HABER

"Mavi marmara raporu tarafsız"

Davutoğlu, İnsan Hakları Konseyi'nin Gazze'ye yardım götüren Mavi Marmara gemisine yapılan saldırıyla ilgili yayınladığı raporu takdirle karşıladıklarını söyledi.

Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu, Cenevre'deki İnsan Hakları Konseyi'nin Gazze'ye yardım götüren Mavi Marmara gemisine yapılan saldırıyla ilgili yayınladığı raporun, sağlam delillere ve zemine dayanan, tamamen hukuki dil kullanan tarafsız bir rapor olduğunu ve raporu takdirle karşıladıklarını söyledi.

Davutoğlu, Waldorf Astoria Otelinde, Amerika Balkan Dernekleri Federasyonu (FEBA) ve Türkiye İşadamları ve Sanayiciler Konfederasyonu (TUSKON) tarafından düzenlenen "Balkan Liderler Zirvesi" gala yemeğinde gazetecilerin sorularını yanıtladı.

Cenevre'deki BM İnsan Hakları Konseyi'nin Gazze'ye yardım götüren filodaki Mavi Marmara gemisine saldırısına ilişkin raporu nasıl değerlendirdiği sorusuna karşılık Davutoğlu, "(Raporu) biz detaylı olarak inceledik, incelemeye devam ediyoruz" dedi.

İnsan Hakları Konseyi üyelerinin saygın uluslararası hukukçulardan oluştuğunu vurgulayan Davutoğlu, Konsey'in raporunun "son derece tarafsız şekilde kaleme alındığını, sağlam delillere dayandığını, tamamiyle hukuki bir dil kullanıldığını, sağlam zemine dayanan tarafsız bir rapor olduğunu ve raporu takdirle karşıladıklarını" söyledi.

Raporun belli bir yankısının olacağını söyleyen Davutoğlu şöyle konuştu:

"31 Mayısta saldırının gerçekleştiği andan bu yana Türkiye hep uluslararası hukuk dilini kullandı, hem en doğal hakkını koruyacağını ama bunu da rasyonel, tamamıyla uluslararası toplumun vicdanını ve uluslararası normları yanına alarak yaptı. Biz o yüzden tarafsız komisyonun oluşmasına büyük önem veriyorduk, İnsan Hakları Konseyi'nin oluşturduğu bu komisyonun da açıkçası sağlam delillerle güçlü bir rapor çıkaracağını bekliyorduk. Bu anlamda bizim beklentilerimizi karşılayan bir rapor, ümit ederiz ki İsrail tarafı da artık uluslararası hukuk dilini kullanmayı öğrenir ya da bu çerçevede davranır, bizim beklentimiz budur."

BM İnsan Hakları Konseyi'nin hazırladığı raporun da, BM Soruşturma Komisyonu'nun raporunun da BM sisteminin bir parçası olduğunun altını çizen Davutoğlu, raporun daha sonraki aşamalarda BM İnsan Hakları Komitesi'ne ve BM Genel Kurulu'nun dairelerine gelmesinin sözkonusu olduğunu ifade etti. Davutoğlu şunları kaydetti:

"Yine New York'a gelecek olan bir rapor bu, bu rapor boşlukta ya da BM ile alakasız değil. BM'nin New York'ta Genel Sekreter Ban Ki-mun'un girişimiyle kurduğu BM Soruşturma Komisyonu ise daha siyasi nitelikli. Biz her iki komisyona da büyük önem atfediyoruz ve her iki komisyona da her türlü desteği veriyoruz" dedi.

-TÜRKİYE'NİN RAPORUYLA ÖRTÜŞÜYOR-

Türkiye'nin New York'ta Soruşturma Komisyonu'na eylül başında sunduğu rapordaki bulgularla İnsan Hakları Konseyi'nin raporu arasında ciddi bir örtüşmenin bulunduğunu belirten Davutoğlu, Türkiye'nin BM Soruşturma Komisyonu'na tamamen sağlam delillere dayanan bir rapor sunduğunu, her iki komisyonun çalışmalarını da yakından takip edeceklerini söyledi.

Davutoğlu şöyle konuştu: "Burada önemli olan uluslararası hukuk standartlarına uygun bir yaklaşımın sergilenmesi, hiçbir ülke, hele hele Türkiye gibi devlet geleneği güçlü ve uluslararası alanda saygın bir ülke açık denizlerde vatandaşlarının öldürülmesi karşısında kayıtsız kalamaz, bunu biz hep söyledik. Bu çerçevede de uluslararası toplumu harekete geçmeye davet ettik, eğer tarafsız bir rapor ortaya çıkarsa bu uluslararası hukukun bir başarısıdır" dedi.

İsrail tarafının ara raporu BM Soruşturma Komisyonu'na sunmadığının hatırlatılması üzerine Davutoğlu, "Ben 31 Mayısta BM Güvenlik Konseyi'nde yaptığım konuşmada net olarak 7 talepte bulundum. Bu talepler daha sonra Konsey'in başkanlık açıklaması olarak BM Güvenlik Konseyi'nce de benimsendi. Bunların tek tek takipçisi olduk, olmaya devam edeceğiz, şu ana kadar da bunlar önemli ölçüde karşılandı biliyorsunuz. Vatandaşlarımız ve diğer yolcular salıverildi, gemiler bırakıldı, oradaki malzeme Gazze'ye ulaştırıldı, bunlar hep bizim taleplerimizdi. İki tane birden uluslararası komisyon oluşturuldu, Gazze'ye dönük abluka hafifletildi. Şimdi bunun parçası olarak İsrail'den talebimiz, madem ki ortada bir suç vardır, bunun gereği olan adımlar da atılmalıdır. Bizim açımızdan bu uluslararası hukuk kriterleri içerisinde bir suçtur ve sadece Türkiye'ye karşı işlenmiş bir suç değildir, uluslararası topluma karşı işlenmiş bir suçtur, bunu tekrar tekrar söyledim" ifadelerini kullandı. Davutoğlu, şöyle devam etti:

"Bu problem Türkiye ile İsrail arasında bir problem değildir, İsrail ile uluslararası toplum arasında bir problemdir. Bugün açıklanan rapor da bunu tescil ediyor. İnsan Hakları Konseyi orada iki devlet arasındaki bir probleme bakmadı, olayı insan hakları açısından inceledi ve raporu tamamıyla uluslararası hukuk ve insan hakları açısından yazdı. Bu rapor, sorunun İsrail ile uluslararası toplum arasında olduğunu gösterir, herkes uluslararası hukukun gereklerine uymak zorunda, hiçkimse buna bigane kalamaz."

-SAYGIN BİR KOMİSYON-

İnsan Hakları Konseyi raporunu yazanların hiçbirinin Türk ya da Müslüman olmadığının, hiçbirinin İsrail ile ya da herhangi bir ülke ile probleminin bulunmadığının altını çizen Davutoğlu, son derece saygın başsavcılar ve hukuk uzmanları bulunduğunu, bunların hiçbirinin Türkiye tarafından tayin edilmediğini, BM tarafından tayin edildiğini, raporun siyasi değil olayı tetkik eden bir rapor olduğunu yineledi. Davutoğlu, "Saygın bir komisyondur, raporun da bu perspektiften okunması lazım" diye konuştu.

"İsrail'in ara raporunu geç sunmasının taktik olup olmadığının" sorulması üzerine Davutoğlu, bu konuda yorum yapmak istemediğini, "İsrail'in başından beri bu komisyonların oluşmasına karşı çıktığını, kendine güvenemediğini" söyledi. Davutoğlu, "Uluslararası denizde 72 mil açıkta seyreden bir konvoya saldırılıyor ve 9 insan öldürülüyor. Sonra (İsrail'e) götürülenlere de işkence ve kötü muamele yapılıyor. Burada bir durum var, bu gerçeğin ortaya çıkarılması lazım. Bizim meselemiz herhangi bir siyasi kriz çıkarmak değil, bizim meselemiz herkesin uluslararası standartlarda uluslararası hukuka saygı göstermesi ve hiçbir ülkenin kendisini hukukun üstünde ya da dışında görmemesi. Hele hele Doğu Akdeniz'de biz böyle bir şeye izin vermeyiz" dedi.

-GÜL-AHMEDİNEJAD GÖRÜŞMESİ-

Cumhurbaşkanı Abdullah Gül'ün İran Cumhurbaşkanı Mahmud Ahmedinejad'la yaptığı görüşmeye ilişkin soru üzerine Davutoğlu, görüşmenin çok yapıcı bir ortamda geçtiğini söyledi. İstanbul'da 15 Temmuzda Türkiye, İran ve Brezilya dışişleri bakanları olarak bir başka toplantı daha yaptıklarını hatırlatan Davutoğlu, o toplantıda Viyana Grubu'nun biran önce toplanarak, İran'la müzakere ederek Tahran anlaşmasının hayata geçirilmesi yönünde adım atması talebinde bulunduklarını, bunun karşılığında da İran'ın yüzde 20 oranında zenginleştirme faaliyetini durduracağı sözünü verdiğini belirtti.

Davutoğlu, Türkiye'nin o zamandan beri temaslarını iki tarafla da yürüttüğünü, geçen hafta AB Yüksek Komiseri Catherine Ashton'la Brüksel'de yaptığı görüşmede bu konuyu ele aldıklarını, Cumhurbaşkanı Gül'ün, İran Cumhurbaşkanı Ahmedinejad ile görüştüğünü, yarın kendisinin yine İran tarafıyla görüşeceğini belirtti.

BM Güvenlik Konseyi'nin 5 daimi üyesi ve Almanya'dan oluşan p5 1'in yaptığı son açıklamanın son derece olumlu olduğunu vurgulayan Davutoğlu, bunun yeni bir "ufuk aştığını", bu konuları İran tarafıyla konuştuklarını söyledi.

İran tarafının da açıklamayı olumlu bulduğunu ifade eden Davutoğlu, "Bu çerçevede ekim ayı içerisinde atılabilecek adımları gözden geçireceğiz" dedi.

-TÜRKİYE-İRAN-

Türkiye'nin BM Güvenlik Konseyi'nin İran yaptırım kararına uymadığını iddia eden haberlerle ilgili bir soru üzerine, Davutoğlu şöyle yanıtladı:

"Bunlar hiçbir temele dayanmayan, tamamiyle provokatif ve yönlendirmeli haberler. AK Parti'ye İran'dan kaynak aktarıldığı yönündeki haberin, tamamiyle provokatiftir, zaten gerekli hukuki işlemler yapılacak. Diğer haber de (İran yaptırımlarına uymama) aynı şekilde. BM Güvenlik Konseyinde ve daha önce de biz yaptırımlara karşı olduğumuzu ifade ettik, konunun diplomatik yollarla çözülmesi gerektiğini söyledik. Ama Güvenlik Konseyi'ne 'hayır' demekle birlikte orada çıkan karar, BM Güvenlik Konseyi kararı olarak bizi de bağlayan kararlardır, buna uyacağımızı söyledik. Ama ülkelerin tek taraflı ilan ettikleri yaptırımları biz uluslararası hukuk açısından uyulması gereken yaptırımlar olarak görmüyoruz. İster ABD, ister AB, ister Japonya ve Kore olsun, biz bunları (bu ülkelerin yaptırımlarını) uyulması zorunlu olan yaptırımlar kategorisinde görmüyoruz".

Türkiye'nin "elbette kendi ekonomik çıkarlarını kolladığını" da belirten Davutoğlu "Bu Güvenlik Konseyi'nin kararlarına uymamak anlamına gelmez, onlara uyarız ama diğerlerine uyma yükümlülüğümüz yok" dedi.

"Yaptırım altındaki bir İran bankasının Türkiye'de faaliyet gösterdiğiyle" ilgili haberler üzerine de Davutoğlu, "Biz Güvenlik Konseyi kararı çıktığı gün bütün detaylarıyla bunu incelettik, neyin bağlayıcı olup neyin bağlayıcı olmadığını biliyoruz. Hiçkimse kendi zihninden belli bankalara, ülkelere ambargo koymaya kalkmamalı, Türkiye'de o yaptırımlara aykırı herhangi bir banka faaliyeti yok, bunun bilinmesi lazım, öyle bir faaliyet yok" karşılığını verdi.

-BALKAN LİDERLER ZİRVESİ-

BM Genel Kurulu'nun birçok faaliyetin aynı anda yürütülebildiği bir dönem olduğunu ve Türkiye'nin bu dönemi en maksimum seviyede değerlendirmek istediğini belirten Davutoğlu, bu kapsamda New York'ta Balkan Liderleri Zirvesinin yapıldığını ve Balkanlar'da Türkiye'nin de öncülüğünü yaptığı ve desteklediği yeni bir anlayış ve zihniyetin doğduğunu söyledi.

Türkiye'nin, Balkanlar'ın bir istikrar, refah ve güvenlik alanı haline dönüşmesi için çok büyük çaba sarfettiğini belirten Davutoğlu, Türkiye-Hırvatistan-Bosna Hersek dışişleri bakanları arasında üçlü bir görüşme yaptıklarını, cuma günü de Türkiye-Sırbistan-Bosna Hersek dışişleri bakanları arasında yapacaklarını bildirdi.

BM toplantıları kapsamında Balkanlar'daki tüm ülkelerle ikili görüşmeler yaptıklarını ve bu kapsamda atılacak adımları gözden geçirdiklerini ifade eden Davutoğlu, "Önümüzdeki dönemde ümit ediyoruz ki Balkanlar'da gerçekten vizyoner bir yaklaşım ortaya konur" dedi. Balkan liderlerine bakıldığında hemen hemen tüm cumhurbaşkanlarının profesör olduklarının ve güçlü entellektüel birikime sahip olduklarının görüldüğünü belirten Davutoğlu, "Belki de şu anda Avrupa'nın en entellektüel liderleri Balkanlar'da, bu Balkanlar için büyük bir şans, kendi aralarında çok iyi bir ilişki de oluştu. Biz Balkanlar'ın geleceğinden çok ümitliyiz" dedi.

-"BALKANLARI KRİZLERLE ANILMAKTAN ÇIKARACAĞIZ"-

Türkiye'nin Sırbistan ile Kosova arasında arabuluculuk yapıp yapmayacağının sorulması üzerine Davutoğlu, Türkiye'nin Balkanlarda güvenliğin, barışın, istikrarın sağlanması için ne adım atılması gerekiyorsa o adımı atacağını, Sırbistan ile ilişkilerin son 1 yılda çok büyük ivme kazandığını ve stratejik bir ilişki haline dönüşmesinden büyük memnuniyet duyduklarını ifade etti. Ama tabii Sırbistan ile Türkiye arasında görüş ayrılıklarının olduğunu iki tarafın da bildiğini belirten Davutoğlu, Kosova'yı ilk tanıyan ülkenin Türkiye olduğunu ve Kosova'yı desteklediğini belirtti.

Türkiye'nin tüm sorunların diplomatik yolla çözülmesine önem verdiğini ifade eden Davutoğlu, "Bu konuda atılacak adımlar var, aynı coğrafyada yaşıyoruz, aynı bölgenin şartlarını biliyoruz, dolayısıyla bu konuları görüşüyoruz" dedi. Sırbistan Cumhurbaşkanı Boris Tadiç ve Dışişleri Bakanı Vuk Jeremiç ile iyi bir görüşme yaptıklarını söyleyen Davutoğlu, "Görüş farklılıklarımız olabilir ama biz bunları hep dostane şekilde paylaştık ve şimdiye kadar da Balkan barışına Türkiye büyük katkı yaptı, bu yolla yaptı, Balkanlar'la ilgili bir iddiamız var, Balkanlar'ı krizlerle anılan bir bölge olmaktan çıkartacağız" dedi.

Davutoğlu, bir soru üzerine, Bulgaristan'daki başmüftülük konusunu da Bulgaristan Dışişleri Bakanı Nickolay Mladenov ile görüştüklerini, bu konuların dostane şekilde konuşulabilecek çözülebilecek konular olduğunu, bundan bir kriz çıkmaması gerektiğini, o konuya da kesin bir çözümün bulunacağını belirtti.

-DİĞER TEMASLAR-

Orta Asya Cumhuriyetleri dışişleri bakanlarıyla da görüştüklerini anlatan Davutoğlu, önümüzdeki günlerde de "Ürdün, Türkiye, Suriye ve Lübnan" dörtlü dışişleri bakanları toplantısı yapacaklarını, bu 4 ülke arasında serbest ticaret, serbest vize bölgesi ilan ettiklerini, şimdi de bunun altyapısını kurduklarını belirtti.

Karadeniz Ekonomik İşbirliği Dışişleri Bakanları toplantısını da yaptıklarını söyleyen Davutoğlu, ayrıca Amerikan Devletleri Örgütü ve Latin Amerika Örgütü ile stratejik diyalog başlatacaklarını kaydetti.

New York'ta Transatlantik İttifak ülkeler arasında toplantı yaptıklarını, ayrıca NATO-Rusya Konseyi'ni de topladıklarını söyleyen Davutoğlu, BM'de 60'a yakın ikili görüşme yapacağını, dolayısıyla yoğun bir tempo içinde olduklarını söyledi.(ÖŞ-MEH-DEN)

YORUMLARI GÖR ( 0 )
Okuyucu Yorumları 0 yorum
Geri Dön