HABER

Kalp pilleri hayat kurtarıyor

Kocaeli'nin Gebze İlçesi'nde bulunan Anadolu Sağlık Merkezi (ASM) Kardiyoloji Uzmanı Doç Dr. Enis Oğuz, bugün dünyada 2 milyon kişinin kalp pili taşıdığını belirterek, stent, anjiografi ve elektrofizyoloji için kalbe girişim yapılmak üzere, kateter laboratuarına alınan hastaların yaklaşık 20'de 1'ine kalp pili takılması gerektiğini söyledi.

Kalp pillerinin küçük ama çok marifetli cihazlar olduğunu belirten ASM Kardiyoloji Uzmanı Doç Dr. Enis Oğuz, "Kalp pilleri, öncelikle kalp hızının yavaşlamasını engellemek, kalp yetersizliğini tedavi etmek ve kalpteki yüksek ritme bağlı, kalbin pompa görevini yapamaması durumunda, hastaya elektroşok vererek, hayatını kurtarmak amacıyla kullanılıyor.

Bugün dünyada yaklaşık 2 milyon kişi kalp pili taşıyor. Bu ileri teknoloji ürünü küçük cihazlar, kalp hızının yavaşlamasını engellemekten, kalp yetersizliğini tedavi etmeye kadar farklı amaçlarla kullanılıyor. Takıldıktan hemen sonra, yaşanılan tüm şikayetleri ortadan kaldıran kalp pilleri, hastanın yaşam kalitesini büyük bir oranda arttırarak normal hayata dönmesini sağlıyor.

Elektroşok özelliği taşıyan kalp pilleri ise ani ölümleri engelleyerek hayat kurtarıyor. Kalp hızı yavaşlamasını engelleyen tek ve 2 kablolu piller, kalp yetersizliği tedavisi için kullanılan 3 kablolu piller ve kalpteki yüksek ritme bağlı kalbin pompa görevini yapamaması durumunda, elektroşok vererek hayat kurtaran ve defiblatör denilen piller olmak üzere, toplam 3 çeşit kalp pili bulunuyor" dedi. Kendi kendine elektrik üretebilen bir organ olan kalbin, bu sayede kalp kasının kasılmasını sağladığını vurgulayan Doç. Dr. Enis Oğuz, "Üretilen elektrik, peş peşe dizilmiş hücrelerden oluşan ve adeta bir elektrik kablosuna benzeyen, elektriksel ileti yolları aracılığıyla, kalbin iki kulakçık ve iki karıncıktan oluşan 4 boşluğunun içine yayılıyor. Bu elektrik iletisinde bir bozukluk olması ve bu bozukluğun kalbin yavaşlamasına neden olması durumunda ise kalp piline başvuruluyor. Kalp pilinin amacı, kalbi normal hızına ulaştırmak. Stent, anjiografi ve elektrofizyoloji için kalbe girişim yapılmak üzere, kateter laboratuarına alınan hastaların yaklaşık 20'de 1'ine, kalp pili takılması gerekiyor. Bu hastalar, en çok kalp hızının yavaşlaması ve tansiyon düşmesine bağlı olarak baş dönmesi yaşıyorlar. Kalp durması ve bayılma atakları da sıkça görülen semptomlar arasında bulunuyor. Hareket halindeyken, iskelet kasları daha fazla oksijene ihtiyaç duyduğu için, kalbin normalden daha hızlı atması gerekiyor. Ancak elektrik ileti bozukluğu olan hastalarda, bu artış olmuyor.

Dolayısıyla kalp hızı hep düşük seviyede kalan hastalar, yürüyemiyor, merdiven çıkamıyor, çabuk yoruluyor ve baş dönmesi yaşıyor. Elektrik ileti sistemi bozukluğu, her yaşta, hatta doğuştan bile görülebilen ama ileri yaşlarda görülme olasılığı daha yüksek olan bir hastalıktır. Kalp krizi geçirenlerde, kalp yetersizliği olan kişilerde daha sık görülen elektrik ileti sistemi bozukluğunun en önemli sebeplerinden birisi ise yaşlanmadır.

Elektrik ileti sistemini besleyen kalp damarının tıkanması ise bu hastalığın başka bir nedenidir. Elektriksel bozukluklar anlık veya sürekli yakınmalara yol açan bir hastalıktır.

Pil takılır takılmaz, kalp hızı normale döndüğü için hastada iyilik hali hemen başlıyor.

Kalp pili, hastanın bayılma, baş dönmesi, yol yürüyememe gibi şikayetlerini hemen ortadan kaldırıyor. Hastanın tüm bu şikayetleri ortadan kalktığı için yaşam kalitesinde çok büyük artış oluyor" diye konuştu.

"KALP PİLİ TAKILDIKTAN SONRA PERFORMANSININ İZLENMESİ GEREKİR"
Defiblatörlerin temel takılma amacının, kalbin anormal hızlanmalarını şokla normale çevirmek olduğunun altını da çizen Oğuz, "Hayatı tehdit eden ritim bozukluları ve kalp hızlanmaları, kalbin durmasıyla eşdeğer ve ani ölümlere neden olabiliyor. Hastada bu geliştiği zaman, kalp, durmuş gibi hiç kan pompalayamıyor, çok hızlı ve düzensiz kasılıyor.

Bu sırada hastaya dışarıdan elektroşok yapılması ve hastanın ritminin normale getirilmesi gerekiyor. Defiblatörler, hastada ritim bozukluğunun geliştiğini tanıyor ve o anda elektroşoku verip hastanın hayatını kurtarıyor. Böylece hasta nerede olursa olsun, erken müdahale ile hayatı kurtarılmış oluyor. Bu durum ise genelde kalp yetersizliği hastalarında görülüyor. 1960'lı yıllardan beri gerçekleştirilen kalp pili takma operasyonu ise bypass, kapak değiştirme gibi büyük kalp ameliyatlarından çok daha basit yapılıyor. Lokal anesteziyle, cilt altına pilin girebileceği kadar açılan boşluğa kalp pili yerleştiriliyor ve buradan da kalbe giden toplardamara kablolar iğneyle girişim yapılıyor.

Operasyon yaklaşık bir saat kadar sürüyor. İlk 24 saat kablonun iyice kalp içine yerleşmesi ve tutunması için önemli bir süre. Bu amaçla bir gün hastanede yatırılan hasta, taburcu olduktan sonra hiçbir hareket kısıtlılığı yaşamıyor.

Kalp pili takılmasının ciddi komplikasyonları olmamasına rağmen, çok nadir de olsa, damar iğneyle bulunmaya çalışılırken, akciğerin delinebilme ihtimali söz konusu. Bu da akciğeri saran zarların çevresine hava toplanmasına neden olduğu için solunum sıkıntısı yaratabiliyor. Bu durumda ise toplanan hava alınıyor ve akciğerdeki delik iki üç gün içinde, hastada kalıcı bir sorun bırakmadan kendiliğinden kapanıyor. Vücuda yabancı cisim yerleştirilen her operasyonda olduğu gibi, kalp pili yerleştirme operasyonunda da enfeksiyon riski var. Bu gibi durumlarda ise pil çıkartılarak enfeksiyon tedavisi yapılıyor" şeklinde konuştu. Kalp pili takıldıktan sonra mutlaka performansının izlenmesi gerektiğini kaydeden ASM Kardiyoloji Uzmanı Doç Dr. Enis Oğuz, şunları söyledi:

"Aslında kendisi de küçük bir bilgisayar olan kalp pili, dışarıdan başka bir bilgisayar yardımıyla telemetrik yöntem denen bir uygulamayla okunuyor. Bu sayede, hastanın kalp hızı nasıl seyretmiş, kalp pili ne kadar çalışmış, kendi ritmi zaman zaman ortaya çıkmış mı yoksa hep kalp piline mi bağlı kalmış ve başka ritim bozuklukları olmuş mu gibi soruların cevaplarına ulaşılıyor. Ayrıca pilin kaç voltta çalışması gerektiğini ya da kalp hızını tutması gereken değerleri, kalp piline dışarıdan programlamak mümkün. Hasta, pilin ortalama dayanma süresi olan 7 yıl boyunca, her 6 ayda bir kontrole gelmek zorunda.

Pilin biteceği 6 ay önceden saptanabildiği için bu çok önemlidir."

YORUMLARI GÖR ( 0 )
Okuyucu Yorumları 0 yorum
Geri Dön