HABER

Kordon kanı bankacılığı projesi

Atatürk Eğitim ve Araştırma Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Kliniği Şefi Doç. Dr. Filiz Avşar, tüm dünyada ve Türkiye'de hızla yaygınlaşan Kordon Kanı Bankacılığı konusunda devletin harekete geçmesi gerektiğini söyledi.

Kordon kanı bankacılığı projesi

Doç. Dr. Avşar, İHA muhabirine yaptığı açıklamada, insan vücudunda bulunan ve her türlü vücut hücresine dönüşebilen ana hücrelere kordon kanı (kök hücre) adı verildiğini hatırlatarak, "Dünyada ve Türkiye'de kordon kanları yeni açılan özel merkezlerde yüksek paralar karşılığında saklanıyor. Sadece parası olan aileler değil fakirler de çocuklarının kordon kanlarını saklatabilmeliler. Bunun için devlet büyük bir kordon kanı merkezi kurmalıdır" diye konuştu.

Amerika'da eğitim gören iki arkadaşıyla birlikte hazırladığı, "Kordon Kanı Bankacılığı Projesi"ni Sağlık Bakanlığı'na sunduklarını anlatan Doç. Dr. Avşar, bakanlığın projeyi takip ettiğini ve bu anlamda ciddi çalışmalar yaptığını söyledi. Kordon kanının kanser ve kan hastalıkları başta olmak üzere bir çok hastalığın tedavisinde kullanıldığını ifade eden Doç. Dr. Avşar, siyasi ve sosyolojik sıkıntılar doğurduğu gerekçesiyle Türkiye'den yurtdışına kordon kanı gönderilmesinin durdurulduğunu belirtti. Kişilerin yeni doğan çocuklarının kordon kanlarını kendi imkanlarıyla saklatması yerine bu hizmetin devlet tarafından verilmesini daha uygun olacağını vurgulayan Doç. Dr. Avşar, şunları söyledi:

"Dünyadaki nüfus artışı Türkiye'deki gibi çok fazla değil. Bu nedenle kordon kanı Türkiye için önemli bir konudur. Bugün ülkemizde en az bin dolar para veren aileler yeni doğan çocuklarının kordon kanlarını özel merkezlerde ya da resmi kurumlara ait küçük çaplı merkezlerde saklatıyorlar. Oysa bu önemli hizmeti almaya her vatandaşımızın hakkı vardır. Kişisel kendi kordon kanlarını saklatmak yerine devletin bu hizmeti yerine getirmesi daha doğru olacaktır. Hazırladığımız projede Sağlık Bakanlığı'nın büyük bir ya da birkaç kordon kanı bankası kurmasını önerdik. Böylece çöpe gidecek kordon kanlarından uygun olanları devlet tarafından toplanır, kan kodları belirlenir ve merkezde saklanır. Ve daha sonra ihtiyaç duyan kişinin kim olduğuna bakılmaksızın bir ücret karşılığında satılır".

Avşar, projenin uygulanması halinde devletin kordon kanı satışlarından ek kaynak elde edeceğini söyledi. Ankara'da İbni- Sina ve Hacettepe gibi üniversite hastanelerinde Kordon Kanı Bankacılığı'nın düşük kapasiteli merkezlerde yürütüldüğünü hatırlatan Doç. Dr. Avşar, bu küçük birimlerin Türkiye'nin ihtiyacını karşılamadığını savundu. Büyük bir kordon kanı merkezi kurulmasını çok kolay bir iş olmadığını, yurtdışından özel cihazların getirilmesi ve gerekli altyapının tamamlanması gerektiğini belirten Doç. Dr. Avşar, projeyi sundukları Sağlık Bakanlığı'nın bu konuda ciddi çalışmalar içinde olduğunu kaydetti. Avşar, böylece Türkiye'den yurtdışına kordon kanı götürülmesinin tamamen önüne geçileceğini kaydetti. Avşar ayrıca Türkiye'de sayıları hızla artan özel kordon kanı merkezleri konusunda devletin yeni düzenlemeler yapması gerektiğini de sözlerine ekledi.

Kök hücreler, insan vücudunda bulunan ve her türlü vücut hücresine dönüşebilen ana hücrelerdir. Nerede bir zedelenme veya onarım ihtiyacı varsa, oraya giderek gereken hücre tipine dönüşür ve hasarı onarırlar. Kalp krizi geçiren de kalbe, karaciğer harabiyeti olanda karaciğere, kemiği kırılanda kırık hattına giderek gerekli tamiratı yaparlar. Hangi tip hücre ve dokuya ihtiyaç varsa ona dönüşürler. Vücutta en fazla olduğu zaman anne karnındaki bebeklik çağıdır. Daha sonra alınan yaşlarla beraber sayısı azalır. Nitekim, yaşlanmayla beraber doku, organ iyileşmelerinin daha yavaş ve güç olduğu da bilinen bir gerçektir.

Kök hücreler, tüm vücut doku ve organlarında, kan dolaşımında bulunur. Fakat özellikle üç yerde daha fazladır. Bebeklerin göbek kordonu, kemik iliği ve damarlarımızda dolaşan kan. Tarihte ilk olarak kemik iliğinden ameliyatla alınan kök hücreler lösemi tedavisinde kullanılmıştır. Bu yöntem hala uygulanmakta ve cerrahi koşullar altında ameliyathanede yapılmaktadır. O nedenle bazı özel şartlara ve yetişmiş personele ihtiyaç vardır. İlerleyen yıllarda vücutta dolaşan kandaki kök hücrelerin kullanılabileceği anlaşılmıştır. Bunun için önce hastaya hormon verilerek kemik iliğindeki kök hücrelerin hızla çoğalıp kana geçmesi sağlanır. Daha sonra, filtre (aferez) yardımıyla kandan toplanır ve kalan kan vücuda geri verilir. Bu yöntem de hala uygulanmaktadır. Fakat bu yolla elde edilen kök hücre sayısı diğer yöntemlere göre daha azdır. Son olarak, 80'li yılların başında, yeni doğan bebeklerin kordon kanında da kök hücrelerin bol miktarda bulunduğu ve bu hücrelerin tedavide kullanılabileceği fikri ortaya atılmıştır. Elde edilen kordon kanı belirli koşullar altında toplanıp dondurularak saklanabilmekte, daha sonra gerek duyulduğunda çözülerek kullanılmaktadır. İlk olarak Dr. David Harris, 1992 yılında oğlunun kordon kanını kendi laboratuarında dondurarak sakladı. Daha sonra bu uygulamanın halka açması ile 1994 yılında dünyadaki ilk Kordon Kanı Bankası Amerika Birleşik Devletleri'nde kuruldu. Takip eden yıllar içinde dünya üzerinde birçok kordon kanı bankası kuruldu ve binlerce bebeğin kordon kanı bu bankalarda koruma altına alındı. Bahsi geçen yöntem kök hücre sağlama ve depolama açısından en kolay ve ucuz yöntemdir.
Bebek, anne karnındaki yaşamında, göbek kordonu ile anne kanından beslenir. Bu beslenme direk olarak anne damarlarına bağlanarak değil, plasenta (bebeğin-eşi) aracılığı ile olur. Plasenta, bebek ile anne arasındaki besin ve oksijen alışverişini sağlayan bir yapıdır. Doğumdan hemen sonra, görevini tamamlayarak bebekle beraber rahim dışın n Doç. Dr. Avşar, bu küa atılır. Yani doğumdan sonra ne anne ne de bebek için artık gerekmeyen bir dokudur ve çöpe atılır. Kordon kanı, bebeğin doğumundan sonra bebek-eşinin içinde kalan kandır. Bu kan kök hücre açısından son derece zengindir. Direk olarak anne veya bebekten kan alınmadığı için herhangi bir acı hissi veya komplikasyon riski yoktur.

Kordon kanını dondurup saklamanın pek çok amacı vardır. Bunlardan ilki, bebeğin ilerde kök hücre tedavisi gerektirecek organ doku yaralanması, harabiyeti veya yaşlılığı gibi bir durumla karşılaştığında, doku uyumu olan verici aramaya gerek kalmadan kendine ait sağlıklı bebeklik çağı kök hücreleriyle tedavi edilebilmesidir. Kişinin kendi hücre ve dokuları ile uyum sorunu olmayacağından, bu çok önemli bir avantajdır. Diğer bir amaç ise, bebeğin kardeşlerinde ya da yakın akrabalarında çıkabilecek hastalıkların tedavisidir. 1988 yılında Fankoni Aplastik anemi hastalığı bulunan bir çocuğun ilk kez kordon kanı ile tedavi edilmesinden bu yana, yüzden fazla hasta bu yöntem ile tedavi edilmiştir. Kemik iliğinden kök hücre ayıklama yöntemi, habis kan hastalıklarında ve bazı kanser türlerinde, sağlıklı kan miktarını yükseltmek için yoğun olarak kullanılmaktadır. Ancak, hastaların yüzde 70'ine uygun kemik iliği bulunamamaktadır. Oysa, göbek kordonundaki kandan elde edilen kök hücrede, (eğer saklanmışsa), uyum problemi ortadan kalkmaktadır. Günümüzde bu yeni yöntemden, kanser, Parkinson, Alzheimer gibi şimdilik 50'yi aşkın hastalığın tedavisinde faydalanılmaktadır. Dünya çapındaki yoğun araştırmalar yöntemin kullanım alanlarını hızla geliştirmektedir. Bu hastalıkların bazıları şöyle: Kanser hastalıkları, Kemik iliği hastalıkları, Kalıtsal kan hastalıkları, Bağışıklık yetersizlikleri : Doğuştan gelen metabolik düzensizlikler.

Kordon Kanı Bankasına ulaşan kordon kanı, ilerde olası bir kök hücre nakli için baz alınmak üzere, miktar, kök hücre sayısı ve mikrobik tetkikler açısından tetkik edilir. Daha sonra, değişik dondurma formüllerinden biri kullanılarak dondurulur ve sıvı azot tanklarına yerleştirilerek -196C'de saklanır. Saklama süresi olarak belirlenmiş bir zaman bulunmamaktadır.

YORUMLARI GÖR ( 0 )
Geri Dön

En Çok Aranan Haberler