'Kardeş Türküler'in Misyonu Tamamlanmadı'

Boğaziçi Üniversitesi bünyesinde kurulan Kardeş Türküler'in ilk üyelerinden olan Ozan Aksoy, Türkiye'de birçok siyasi sorunda geriye gidiş olduğunu belirterek Kardeş Türküler'in misyonunun tamamlanmadığını söyledi. New York Şehir Üniversitesi öğretim üyesi Aksoy, VOA Türkçe'ye konuştu

'Kardeş Türküler'in Misyonu Tamamlanmadı'

Boğaziçi Üniversitesi bünyesinde kurulan Kardeş Türküler'in ilk üyelerinden olan Ozan Aksoy, Türkiye'de birçok siyasi sorunda geriye gidiş olduğunu belirterek Kardeş Türküler'in misyonunun tamamlanmadığını söyledi.

Dr. Ozan Aksoy, 10 yıldır New York Üniversitesi'nde Ortadoğu Kültürleri dersi veriyor.

Doktorasını 2014 yılında New York Şehir Üniversitesi’nde Etnomüzikoloji dalında alan Aksoy, Columbia ve New York Şehir üniversitelerindeki Ortadoğu Müzik gruplarını da kurdu ve yönetti.

Aksoy, New York'taki çalışmalarını, geçen yıl çıkardığı ilk solo albümü ve Kardeş Türküler'in misyonunu Amerika'nın Sesi'ne değerlendirdi.

İlk saz eğitimini babasından alan Ozan Aksoy, profesyonel anlamda müzik çalışmalarına ise Boğaziçi Üniversitesi Folklor Kulübü'nde başlamış:

“Kendimi bildim bileli saz vardı işte, türküler vardı. Sonra yavaş yavaş biraz işler ciddiye binmeye başlıyor. Üniversite için İstanbul'a geldim Boğaziçi Üniversitesi'ne. Bir şekilde işte mühendislik okumaya. Ama Türkiye'de tabi dilediğiniz bölümü seçemiyorsunuz bir şekilde konservatuar ya da onun gibi bir şey okumak mümkün müydü bilmiyorum ama işte üniversite sınavı, orada aldığınız puanlar, dereceler şudur budur sizi mecburen bir yere koyuyor. Biz de işte İstanbul Boğaziçi'ne girdik. Boğaziçi'ne girince işte orada yaptığımız müziği yapan, fikren bize yakın olan, benim yaşam felsefeme, müziğime yakın olan bir tek folklor kulübü vardı o zamanlar. Folklor kulübü de bir dönemsel şeyden geçiyordu. Bizden önceki yıl daha çok dünya folkloru yapıyorlardı. İşte Peru'dan, Arjantin'den, Asya'nın belli yerlerinden. Türkiye folkloru da var tabi, halaylar danslar falan. Benim geldiğim yıl ve bir önceki yıl yavaş yavaş şeye geçmeye başladılar: Türkiye'nin kendi folkloru, kendi müziği, kendi şeyi. Bu tabi 1993-1994. Türkiye de tabi konjonktürel şeyden geçiyor. Kürt sorunu ciddi bir sorun ve o zaman da en yakıcı dönemiydi hatırladığım kadarıyla. Yüzlerce insan ölüyor haftada, ayda falan. O zaman bu folklor kulübünün bu geçtiği dönüşüm daha çok bu farklılıkları özümseme, sadece Türk olan değil de işte Kürt olan, Ermeni olan bütün dillerin, Türk olmayan dillerin de Türkiye'nin müziğinin bir parçası olduğunu bir şekilde yansıtmak gibi bir misyona döndü.”

Çeşitlilik için etnik grupların repertuarları tarandı

Türkiye'deki farklı etnik grup ve kültürlerin müzik repertuarlarının incelendiğini belirten Aksoy, bu çalışma sonucunda düzenlenen ilk konsere Kardeş Türküler adının verildiğini söylüyor:

“Bu biraz tabii ki siyasi bir tercih ama aynı zamanda müzikal bir tercih, her ikisinin beraber olduğu bir tercih. Bu vesileyle bir sürü insan yeni repertuarlara bakmaya başladı. 'Çerkez repertuarında neler var? Türkiye Ermenileri ne söylüyor ne dinliyor? Türkiye Çerkezleri ne söylüyor ne dinliyor? Türkiye Kürtleri ne söylüyor ne dinliyor?’ Onların üzerine ciddi bir eğilim oldu. Ben de onlardan birisiydim. Ben daha çok tabi etnik kökenim gereği daha çok Kürt müziği üzerine uğraştım ama o şeyi değiştirmedi, özellikle dans-müzik gösterilerindeki farklı kültürleri bir arada, Türklerin yanında Türkiye Musevileri, Türkiye Ermenileri, Türkiye Lazları, Türkiye Gürcüleri, onların hepsinin söylediği, yaptığı, dans ettikleri müzikleri yansıtmaya çalıştık. Ve Boğaziçi Üniversitesi folklor kulübü hala bunu devam ettiriyor. Oradan o yapının içerisinden Türkiye'de işte şu anda bilinen Kardeş Türküler grubu çıkmış oldu.

O yapının aslında ilk konserinin adıydı Kardeş Türküler. Sanırım 1993 ve 94'teki konserlerin ismiydi o. Sonra ilk albüm 1997'de çıktı Kardeş Türküler adında. Ondan sonra Doğu çıktı 1999. Bu arada grup daha çok bilinmeye başladı. Özellikle biz sadece üniversitede konser veriyorduk sonra Ermeni cemaatinde konserler oldu, dışarıda konserler oldu. Sonra Türkiye'nin belli yerlerinde konserler oldu. Avrupa'da konserler oldu. Önce Hollanda falan filan.”

​“Folklor kulübü konservatuar işlevi gördü”

Küçük yaşından beri saz çalan Ozan Aksoy, grup için diğer enstrümanları da öğrenmiş.

“Bu arada ben saz çalıyordum başka aletler de çalmaya başladım grup için. Neydir, kavaldır sonra lavta, diğer başka aletler, perküsyonlar, vokal. Biraz da çünkü grup çok enstrümanlı olduğu için benim o açıdan eğilmem gerekti. Onları öğrendim. Daha çok çalıştım. Bir konservatuar geçmişim yok ama Boğaziçi Üniversitesi folklor kulübü bir konservatuar gibi çalıştığı için kendi başına, haftada en az altı gün işte provalardır sonra Kardeş Türküler popülerleşince konserler biraz da teknik olarak gelişimi zorladı yani. Albümlerdir falan onlar geliştirdi.”

​“Kardeş Türküler'in misyonu tamamlanmadı”

Aksoy, birkaç yıl öncesine kadar Kardeş Türküler'in misyonunu tamamladığını düşünmeye başladığını ancak son politik gelişmelerin kendisini bu misyonun kolay kolay tamamlanmayacağı düşüncesine ittiğini vurguluyor:

“Bir şekilde Kardeş Türküler misyonunu başardı. Kardeşlik müzikal olarak artık yok sayılmayacak yerde. Ha tabi Türkiye bize şeyi hatırlatıyor yani kardeşlik hiçbir zaman bizim için ulaşılmış bir hedef olmadığını gösteriyor bizim için Türkiye'deki politik gelişmeler. Kürt sorunu tekrar geri gidiyoruz. Ben daha çok şeyi düşünüyordum: 'görev tamamlanmıştır, yeni projelere geçmek lazım' ama Türkiye bize bunu 'hiçbir zaman bu görev herhalde bitmeyecek' diye hatırlatıyor. Geri dönüp tekrar tekrar insanlara hatırlatıp. Biz hala çözemiyoruz bu sorunları, hala tek tip, tek yöne doğru gitmemiz gerekiyormuş gibi bize hatırlattığı için Türkiye, tekrar bunları bir arada sunmak lazım bunu becerebilmek için. Hani ben misyon tamamlanmıştır diye düşünüyordum. Birkaç sene öncesine kadar tabi ama Türkiye şimdi tekrar hala geri dönüyoruz tekrar bir sürü politik soruna baktığınız zaman.”

“Türkiye Ahmet Kaya'ya hazır değildi”

Ozan Aksoy, Kardeş Türkülerle Almanya turnesinde bulunduğu sırada ölümünden bir kaç ay önce Ahmet Kaya ile tanışma şansı bulmuş:

“Milyonlarca insan tarafından sevilmek, belli bir kültürel estetik yaratmak, belli şarkıları, belli müzikleri, belli kodları popüler kültüre yerleştirmek çok az insanın yapabildiği bir şey. Hani tarihsel olarak düşündüğünüzde bunu yapabilen çok az insan var. Mesela Mahsuni Şerif bazı şeyleri becermiştir. Alevi müziğini Türkiye popüler kültürüne bir şekilde getirmiş. Aşık Veysel tabii ki biliniyor. Ahmet Kaya o örneklerden birisi. Benim için Ahmet Kaya, şeyi temsil eder: Hani yukarıdan gelmeyen, elit olmayan, insanlara ne istediğini yukarıdan öğretmeyen ama kendi istediğini, kendi estetiğini ortaya çıkaran, 'Ben buyum yani beni seviyorsan ben buyum.' Dürüst yani estetik bir dürüstlük, politik bir dürüstlük var yani. 'Ben bunu seviyorum.' Ama Türkiye Ahmet Kaya'ya hazır değildi anladığım kadarıyla. Ya da çok kötü şovenist bir zamana geldi maalesef. Hani milliyetçiliğin herhalde en tehlikeli zamanıydı. Kaçtı, kaçmak zorunda kaldı tabi yurt dışında öldü bir şekilde.”

Etnomüzikoloji alanında doktora yaptı

Müzik çalışmalarının yanı sıra akademi ve araştırma yapma tutkusu da olan Aksoy bunu hayata geçirmek için ABD'ye gelerek etnik müzik konusunda doktora yapmış:

“Bir şekilde bu araştırma güdüsünü nerede gerçekleştirebileceğime baktım. O dönemlerde, daha geçenlerde vefat eden Dieter Christensen isminde Kürt müziği üzerine uğraşan bir hoca vardı, sanırsam emekli oldu ya da olmak üzereydi Columbia Üniversitesi'nden o zaman. Onun birine ihtiyacı oldu, Diyarbakır'a ziyaret yapacaktı. O vesileyle etno-müzik alanına dair bir şeyler öğrendim. Sonra o beni buraya çağırdı. 'Burada doktora yapmayı düşünür müsün?' Ben de istediğimi söyledim. Başvurdum sonra New York şehir Üniversitesi'ne geldim. Burada doktoramı yaptım.”

İslamofobiye karşı New York'ta Kardeş Türküler geleneğini sürdürüyor

Ozan Aksoy, New York'ta akademik çalışmalarının yanında Kardeş Türküler geleneğini de sürdürür. Aksoy, 11 Eylül sonrası oluşan İslamofobiyle mücadele için müziği kullandığını anlatıyor:

“Burada New York'ta özellikle benim yaptığım müzik, iki üç yönlü, birincisi şu anda yapmıyorum ama belli bir süre Columbia Üniversitesi'nde ve New York Şehir Üniversitesi'ndeki Ortadoğu müzik gruplarını yönettim. Aslında kurdum ve yönettim çünkü yoktu öyle bir şey. Daha çok böyle çok kültürlü müzikler, bir şekilde Kardeş Türküler geleneğinin New York versiyonu gibi oldu ama hani aynı şeyi yapmıyoruz tabi. Buradaki çok kültürlülük ile Türkiye'deki çok kültürlülük çok farklı şeyler. Buradaki çok kültürlülüğün yansıtılması biraz daha özellikle 11 Eylülden sonraki İslamofobi falan olduğu için ben biraz daha ben buradaki Arap ve Müslümanların yaptığı müzikler üzerine eğildim. Daha çok buradaki İranlılar, Afganlılar, Iraklılar, Suriyeliler falan oradan onların yaptığı müzikleri biraz daha özellikle beyaz Amerikalılara sunmak için daha çok uğraştım özellikle bu Ortadoğu müzik gruplarında.”

İlk kişisel albümü ‘Ozan’ı çıkardı

New York Üniversitesi'nde 10 yıldır Ortadoğu kültürleri dersi veren Aksoy, geçen yıl, içinde Kürtçe, Türkçe ve Ermenice şarkıların olduğu ilk solo albümü “Ozan”ı çıkarmış:

“Şu hayatta kişisel olarak yaptığım ilk albüm, solo albüm. Tabi bir sürü albümde çaldım. Kardeş Türküler de dahil başka müzisyenlerle de çalıştım. Ama böyle bir albümüm olsun istedim. Yaptığım albüm, biraz daha geçiş albümü. Yani müzikal olarak bir geçiş albümü. Tabiki içinde daha önceden sevdiğim şarkılar var ama içinde dinlemeyi sevdiğim, kendi yaptığım besteler de var. Bu albüm şu son bir kaç senedir ruhumun, zihnimin estetik olarak geldiği yerin bir resmini çekmek içindi.”

YORUMLARI GÖR ( 0 )
Okuyucu Yorumları 0 yorum
Tüm Yorumları Görmek İçin Tıklayın
Diğer Haberler