Karbonmonoksit zehirlenmesine karşı 'gaz dedektörü'

Karbonmonoksit zehirlenmesi vakalarının kış aylarında arttığını belirten Yeditepe Üniversitesi Farmasötik Toksikoloji Anabilim Dalı Başkanı Prof.

İlknur SARGUT-Ömer HASAR/İSTANBUL, (DHA)- Karbonmonoksit zehirlenmesi vakalarının kış aylarında arttığını belirten Yeditepe Üniversitesi Farmasötik Toksikoloji Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Ahmet Aydın, ‘sessiz katil’ adı verilen zehirlenmeye karşı alınacak önlemlere dikkat çekti. Prof. Dr. Aydın, "Ortamda gaz dedektörlerinin bulunması gerekir. Bir gaz salınımı olduğunda bu dedektörler uyarı verir" dedi.

Çorum'un Osmancık İlçesi’ndeki bir kız öğrenci yurdunda karbonmonoksit zehirlenmesi şüphesiyle 103 öğrenci dün hastaneye kaldırılmıştı. Kış aylarında karbonmonoksit zehirlenmesi vakalarının arttığını ifade eden Yeditepe Üniversitesi Rektör Yardımcısı ve Farmasötik Toksikoloji Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Ahmet Aydın karbonmonoksit zehirlenmesi ve alınması gereken önlemleri anlattı.

‘SESSİZ KATİL’ ADI VERİLİYOR

Karbonmonoksit zehirlenmesinin özellikle kömür, odun, petrokimya, benzin ya da dizel gibi yakıtların tam yanmaması sonucu meydana geldiğinin altını çizen Prof. Dr. Ahmet Aydın, “Bu ürünler yandıktan sonra karbondioksit ve karbonmonoksit meydana gelir. Bu yanma düzgün olmazsa yani isli ve dumanlı bir yanma olursa ortamda karbonmonoksit gazı oluşur. Karbonmonoksit gazının oluşması karbondioksite göre zehirlidir. Ev, banyo, mutfak gibi kapalı ortamda karbonmonoksit gazı oluşur. Buna ‘sessiz katil’ adını veririz. Bir insan ortamda karbonmonoksit gazı oluştuğunu fark edemez. Çünkü bu gazın kokusu, rengi yok, boğazınızı, gözünüzü yakmıyor, tahriş etmiyor, dolayısıyla sizin bu gazın karbonmonoksit gazı olduğunu anlamanız zor. O nedenle bu tür bir yakıt yakılan yerlerde havalandırmaların çok iyi olması önemli” diye konuştu.

ZEHİRLENMEYE KARŞI BU UYARILARA DİKKAT

Kişi uykuya dalarken yanan sobayı mutlaka söndürmeli diyen Prof. Dr. Ahmet Aydın, alınacak önlemleri şu sözlerle anlattı:

"Kömür sobasının kapatılma şansı yok. O zaman ise kömürün ne zaman biteceği tahmin edilmeli ve tamamen yanıp bittikten sonra uykuya dalınması gerekiyor. Bazı bölgelerde halen banyolarda tüplü ısıtıcılar var. Çocuk banyoya girecekse mutlaka ailesinin o banyoya giren çocuğunu takip etmesi gerekir. Eğer çocuk banyodan uzun süre çıkmıyorsa mutlaka ailenin bakması gerekiyor. Yanan maddeler bu şekilde bırakarak uyunmamalı, yanmalarının iyi olması, alanın havalandırılmış olması, aile bireylerinin sürekli birbirlerini takip etmesi gerekir. Alev eğer parlak bir şekildeyse o yanan madde karbonmonoksit üretmez, karbondioksittir ve havaya karışıp gider. Atılan maddenin üzerinden devamlı beyazlı duman çıkıyorsa kırmızı alev görülmüyorsa o yanan bölgeden ortama karbonmonoksit salınır. Gaz detektörleri ise çok önemli. Özellikle yanan malzemelerin bulunduğu alanlarda gaz dedektörlerinin bulunması gerekir. Bir gaz salınımı olduğunda bu dedektörler uyarı verir."

"TATLI BİR YORGUNLUK İLE GELİR"

Zehirlenme sürecinin sinsi bir şekilde ilerlediğinin altını çizen Prof. Dr. Aydın, “Çok tatlı bir yorgunluk hissiyle kendinizi yorgun hissediyorsunuz. Başınızın düştüğünü hissediyorsunuz. Hafif bir baş dönmesiyle başlıyor ve belirtilerin ardından da baygınlık başlıyor. Baygınlık sonrası yapılacak başka bir şey yok. Hücrelere oksijen gitmiyor. Her organa özellikle beyne oksijen gitmesi engelleniyor. Bu da organların ölümüne neden oluyor. Kişi ortamdan uzaklaştırılıp hava alacağı bir alana götürülürse kendine gelmeye başlar. Tedavi yöntemleri çok önemli. Üzerinden zaman geçmiş olsa bile hiperbarik oksijen tedavi üniteleri var. Kişinin o merkeze götürülmesi çabucak uyanmasının yolunu açabilir. Zaman geçmiş olsa bile uygulanan yüksek basınçlı oksijen tedavileri hayat kurtarır.”

Bacaların temizlenmesinin önemine de değinen Prof. Dr. Ahmet Aydın, "Rüzgârlı havalarda kesinlikle yanan sobanın yanında uyunmaması, özellikle çocukların böyle bir alanda bırakılmaması gerekir. Bilmek gerekiyor ki yanan bir ortam mutlaka karbonmonoksit oluşumuna açık bir ortamdır” dedi.