Milli Savunma Bakanı Akar, AA Editör Masası'na konuk oldu: (2)

"(Libya'nın Atina Büyükelçisi'nin sınır dışı edilmesi) Bunun bir acizlik, zafiyet olduğunu değerlendiriyoruz. Sonucu etkilemeyeceğini de altını çizerek bildirmek istiyorum" - "Bu konuda sükunet, sabır, akıl ve mantıkla olaylara yaklaşmayı, uluslararası hukuka uygunluğu tavsiye ediyoruz. Bu mutabakatın tamamen uluslararası hukuka uygun olduğunu altını çizerek belirtmek istiyorum" - "Hiçbir komşumuza karşı değil, iki egemen ülke, Libya ve Türkiye'nin hak ve menfaatlerinin kollanması için yapılmıştır" - "Biz konuşmaktan, müzakereden, barıştan yanayız. Bunu yaparken de karşılıklı hak ve hukuka saygıdan yanayız"

Milli Savunma Bakanı Hulusi Akar, Libya'nın Atina Büyükelçisi'nin sınır dışı edilmesine ilişkin, "Bunun bir acizlik, zafiyet olduğunu değerlendiriyoruz. Sonucu etkilemeyeceğini de altını çizerek bildirmek istiyorum." dedi.

Akar, Anadolu Ajansı (AA) Editör Masası'nda gündeme ilişkin açıklamalarda bulundu, soruları yanıtladı.

Türkiye ve Libya arasındaki mutabakatın amacının sorulması üzerine Akar, Türkiye'nin Libya ile kültürel, tarihi bağları ve geçmişi bulunduğunu hatırlattı.

İki ülkenin ilişkilerinin yakın olduğuna işaret eden Akar, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın başbakanlığı döneminde, 2010'lardan beri, deniz yetki alanlarının sınırlandırılması konusunun görüşüldüğünü ancak Libya'daki bazı olaylardan dolayı görüşmelere ara verildiğini, 2018'den sonra da tekrar gündeme geldiğini ve görüşmelerin yapıldığını anlattı.

Görüşmeler sonrası bir çözüm yolunun ortaya çıktığını dile getiren Akar, meşru hükümet olan Libya Ulusal Uzlaşı Hükümeti Başkanlık Konseyi Başkanı Feyyaz el Sarac ile görüşmeler sonrası 27 Kasım'da bir mutabakat imzalandığını, bunun da Türkiye ve Libya meclisleri tarafından onaylanarak BM'ye gönderildiğini söyledi.

Türkiye'nin bütün komşularıyla iyi komşuluk ilişkileri içinde olmaya gayret gösterdiğini belirten Akar, sözlerine şöyle devam etti:

"Barış, istikrar gelsin diyoruz, herkes rahat, huzur, güven içinde yaşasın. Bu bir zafiyet değil. Diğer taraftan da hakkımızı, hukukumuzu çiğnetmeyiz, oldu bittiye müsaade etmeyiz, diyoruz. Dolayısıyla hakkımız, hukukumuz çerçevesinde yaptığımız mutabakat muhtırasının, hiçbir şekilde diğer ülkelere, komşumuza karşı olmadığını, onlara karşı bir taciz, tecavüz anlamı taşımadığını, bunun iki egemen ülke, Libya ve Türkiye arasında bir mutabakat olduğunu ve iki ülkenin hak ve menfaatlerinin kollanması ve sağlanması için yapılmış bir faaliyet olduğunu dikkatlerinize sunmak istiyorum. Cumhurbaşkanımız konuşmalarından birinde ifade etti, 'Güney Kıbrıs Rum Cumhuriyeti hariç diğer ülkelerle de benzer şekilde görüşmeler yapabileceğimizi' açık şekilde ortaya koydular. Bu konuda açık olduğumuzu ifade etmek isterim. Diğer komşularımızla da konuşmaya, görüşmeye hazırız."

- "Bunu acizlik olarak değerlendiriyoruz"

Yunanistan'ın, Libya'nın Atina Büyükelçisi'ni sınır dışı etme kararı aldığını anımsatan Akar, sözlerini şöyle sürdü:

"Meşru Libya hükümetinin Atina Büyükelçisi sınır dışı edildi. Mesele de ondan mutabakat muhtırasının bir kopya istenmesi. Bunun bir acizlik, zafiyet olduğunu değerlendiriyoruz. Sonucu etkilemeyeceğini de altını çizerek bildirmek istiyorum. Ülkeden sınır dışı etmesine gerek yok, bu TBMM'de onaylanan, açık olan, herkesin ulaşabileceği bir şey, saklı gizli değil. Fevri hareketlerle bu tür şeylerin yapılması ortamı germekte, bunlara gerek yok. Bu konuda sükunet, sabır, akıl ve mantıkla olaylara yaklaşmayı, uluslararası hukuka uygunluğu tavsiye ediyoruz. Bu mutabakatın tamamen uluslararası hukuka uygun olduğunu altını çizerek belirtmek istiyorum."

"Rum Dışişleri Bakanı özellikle hidrokarbon arayışı, muhafaza eden, koruyan, gözeten kim varsa bunların AB'ye girişlerinin engellemesi, mal varlıklarına dondurma gibi bir takım tedbirlerden bahsetti. Burada gerilim artıyor. Bu mesele tam olarak Yunan tarafına izah edilemedi mi?" sorusu üzerine Akar, bu konuların açık ve uluslararası hukuktaki teorik çerçeve itibarıyla anlaşılmasının mümkün olduğuna işaret etti.

Londra'daki zirvede Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın, Yunanistan Başbakanı Kiryakos Miçotakis ile ayrıntılı görüştüğünü, ayrıntılı şekilde olayları izah ettiğini, niyet ve maksadı anlattığını kaydeden Akar, böyle bir şeyi bilmemelerinin söz konusu olmadığını vurguladı.

Doğu Akdeniz'de Türkiye'nin sıkıştırılma planlarını bozan bir çalışma içerisinde olup olunmadığı ve buradaki asıl hedefin sorulmasına karşılık Akar, Türkiye'nin tüm alanlarda hakkını, hukukunu korumak için elinden gelen çabayı gösterdiğini ifade etti.

- "Herhangi bir şekilde oldubittiye göz yummayacağız"

Türkiye'nin Ege, Doğu Akdeniz ve Kıbrıs'ta iyi komşuluktan yana olduğunun altını çizen Akar, şu değerlendirmelerde bulundu:

"Bu konuda maalesef gerek bu hidrokarbon kaynaklarının paylaşılması konusunda olsun gerekse diğer denizle alakalı menfaatlerin paylaşılmasında muhataplarımızda bazı ön yargılar görüyoruz. Biz bunlara müsaade etmeyeceğiz. Ne Türkiye'nin kendi hak ve hukukunun ne Kıbrıslı kardeşlerimizin hak ve hukukunun çiğnenmesine müsaade edeceğiz. Herhangi bir şekilde oldubittiye göz yummayacağız, izin vermeyeceğiz ve Türkiye'nin içinde olmadığı çözüm yollarının da hiçbir şekilde geçerli olmayacağını herkesin bilmesini istiyoruz."

"Türkiye'nin içinde olmadığı planlar yürümez diyorsunuz." ifadesinin kullanılması üzerine Akar, "Yürümez. Çünkü Türkiye, Yunanistan ve İngiltere garantör ülke. İngiltere ve Yunanistan bu konuda ne yapar bilemeyiz ama Türkiye olarak biz, garantör ülke olmaktan dolayı haklarımızı ve sorumluluklarımızı yerine getirmeye hazırız ve bunun için yapılması gerekenleri bugüne kadar yaptık, bundan sonra da yapacağız." diye konuştu.

Kıbrıs'taki zenginlikler konusunda Türk varlığı yok sayılarak, sadece Güney Kıbrıs Rum Yönetimi için çalışılmasının adaletle veya uluslararası hukukla alakası olmayacağına vurgu yapan Akar, bunun kabul edilmesinin mümkün olmadığını bildirdi.

Yunan tarafının bunları Türkiye ile tartışmak veya çözüm bulmak yerine her defasında konuları AB'ye akıl ve mantık dışı ifadelerle taşıdığını aktaran Akar, "Olmaz. Oturalım, konuşalım, görüşelim. Biz konuşmaktan, müzakereden, barıştan yanayız. Bunu yaparken de karşılıklı hak ve hukuka saygıdan yanayız. Siz 'hep bana, hep bana' derseniz bunun çözüm olmayacağını kime sorsanız size söyler. Bu konuda yaptığımız çalışmalar, planımız, programımız açık ve net. Bu istikamette biz ilerlemeye devam edeceğiz. Bu çerçevede biz, akılla, mantıkla, sabırla bu olayların çözümü için tüm tarafları görüşme masasına davet ediyoruz. Konuları görüşelim. Görüşme, konuşma da ilanihaye olmaz, sonuç odaklı olacak." ifadelerini kullandı.

(Sürecek)