Kılıçdaroğlu’ndan Soylu'ya 'Pejmürde ederiz' yanıtı

CHP Lideri Kemal Kılıçdaroğlu, Habertürk'te gündeme ilişkin önemli açıklamalarda bulundu. Kılıçdaroğlu, Soylu'nun İBB Başkanı İmamoğlu için söylediği 'pejmürde' çıkışı için, "Her şeyi yapabilirler, çünkü ortada hukuk, adalet yok. Bu akşam ikimizi de tutuklayabilirler. Savcılıktan temiz kağıdı almış, YSK seçime girebilirsin diyor. Sonra bunlara kayyum atanıyor" dedi.

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Habertürk'te Fatih Altaylı'nın sorularını yanıtladı. Kılıçdaroğlu, 31 Mart'ta düzenlenen yerel seçimlerle ilgili olarak değerlendirmelerde bulundu.

İşte Kılıçdaroğlu'nun açıklamaları:

Fatih Altaylı: 31 Mart ve 23 Haziran'a dönmek istiyorum. Çok eleştiriliyorsunuz. Eleştirilerin odağındaydınız. Siz bu seçimi bir zafer gibi mi görüyorsunuz yoksa menzil kazanma gibi mi görüyorsunuz?

Kemal Kılıçdaroğlu: Bundan sonra elde edeceğimiz başarıların önemli bir adımı oalrak görüyorum. Mutfaklarda yangın var. Türkiye iç ve dış politikada sıkışmış vaziyette. Türkiye yönetilmiyor, savrulan bir Türkiye var. Herkes bunun farkında.Biz buradan nasıl çıkarız bu sorunu nasıl aşarız diye düşünülmesi lazım. Biz kendimizi ifade ettik. Önümüzde yerel seçimler vardı bizim için çok önemliydi. Yerel seçimlerde belediyeler de iyi yönetilmiyordu. Çıkardığımız adayların ortak özelliği yerel yönetimlerde deneyim kazanmış isimlerdi.

Eskiden bir bazen popüler isimleri bulurduk. Aslında bunun fazla bir şey kattığı yoktu bize. Onlar belediye başkanı olduğu zaman 5 yıllık sürede mevzuatı öğrenmekle geçiyordu.

Bursayı da alabilirdik az bir puanla kaybettik. Bursa'yı alamamızın nedeni bizim kabahatimiz. İyi yönetemedik. Adayımız doğruydu. En ufak tereddütüm yoktu.

Dolayısıyla bir orayı alabilirdik, İstanbul'dan çok daha rahat alabilirdik ama olmadı. Onun dışındaki illeri aldık. İyi farklar atıldığı doğrudur. İstanbul'u vermek istemediler. Yasa dışı bir karar verildi. O karardan sonra parti meclisini topladık. Bazı arkadaşlar boykot yapalım dediler.

Bazıları eylem yapalım dediler. Sonunda şöyle bir karara vardık. Bir mağduriyet var ortada. Görüştük ve ikimiz birlikte karar aldık Ekrem Bey ile.

Bu kararın arkasında durduk. Fark, benim de tahminlerimi aştı. 800 bini aştı.

Bu, şu açıdan çok değerli. 1) halkınıza güveneceksiniz, 2) demokrasiye inanacaksınız. 3) halkın karşısında başka bir güç yoktur.

Fatih Altaylı: Öcalan'ın kardeşinin ekrana çıkarılmasından sonra İstnabul örgütünde tedirginlik olduğu söylendi.

Kemal Kılıçdaroğlu: Onu duyduğumda Doğu'dan gelen vatandaşları ziyaret ettim. Medyaya yansıyan mektupların gelmesi, kardeşinin televizyonlara çıkarılması vs. hiç etkilemediğini gördüm. İlk duyduğumuzda bir tedirginlik oldu bizde de. Bir devleti yöneten insanlar nasıl terör örgütü liderinden medet umarlar?

Bu ülkenin demokrasiden yana olan taleplerini burada gördük.

Ben İstanbul'da miting yapmadım. Şunu yaptım. Ulaşılamayan her yere ulaştım. Hiç CHP'lilere gitmedim, onlarla yan yana gelmedim. Daha ağır görevlerimiz vardı. Başarıyı sağlamak zorundaydık. Küçük küçük toplantılar yaptım.

O toplantıların şöyle bir özelliği vardı. Kanaat önderlerinin arzu ettiği soruları sorma özelliği vardı o toplantıların. CHP Genel Başkanı'ndan öğrenmek istediğiniz konuları rahatlıkla anlatın dedim.

Bu toplantıların her birisi birere mitingten daha değerliydi. Bu başarıları bu toplantıların sonunda elde ettik.

Fatih Altaylı: CHP'den istedikleri en önemli şey nedir?

Kemal Kılıçdaroğlu: Kürtlerle buluştuğunuz zaman Kürt sorunu konusunda CHP'yi eleştiriyorlardı. Bazı kesimler CHP'nin dinle arasında mesafe koyduğunu falan bunu sorguluyorlardı. Bunların hepsine samimiyetle cevap verdim. Herkesin inancına saygı gösterdiğimizi söyledim.

Ekrem Bey alandaydı.

Toplumla iç içe kaynaştık. CHP'ye yönelik algıları büyük ölçüde kırdık. Aramızda samimi bir bağ oluştu. Erdoğan'ın CHP buraya gelemez, dediği bütün alanlara gittik.

O toplantılardan bazılarına AKP'nin ilçe yönetiminde olan bazı isimler geldiler. Onları da davet ettik.

Fatih Altaylı: Ekrem İmamoğlu nereden aklınıza geldi?

Kemal Kılıçdaroğlu: Zaten ilçe başkanıyken Ekrem Bey'i tanıdım. Başarılı bir ilçe başkanlığı yaptı. Başarılı bir belediye başkanlığı yaptı. Bulunduğu bölge, uyuştucuların istilasına uğramış bir bölgeyi alıp kurtarması, gecekondu semtlerine büyük hizmetler götürmesi, okullar yapması... Bütün bunları izliyordum. Halkın sempatisini görüyordum. İstanbullu nasıl bir belediye başkanı istiyor? diye özel bir çalışma yaptırdık. Sonuçlar Ekrem Bey ile birebir örtüşüyordu.

Sayın Kadir Topbaş, görevden alındıktan sonra Ekrem Bey'i büyükşehir belediye başkan adayı olarak gösterdik. Bu da işaret fişeğiydi aslında. Ekrem Bey'i ilk gösterdiğimizde kimse tanımıyor vs. ama Ekrem Bey samimi bir insan.

İnsan olarak sevilen sayılan bir insan.

Fatih Altaylı: Ekrem bey bir popülarite elde etti. Şu anda Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın rakibi olarak görülmeye başlandı. Sizde bir kıskançlık yaratıyor mu?

Kemal Kılıçdaroğlu: Asla. Bütün belediye başkanlarının öyle olmasını isterim. Hepsi oldukça başarılı ve öyle olmasını isterim. Herkes, hizmet versin. Vatandaş hizmete susamış.

Vatandaş şeffaflığa susamış. Bütün belediyelerimizin meclisleri canlı yayınlanıyor şimdi. Vatandaş görsün bunu. Planlı, programlı geleceğe yönelik neler yapılabilir bunun hesabı yapılıyor.

TATİL ELEŞTİRİLERİNE YANIT

Fatih Altaylı: Ekrem İmamoğlu, tatile çıktığında eleştirmiştim. Sel sırasında kent dışında bir kez daha izinde olması yine eleştirildi.

Kemal Kılıçdaroğlu: Küçük kız çocuğu var onu almaya gidiyor. Bu bir tatil değil zaten. Şehir dışına çıktığınız zaman izin alıyorsunuz. Merkezi otoriteye bilgi veriyorlar. O izin olarak algılanıyor. Kaldı ki, tatil olsa buna hakkı yok mu?

Ekrem Bey, ister İstanbul'da olsun - diğer belediye başkanlarımız için de geçerli- kentle bağları kopmuyor. Günlük malumatlar veriliyor.

"KAYYUMLAR EN ÇOK PKK'NIN İŞİNE YARAR"

Kılıçdaroğlu: Batman'a gitmişken Diyarbakır'a uğramaması ayıp olurdu. Hem de kayyum atanan, haksız bir şekilde görevden alınan bir kişiyi görmezden geleceksiniz. Bu doğru değil, siyaseten de vicdanen de doğru değil. HDP bizim siyaseten rakibimiz. Ancak bir kişi haksızlığa uğruyorsa, demokrasi sekteye uğruyorsa siz herkes için demokrasi isteyeceksiniz. Gidiyor savcıdan 'temiz kağıdı' alıyor. YSK 'Seçime girebilirsin' diyor. Mazbatasını alıyor, görevine başlıyor. Sonra görevden alınıyorlar. Milletvekilliği döneminden kalma bir soruşturma için. Bunun demokrasiyle, hukukla ne alakası var?

Fatih Altaylı: Vatandaşlar, 'Bunlar belediyenin imkanlarını dağa gönderiyor' diye görüyor

Kılıçdaroğlu: Bunu birisi söylüyor, görevden alanlar söylüyor. Ben devletin pek çok alanında çalıştım. Bir belediye başkanı terör örgütüne parasal anlamda destek veriyorsa ve siz saptayamıyorsanız siz devlet değilsiniz. Saptıyorsanız suçüstü yapın kardeşim. Bu kayyumlar en çok PKK'nın işine yarar.

"MEŞRU BİR DEVLET, GAYRİMEŞRU BİR ORGANI MUHATAP ALAMAZ"

Fatih Altaylı: Siz İmralı ile görüşmeye karşı mısınız?

Kılıçdaroğlu: Meşru bir devlet gayrimeşru bir organı muhatap alamaz. Erdoğan'ın getirdiği sonuç işte o hendekler oldu. Hendekler kazılırken neredeydi bu Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin hükümeti, neredeydi bunlar? Kabahati terör örgütüne bağlıyoruz. İzin veren kim? Onu hiç sormuyoruz. 3.5 milyon Suriyeli gelmiş buraya, onlara kızıyoruz. Yahu onların ne günahı var?

SOYLU'YA 'PEJMÜRDE' YANITI

Fatih Altaylı: Kayyumların atanmasından sonra İstanbul, Ankara, Antalya ve Adana'ya böyle bir şey olur mu diye tartışma başlamıştı. Soylu, 'Pejmürde olursun' demişti. Ne demek istedi? Kayyum atanması ile ilgili risk görüyor musunuz?

Kılıçdaroğlu: Her şeyi yapabilirler, çünkü ortada hukuk, adalet yok. Bu akşam ikimizi de tutuklayabilirler. Yargıtay Başkanı diyor ki, ‘adalete güven yüzde 38’e indi’ diyor. Cumhurbaşkanı Yardımcısı ‘adalete güven kalmadı’ diyor. Bunlar şu anda koltukta olan kişiler. Savcılıktan temiz kağıdı almış, YSK seçime girebilirsin diyor. Sonra bunlara kayyum atanıyor. Anayasa’da o kadar açık ve net hükümler var ki. Anayasa 38. madde ‘suçluluğu sabit oluncaya kadar kimse suçlu olamaz’ diyor. Biz hukuk mücadelesini veriyoruz. Her alanda veriyoruz. Sıradan vatandaş belki bu mücadeleyi veremez ama tarihin bize yüklediği sorumluluğumuz var. Cumhuriyeti demokrasiyle taçlandırmak gibi mücadelemiz var.