Teyyo yanıt verir:

"Ula oğlum 40 sene gıldım bir randıman alamadım. ‘’


Daha Muhammet Ali müslüman olmamış! Bana dediler ki

“Teyo yensen yensen, bu adamı dünyada bir tek sen yenersen.. Bu adamla bir ringe çıh da, haddini bildir.” Gıramadım çocuğlari.. Gahdım taaa Amerika’ya geddım.

Attılar beni ringin ortasına, Nasi vuriram Muhammet Ali’ye... Baktım bir ara salavat getirir.

O sırada birisi merak edip sorar.

-Teyyo dayı müslüman olmayan biri hiç salavat getirir mi?

Teyyo ayağa kalkar...

-O gedder yumruği yiyen de, din iman mi kalır... ?


Teyyo Pehlivan'ın oturduğu kahvehanenin telefonu çalar. Arayan Teyyo'yu işletmek ister. Ahizeyi kaldıran kahvehanenin sahibi seslenir:

- Pehlivan, Fenerbahçeli Rıdvan arıyor. Seninle görüşmek istiyor.

Teyo Pehlivan umursamaz bir edayla yanıt verir:

- Söyleyin Rıdvan'a Pehlivan hasta yerinden kalkamıyor. Ya daha sonra arasın ya da kendi gelsin.


Teyyo Pehlivan kahvehanede böbürlenerek anlatmaktadır. Arkada tarafta ise Hasankale'nin eski güreşçilerinden rahmetli Zafer Pehlivan (Altuğ) vardır. Teyyo, Zafer Pehlivan'dan çekinmektedir ama onu görmediği için rahat konuşmaktadır:

\- Ola kardaş bir gün dağda geziyorum. Tam büyük bir kayanın dibinden dönüyorum. Karşıma bir ayı çıkmasınmı. Ayı benim gibi üç var, ama hiç istifimi bozmadım. Ola Teyyo dedim kendi kendime. Bir ayıdan mı korkacaksın. Başladık ayı ile güreşmeye. O beni yere vuruyor, sonra ben onu yerden yere vuruyorum. İkimiz de pes etmiyoruz. Aradan iki gün geçti. Hele daha birbirimizin sırtını yere getiremişiz. " Herkes işin sonunu merakla beklerken Zafer Pehlivan sert bir şekilde çıkışır: \- Ola Teyyo, sonra ne oldu? Zafer Pehlivanın sesini duyan ve görünce şaşıran Teyyo lafı dolaştırır, nerede kaldığını unutur ve noktayı koyar: \- Ne olacak ayı beni yedi.

Teyyo Pehlivan Pasinler'deki sağlık ocağına sık sık uğrar.

Kahvehaneye geldiğinde de hemşire muhabbeti yapar. Sonunda kahvehanede konuşulanlar hemşirelerin kulağına gider. Tabi Teyyo'nun bundan haberi yoktur. Sağlık ocağına gittiğinde bu kez hemşireler sinirlidir. Hemşireler bunu bir odaya alırlar ve ellerine neşteri alarak Teyyo Pehlivan'ı tehdit etmeye başlarlar.

Teyyo bu altta kalır mı. Sarışın olan hemşirenin o gün hastanede bulunmadığını görünce şöyle der:

- İnanın sizi anlatmadım, sarışın olanı anlattım.


Teyyo Pehlivan anlatıyor:

\- Bir gün Hasankale belediye otobüsüyle ABD'ye gidiyorum. Bir baktım yolda Demi Moore'un arabasının tekeri patlamış. Neyse kardaş. İndim aşağı, bir dakika sürmedi lastiği tamir ettim. Bunun üzerine Demi, beni yemeğe davet etti. Ben de kıramadım gittim. Demi, teşekkür için yanağımdan öptü. Ben de onu yanaklarından öptüm. Demi, "Bir daha öper misin" dedi. Neyse ben bir daha öptüm. Demi bana, "Sen Doğulusun bir daha öp bakayım" dedi. İkinci kez öptüğümde Demi, "Seni tanır gibiyim, Erzurumlusun" dedi. Üçüncü öpüşümde Demi, "vallahi seni tanıdım. Sen Hasankaleli Teyyo Pehlivansın" dedi. -Vallahi ben de şaşırdım. Demi, beni üç öpüşte tanıdı.

Teyyo Pehlivan bir gün kahvede otururken televizyonda Micheal Jackson şarkı söylemektedir. Kahvede oturanlar, Teyyo'nun açığını yakalamak, onu tongaya düşürmek isterler. Bu yüzden kasıtlı olarak sorarlar.

-Teyyo; bu Maykıl Caksın nasıl bir karıdır?

-Teyyo bu lafın altında kalır mı, hemen cevabı patlatır:

- Vallahi bu bir şey değil de bacısı bundan daha iyidir.

YORUMLARI GÖR ( 0 )
Okuyucu Yorumları 0 yorum
Geri Dön