Joe Biden kimdir, Trump'ı yenip ABD Başkanı olabilir mi?

Joe Biden, dünyanın en deneyimli siyasetçilerinden biri ama onu zora sokan gaflarıyla da biliniyor. Kasım ayındaki ABD Başkanlık seçimlerinde Trump'a karşı yarışacak Demokrat aday Joe Biden kimdir? Beyaz Saray'a ne kadar yakın? BBC Dünya Servisi'nden Peter Ball yazdı.

Joe Biden kimdir, Trump'ı yenip ABD Başkanı olabilir mi?

Kasım ayındaki ABD Başkanlık seçimlerinde Donald Trump'a karşı Demokrat Parti adayı Joe Biden yarışacak. Biden, Barack Obama'nın yardımcılığını da yapan deneyimli bir siyasetçi.

Destekçileri için Joe Biden, Washington'da on yıllar boyunca görev alan deneyimli bir dış politika uzmanı, cazibesi ve tatlı diliyle halka ulaşabilen bir konuşmacı ve yaşadığı korkunç kişisel trajedileri atlatabilen cesur biri.

Muhaliflerine göre ise yaşı geçmiş, utandıran gaflar yapmaya meyilli bir devlet figürü. (ayrıca birçokları için kaygı verici görülen kadınların saçlarını koklama eğilimi de var.)

Peki Joe Biden, Trump'ı Beyaz Saray'daki koltuğundan edebilir mi?

Hızlı konuşmacı

Joe Biden siyasete atıldığında, sandık başına gidecek çoğu seçmen daha doğmamıştı.

Biden seçim kampanyalarına yabancı değil. Washington'daki kariyeri Senatör olarak 1973'te başladı (tam 47 yıl önce) ve ilk başkanlık kampanyasını 1987'de düzenledi (33 yıl önce).

Bu deneyimleri sayesinde seçmenlerine iyi kur yapabiliyor ama diğer yandan, felaket yaşanması için bir cümlesi yetebilecek bir saatli bomba gibi de davranıyor.

İlk başkanlık kampanyası (bu üçüncüsü) halk önünde yaptığı bir konuşmadaki lafları nedeniyle sona ermişti.

Biden tutuklu bir konuşmacı ama sıklıkla da gaf yapıyor.

Seçim kampanyalarında "Benim atalarım Pensilvanya'nın kuzeydoğusundaki kömür madenlerinde çalıştı" iddiasında bulundu ve maden işçilerinin hiçbir zaman hak ettikleri fırsatları elde edemediklerini söyledi.

Ama Biden'ın atalarının hiçbiri kömür madencisi değildi. Bu cümleyi (ve birçok bazı cümlesini) İngiliz siyasetçi Neil Kinnock'tan çalmıştı. Asıl, Kinnock'un ataları madenciydi.

Bu, bundan sonra 'Joe Bombaları' olarak bilinecek bir dizi gafın ilki olmuştu.

Siyasi kariyeriyle övünmek için, 2012 yılında halka şöyle seslenmişti: "Vatandaşlarım, sekiz başkan tanıdım, üçüyle çok samimi özel bir ilişkin vardı" dedi ve seçtiği kelimelerle yalnızca 'yakın arkadaş' olduklarını söylemek yerine kazara 'cinsel ilişkiye girmiş' gibi ifadeler kullandı.

Biden, 2009 - 2017 yılları arasında Barack Obama’nın başkan yardımcılığını yapmıştı.

Eski ABD Başkanı Barack Obama'nın yardımcılığını yaptığı 2009 yılında, "ekonomi hata yapma şansımız yüzde 30" diyerek halkı alarma geçirdi.

Biden bir defasında da Barack Obama için "Kendisini iyi ifade eden, parlak, temiz ve güzel görünen ilk ana akım Afrika kökenli Amerikalı" demişti. Bu sözlere rağmen Obama'nın kendisini yardımcısı olarak seçmesi belki de şansındandı.

Ama bu sözlerine rağmen Biden, bu seçim kampanyasında siyah seçmenlerden oldukça fazla destek gördü. Ama siyah radyo sunucusu Charlamagne Tha God'un programındaki şu iddiası ise bir felakete dönüştü: "Eğer beni mi Trump'ı mı destekleyeceğiniz kararını veremiyorsanız siz siyah değilsiniz demektir."

Biden, Charlamagne Tha God'ın radyo programında gaf yapmıştı.

Bu cümle medyada fırtınalar kopardı ve kampanya ekibi Afrika kökenli Amerikalıların oylarını 'çantada keklik gördüğü' anlayışını hızla dağıtmaya çalıştı.

NY Magazine adlı dergide geçen yıl bir gazetecinin neden şu satırları kaleme aldığını anlamak hiç de zor olmamıştı: "Biden'ın hazırlıksız konuşma yapmasını engellemek, seçim kampanyasını yürüten ekibin ne pahasına olursa olsun odaklandığı tek konu."

Seçim kampanyası emektarı

Diğer siyasetçilerin aksine Biden seçmenlerle halkla daha yakın temasta.

Ama Biden'ın konuşmalarında madalyonun bir de diğer yüzü var. Çoğu siyasetçinin söyleyeceklerini çok önceden planlayıp robot kimi yaptığı konuşmaların aksine, Biden gerçek bir kişilik olarak öne çıkıyor.

Çocukluğunda kekeme olması nedeniyle, ekrana beliren metinlerden okumayı sevmediğini, onun yerine yüreğinden geldiği gibi konuşmayı sevdiğini söylüyor Biden.

Biden yedi defa ABD Senatosu'na seçildi.

ABD'de mavi yaka işçileri, hazırlıksız yaptığı doğaçlama konuşmalarıyla hareketlendirebiliyor ve daha sonra kalabalığın arasına karışıp ellerini sıkıyor, sırtlarını okşuyor, selfie çektiriyor, beyaz saçlı bir rock yıldızı gibi karşılanıyor.

New Yorker dergisine konuşan eski başkan adayı ve ABD Dışişleri Bakanı John Kerry "Bir bakıma sözleriyle onları içine çekiyor ve onlara sarılıyor, bazen de fiziksel olarak bunu yapıyor. Dokunmayı seven bir siyasetçi her şeyi sahici. Hiçbir şeyi sakil değil" demişti.

Ama dokunmayı bu kadar sevmesi birçok sorunu da beraberinde getirdi.

İddialar

Biden hakkında kadınlara yönelik davranışları nedeniyle 'cinsel taciz' iddiaları ortaya atıldı.

Geçen yıl sekiz kadın Biden'ın kendilerine 'uygunsuzca dokunduğunu, sarıldığını ve öptüğünü' iddia etti. ABD medyasında Biden'ın etkinliklerde kadınları selamlarken yaklaştığı görüntüleri paylaştı, bu görüntülerin bazılarında kadınların saçlarını kokladığı da görülüyordu.

Bu iddiaların üstüne Biden 'etkileşimlerinde daha düşünceli olacağını' söyledi.

Ama Mart ayında Tara Reade, ofisinde asistanı olarak çalıştığı Biden'ın 30 yıl önce kendisini bir duvara dayayıp cinsel tacizde bulunduğunu öne sürdü.

'Mağdurlara inanın' son dönem kadın hakları savunucularının başlıca sloganı oldu.

Biden bu iddiayı yalanladı ve seçim kampanyası ekibi "Böyle bir şey kesinlikle yaşanmadı" açıklaması yaptı.

Biden'ı destekleye Demokratlar, Trump'ın da çok sayıda kadın tarafından cinsel tacizle suçlandığına dikkat çekecektir ama bu tip meseleler gerçekten sayılara indirgenebilir mi?

#MeToo hareketinden bu yana, Biden dahil, Demokratlar toplumun kadınlara inanması gerektiğini söylüyordu, Biden'a yönelik iddiaların hafife alınması birçok kadın hakları savunucularını rahatsız ediyor.

https://twitter.com/ReadeAlexandra/status/1267260394243948544

Reade, kısa bir süre önce televizyon kanalına verdiği röportajda şunları söylemişti:

"Vekilleri, sosyal medyada hakkımda gerçekten çok korkunç şeyler söylüyorlar. O söylemedi ama güvenli olduğuna dair söylemler içeren kampanyada bir ölçüde ikiyüzlülük var, hayır güvenli değil."

Biden'ın kampanya ekibi ise iddiaları yalanladı.

Aynı hataları tekrarlamaktan kaçınmak

Hillary Clinton çok daha deneyimli bir siyasetçi olmasına rağmen Trump'a karşı kaybetti.

Her ne kadar geçmişte sorun olsa da, destekçileri, mesafeli ve soğuk olmayan, sıradan insanlarla sıcak ilişkiler kuran bu tarzın Biden'ı, önceki Demokrat başkan adaylarıyla aynı tuzağa düşmekten alıkoyacağını düşüyor.

Biden, Washington'da deneyimi bir isim. Otuz yıldan uzun süredir Senatör olarak görev aldı, sekiz yıl da Obama'nın Başkan Yardımcısı oldu. Ama bu kabarık CV her zaman yardımcı olmuyor.

8 yıl Temsilciler Meclisi'nde, 8 yıl Senato'da, 8 yıl da başkan yardımcılığı görevlerinde bulunan Al Gore, 28 yıl Senato'da görev alan John Kerry ve 8 yıl First Lady olan, 8 yıl da Senatör olan Hillary Clinton da son seçimlerde hep Cumhuriyetçi adaya kaybetmişti.

Destekçileri ise, daha mütevazi olan Biden'ın aynı kaderi paylaşmayacağını umuyor.

Obama 2008 yılında 'Değişim' sloganıyla öne çıkmıştı. Ama Biden böyle bir sloganla kampanya yürütmüyor.

Amerikalılar, Washington içinden olmadıklarını söyleyen ve siyasi devlet yapılanmasını sarsacakları vaadiyle Beyaz Saray'a gitmek isteyen adaylara birden fazla şans vermişti.

Bu, siyasi yapının zirvesinde yaklaşık 50 yılını geçiren Biden'ın verebileceği bir vaat değil.

Deneyimi ona karşı kullanılabilir.

Uzun tarih

Biden başkanlık yarışına ilk olarak 1987 yılında girdi.

Biden son on yıllar boyunca önemli gördüğü her olaya müdahil oldu ya da hakkında yorum yaptı. Bu kararların birçoğu mevcut siyasi iklimde çok da hoş görünmeyebilir.

Joe Biden 1970lerde, devlet okullarındaki ırk ayrımcılığının önüne geçe bilme amacıyla sadece siyah öğrencilerin eğitim gördüğü okullarda değil, diğer okullarda da eğitim görmelerini sağlayan okul servisi uygulamasına karşı güneyli ayrılıkçıların yanında yer almıştı.

Bu tavrı nedeniyle seçim kampanyası boyunca sıklıkla eleştirilen hedefi oldu.

Cumhuriyetçiler, Obama'nın savunma bakanı Robert Gates'in Biden için söylediği şu sözleri hatırlatmayı çok seviyor: "Biden'ı sevmemek mümkün değil. Son 40 yılı aşkın süredir her büyük dış politika meselesinde ve ulusal güvenlik konularında hatalıydı."

Seçim kampanyaları devam ettikçe Demokratlar da bu yaklaşımların artacağı beklentisinde.

Aile trajedisi

Biden’ın ilk eşi Nelia ve kızı araba kazasında hayatlarını kaybetti.

Biden'ın diğer siyasetçilerden daha az mesafeli olmasının sebeplerinden biri, maalesef hepimizin hayatına en az bir kere dokunan 'ölüm.'

Biden, Senatör'lük için ilk seçimleri kazandıktan kısa bir süre sonra yemin etmeye hazırlanırken eşi Neilia ve kızı Naomi'yi bir araba kazasında kaybetti, iki oğlu Beau ve Hunter da yaralandı.

Biden’ın oğlu Beau, Irak'ta askerdi ve Delaware savcısı olarak görev yaptı.

Beau, 2015 yılında, 46 yaşındayken beyin tümörü nedeniyle hayatını kaybetti.

Bu kadar genç yaşta, kendine bu kadar yakın kişileri kaybetmiş olması, Amerikalıların da Biden'ın hayatında hep kendilerinden bir parça bulmalarına neden oldu.

Siyasi gücüne ve varlığına rağmen, Amerikalıların hayatlarında karşılaştıkları benzer korkunç olayları herkesten çok daha iyi anladı ve onlara yakın hissettiğini gösterdi. Ama ailesinin diğer bir üyesinin, oğlu Hunter'ın hikayesi ise çok daha farklı.

Güç, yolsuzluk, yalanlar?

Hunter Biden babasının siyasi kariyerine gölge düşürdü.

Hunter, özel hayatı kontrolden çıkana kadar avukat ve lobi faaliyetleri yürüten bir isim olarak çalıştı.

İlk eşi boşanma belgelerinde Hunter'ın uyuşturucu, alkol kullandığına ve striptiz kulüplere gittiğine, kokain testi pozitif çıktığı için ABD Donanması'ndan atıldığına yer verdi.

Hunter, New Yorker dergisine verdiği bir röportajda, enerji sektörünün devlerinden bir Çinli iş insanının kendisine elmas verdiğini itiraf etti. Çinli iş insanı daha sonra yolsuzluk suçlamaları nedeniyle Pekin tarafından soruşturma geçirmişti.

Hunter'ın özel hayatının giderek kamunun daha çok gündemine gelmesi (geçen yıl yalnızca bir hafta tanıdığı bir kadınla ikinci evliliğini yapmıştı) ve çok yüklü miktarlarda para kazanması babasının da kötü anılmasına neden oldu.

Çoğu Amerikalı bağımlılık sorunları yaşayan birini anlayışla karşılayabilir ama aynı zamanda sürekli olarak çok yüksek gelirler kazandığı işlere sahip olması, Bidenlar gibi siyasi elitlerin hayatlarının ne kadar farklı olabileceğini de göstermiş oldu.

Azil

ABD Başkanı Trump azil sürecinde görevden alınmadı.

Bu yüklü gelir getiren işlerin bir kısmı Ukrayna'daydı. ABD Başkanı Trump'ın da Ukrayna Devlet Başkanı'nı, Hunter hakkındaki yolsuzluk iddialarını incelemeye ittiği öne sürüldü.

Bu telefon konuşması da Trump'ın azil sürecinin başlamasını tetikleyen olaylardandı. Süreç sonunda Trump azledilmedi ama Biden hiçbir zaman kendisini bu siyasi karmaşanın içinde görmek istemedi.

Dış ilişkiler

Biden dış politikada deneyimli bir isim.

Ülke dışındaki bir skandal Biden için özellikle zarar verici oldu zira en güçlü özelliklerinden biri diplomasi deneyimi.

Biden daha önce Senato'da dış ilişkiler komitesi başkanlığı yaptı ve 'son 45 yılda dünyanın en önemli liderleriyle görüşmekle' övündü.

Bu deneyimi, seçmen nezdinde başkan olabilmesi için yeterli bir gerekçe gibi görünse de dış ilişkilerdeki sicilinin seçmenleri nasıl etkileyeceğini öngörmek kolay değil.

Genelde izlediği tüm siyaset gibi, bu alanda da 'ılımlı' görülebilir.

Biden, 1991 Körfez Savaşı'na karşı oy kullandı, 2003 Irak'ın işgalini ise destekledi. Ama ABD'nin Irak'a bu kadar müdahil olmasını da eleştirdi.

Biden, ilk Körfez Savaşı sırasında operasyona karşı oy kullanmıştı. 1992'deki seçimlere bu tercihi nedeniyle girmediği düşünülüyor.

Doğası gereği genelde ihtiyatlı olan Biden, Obama'ya, Osama Bin Ladin operasyonunda özel kuvvetleri öne sürmemesi tavsiyesinde bulunmuştu. Ama operasyon başarılı oldu ve Osama Bin Ladin'i özel kuvvetler öldürdü.

İronik olarak El Kaide liderinin de Biden'ı 'çok ciddiye almadığı' ortaya çıktı. CIA'nın ele geçirdiği ve yayımladığı belgeler, Bin Ladin, suikast timlerini Obama'yı öldürmeleri için görevlendirdi ama aynı talimatı başkan yardımcısı Biden için vermedi, belgelerde şu ifadeler yer aldı: "Biden bu (başkanlık) görevi için kesinlikle hazırlıksız, bu da ABD'yi bir krize sürükleyecektir."

Biden'ın görüşleri Demokrat Parti içinde gençlere çok fazla hitap etmiyor. Gençler daha çok, Bernie Sanders veya Elizabeth Warren gibi savaş karşıtı görüşleri benimsiyor.

Ama diğer yandan Trump'ın Ocak ayında insansız hava aracı saldırısıyla İranlı General Kasım Süleymani'yi öldürmesini kutlayan Amerikalıları için ise fazla 'yumuşak başlı.'

Siyasi programı da benzer seyirde, Demokrat aktivistleri ateşlemeyebilir ama kararsız seçmenlere ulaşabilecek de kadar da 'ılımlı' olabilir.

Hepsi ya da hiçbiri

Joe Biden

Beyaz Saray yarışı öncesi anketler düzenli olarak Biden'ın Trump'tan yaklaşık 5 ila 10 puan önünde olduğunu gösteriyor.

Ama Kasım'daki seçimlere daha çok var. Sert çekişmeler yaşanacağı kesin.

İki aday da şimdiden siyah Amerikalılara yönelik polis şiddetini protesto edenlere yönelik destek ve hükümetin koronavirüs salgınıyla mücadelesi konusunda karşı karşıya geldi.

Yüz maskeleri bile siyasi meseleye dönüştü. Biden sokağa maskeyle çıktı, Trump ise tersi bir yol izledi.

Ama ufak tefek çekişmelerin ve siyasi kampanya imajlarının arkasında çok daha büyük meseleler var.

Eğer Biden kazanırsa, bu onun için uzun ve yoğun bir siyasi kariyerin taçlandırılması olacak. Eğer kaybederse, "ABD Başkanı olmaya kesinlikle hiçbir vasfı olmadığını, kesinlikle güvenilmez olduğunu" düşündüğü bir kişiye Beyaz Saray'da dört yıl daha vermiş olacak.

Birkaç yıl önce 2016 başkanlık seçimlerine aday olup olmayacağı sorulduğunda Biden, "Başkan olmadan mutlu bir kişi olarak ölebilirim" demişti. Şimdi ise artık böyle bir durum söz konusu değil.