HABER

Kongre’de Türkiye Oturumu

Senato Dış İlişkiler Komisyonu’nda düzenlenen ‘‘ABD’nin Türkiye Politikası’’ başlıklı oturumda Türkiye’nin Rusya’dan satın aldığı S400 hava savunma sistemi, Suriye politikası, Doğu Akdeniz’deki eylemleri, Maraş açılımı ve insan hakları sicili gibi konular gündeme geldi

Kongre’de Türkiye Oturumu

Senato Dış İlişkiler Komisyonu’nda düzenlenen ‘‘ABD’nin Türkiye Politikası’’ başlıklı oturumda Türkiye’nin Rusya’dan satın aldığı S400 hava savunma sistemi, Suriye politikası, Doğu Akdeniz’deki eylemleri, Maraş açılımı ve insan hakları sicili gibi konular gündeme geldi. Oturumda senatörler Dışişleri Bakanlığı Siyasi İşlerden Sorumlu Müsteşarı Victoria Nuland’a sorular yöneltti.

Komisyon Başkanı Robert Menendez açılış konuşmasında, NATO üyesi Türkiye’nin Rusya’dan S400 hava savunma sistemi satın almasının NATO’ya, Amerikalı pilotlara ve Amerika’nın ortaklarına tehdit oluşturduğunu belirtti ve hem geçmiş ABD yönetiminin hem de uluslararası toplumun Türkiye’nin eylemlerine karşı yeterli yanıtı vermediğini söyledi.

Joe Biden yönetiminden Türkiye’ye daha fazla yanıt vermesi beklentisi olduğunu söyleyen Menendez, Türkiye’nin S400’lere sahip olduğu sırada CAATSA yaptırımlarının kaldırılmasını hiçbir şekilde desteklemeyeceğini belirtti.

Menendez, ‘‘Mesajımız açık olmalı, NATO’yu içeriden ya da dışarıdan zayıflatacak hiçbir çaba kabul edilemez’’ diye konuştu. Türkiye’nin Suriye’nin kuzeyindeki adımlarına da değinen Menendez, Türkiye’nin desteklediği muhaliflerin bu bölgedeki varlığının Kürt nüfus için yasa dışı tutuklamalar, işkence ve insan hakları ihlalleri gibi sonuçlar doğurduğunu kaydetti.

Menendez ayrıca Libya’da uzun süren çabalar sonucu savaşan taraflar arasında birlik hükümetinin kurulmasının ardından Türkiye’nin hala paralı askerlerini ülkede tuttuğunu belirtti. Libya ile yapılan deniz yetki sınırları anlaşmasının ABD’nin, Yunanistan’ın ve Kıbrıs’ın çıkarlarına aykırı olduğunu ifade eden Menendez, NATO müttefiki olan bir ülkenin İttifak’ın diğer üyeleri için tehdit oluşturmasının mümkün olmayacağını söyledi.

‘‘Amerikalı personelin serbest bırakılması için çalışılmalı’’

ABD’nin Türkiye’deki diplomatik misyonlarında görevli personelin haksız tutuklamalara maruz kaldığını kaydeden Menendez, Türkiye’deki Amerikalı personelin serbest bırakılması için ne gerekiyorsa yapılması için çalışılması gerektiğini kaydetti.

Ankara yönetiminin ülkedeki demokratik kurumları baltaladığını savunan Menendez, üniversite profesörlerinin susturulduğunu, gazetecilerin hapse atıldığını belirtti. ‘‘Bunlar zayıf bir hükümetin eylemleridir, bölgesel güç olan bir hükümetin eylemleri değildir. Bunu böyle değerlendirmeliyiz’’ diye konuştu.

‘‘İlişkilerdeki en büyük sorun S400’’

Komisyonun kıdemli üyesi Senatör James Risch, Türkiye’nin uzun süredir ABD’nin ve Avrupalı ortaklarının NATO müttefiki olduğunu hatırlattı. Türkiye’nin NATO’nun değerlerini ve bağlılıklarını ihlal ettiğini görmenin kendileri için üzücü olduğunu söyledi.İlişkilerdeki en büyük sorunu Türkiye’nin Rus S400 hava savunma sistemi satın almasının oluşturduğunu belirten Risch bu durumun ‘‘gerçekten rahatsız edici’’ olduğunu kaydetti.

Türkiye’nin bu hamlesinin NATO’nun temel prensiplerini ve kapsayıcı bir ortaklığı ihlal ettiğini belirten Senatör, S400’ler konusunda Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’la konuşma fırsatı bulduğunu ve S400 sistemi ile Rusya’nın teşkil ettiği sorunları kendisine anlattığını belirtti. Risch, Erdoğan’ın bu sorunları anladığını ancak yine de S400’leri elinde tutmak konusunda ısrarcı olduğunu kaydetti.

Türkiye’nin Washington büyükelçiliği için atadığı yeni ismin diyalog yanlısı olduğunu ve ikili ilişkiler için en iyisini yapmak istediğini düşündüğünü belirten Risch, büyükelçinin bu konuda başarılı olmasını umduğunu kaydetti.

Türkiye’nin Libya’daki paralı askerlerini çekme sözü verdiğini belirten Senatör, ‘‘Bu sözünü tutup tutmayacağını görmek lazım’’ diye konuştu. Türkiye’nin milyonlarca Suriyeli mülteciyi ülkesine kabul ederek uluslararası toplumun takdirini topladığını da hatırlatan Risch, ‘‘İyi şeyleri takdir etmeli ancak kötü gelişmelerin de takipçisi olmalıyız’’ diye konuştu.

‘‘Türkiye’yle ilişkiler çok yönlü ve karmaşık’’

Dışişleri Bakanlığı Siyasi İşlerden Sorumlu Müsteşarı Victoria Nuland ise ABD'nin 68 yılı aşkın süredir NATO müttefiki olan Türkiye ile çok yönlü ve karmaşık bir ilişkisi olduğuna dikkat çekti. Nuland ‘‘Politika ve bakış açısı olarak sıkı şekilde uyumlu olduğumuz ve iyi çalıştığımız alanlar olduğu gibi görüşlerimizin örtüşmediği alanlar da var ve bunlar arasındaki uçurumu kapatmak için çalışıyoruz’’ diye konuştu.

Türkiye dünyanın dört bir yanındaki NATO misyonlarına önemli katkılarda bulunduğunu belirten Nuland, ‘‘NATO'nun en büyük ikinci ordusuna sahip olan Türkiye ile ortaklığımız, bölgede güç oluşturmamıza ve NATO'nun doğu ve güney kanatlarını savunmamıza olanak sağlıyor’’ dedi.

‘‘Türkiye’nin Rusya ve İran’a doğalgaz bağımlılığı azalacak’’

ABD’nin Türkiye ile yıllık ikili ticarette 20 milyar doları aşan önemli bir ekonomik ilişkisi olduğunu hatırlatan Nuland, Türkiye'de yaklaşık bin 700 Amerikalı şirketin faaliyet gösterdiğini belirtti. ABD'nin Türkiye'ye sıvılaştırılmış doğal gaz ihracatının 2019-2020 yılları arasında yüzde 305 arttığını kaydeden Nuland, bunun devam etmesi halinde Türkiye'nin doğal gaz tedarik kaynaklarını çeşitlendireceğini ve Rusya ve İran'dan boru hattı gazına olan bağımlılığı azaltacağını söyledi.

Türkiye ve Yunanistan’ın Ocak ayından bu yana, enerji ve diğer konulardaki görüşmelere de yeniden başladığını belirten Nuland, ‘‘Doğu Akdeniz'de kaynakların geliştirilmesi işbirliğini teşvik edecek ve bölge genelinde kalıcı enerji güvenliği ile ekonomik refah için bir temel sağlayacaktır’’ dedi.

Washington ve Ankara’nın terörle mücadelede Rusya ve İran'ın Ortadoğu'daki kötü etkisini engelleme önceliğini paylaştıklarını belirten yetkili, Türkiye’nin Ukrayna ve Gürcistan'ın toprak bütünlüğünün ve NATO'ya katılımlarının önemli destekçilerinden olduğunun altını çizdi.

‘‘Libya’dan yabancı askerlerin çekilmesini görüşüyoruz’’

Nuland, Türkiye ile Libya'da 24 Aralık'ta yapılacak seçimlerden önce yabancı savaşçıların ve paralı askerlerin varlığını nasıl azaltılabileceğini tartıştıklarını kaydetti.

Türkiye'nin Suriye’nin kuzeybatısındaki varlığının buradaki yaklaşık 4 milyon Suriyeli’yi Esat rejimine karşı koruduğunu kaydeden Nuland, Türkiye'nin, 3,6 milyonu Suriyeli mülteciye ev sahipliği yapma çabalarını da takdirle karşıladıklarını belirtti.

‘‘Türkiye’nin Afganistan’daki katkısı hayati önem taşıyor’’

Nuland, son olarak Türkiye’nin Afganistan'daki ABD ve NATO askeri misyonları sona ererken Kabil'deki havaalanında asker bulundurmak suretiyle katkı sağlama isteğinin ülkede ABD ve diğer ülkelerin diplomatik misyonları için hayati önem taşıdığını kaydetti.

‘‘Rusya’dan yeni silah alınması yeni yaptırımları tetikleyebilir’’

Bu konularda Ankara ile yakın şekilde çalışılmasına rağmen Başkan Biden’ın aynı fikirde olunmadığında Cumhurbaşkanı Erdoğan'a karşı açık olduğunu belirten Nuland, Türkiye'nin Rus S-400 hava savunma sistemini satın almasına ve konuşlandırmasına itiraz etmeye devam edildiğini ve Rusya'dan yapılacak herhangi bir yeni büyük silah alımının ek CAATSA yaptırımlarını tetikleme riski taşıdığını açıkça belirttiklerini kaydetti.

‘‘Ayrıca, uzun vadeli istikrarı tehdit eden bölgesel çatışmalarda provokasyondan kaçınması için Türkiye'ye baskı yapıyoruz’’ diyen Nuland, Dağlık Karabağ’da geçen yılki çatışmalarda Türkiye dahil üçüncü tarafların oynadığı rolün bölgesel gerilimi daha da artırdığını vurguladı.

Nuland, Erdoğan'ın ve KKTC yetkililerinin Kıbrıslı Türkler’in Maraş'ın bazı kısımlarını kontrol etmesine izin vermelerini kınadıklarını belirtti ve bu hamlenin Maraş'ın Birleşmiş Milletler tarafından idare edilmesini açıkça talep eden BM Güvenlik Konseyi'nin 550 ve 789 sayılı kararlarına aykırı olduğunu belirtti.

‘‘Maraş kararının geri alınması çağrısında bulunuyoruz’’

Nuland, ‘‘ABD bu eylemi kışkırtıcı, kabul edilemez ve çözüm müzakerelerinin yeniden başlamasına zararlı görüyor. Bu kararın geri alınması için çağrıda bulunuyoruz ve BM Güvenlik Konseyi'nde benzer düşünen ortaklarla birlikte çalışıyoruz. Adayı iki bölgeli, iki toplumlu bir federasyon olarak yeniden birleştirmeye yönelik Kıbrıs liderliğindeki kapsamlı bir çözüm, kalıcı barış ve istikrarın tek yoludur’’ diye konuştu.

Başkan Biden’ın, Türkiye'nin kadına yönelik şiddetin önlenmesine ilişkin İstanbul Sözleşmesi'nden yakın zamanda çekilmesinden duyduğu hayal kırıklığını dile getirdiğini de belirten Nuland, bireysel insan hakları davalarında Türk hükümetiyle iletişim kurmaya devam edeceklerini kaydetti. Nuland bu konular arasında basın özgürlüğü; ifade, toplanma ve örgütlenme özgürlüğü ve yargı bağımsızlığı ile adil yargılanmayı sıraladı.

Nuland, ABD’nin Türkiye’deki diplomatik misyon çalışanlarının haksız yere gözaltına alınmasının da büyük endişe kaynağı olmaya devam ettiğini kaydetti.

Osman Kavala ve Selahattin Demirtaş’ın tutuklulukları sorulduğunda Nuland hem bu iki ismin hem de diğer siyasi tutukluların serbest bırakılması için temaslarda bulunduklarını bildirdi.

‘‘S400 sorununu aşmak için yollar sunuyoruz’’

Türkiye’nin F35 programından çıkartılması ve bununla gelen ekonomik kaybın ardından hala S400 konusunda ısrarcı olması konusundaki görüşleri sorulduğunda Nuland, kendisi ve birçok kişi için bir NATO üyesinin neden bu kadar çok şeyi riske atarak Rusya’dan silah aldığının anlaşılmaz bir durum olduğunu belirtti. Nuland, Türkiye’nin sonucunun ne olacağını tahmin edemeden satıcı ülke tarafından böyle bir “romansa sürüklenmiş” olabileceği görüşünü dile getirdi. Nuland, Türkiye’ye S400 sorununu aşmak için yollar sunmaya ve diyaloğa devam edeceklerini kaydetti.

Türkiye ve Yunanistan’ın Doğu Akdeniz tartışmasında ABD’nin nasıl yapıcı yaklaşım içinde olabileceği sorulduğunda Nuland, Yunanistan ve Türkiye arasındaki görüşmelerin tekrar başladığını ve sık sık yapıldığını belirterek Biden yönetimi olarak bunu desteklediklerini kaydetti.

‘‘Siyasi çoğulculuğu baltalamak Türkiye’yi zayıflatır’’

HDP’nin kapatılması davasıyla ilgili bir soru üzerine de Nuland, bu konuda siyasi yelpazenin her alanından siyasi liderlerle görüşmelere devam ettiklerini kaydetti ve Türkiye’nin bu tür temel özgürlükleri ve siyasi çoğulculuğu baltalayarak kendi kendisini zayıflattığı yorumunu yaptı.

Ülkenin en büyük Kürt siyasi partisini yasaklamanın gelecek seçimlerde ne gibi sonucu olacağı sorulduğunda Nuland, terör davalarının bağımsız ve şeffaf adil süreçlerle yürütülebileceğini ancak terörün siyasi çoğulculuğu elemek ve bir partiyi yasaklamak için bahane olarak kullanılmasının başka bir şey olduğunu söyledi.

F35’lerin Türkiye’deki üretiminin sonlandırılmasının ne aşamada olduğu sorusunu yanıtlarken de, üretimin kademeli olarak durdurulacağını belirten Nuland, bunun nedeninin küresel tedarik zincirini etkilememek olduğunu belirtti. Nuland, Türkiye’nin F35 programından çıkartılmasıyla hem güvenlik açısından hem de ekonomik olarak büyük darbe aldığını belirtti.

‘‘Yönetimin Türkiye ile yakınlaşma fırsatı var’’

Erdoğan ve Putin’in birbirlerine ne derece yakın oldukları sorulduğundaysa Nuland, ‘‘Bizim amacımız Türkiye’nin ve halkının transatlantik ve NATO ailesine bağlı kalmasını sağlamak, güvenlik ve enerji konularında Rusya’yla bağını azaltmak’’ dedi. Nuland, Türkiye-Rusya ilişkilerinin Suriye ve diğer alanlarda derinleştiğini ancak bu konuda Türkiye tarafında bu ilişkinin Ankara’nın çıkarına işlemediği ve sorunlara neden olduğu gibi bazı pişmanlıklar sezdiğini belirtti. Nuland, Dağlık Karabağ ve Libya örneklerini verdi. Bunun ABD yönetimi için Türkiye’yi kendisine yakınlaştırmak için bir fırsat olduğunu belirten Nuland, ‘‘Ancak yapılması gereken daha çok iş var’’ diye konuştu.

Komisyon başkanı Menendez oturumun kapanışındaHDP’nin kapatılması olasılığına istinaden bu kadar büyük bir kitleyi temsil eden bir siyasi partinin yasaklanmasının adil seçimlere gölge düşüreceğini kaydetti.

Menendez’in Suriye’de YPG’nin rolünün gelecekte ne olacağı sorusu karşısında Nuland, Suriye Demokratik Güçleri’nin IŞİD’le mücadelede değerini kanıtladığını söyledi ve Suriyeli Kürtler’le temas içinde olmaya devam edileceğini kaydetti.

Menendez, Türkiye’ye ilgili olarak doğu ve batı arasında köprü olması gibi eski umutların devam ettiği, ancak “belki de bu umutların Erdoğan yönetiminde gerçekçi olmadığı” sözleriyle oturumu kapattı.

YORUMLARI GÖR ( 0 )
Okuyucu Yorumları 0 yorum
Geri Dön