HABER

Meclisin bütçe maratonu sona eriyor

- Başbakan Yardımcısı Bozdağ: (2) - "Biz milletimize ve devletimize ihanet ederek, millet ve devlet düşmanlarıyla iş birliği yaparak itibar arayanlardan, yabancı ülkelerde itibar arayanlardan olmadık, olmayacağız" - "(Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi) Aziz milletimizin iradesi sandıkta doğru bir şekilde tecelli etmiştir ve biz bu irade doğrultusunda adımlarımızı atmaya başladık ve bundan sonra da uyum yasalarını çıkararak daha güçlü bir şekilde atacağız"

Başbakan Yardımcısı ve Hükümet Sözcüsü Bekir Bozdağ, "Biz milletimize ve devletimize ihanet ederek, millet ve devlet düşmanlarıyla iş birliği yaparak itibar arayanlardan, yabancı ülkelerde itibar arayanlardan olmadık, olmayacağız." dedi.

TBMM Genel Kurulunda, 2018 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Tasarısı'nın tümü üzerinde hükümet adına konuşan Bozdağ, güvenlik güçlerinin büyük bir uyum içinde terörle etkin ve başarılı bir mücadeleyi destansı şekilde sürdürdüğünü belirtti.

Terör bitene kadar mücadeledeki kararlılığın devam edeceğini anlatan Bozdağ, mücadelenin sadece güvenlik boyutlarıyla sürdürülmediğini, terörü doğuran nedenleri ortadan kaldırmak maksadıyla da hükümetin ciddi çalışmalar yaptığını söyledi.

Bozdağ, bu sene yapılan tarihi reformla parlamenter hükümet sisteminden Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemine geçişi öngören Anayasa değişikliğinin kabul edildiğini hatırlattı.

Artık yeni bir dönemin kapısının aralandığını dile getiren Bozdağ, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Biz artık önümüze bakıp yeni hükümet sistemiyle ülkemizi gelecekte daha başarılı nasıl yaparız, daha ileri nasıl taşırız, bu sistemin sağlıklı ve daha iyi bir şekilde işlemesi için hangi katkıyı veririz, bunun üzerinde el birliğiyle durmamız gerekmektedir. Yapılan seçim meşrudur. Aziz milletimizin iradesi sandıkta doğru bir şekilde tecelli etmiştir ve biz bu irade doğrultusunda adımlarımızı atmaya başladık ve bundan sonra da uyum yasalarını çıkararak daha güçlü bir şekilde atacağız. Uyum yasaları konusunda çok geniş bir ekibin çalıştığını, bütün yasalarımızın tarandığını, yeni sisteme uyum için neler yapılması gerektiği hususunda önemli tespitlerin yapıldığını ve bunların önümüzdeki yıl içerisinde parlamentoda bir kısmının görüşülerek yasalaştırılacağını ifade etmek isterim."

Cumhurbaşkanının partili cumhurbaşkanı olmasının Anayasa değişikliğinden sonra yürürlüğe girdiğini anımsatan Bozdağ, "Cumhurbaşkanımızın gerek hükümet sistemi değişikliğinden önce gerekse hükümet sistemi değişikliğinden sonra yaptığı bütün görevler Anayasa ve yasalara uygundur. Anayasa'yı çiğneyen, yasaları ıskalayan bir uygulaması ve adımı yoktur." diye konuştu.

Yürütme yetkisinin Cumhurbaşkanı ve Bakanlar Kurulu tarafından kullanıldığını ve yerine getirildiğini kaydeden Bozdağ, Anayasa'nın cumhurbaşkanlarını sembolik olarak değil, güçlü, etkin bir cumhurbaşkanı olarak dizayn ettiğini vurguladı.

Cumhurbaşkanlarını halkın doğrudan sandıkta seçmesinin de cumhurbaşkanlarına ayrı bir güç kattığına değinen Bozdağ, "Artık Cumhurbaşkanlığı seçimi konusu Türkiye'de kriz ve kaos sebebi olmaktan çıkıyor. Yeni dönemde, bilmemiz lazımdır ki halkın seçtiği cumhurbaşkanları Meclisin seçtiği cumhurbaşkanları gibi olmayacaktır. Çok farklı olacaktır ve bu farklılığı hep beraber gördük, bundan sonra da göreceğiz. Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi milletimizin her alanda daha güçlenmesine katkı sağlayacaktır." ifadelerini kullandı.

- "Yeni sistem çarpık ilişkiye son veriyor"

Bozdağ, mevcut sistemde yasama ve yürütmenin iç içe geçtiğini, ancak Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sisteminde yasama ve yürütmenin birbirinden hem tam ayrı hem de birbirine karşı tam bağımsız durumda olduğunu söyledi.

Farklı anlatımların bu gerçeği değiştirmeyeceğini vurgulayan Bozdağ, şu değerlendirmelerde bulundu:

"Bugün, parlamentoda çoğunluk kimde? AK Parti'de. Hükümet kimde? AK Parti'de. Kanunlar neye göre çıkıyor? Çoğunluğun oyuna göre çıkıyor. Hükümet olmadığı zaman bütçeyi de kanunları da görüşmüyoruz. Baktığımızda 'Hükümete karşı yani yürütmeye karşı tam bağımsız bir parlamento var' dersek Anayasa'yı ya anlamıyoruz demektir ya da farklı yorumluyoruz demektir. Bugün, hükümetle iç içe, esasında hükümetin kontrolünde bir yasama-yürütme ilişkisi vardır. İşte bu çarpık ilişkiye Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi son veriyor, yasama ve yürütmeyi birbirinden tam ayırıyor, kuvvetler ayrılığını güçlü bir şekilde hayata geçiriyor. Artık bundan sonra siyasi istikrar, güçlü iktidar sadece zaman zaman halkın sandıkta verdiği reylerle değil, doğrudan sistemin doğal sonucu olarak tesis edilecektir ve güçlü bir şekilde milletimiz, devletimiz geleceğe güvenle bakacak, güvenle yürüyecektir."

- Erdoğan'a yönelik saldırılar

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın itibarına, ailesine, şahsına karşı zaman zaman saldırılar yapıldığını dile getiren Bozdağ, Erdoğan'ı itibarsızlaştırma gayretleri olduğunu belirtti.

Bekir Bozdağ, yapılanların sataşarak itibar elde etme çabalarından başka bir anlam taşımadığını anlatarak, "Bu mümkün değil. Herkes itibarını alın teri dökerek, iyi şeyler, doğru şeyler yaparak, çok çalışarak kendisi kazanır. Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın hayat hikayesine baktığınız zaman engelleri aşa aşa, alın teri döke döke, milletinin duasını ve desteğini kazanarak bugünlere geldiğini ve itibarını, döktüğü alın terine borçlu olduğunu hepimiz yakinen görür, yakinen biliriz." değerlendirmesini yaptı.

Siyasilerin itibarını halk oylarıyla ölçtüğüne işaret eden Bozdağ, seçimlerin ortada olduğunu, milletin her defasında itibar suikastına muhatap olan, ancak itibarı milletin nezdinde bugüne kadar yok edilememiş Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın yanında durduğunu kaydetti.

Erdoğan'a yapılan saldırıların, Türkiye'nin her alanda büyümesi ve gelişmesini sağlayan lideri, halkının gözünden düşürme ve onunla halk arasına duvar örme çabaları olduğunu belirten Bozdağ, şöyle devam etti:

"Çok net bir şekilde, pek çok ülkenin yöneticileri, siyasi partileri, STK'lar ve Türkiye içerisinde de pek çok çevrenin bunlarla iş birliği içerisinde bu itibar suikastlarında görev aldığını görüyoruz. Türkiye'nin Cumhurbaşkanı olarak Cumhurbaşkanımız bu millete hangi kötülüğü veya hangi yanlışı yaptı da bu kadar saldırıya muhatap oldu? Türkiye'de KÖYDES, BELDES projelerini hayata geçirip köyleri yolla, suyla, kanalizasyonla buluşturarak Türk milletine ihanet mi etti? 76 olan üniversiteyi 186'ya çıkararak bu milleti aldattı mı? Kaynaklarını kötüye mi kullandı? 2000-2002 arasında gelen yabancı sermaye 11,6 milyar dolarken bizim iktidarımız döneminde bunu 187 milyar dolara çıkararak Türkiye'nin itibarını mı azalttı? Hangi yanlışı yaptı, hangi kötülüğü yaptı?"

Erdoğan'a karşı, Türkiye'yi her alanda büyüttüğü, geliştirdiği, değiştirdiği, kalkındırdığı, emir alan bir ülke olmaktan çıkardığı için uluslararası bir cephenin oluştuğunu söyleyen Bozdağ, bu kişilerin bütün derdinin Türkiye'nin başından Türkiye'nin Cumhurbaşkanını uzaklaştırmak olduğunu dile getirdi.

Bunu milletin de gördüğünü, bu nedenle her defasında Cumhurbaşkanı Erdoğan'a sahip çıktığını vurgulayan Bozdağ, "Biz milletimize ve devletimize ihanet ederek, millet ve devlet düşmanlarıyla iş birliği yaparak itibar arayanlardan, yabancı ülkelerde itibar arayanlardan olmadık, olmayacağız. Milletimizin ve devletimizin hukukunu her şeyin üzerinde tutarak, milletimize ve devletimize her zamankinden daha fazla hizmet ederek itibarımızı böyle artıracağımıza inanıyoruz. Bugüne kadar bunu yaptık, bundan sonra da yapmaya devam edeceğiz." dedi.

- "Elinizi her yere uzatabildiğiniz zaman itibar elde edebilirsiniz"

Başbakan Yardımcısı Bozdağ, Karadağ'ın Tunus kasabasında Fatih Sultan Mehmet Han döneminde yapılan caminin uzun yıllar hizmet verdiğini, 1908'de buradaki halkın Osmanlı sultanına mektup yazıp tamir için destek istediğini anlatarak, Balkan Savaşları nedeniyle bölgenin Osmanlı'dan ayrıldığını, bu nedenle yardım gitmediğini, Cumhuriyet döneminde bu taleplerin gündeme getirildiğini aktardı.

1908'deki bu mektubun cevabının, 2008'de yerini bulduğunu belirten Bozdağ, o caminin tamir edilerek yeniden ibadete açıldığı bilgisini verdi.

2012'de oraya gittiğinde Karadağ Reis-ul Uleması Rıfat Feyziç'in mektup olayını anlattığını ve "Bir daha bizim mektuplarımıza cevap vermek için lütfen 100 yıl beklemeyin." dediğini aktaran Bozdağ, şunları kaydetti:

"Hamdolsun, bugünün Türkiye'si 100 yıl önce ecdadımıza yazılan mektuplara cevap verebildiği gibi bugün yazılan mektuplara da anında verecek güçtedir. İtibar böyle elde edilir. Siz, elinizi, kolunuzu, kanadınızı her yere uzatabildiğiniz zaman itibar elde edebilirsiniz. Eğer bunları yapmazsanız itibarınız da o kadar yüksek olmaz. Türkiye'nin 2002 yılında yaptığı kalkınma ve insani yardım miktarı 83 milyon dolardır ama 2016'da yaptığı yardım miktarı 6 milyar dolar. 83 milyon dolar nerede, 6 milyar dolar nerede? İşte alan el olmaktan veren el olmaya yönelmiş güçlü bir Türkiye var. İnşallah bu Türkiye, daha güçlü bir şekilde geleceğe devam edecek. Suriye'den gelen 3 milyondan fazla mülteciye yardım eden bir Türkiye var."

- "Gerçek güneş gibi ortada"

Bozdağ, Türkiye'nin Suriyeli sığınmacılara ve darda, zorda olan başka diyarlardaki insanlara uzattığı yardım eliyle, dünyanın dört bir yanında saygınlığı olan güçlü bir devlet olduğunu belirterek, şöyle konuştu:

"Eğer Türkiye'nin yaptığı yardımları sorgularsak, o zaman ne yaparız? Türkiye'nin bu itibarına bir bomba da biz atarız. Hem halkın arasına bir fitne sokar hem de dış dünyaya 'Bakın Türkiye'nin böyle yardım ettik, şöyle yardım ediyoruz dediğine bakmayın, onlar esasında sizi aldatıyorlar' anlamında Türkiye'nin dışarıda kazandığı bu saygınlığa zarar veririz. Halbuki yapılan yardımlar, rakamlar ortada, gerçek güneş gibi ortada, bunu farklı bir şekilde değerlendirmek kimseye bir fayda sağlamaz. Türkiye inşallah bundan sonra da darda ve zorda olana yardım elini uzatmaya devam edecektir. "

(Bitti)

(AA)

Geri Dön