HABER

Kekemelik tedavi edilebilir mi? Erken müdahale uyarısı!

Kekemelik tedavi edilebilir mi? Erken müdahale uyarısı!

Kekemelik tedavisinde erken müdahalenin önemine işaret eden uzmanlar, kekemeliğin hastalık olmadığını söyledi. Semptom olarak değerlendirilmesi gereken kekemelikte terapistlerin erken dönem söz konusu olduğunda ebeveynlere yol gösterebileceğine dikkat çeken uzmanlar, ileri yaşlarda başvuran bireylerin de tedavi sayesinde olumlu dönüşler elde edebileceğini söyledi. Kekemeliğin doğru bir iletişimle yönetilebileceğini vurgulayan Prof. Dr. Ahmet Konrot'ın konu ile ilgili söyledikleri...

Kekemeliğe dikkat çekmek ve kekemelik konusunda doğru bilgiler vermek amacıyla her yıl 22 Ekim, Dünya Kekemelik Günü olarak anılıyor.

Üsküdar Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Dil ve Konuşma Terapisi Bölüm Başkanı Prof. Dr. Ahmet Konrot, kekemelik konusunda değerlendirmelerde bulundu.

KEKEMELİK, PSİKOLOJİK BOYUTUYLA ETKİLİYOR

Kekemeliğin bir hastalık değil, semptom olduğunu belirten Prof. Dr. Ahmet Konrot, kekemelik ile psikolojik boyut arasındaki ilişkiye dikkat çekerek şunları söyledi:

“Literatüre bakıldığında kekemeliğin bir hastalık olarak değil, semptom olarak değerlendirildiğini görürüz. Her ne kadar aileler kekemelik davranışlarının ortaya çıkışını örneğin korku gibi travmatik belirli bir olayla açıklama eğiliminde olsalar da kekemeliğin psikolojik bir travmanın sonucunda ortaya çıktığını kanıtlayan bir araştırma bulunmamaktadır. Eğer öyle olsaydı, korku ve benzeri psikolojik travma geçiren çocukların çoğunda kekemelik davranışının ortaya çıkması gerekirdi. Ancak, bunu söylemek, kekemelik ile psikolojik boyut arasında bir ilişkinin olmadığını ifade etmek değildir. Kekemeliğin inatçı bir biçimde ileriki yaşlarda da devam etmesi, etkilenen kişinin psikolojisini olumsuz yönde etkileyecektir. Örneğin kekelemekten rahatsız olan bir öğrencinin bildiği halde sınıfta parmak kaldırmaması, insanlarla konuşarak etkileşime girmekten kaçınması gibi durumlar, kekemelik ile psikolojik boyut arasındaki ilişkinin yönünü daha açık olarak göstermektedir.”

KEKEMELİK, EN ÇOK 2-5 YAŞLARINDA ORTAYA ÇIKIYOR

DSM sınıflandırmasında da kekemelik olgularının % 98’inin 10 yaşından önce görüldüğü ifade eden Prof. Dr. Ahmet Konrot, “Genelde kekemelik gelişimin en hızlı olduğu erken dönemde, 2-5 yaşlarında ortaya çıkmaktadır. Daha sonraki yaşlarda (ergenlik-yetişkinlik dönemlerinde) ortaya çıkması çok nadir bir olaydır” dedi.

KEKEMELİK İLERİ YAŞLARDA ORTAYA ÇIKABİLİR

İleriki yaşlarda ortaya çıkan kekemelik davranışlarının iki grupta ele alınabileceğini belirten Prof. Dr. Ahmet Konrot, “Birinci grupta da üç olasılıktan söz edilebilir. Birinci olasılık, kökeni erken dönemde olmasına karşın, ileri dönemlerde ortaya çıkan kekemelik davranışlarıdır. Bazı durumlarda erken dönemde gözlenen ve terapi ya da kendiliğinden geçen, artık fark edilmeyen kekemelik davranışlarının sonraki yaşlarda tekrar ortaya çıkması olasılığı da bulunmaktadır. Bir başka olasılık da kekemelik davranışlarını “içselleştirmeyi” ya da baskılamayı öğrenen kişilerin stres altında bunu saklamayı becerememeleridir.

BEYİNDEKİ FONKSİYON BOZUKLUKLARI YOL AÇABİLİR

Konrot, "İkinci grupta ise kafa travması, strok (inme), merkezi sinir sisteminin dejenerasyonu, beyin tümörü, beyin ameliyatı, ilaç etkisiyle beyinde meydana gelen fonksiyon bozuklukları gibi durumlarda gözlenen edinilmiş kekemelik olguları bulunmaktadır” diye konuştu.

ERKEN DÖNEM KEKEMELİK KENDİLİĞİNDEN GEÇEBİLİYOR

Kekemeliğe erken müdahalenin önemine işaret eden Prof. Dr. Ahmet Konrot, “Araştırmalar gelişimsel (erken dönem) kekemeliğin başladığı andan itibaren altı ay ile iki yıl içerisinde kendiliğinden geçebileceğini göstermektedir. Ancak, erken dönemde kekemeliğin yönetimine yönelik hiçbir girişimde bulunulmaması halinde, kekemeliğin inatçı bir biçime dönüşme, ileriki yaşlarda da devam etme olasılığı yüksektir. Kekemeliğe ne kadar erken müdahale edilirse, o kadar çabuk sonuç alınır. Ancak, bunun da kekemelik alanında bilgili, bu konuda klinik deneyimi olan dil ve konuşma terapistlerinin önerileri, yönlendirmeleri ile mümkün olabileceğinin unutulmaması gerekir. Doğru yönetilmeyen kekemelik olgularının kronik kekemeliğe dönüşme olasılığı yüksektir” uyarısında bulundu.

KEKEMELİK TERAPİSİ ÖNEMLİ

Alınacak bazı önlemlerle kekemelikle baş etmenin mümkün olabileceğini kaydeden Prof. Dr. Ahmet Konrot, kekemelik terapisinin önemine işaret ederek şunları söyledi:

“Kekemelik bir hastalık olmadığı için tedaviden söz etmenin çok doğru olmadığını düşünürüm. Bana göre kekemelik alanında çalışan yetkin terapistleri, bireye ve özellikle erken dönem söz konusu olduğunda çocuğun ailesine yol gösterici olurlar ve onlara günlük yaşantılarında, kendi doğal ortamlarında bu sorunla nasıl baş edebileceklerini, bu sorunu nasıl yönetebileceklerini gösterirler. Kekemelik terapisi, gerek bireyin kendisine, gerekse çocuğun ailesine, birincil bakıcılarına bireye özgü çözümler ve öneriler üretme sürecidir. O nedenle, sorun aynı da olsa, etkileri her çocuk ve her ailede farklı olacağı için, terapi süreci bireye/aileye özgü olmak durumundadır.”

KEKEMELİĞİN YÖNETİMİ İMKANSIZ DEĞİLDİR

“Kekemelik bir kader değildir” diyen Prof. Dr. Ahmet Konrot, “Duruma hangi açıdan, nasıl yaklaştığınıza bağlı olarak zamanında ve uygun biçimde ele alındığında, yönetilebilme olasılığı vardır. Yönetimi ve çözümü çoğu zaman zor bir süreci gerektirir, ancak imkânsız da değildir” diye konuştu.


YORUMLARI GÖR ( 0 )
Okuyucu Yorumları 1 yorum
Ben Kekemeyim. Bunun bir tedavisi yok. Tamamen psikolojik, yani o anki psokojik baskı altında konuşamıyorsun tek kaldığında gayet normal konuşuyorsun. Özellikşe telefon ve aile içinde kelimeleri hemen söylemen gerektiğine dair psikolojik baskı altında hissedildiği için daha çok takılıyorsun. Fakat şarkı söylerken o ritimde söyleyeceğini önceden bildiğin için asla takılmazsın. Dediğim gibi bunun tedavisi yok tamamen psikolojik baskı ile alakalı
Geri Dön