HABER

Kaşıkçı Raporu Türkiye’de Nasıl Karşılandı?

Suudi Arabistan Başkonsolosluğu’nda öldürülen gazeteci Cemal Kaşıkçı cinayetiyle ilgili hazırlanan BM raporu, Türkiye’de olumlu tepki aldı. Türk Arap Medya Derneği ve Sınır Tanımayan Gazeteciler raporu, VOA Türkçe'ye değerlendirdi

Kaşıkçı Raporu Türkiye’de Nasıl Karşılandı?

Suudi Arabistan Başkonsolosluğu’nda öldürülen gazeteci Cemal Kaşıkçı cinayeti soruşturması kapsamında Türkiye'ye de gelen Birleşmiş Milletler Yargısız ve Keyfi İnfazlar Özel Raportörü Agnes Callamard başkanlığındaki heyetin açıkladığı rapor, Türkiye’de olumlu tepki aldı.

Cinayeti dünya kamuoyuna da taşıyan Türk Arap Medya Derneği, açıklanan raporun başta Türkiye olmak üzere birçok ülkede uluslararası kurumlara karşı artan güvensizliği sorgulatacak kadar değerli buldu.

VOA Türkçe’nin sorularını yanıtlayan Türk Arap Medya Derneği Başkanı Turan Kışlakçı, raporun henüz tamamını okumadıklarını ancak yine de raporun çok önemli saptamalar ve tavsiyeler içerdiğini söyledi.

Kışlakçı: “Bu rapor Prens Selman’ın peşini bırakmayacaktır”

Türk Arap Medya Derneği Başkanı, “Raporu okumayı henüz bitirmedik ancak çok önemli bir rapor olduğu aşikar. Aslında Cemal’in (Kaşıkçı) ölümünden bugüne kadar geçen süreçte izlediğim uluslararası kurumlara güveni yitirmiştim. Açık söyleyeyim umudumu kesmiştim. Bu rapor bana tekrar uluslararası kurumlara güven duygusu yarattı, hatta umudumuzu yeşertti. Birincisi cinayette Prens Selman’a işaret ediliyor, mal varlığını tedbir konması dile getiriliyor. Bu rapor Muhammed bin Selman’ın peşini bırakmayacaktır. Rapor, açıkça Suudi Arabistan’ı sorumlu tutuyor” dedi.

Kışlakçı: “Rapor, Türkiye’yi teyit etti”

Birleşmiş Milletler raporunda yer alan ses kayıt dökümlerinin kendilerinin vakıf olduğundan daha fazlasını içerdiğini belirten Turan Kışlakçı, raporun Suudi Arabistan’daki tüm düşünce ve ifade özgürlüğü tutuklu ve hükümlülerinin salıverilmesinin de önemli olduğunun altını çiziyor.

Kışlakçı, “Rapor, ‘Kaşıkçı’nın ailesi, dostları, meslektaşlarından özür dilenmeli, bu halk önünde yapılmalı’ diyor. İkincisi ‘Türkiye’den özür dilemelisiniz’ deniyor. ABD’den de özür talebi var. Bir tavsiye var ki çok önemli. ‘Suudi Arabistan’daki tüm siyasi mahkumlar salıverilmeli’ deniyor. Binlerce kişi var. Ayrıca, Kaşıkçı’nın katledildiği konsolosluğun önündeki bahçeye ‘büst ya da heykel konulsun’ deniyor. Bu Cemal’in ya da basın özgürlüğü heykeli olabilir. Konsolosluğun bulunduğu caddenin adının da Cemal Kaşıkçı olarak değiştirilmesi de mühim.

Bu rapor Türkiye açısından da başarı. Türkiye ‘uluslararası kurumlar faaliyete geçsin’ diyordu. Bu hayata geçmiş oldu. Artık mesele Türkiye ile Suudi Arabistan arasında olmaktan çıktı, dünyanın Suudi Arabistan arasında bir meselesi olduğu Türkiye’nin dediği şekliyle teyit edildi. Daha düne kadar Suudi Arabistan medyasında, ‘Türkiye, Kaşıkçı’yı öldürmüş olabilir, bu cinayetin arkasında Türkiye olabilir’ diye haberler çıkıyordu” dedi.

Önderoğlu: “Suça karışan devletlerin kafalarına göre mahkeme kurmalarının önüne geçmek toplumsal vicdan açısından elzem”

Sınır Tanımayan Gazeteciler RSF’in Türkiye Temsilcisi Erol Önderoğlu, Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Raportörü’nün hazırladığı raporun, Kaşıkçı cinayetinden yola çıkarak tüm gazeteci ve düşünce özgürlüğü aktivistlerinin karşı karşıya kaldığı veya kalacağı benzer durumlar için ‘acil bir soruşturma mekanizması’ önermesini, kazanım olarak değerlendiriyor.

VOA Türkçe’ye değerlendirmelerde bulunan Önderoğlu, “Raporu, bir ülkenin başka bir ülkede sırf düşünceleri nedeniyle kendi aydın veya gazetecisini yok etmesi girişmesine karşı, küresel düzeyde gelecekte maalesef karşılaşılması muhtemel durumları önleme konusunda BM İnsan Hakları Konseyi’ne öneri getirmesini önemsiyoruz. Callamard’ın imza attığı rapor, BM Genel Sekreteri’nden Kaşıkçı cinayeti için Birleşmiş Milletler soruşturması ve gelecek için gazeteciler veya düşünce özgürlüğü aktivistlerine yönelik benzer durumlara karşı acil bir soruşturma mekanizması için hazırlık talep edilmesini de ilk bakışta bir kazanım olarak görüyoruz. RSF olarak, suça karışan devletlerin kafalarına göre mahkeme kurmalarının önüne geçmek ve Kaşıkçı’nın akıbetinin tüm boyutlarıyla ortaya çıkmasını toplumsal vicdan bakımından elzem olarak değerlendiriyoruz” dedi.

Geri Dön