Kızık köylerinin tarihi gün yüzüne çıkartılıyor

BURSA (İHA) - Orta Asya'dan gelen Oğuz Boyu'ndan Kızıkların Bursa'nın doğusunda Uludağ'ın eteğine 700 yıl önce nasıl yerleştirildikleri, neler yaşadıkları geniş çaplı bir akademik çalışmayla kitap haline getiriliyor.

Tarihi Kızık Köyleri Dayanışma Derneği Başkanı Ertuğrul Sünel, 1 yıl önce 5 Kızık köyünün önde gelenleriyle bir araya geldiklerini belirterek, "Bursa'ya gelen en eski Türkler, Kızık köyleri olarak biliniyor. Ancak 700 yılı geçen bir tarihte neler yaşadıkları konusunda sadece anlatılan menkıbelerden ileriye bir belge veya eser bulunmuyor. Biz öncelikle tarihi geçmişimizi net olarak öğrenebilmek için bu derneği kurduk. Bu çalışmanın gerçekleşmesi için Uludağ Üniversitesi İlahiyat Fakültesi İslam Tarihi Ana Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Osman Çetin ve Prof. Dr. Mefail Hızlı hocalarımıza müracaat ettik. Onlar da ekipleriyle birlikte bu çalışmanın yürütülmesi hususunda çağrımızı kabul ettiler. Şimdi ilmi usullere dayalı olarak araştırmalar başladı" dedi.

İlahiyat Fakültesi İslam Tarihi Ana Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Osman Çetin ise, bu çalışmanın çok kolay bir iş olmadığını, on binlerce belgenin elden geçirilerek Kızıklarla alakalı bilgilere ulaşılma gayretiyle yola çıkıldığını bildirdi. Prof. Dr. Çetin, "Kızık köylerinin tarihiyle alakalı 100 veya 200 sene önce yazılmış bir kitap yok. Bursa ile alakalı bile böyle kitaplar fazla bulunmuyor. Bu sebeple elimizde çok kısıtlı olan bazı kaynakların tek tek taranması gerekiyor. Yeni kitaplarda indeks var, bilgisayarda arama motorları var, bir kelimenin yerini kolayca bulabiliyorsunuz. Ama eski belgelerde böyle bir imkan yok. Bunları tek tek elden geçiriyorsunuz. Eski zamana yönelik çalışmalarda günlerce çalışırsınız hiçbir bilgi çıkmaz. Bu akademik çalışma sırasında Kızık köylerinde yaşayan veya kökü buraya ait olan kişilerden de ellerinde bulunan eski kitap ve belgeleri dernek aracılığıyla bize ulaştırmalarını istiyoruz. Onların ellerindeki bu eski hatıralardan, bazen biz çok değişik ipuçları çıkartabiliyoruz" diye konuştu.

Çetin, çalışmada başvuracakları yolu ise şöyle anlattı:
"Araştırma yapacağımız 5 kaynak var. Birincisi Bursa ile alakalı tarihi kitaplar. İkincisi arşiv kayıtları. İstanbul'da bulunan Başbakanlık Osmanlı arşivlerine bakacağız. Bu kayıtlarda da Fatih Sultan Mehmet Han'dan öncesine ait hiçbir kayıt yok. Bütün resmi kayıtlarımız olan bu arşivler okunmuş, tasnif edilmiş vaziyettedir. Belgeler içinde Kızıklarla alakalı kayıtlar var ise bunları alabiliriz. Üçüncüsü vakfiyeler olabilir. Vakıflar Genel Müdürlüğü arşivindeki bu vakfiyeler tasnif edilmiş değil, bunların içerisinden araştırma yapmak gerekir. Dördüncü kaynağımız Osmanlı Şeriye Sicilleri denilen mahkeme kayıtlarıdır. Bunlarda Ankara Milli Kütüphane'de bulunuyor. Bin 200 defter halindedir. Her biri ortalama 300 sayfa olarak hesaplansa 360 bin sayfaya yakın kaydın incelenmesi gerekir. Bu mahkeme kayıtlarının yarısı İstanbul'a ait olmakla birlikte Bursa'ya ilişkin de kayıtlar ikinci yoğunlukta olup, bu kısım bilinmektedir. Ancak Osmanlı Sarayı'nın bütün gıda malzemesi ihtiyacı asırlarca Bursa'dan karşılandığı için İstanbul kayıtlarında da Kızıklarla alakalı bilgi çıkabilir. Ayrıca çalışmamızda halk arasında bugün konuşulan, ancak ilmi temeli olmayan menkıbelerin bir kısmına da bu çalışmada yer vereceğiz."

Çalışmanın koordinatörlerinden Prof. Dr. Mefail Hızlı da, 'Bursalıyım' diyebilecek birisi var ise bunda önceliğin Kızık sakinlerine ait olduğuna işaret ederek, "Osmanlı Şer'iye sicillerinde (mahkeme kayıtları) Kızıklarla alakalı az sayılamayacak kadar belge var. Bu çalışmayla Kızıkların geçmişindeki sis perdesini kaldırmak istiyoruz. Bir arkadaşımızı Ankara'ya gönderdik. Bazı belgeleri araştırıyor. Bir eser çıkar, çok fazla bilgiye ulaşabiliriz. Gideceğimiz yerlerden önemli verilerle döneceğimiz kanaatini taşıyoruz. Şu andaki yerleşim yerlerindeki tarihi mezar taşlarından bile önemli bilgilere ulaşılabilir. Bu bölgedeki insanların yaşadıkları hadiseleri de derleyip, Yunan işgali sırasında neler olduğunu, büyük kısmı yakılan köylerin yaşadıkları acıları derlemek bile önemli bir çalışma olacaktır. Böyle bir çalışmada iki husus vardır. Birincisi süre verilemez. 3 yılda sürebilir, 5 yılda sürebilir. İkincisi, böyle bir çalışmayı sizin maddi ve manevi desteğinizi tam olarak ortaya koymanızla tamamlayabiliriz. İçten bir şekilde, dernek çatısı altında birleşip bunu araştırmayı arzulamanız sebebiyle işe başlıyoruz. Desteklerinizle güzel neticeler elde edeceğimiz ümidini taşıyoruz" şeklinde konuştu.