Merkel’e ırkçılığa karşı ‘sıfır tolerans’ çağrısı

Almanya’da gözler, ırkçılıkla mücadele için oluşturulan komisyonun ilk toplantısında.

Merkel’e ırkçılığa karşı ‘sıfır tolerans’ çağrısı

DW Türkçe’ye konuşan göçmen kuruluşu temsilcileri ve uzmanlar, Başbakan Merkel’e kurumsal ırkçılıkla yüzleşme çağrısı yapıyor.Almanya’da aşırı sağ ve ırkçılıkla daha etkin mücadele için kritik görevdeki bakanların katılımıyla özel bir kabine komisyonu oluşturuldu. Bu komisyon, Başbakan Angela Merkel başkanlığında Çarşamba günü ilk toplantısını gerçekleştirecek.

Göçmen kuruluşları, 19 Şubat’ta Hanau’da düzenlenen ırkçı terör saldırısı sonrasında aşırı sağ şiddetine karşı daha etkili önlemler talep etmiş, önerileri arasında kabine komisyonunun kurulmasına da yer vermişti.

"Bir ilk”

Almanya Türk Toplumu (TGD) Başkanı Gökay Sofuoğlu, DW Türkçe’nin sorularını yanıtlarken, taleplerinin kabul görmüş olmasından memnuniyet duyduklarını belirterek, “Nihayet federal hükümet de, Almanya’da bir ırkçılık sorunu olduğunu, buna karşı yürütülecek mücadelede devletin sorumluluğunu resmen kabul etmiş oluyor. Bu bir ilk” yorumunu yaptı.

Komisyonun bir sonraki toplantısında göçmen örgütlerinin temsilcilerini de dinlemeye hazırlandığı bilgisini veren Sofuoğlu, “Devletin göçmen kuruluşlarına kulak verecek olması, çalışmalara yön verecek olmamız, çok önemli bir açılım” şeklinde konuştu.

Irkçılık artık en önemli tehdit

Merkel başkanlığında toplanacak komisyonda, Sosyal Demokrat Partili (SPD) Başbakan Yardımcısı Olaf Scholz, İçişleri Bakanı Horst Seehofer, Adalet Bakanı Christine Lambrecht, Savunma Bakanı Annegret Kramp-Karrenbauer, Aile Bakanı Franziska Giffey, Uyum Bakanı Annette Widmann-Mauz ve Eğitim Bakanı Anja Karliczek de yer alacak.

Son yıllarda ortaya çıkarılan aşırı sağcı terör grupları, siyasetçilere ve göçmen kökenlilere karşı düzenlenen saldırılar sonrasında, ırkçılık ve aşırı sağı en önemli iç güvenlik sorunu olarak görmeye başlayan hükümet, oluşturulan komisyonla, alınmakta olan önlemler konusunda bakanlıklar arasında eşgüdüm sağlamayı, kamuoyu önünde de kararlılık sergilemeyi hedefliyor.

Aşırı sağcılar tarafından tehdit edilenleri, yerel siyasetçileri daha etkin bir şekilde korumak, aşırı sağcılar tarafından internette işlenen nefret suçlarının cezalandırılmasını sağlamak, bu kişilerin silah temin etmesini engellemek gibi son aylarda kararlaştırılan önlemlerin uygulanması da komisyonun hedefleri arasında.

“Önemli ancak gecikmiş bir adım”

Uluslararası Af Örgütü’nün ırkçılıkla mücadele uzmanı Maria Scharlau, kabine komisyonunu “önemli ancak gecikmiş bir adım” olarak değerlendirirken, bunun sadece sembolik bir girişim olarak kalmaması gerektiğini vurguladı.

“Kabine komisyonu ile yürütmenin zirvesi, aşırı sağ ve ırkçılık kaynaklı tehdit ve sorunlarla, sürekli ve uzun vadeli olarak ilgilenmeyi kabul etmiş oldu” diyen Scharlau, “Bunun göstermelik bir politik hamle olarak kalma riski de mevcut, örneğin kurumsal ırkçılık, polis içindeki ırkçılık gibi, sorunların temelinde yatan asıl nedenlerin ihmal edilmeye devam edilmesi riski bulunuyor” uyarısında da bulundu.

“Kurumsal ırkçılıkla yüzleşilmeli”

Alman hükümetinin son yıllarda bazı adımlar atmakla birlikte, ırkçılık, ırkçı şiddet, antisemitizm ile mücadelede kapsamlı bir konsept ve siyasi kararlılık ortaya koyamadığı eleştirisini getiren Scharlau, 2019 yılına ait istatistiklerin, ırkçı şiddet olaylarının artmaya devam ettiğini gözler önüne serdiğini kaydetti.

Almanya’da kurumsal ırkçılık sorunu ile yüzleşilmesi ve güvenlik makamları bünyesinde ırkçılığa “sıfır tolerans” politikasının izlenmesi gerektiğini söyleyen Scharlau, “her bireyin bu ülkede ırkçı ve antisemit bir saldırıya hedef olma korkusu olmadan, güvende yaşayabilmesini sağlamak tüm iç güvenlik makamlarının en önemli önceliği olmalı” şeklinde konuştu.

Almanya’da ırkçı saldırılara uğrayanlara destek veren danışma merkezlerinin (VBRG) verilerine göre, 2019 yılında sekiz eyalette bin 347 kişi, aşırı sağcıların saldırılarına hedef oldu, üç kişi yaşamını yitirdi. Çocuk ve gençlere yönelik saldırıların arttığına da dikkat çekildi.

"Sistematik mücadele yürütülmüyor”

Son aylarda ölümlerle sonuçlanan Halle ve Hanau’daki ırkçı ve antisemit terör saldırıları, aşırı sağcıların artan şiddet eylemleri, camileri, sinagogları hedef alan saldırılar, sadece ülkedeki göçmenleri, göçmen kökenlileri değil demokratik ve çoğulcu bir Almanya’yı savunan herkesi endişelendiriyor.

Irkçılıkla mücadele eden Amadeu Antonio Vakfı’nın Genel Müdürü Timo Reinfrank, hükümetin kimi iyi niyetli inisiyatiflerine rağmen özellikle polis teşkilatı ve ordudaki aşırı sağcı eğilimler ve yapılanmaların üzerine gidilmediğine vurgu yaptı. Reinfrank'a göre Almanya'da aşırı sağla "sistematik bir mücadele yürütülmüyor."

Liberal demokrasinin karşı karşıya olduğu tehdidin hafife alınmaması gerektiğini savunan Reinfrank, aşırı sağcı grupların geçmişte mülteci krizini propaganda aracı olarak kullandıklarını, şimdi ise koronavirüs konusundaki endişeleri, kafa karışıklığını fırsat olarak gördüklerine dikkat çekti.

Timo Reinfrank, “yoğun komplo teorileri ile o kadar çok insan ırkçı görüşlerinin meşruiyet kazandığını düşünüyor ki bu ortamda aşırı sağcı terör eylemlerinin artmasından büyük endişe duyuyoruz. Toplumu istikrarsızlaştırma, güvensizliği güçlendirmek, kaos isteyen aşırı sağcı çevrelerin bunu belirli ölçüde başardığı da bir gerçek” şeklinde konuştu.

“Irkçılar krizden besleniyor”

Covid-19 ile ilgili sosyal medyada birçok komplo teorisi ve yalan haber paylaşan aşırı sağcılar, alınan önlemlere karşı düzenledikleri gösterilerle de destek kitlelerini genişletmeye çaba gösteriyorlar.

“Irkçılar krizden besleniyor” diyen TGD Başkanı Sofuoğlu da endişeli. Salgın nedeniyle işsizlik ve iflasların artacağına, yaşanacak ekonomik zorlukların da aşırı sağcılar tarafından göçmenler ve göçmen kökenliler aleyhine araçsallaştırılacağını söyleyen Sofuoğlu, “hükümet ve güvenlik kurumları ile görüşmelerimizde bu konudan duyduğumuz endişeyi ve önlem alınması beklentimizi dile getiriyoruz” dedi.

Ünlü uzman hükümeti uyardı

Almanya’nın en önemli aşırı sağ uzmanlarından olan Prof. Dr. Andreas Zick ise son yıllarda zaten yükselen aşırı sağcı tehdit ve milliyetçiliğin, salgın ile birlikte çok daha güçleneceği uyarısında bulundu. Bielefeld Üniversitesi Çatışma ve Şiddet Araştırmaları Enstitüsü'nün direktörlüğünü yürüten Zick, DW Türkçe’ye şu değerlendirmeyi aktardı:

“Salgın benzeri toplumsal krizler sırasında, kendi konumunu, avantajlarını korumak için bir suçlu arama eğilimi güçleniyor. Ancak salgının etkisi hafiflese de bu ortadan kalkmıyor. Aksine. Şimdi önlemler gevşetiliyor, komplo teorisyenlerinin ise sesi yükseliyor. Bir günah keçisi arıyorlar ve duyduğumuz şey, ne yazık ki Müslüman düşmanlığı, antisemitizm ve yabancı düşmanlığı.”

Alman hükümetinin kabine komisyonu çalışmalarından beklentilerini de aktaran Zick, “Ne yazık ki uzun yıllarda oluşturulmasını istediğimiz bu komisyonun kurulması için insanların ölmesi gerekiyormuş. Komisyon bildiğiniz üzere Hanau terör saldırısı sonrasında oluşturuldu” dedi. Bununla birlikte Zick, artık hükümetten somut adımlar beklediğini ve umutlu olduğunu belirterek değerlendirmesini şu sözlerle tamamladı:

“Alman Anayasası’nın 1’inci maddesi, insan onurunun dokunulmazlığını güvence altına alıyor. Ama ne yazık ki dokunulmasını önleyecek toplumsal koşullar oluşturulamadı. Artık bunun için kararlılık sergilenmesini, ulusal eylem planının gözden geçirilmesini ve komisyon çalışmaları ile ırkçılık ve ayrımcılık konusunda sistematik bir çaba ve analizler ortaya konmasını bekliyoruz.”

Değer Akal

© Deutsche Welle Türkçe