Muhabirin sorusu adliyeyi karıştırdı

Sivas davasında Akit Gazetesi muhabiri ve adının Ertuğrul Cesur olduğu belirtilen kişinin sorduğu soru Ankara Adliyesi’nde tansiyonu yükseltti.

ANKARA (ANKA) – Sivas’ta Madımak Oteli’nin yakılması ve 35 kişinin ölümüne ilişkin açılan ana davadan dosyaları ayrılan 7 firari sanığın yargılandığı dava sonrasında Akit Gazetesi muhabiri ve adının Ertuğrul Cesur olduğu belirtilen kişinin sorduğu soru Ankara Adliyesi’nde tansiyonu yükseltti. Sivas’ta ölenlerin yakınlarının avukatı Şenal Saruhan, mahkemeden Sivas’ta yaşananların insanlık suçu olduğunu ve zamanaşımına girmemesini isteyeceklerini belirttiği sırada Cesur’un “Ölen 2 kişinin neden sorgulanmadığı”na yönelik sorusuna tepki gösterildi. Davayı izlemeye gelenlerin “sen provakotörmüsün, onları da sen araştır” tepkisi üzerine güvenlik güçleri son anda müdahale ederek Cesur’u polis aracına bindirip Adliyeden uzaklaştırdı.

Sivas’ta Madımak Oteli’nin yakılması ve 35 kişinin ölümüne ilişkin açılan ana davadan dosyaları ayrılan 7 firari sanığın yargılandığı Ankara 11. Ağır Ceza Mahkemesi’nde bugünkü duruşma sonrasında Avukat Şenal Sarıhan açıklamasında, davanın sadece Sivas katliamı davası değil, daha önce de canlarına kıyılmış olan insanların ortak davası olduğunu söyledi.

Sivas’ta 2 Temmuz 1993’de kaybedilen 35 kişinin faillerinin tam olarak bulunamadığını ifade eden Sarıhan, “Şimdi hepimizin içini titreten adaletin gecikmesinden doğan zaman aşımı olgusudur. İnsanlar düşünceleri, dinsel inançları, etnik kökenleri nedeniyle uğradıkları şiddet, bir insan hakkı ihlali olmaktan öte insanlık suçudur” dedi.

-İNSANLIK SUÇLARI ZAMANAŞIMINDAN YARARLANMAMALI-

Sarıhan, “Biz hukukçular olarak insanlık suçlarının, herhangi bir şekilde zaman aşımından yararlanmamasını talep ediyoruz. Türk hukuk sistemine 2005 yılında insanlık suçu girdi. Ancak usul hükümlerimiz gereğince geriye işletilmesi olanaksız gibi görülüyor. İnsanlık suçları, uluslararası sözleşmeler ve anayasanın 90. maddesi ışığında hiçbir biçimde zaman aşımından yararlanmamalıdır. Biz bu davayı bir süredir bu tehlikeyle izliyoruz” dedi.

Sivas’ta yaşanan olaylar sırasında 15 bin eylemcinin bulunduğunu ancak bunlardan 160’ının yargı önüne gelebildiğini belirten Sarıhan, “Diğerleri ellerini kollarını sallayarak dolaşmaktadırlar. Henüz haklarında hiçbir işlem yapılmamıştır. Biz bunları aramaya devam edeceğiz. Daha önce yitirmiş olduğumuz Doğan Öz’ler, Turan Dursun’lar, Muammer Aksoy’lar, Uğur Mumcu’lar. Bunların da esas olarak failleri bulunmuş değil. Kimi eylemciler sözde bulunmuş görünmektedir ama arkalarındaki güçler ve örgütler ortaya çıkarılmış değil. Biz zaman aşımı istemiyoruz. Bunu insanlık için istemiyoruz bir hesaplaşma değil. Ne bir siyasi hesaplaşma ne de bir kan davası” diye konuştu.

-MADIMAK SİVAS'TA YANMAYA DEVAM ETMESİN-

Duruşmada davanın büyük ihtimalle zaman aşımından düşürülmesini beklediklerini kaydeden Sarıhan, mahkemeden geniş yorum yapmalarını talep ettiklerini, zamanaşımına olanak vermemelerini istediklerini de ifade etti.

Cesedi bulunan kişinin davanın baş sanığı Cafer Erçakmak'a ait olup olmadığının yüzde 100 anlaşılması konusunda bir hukuki hata yapıldığını düşündüklerini ve bunu mahkemede belirttiklerini söyleyen Sarıhan, bunun kan bağı olan kişilerle yapılacak saptama ile ortaya çıkmasını istediklerini söyledi. Davanın sanıklarından Yılmaz Bağ’ın 2006’da vefat ettiğini belirten Sarıhan, buna karşı Cumhuriyet savcısının esas hakkındaki görüşünde, Bağ hakkındaki kamu davasının zaman aşımından düşürülmesini istediğini anımsatarak, “İnsanların ölümlerinden sonra anıları yaşayacaktır. Yaşayan o anılar da suçları varsa suçlarının vebalını taşımak zorundadırlar. Belki bazıları için bu çabamız gereksiz görülebilir, ama insanlık için bir çaba içinde olduğu inancındayız. Bu sebeple Mart duruşmasında yeniden insanlık suçlarının zaman aşımına uğramaması konusunda isteğimizi sunacağız” değerlendirmesinde bulundu.

Yıllardır yakınlarını yitirmiş olan aileler bir platform adı altında Meclis’e başvurarak bu konuda yasa talebinde bulunduklarını anımsatan Sarıhan, “Umarız ki böyle bir düzenleme de bu süreç içerisinde gerçekleşir. Madımak Sivas’ın ortasında yanmaya devam etmez. Madımak bizim ailelerimizin ciğerlerini yakmaya, toplumun ciğerlerini yakmaya devam etmez. Gerçekten nefes alabileceğimiz bir ortamı yaratmış oluruz” dedi.

-AKİT MUHABİRİ POLİS ARACIYLA KAÇIRILDI-

Sarıhan’ın açıklamalarının ardından duruşmaya gelen izleyiciler “Madımak’ı yakanlar AKP’yi kuranlar” şeklinde slogan atarken, Akit Gazetesi muhabiri ve adının Ertuğrul Cesur olduğu belirtilen kişinin sorduğu soru Ankara Adliyesi’nde tansiyonu yükseltti.

Cesur’un “Sivas'ta 35 kişi öldü dediniz, oysa 37 kişi öldü. Olayın tüm boyutlarıyla aydınlatılması açısından o iki kişinin de faillerinin, katillerinin de bulunması gerekmez mi” sorusuna Sarıhan, “Tabii ki o da devletin sorumluluğundadır” yanıtını verdi. Aynı gazetecinin, “Ölen 2 kişi kurşunlanarak öldürülmüştür. Ölenler arasında Hollandalı bir kişi de vardı. Bu kişi hiç gündeme gelmedi. Bu kişinin ne işi vardı Sivas’ta” üzerine, açıklamayı yapan gruptakiler tepki gösterdi.

Davayı izlemeye gelenlerin “sen provakotör müsün, onları da sen araştır” tepkisi üzerine güvenlik güçleri müdahale ederek, Cesur’u polis aracına bindirdi. Cesur Adliyeden uzaklaştırılırken, bir süre daha slogan atan grup, olaysız dağıldı.