Marmara'da büyük deprem uyarısı

Türk Kızılayı Genel Başkan Danışmanı Prof. Dr. Ahmet Mete Işıkara, depremlerin yaklaşık 70 yıldır batıya göç ettiğinin altını çizerek, "Marmara'da önümüzdeki 2 yıl içerisinde büyük bir deprem olmazsa, 2014 yılına kadar olma ihtimali yüksek bir süreç içerisine gireceğiz" dedi.

Türk Kızılayı tarafından başlatılan "Toplum Liderlerini Teşkilatlandırma Projesi" çalışmaları Bursa'da da hayata geçirildi. Proje çerçevesinde Bursa Valiliği Afet Yönetim Merkezi'nde düzenlenen seminere katılan Türk Kızılayı Genel Başkan Danışmanı Prof. Dr. Ahmet Mete Işıkara, Marmara Bölgesi'nde olabilecek depremler hakkında önemli açıklamalarda bulundu.

Marmara'da, İstanbul ve çevresini etkileyecek iki potansiyel yer bulunduğunu belirten Işıkara, "Marmara'da potansiyel alanlardan biri adaların güney batısıdır. 1939'dan bu yana depremlerin batıya göçü var. Bunun örneklerini geçmişte olan depremlerden gördük. Bu depremi İstanbul er geç yaşayacak ve her gün bu depreme biraz daha yaklaşıyoruz. 2010 yılına kadar deprem olmazsa, 2010 ile 2014 yılları arası olma ihtimali en yüksek sürece gireceğiz. Benim yaptığım tahmin ve saptamalar bunu söylüyor" diye konuştu.

Marmara Bölgesi'nde bulunan bir diğer deprem potansiyelinin de Gemlik Körfezi olduğuna dikkati çeken Işıkara, "Küçük, küçük depremlerin kümelendiği yerler büyük bir depremin oluşacağı yer olabiliyor. Çünkü İzmit Körfezi'nde küçük küçük depremlerin kümelendiği yerde 17 Ağustos depremi oldu. Şimdi bu kümeleşmelerden birisi de Gemlik Körfezi. Gemlik, ayrıca Kuzey Anadolu fay yolunun güney kolunun uzantısında bulunuyor. Güney kol, Geyve-Mekece-İzmit-Gemlik'ten oluşuyor. Dolayısıyla potansiyel bir deprem oluşacak bir yer. Bu güney kol, 1750-1800'lü yıllardan bu yana çok sessiz. Orada bir potansiyel oluş yeri var ve Bursa ve çevresi bu depremden etkilenecek. Bu depremi, İstanbul, 17 Ağustos depremini hissettiği gibi hissedecek. Bir de aynı kümeleşme Bursa'nın güney doğusuna denk geliyor. Bu depremden de Bursa etkilenecektir ama bu fazla büyük bir deprem olmayacak" diye kaydetti.

Proje hakkında da bilgi veren Işıkara, "Proje ile muhtarlık, öğretmenler ve din adamlarıyla iş birliği yaparak, bilgiyi ve korunma bilincini mahalle düzeyine kadar indirmek istiyoruz. Bunu başarabilirsek, afetlerden zarar görmeyen bir toplum olacağız düşüncesindeyiz. Camiler de çok önemli bir eğitim yeri haline geldi. Artık merkezi sistem sayesinde camilerde konuşulanlar geniş kitlelere ulaşıyor. Bu verdiğimiz bilgiler müftülük sayesinde imamlara dağıtılacak ve cuma namazları öncesi çeşitli aralıklarla camilerde yayınlanacak. Elazığ'da, cuma namazına katıldığımızda, merkezi yayınla 30 bin kişiye ulaşmışız. Kızılay'ın bilgilerine göre bir yılda 30 bin kişi bilgilendirilmiş ama bizim projeyle bir cumada binlerce kişiye rahatlıkla ulaşabiliyoruz" şeklinde konuştu.

Seminerde, Doç. Dr. İsmail Karagöz de olağanüstü hallerde din hizmetleri hakkında bilgi verdi.

İHA