HABER

Kabil: Güvenlik garantisi yok

Afganistan’da bir Afgan güvenlik görevlisi ve Alman yardım görevlisinin hayatını kaybettiği saldırı sonrası DW’de Sandra Petersmann ve Birgitta Schülke-Gill, Kabil’deki insanlarla konuştu.

Kabil: Güvenlik garantisi yok

Ülkede korku ve endişe hakim.Çalışma notlarımızı gözden geçiriyor, sınırdışı edilmeye ilişkin belgeleri dinliyor ve okuyoruz. Amir, Nuri, Mujtaba ve İsa, bize Kabil'deki hayattan ne kadar korktuklarını anlatıyor.

Afganistan'ın başkentindeyiz. Operation Mercy adlı İsveç yardım örgütüne düzenlenen saldırının haberi ulaştığında Almanya'dan sınırdışı edilen sığınmacılarla birlikte oturuyorduk.

Şok olduk ve sarsıldık. Kabil. Paris. Brüksel. Nice. Berlin. Ayrıntılar henüz net değil. Daha fazla bilgi için Kabil'deki kontaklarımızı arıyoruz. Afgan meslektaşların sosyal medyada paylaştıklarını takip ediyoruz.

Ailelerimize iyi olduğumuzu haber veriyoruz. Arkadaşlar ve meslektaşlar arıyor, SMS ya da Whatsapp‘ten mesaj yolluyor. Genç sığınmacıların Almanya'daki insanlarla konuştuklarımızı anlayacak kadar Almancası var. Mujtaba ve İsa, üzüntülerini dile getiriyor. Şef editör ve güvenlik koordinatörüyle konuşup durumu değerlendiriyoruz.

Durum belirginleşmeye başlıyor. Cumartesi akşamı düzenlenen saldırıda yabancılar hedef alınmıştı. Hedef yardım örgütünün ikamet ettiği yerdi. Bir Afgan güvenlik görevlisi ve bir Alman yardım görevlisi hayatını kaybetti. Bir Finlandiyalı yardım görevlisi de kaçırıldı.

Yabancılara yönelik saldırılar

Bu, Kabil'deki yabancılara yönelik ilk hedefli saldırı değil. Ancak genelde kurbanlar Afgan siviller oluyor. Yıl başından bu yana Kabil'de yüzlerce insanın hayatını kaybettiği ya da yaralandığı en az yedi ciddi saldırı düzenlendi. Sorumluluğu ise ya Taliban ya da IŞİD üstlendi.

Afganistan'ın başkenti ise son dönemde sakindi. Birkaç gün önce yüksek patlayıcı korumalı duvarları ve dikenli tellerle kaplı bariyerleri olan Kabil Kalesi'ne ulaştığımızda yeterince sakin göründü. Ancak bu huzurun ne kadar yanıltıcı olduğu ispatlayan sadece bu saldırı değil.

Kabil'de güvenlik garantisi yok. Bugün güvenli görünen bir yer yarın bir saldırı alanı olabilir. Gelmeden önce kendimize pek çok güvenlik kuralı empoze ettik. İşverenimizin kriz bölgelerindeki görevlendirmeler konusunda çok açık kuralları var ve onlara bağlıyız. İç güdülerimiz ne derse onları dinliyoruz. Daha fazlasını yapamayız.

Terör ve şiddet gündelik hayatın parçası

Konuştuğumuz herkese ABD ve NATO'daki partnerlerinin Afganistan'a daha fazla asker gönderme istekleri konusunda ne düşündüklerini soruyoruz.

"Başka hiçbir şey değişmezse bunu ne faydası olacak?” "En önemli şey bizim Afganlar olarak birlik olmamız ve hükümetin tartışmak yerine artık yönetmesidir.” "Eğer savaşmalarına izin verilmezse daha fazla yabancı askerin ne faydası olacak?” "Tüm milisleri silahsızlandırmalı ve sadece güvenlik güçlerini desteklemeliyiz.” "NATO başarısız oldu. Bize BM birliklerini göndermeliler.” "Uluslararası toplumdan ilk isteğimiz güvenlik, daha sonra da eğitim.”

Yanıtlar farklı ancak konuştuğumuz vatandaşların hiçbiri – kadın ya da erkek- kendini Kabil'de güvende hissetmiyor. Risk altında yaşıyorlar ancak hayat da devam etmeli. Sık sık insanların "Yarın evden ayrıldığımızda akşam sağ olarak dönüp dönemeyeceğimizi bilmiyoruz ancak yaşamayı da bırakamayız” dediklerini işitiyoruz.

Kentte yabancı konuklar olarak, bugün, cumartesi günkü o son kanlı saldırıdan sonra olduğumuzdan daha fazla tehlike içinde değiliz. Terörizm ve şiddet Afganistan'ın başkentinde günlük hayatın bir parçası. Buna ek olarak bir de çetelerle bağlantılı suçlar var. İnsan kaçırma Kabil'de bir iş modeli.

Bizler burada Afganistan'ın başkentini anlatmak üzere gelmiş gazetecileriz. Kabil ve Afganistan'ı daha önceki pek çok ziyaretimizden tanıyoruz. Bu yıl 16 yılı dolduran uluslararası birliklerin varlığı, ülkeye ilerleme getirdi ve onu daha da açtı. Ancak barış ve güvenlik getirmedi.

©Deutsche Welle Türkçe

Sandra Petersmann / Birgitta Schülke-Gill (Kabil, Afganistan)

Geri Dön