HABER

Lübnan’da Uyuşturucu Kullanımı Artıyor

Lübnan’da Uyuşturucu Kullanımı Artıyor

Lübnan’da madde bağımlılığına ilişkin çalışmalar yürüten sivil toplum kuruluşları uyuşturucu madde kullanımının arttığını belirtiyor. Toplum Sağlığı Bakanlığı’nın 2017 yılında yayınladığı rapor da bu tespiti destekliyor

Lübnan’da madde bağımlılığına ilişkin çalışmalar yürüten sivil toplum kuruluşları uyuşturucu madde kullanımının arttığını belirtiyor. Toplum Sağlığı Bakanlığı’nın 2017 yılında yayınladığı rapor da bu tespiti destekliyor.

Uyuşturucu bağımlılarına yönelik tedavi ve rehabilitasyon çalışmaları büyük ölçüde sivil toplum kuruluşları tarafından yürütülüyor.

Bu alanda çalışma yapan STK’lardan biri olan SiDC’in proje koordinatörü Rachel Adaime VOA Türkçe’ye yaptığı değerlendirmede, son yıllarda artan bilinçlendirme kampanyalarıyla eroin, kokain gibi maddelerin kullanımının azaldığını ancak buna karşılık esrar ve sentetik uyuşturuculara bağımlı olanların sayısının arttığını söyledi.

“Gerçek bağımlı sayısını tam olarak bilmiyoruz” diye konuşan Adaime, “Çok sayıda genç esrar kullanıyor. Esrarla başlıyorlar. Sonra kokain, sonra eroin (toz halinde), sonra damardan eroin enjeksiyonu…” dedi.

Lübnan Toplum Sağlığı Bakanlığı’nın 2017 yılı raporuna göre 13-15 yaş grubundaki okul çocuklarının yüzde 4,7’si bir veya birden fazla kez uyuşturucu madde kullanmış. Rapora göre en fazla kullanılan uyuşturucu maddelerin başında esrar, kokain ve captagon, ecstasy gibi sentetik uyuşturucular geliyor.

Bağımlıların tedavi ve rehabilitasyonu için mevcut düzenlemelerin yetersiz olduğuna dikkat çeken Adaime, “Destek merkezleri kesinlikle yeterli değil. Merkezler Beyrut’ta, Metn bölgesinde. Lübnan’ın başka yerlerinden gelenler 1-2 saat yol kat ediyor, reçeteyi alıyor, hastaneye gidiyor, ilaçlarını alıyor ve evlerine dönüyorlar. Her hafta aynı prosedürü uyguluyorlar. Eğer çalışıyorlarsa çok zor” dedi.

Lübnan’da yaklaşık 15 sivil toplum kuruluşu bağımlıların tedavisi için çalışmalar yürütüyor. Hastanelerde birkaç yıl önce yapılan yeni düzenlemenin ardından akıl sağlığı veya psikolojik hastalıklar servislerinde bağımlılar tedavi edilebiliyor. Ancak sadece bağımlılara yönelik, uzun dönem yataklı tedavi ve rehabilitasyon kurumu bulunmuyor.

Bakanlığın raporuna göre, uyuşturucu bağımlılarının destek alabileceği 15 sivil toplum kuruluşunun toplam 382 yatak kapasitesi var. STK’lara başvuran bağımlılara 18 aya kadar yataklı tedavi sağlanabiliyor ancak bunun dışında bağımlıların birbirlerini motive edebilecekleri bağımsız gruplar benzeri oluşumlar yok.

2016 yılına kadar uyuşturucu kullananlar hapis cezası alıyordu. Ancak son düzenlemelerle birlikte kullanıcı olanlar hakimlerden oluşan Bağımlılık Komitesi’ne yönlendiriliyor. Komite tarafından hapis cezası veya tedavi şeklinde iki seçenek sunulan kullanıcılar tedaviyi seçmeleri halinde uyuşturucu bağımlılığına ilişkin çalışan STK’lardan birine yönlendiriliyor. Yine bu merkezlerin yazdıkları reçete ile tedavi sürecinde ilaçlarını alabilen bağımlıların tedaviye devam etmemeleri halinde hapis cezası tekrar gündeme gelebiliyor.

Ancak bu düzenlemeden önce sadece kullanıcı olmalarına rağmen haklarında işlem yapılmış ve sicillerine işlenmiş olanlar iş bulamama gibi birçok sorunla yüzleşmek zorunda kalıyor.

Bağımlıların bir kısırdöngüye düşmelerinin çok kolay olduğuna dikkat çeken Adaime, “Şimdiki kanunla durum daha kolay. Hapse değil tedaviye gidiyorlar. Sicillerinde kayıt varsa iş bulamıyorlar. Evde oturuyor, sürekli evde oturdukları için daha çok uyuşturucu alıyorlar, daha çok uyuşturucu aldıkları için daha çok para bulmaları gerekiyor ve kısır döngüye düşüyorlar. Suça bulaşmaları daha kolay oluyor” dedi.

Bakanlığın raporuna göre, 2013-2016 arasında uyuşturucu kullanımı nedeniyle yakalanan 11 bin 152 kişinin 400’ü komiteye gönderildi ve bunların 200’ü tedavi aldı. Tedaviyi başarıyla tamamların sayısı ise 150.

Kullanıcıların bir kısmının aynı zamanda uyuşturucu satıcısı olması nedeniyle de birçok sorun yaşandığı belirtiliyor. Hapis cezası alan bağımlı satıcılar için hapishanelerdeki güvenlik görevlilerinin eğitilmeleri ve bağımlılara yönelik tedavi için düzenlemeler yapılması gerektiği kaydediliyor.

​“Arkadaşlarım dene dedi”

Lübnan’da uyuşturucuya başlama sebeplerinin çeşitlilik gösterdiği belirtiliyor.

SiDC’de tedavi olmaya başlayan 35 yaşındaki erkek bağımlı, “Arkadaşımla başladım. Arkadaşlarım dene dedi. Ondan önce esrar içiyordum. 25 yaşında kullanmaya başladım. Eroin alıyordum, iğne kullanıyordum” dedi.

2 ay önce uyuşturucuyu bıraktığını ve ilaç kullanmaya başladığını anlatan bağımlı, “Hayatım zehir gibiydi. Hapse girdim. Kesinlikle aileyle sorunlar oluyor” diye konuştu.

Bağımlı olduğu dönemde çalıştığını ancak eroin için gerekli parayı ailesinden de aldığını anlatan bağımlı, “Ailem bırakabilmem için yardım etmeye çalışıyordu. 2 ay önce bırakma kararı aldım. Devam edemezdi” dedi.

“İç savaş döneminde başladım”

Merkezdeki eski bağımlılardan biri 49 yaşında ve evli olduğunu söyledi.

Bir kızı ve iki oğlu olduğunu anlatan eski bağımlı, “Uzun süre eroin kullandım, belki 25 yıl. Burundan alıyordum, damardan enjekte etmiyordum. Lisedeydim. Ben başladığımda bu ülke savaştaydı. Okulu da bıraktım. 25 yıl boyunca 1 ay bıraktım, başladım. 1 hafta bıraktım, başladım. Bu şeyi, eroini kullandığınızda her şey dibe vurur. Aile yok, iş yok, ev yok. Ailem destek vermeye çalıştı. Birçok kez bırakmamı söylediler. Evde birçok sorun çıkardım, evi terk ettim, birçok büyük sorun oldu. 2010’da bıraktım. Bıraktığımda evliydim. Şimdi ilaç kullanıyorum. Merkeze ilaçlarım için reçete almaya geldim” dedi.

Bağımlı olduğu dönemde çalışmaya devam ettiğini ve bu sayede suça bulaşmadığını belirten eski bağımlı, bırakma kararını eşi ile birlikte aldığını söyledi.

“Eşimle öyle bir noktaya geldik ve tamam artık bunun bitmesi gerekiyor dedik” diye konuşan eski bağımlı Lübnan’da uyuşturucu maddelere ulaşmanın çok kolay olduğunu belirtti.

Eski bağımlı, “Lübnan’da bunlara ulaşmayı kolaylaştıran birçok şey var. Hiç kimse gidip onları (uyuşturucu tüccarlarını) durduramıyor. Herkes kim olduğunu biliyor. Üniversitelerde filan birçok genç kullanıyor. Ama kimse bilmiyor. Ailelerine söylemeliler ve kullanmayı bırakmalılar. Uyuşturucu kullanıyorsan seni hastaneye götürmeliler ama Lübnan’da eğer kullanıyorsan seni 2-3 gün hapse koyuyorlar” dedi.

“Bütün Lübnanlılar bir şeyler kullanıyor. Esrar, alkol veya başka bir şey” diye konuşan eski bağımlıya göre destek ve rehabilitasyon merkezleri bağımlı sayısına göre çok yetersiz.

“Tedavi ilaçlarını karaborsada satanlar var”

Merkezde hemşire olarak çalışan Kerim Vannos, tedavi için başvuran bağımlıların yaş ortalamasının ve sosyo-ekonomik seviyelerinin değişkenlik gösterdiğini söyledi.

Vannos, “Bazıları tedavi ilaçlarını nasıl karşılayacağını soruyor. Bu insanlar mesela mobilyalarını, televizyonlarını satabiliyor. Kullanıcılar para bulmak için kolaylıkla uyuşturucu satıcısı olabiliyor. Bazıları tedavi ilaçlarını kara borsada satıyor” dedi.

Lübnan’da esrar ve eroin gibi uyuşturucuların kolay bulunabildiğine dikkat çeken Vannos, “Ne yazık ki Lübnan çok yolsuzlaşmış. Siyasi veya güvenlik otoriteleri bile bu uyuşturucuların nereden geldiğini biliyorlar. Kaynağını, tüccarları, her şeyi biliyorlar ama sorun şu ki, onlara ulaşamıyorlar. Lübnan’da durum tamamen kontrol dışında. Devletin uyuşturucu dağıtımını kontrol altında tutmaya çalıştığı noktadan çok uzağız” dedi.

Merkezin sosyal hizmet uzmanı Aline Aon en küçüğü 14 yaşında olmak üzere her yaştan bağımlıya hizmet verdiklerini belirterek, “Yaşlı bağımlıların çoğu savaş döneminde savaştı. Uyanık kalmak ve çatışmaya hazırlıklı olmak için uyuşturucu kullanıyorlardı. Bağımlı hale geldiler. Bazen uyuşturucuya akıl sağlığına ilişkin sebepler nedeniyle başlıyorlar. Bipolar, sosyal anksiyete, borderline gibi hastalıkları olduğunun farkında olmuyorlar” dedi.

Toplumun uyuşturucu bağımlılarına karşı destekleyici olmadığını vurgulayan Aon, “Toplum onları suçlu olarak görüyor. Aslında uyuşturucu bağımlıları başkalarından çok kendilerine zarar verirler. Kanuni durum da bağımlılar açısından çok kolay değil, değiştirmek gerekiyor, bazen bağımlılara karşı çok adaletsiz. Ailelerin tepkisi de çok değişiyor. Çok destek veren aileler de var tamamen zıttı olan aileler de. Kızının veya oğlunun tedavi aldığının bilinmesini istemeyen, ailenin yaşadığı sorunlardan dolayı bağımlı çocuğunu suçlayan aileler de var” diye konuştu.

Bağımlıların yetersiz destek ve tedavi şartları, kanuni veya toplumsal damgalama, aile ve çevrenin yetersiz desteği gibi sebeplerle suça bulaşmalarının kolay olduğunu belirten Aon, “Bazen (uyuşturucu) temin etmek için çalabiliyorlar. Veya satıcı olabiliyorlar. Bazen kendi tedavilerini uyuşturucu almak için takas edebiliyorlar. Her zaman bir yol icat edebiliyorlar” dedi.

Geri Dön