HABER

"Mühendis ve mimarlar işsiz"

İSTANBUL (İHA) - Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği (TMMOB) Başkanı Kaya Güvenç, "Ülkemizde 400 bin dolayında olan mühendis ve mimarların üçte biri işsiz ya da meslek dışında çalışıyor" dedi.

Sektörü değerlendiren Kaya Güvenç, "Ülkemizdeki mühendislerin ve mimarların sayılarının toplam nüfusa oranı, gelişmiş ülkelere göre daha düşük. Sorun, bilimin ve teknolojinin rekabet gücü olduğu bir çağda, bu yeteneği kullanamamakta yatmaktadır. Bu genel durum bütün meslektaşlarımız açısından olumsuzluklara, işsizliğe, eğitimden kaynaklanan bilgilerini ve mesleki becerilerini kullanamamaya, bu olumsuz koşulların etkisiyle düşük gelirlere neden olmaktadır" dedi.

"MÜHENDİSLERE VE MİMARLARA İHTİYAÇ DUYULACAK" Son krizle birlikte, eğitimli işgücü ciddi bir işsizlik sorunuyla karşı karşıya kaldığını belirten Güvenç, "Mevcut işsiz mühendis ve mimarlara yetmiş bin yeni işsiz meslektaşımız eklenmiştir. İşsizliğin ancak yatırımla ve üretimle çözümlenebileceği açıktır. Yatırımların ülkemizin sanayileşmesi, halkımızın gereksinme duyduğu alt yapıların tamamlanması doğrultusunda yapılması gerekmektedir. Yatırımların artmasıyla, her alanda görev alacak mühendislere ve mimarlara ihtiyaç duyulacaktır" diye konuştu.
Mühendislerin ve mimarların aldıkları eğitim ve üstlendikleri sorumluluğa uygun düzeyde bir gelir elde etmeleri, eşit işe eşit ücret ilkesinden yararlanmaları temel bir yaklaşım olması gerektiğini kaydeden Güvenç, oysa durumun böyle olmadığını belirtti.

Kaya Güvenç, "Mühendislerin ve mimarların yüzde 80'ine yakın bölümü kamu ve özel sektörlerde ücretli olarak çalışmaktadır. Meslektaşlarımızın elde ettikleri gelirler, büyük çoğunlukla, günümüzde 1.1 milyar lira olarak açıklanan asgari geçim standardının yarısı dolayındadır. Ücretlerin, şimdiki düzeyde olmasa da, kriz öncesinde de düşük olduğunu ve bu durumun uygulanan genel politikalardan kaynaklanıyor. Ayrıca, kamu kesiminde, değişik kurumlarda olmakla birlikte benzer ya da aynı işi yapanlar arasında büyük ücret farklıkları görülmektedir. Bu eşitsizliklerin giderilmesi için, 57. Hükümet tarafından alınan yetki geçerliliğini korumaktadır. Bu yetki çerçevesinde ve tarafların görüşleri alınarak sorunlara çözüm getirilmelidir" açıklamasında bulundu.

"TÜRKİYE EN PAHALI ÜLKE" Özellikle elektrik enerjisi açısından, Türkiye'nin en pahalı ülke konumunda olduğuna dikkat çeken Güvenç, Uluslararası Enerji Ajansının Eylül 2002 tarihli raporuna göre, elektriğin sanayiye satış fiyatı, örneğin İsveç'te 57.148 TL/kws, ABD'de 71.352 TL/kws iken, Türkiye'de 134.516 TL/kws' olduğunu söyledi. Elektrik enerjisi açısından ucuzluk ilkesinin hayata geçirilmesinin şart olduğunu bildiren Güvenç, "Sanayimizin girdiler açısından rekabet gücünü olumlu yönde etkileyecektir. Enerjinin güvenilir bir şekilde temin edilmesi de genel ve doğru bir ilkedir. Ancak, Eylem planında, bu ilkenin hemen arkasından gelen 'rekabete dayalı bir enerji piyasasın oluşturulması' ile 'ucuz ve güvenilir' enerji ilkesiyle çelişmektedir. Fiyatın düşürülmesi ve istikrarlı bir fiyat düzeyinin sağlanması, elektrik enerjisinin üretiminin bir kamu hizmeti olarak devamını gerektirmektedir" dedi.

Güvenç, fiyatın düşürülmesi için, bu dönüşümün devamı süresince ivedi önlem alınmasını doğru bulduklarını belirterek, "Ancak, bunun, önemli kamu hizmeti veren TRT'den kaynak aktarılarak gerçekleştirilmesini acele alınmış ve bir kamu hizmetini ortadan kaldırabilecek riskli bir karar olarak değerlendiriyoruz. Kaldı ki, elde edilecek yüzde 3.5 indirim, rahatlıkla başka kaynaklardan, örneğin KDV'nin indirilmesi ile de sağlanabilir" şeklinde konuştu.

"VERGİ ANLAMINDAKİ YÜKLER KALDIRILMALI" Doğalgaz dağıtımı da benzerlikler taşıdığına dikkat çeken Güvenç, "Akaryakıt fiyatlarından alınan ve dolaylı vergi anlamındaki yükler kaldırılmalı. Enerji konusu bir kamu hizmetidir. Her alanda olabileceği gibi, bu alanda da sorunlar yaşanıyor. Ancak çözüm, bu hizmetlerin özelleştirilerek, kamu hizmeti niteliğinin yok edilmesi olarak elde edilemez. Dünyada da yaşanan olaylar, hizmetin kamusal niteliğinin korunmasının gerekli olduğunu kanıtlamaktadır. AB'de de elektrik enerjisinin özelleştirilmesi sonucunda, fiyatların arttığı ve bu sektörde tekelleşmenin yaşandığı bizzat AB görevlileri tarafından da belirtilmektedir" dedi.

"ÜLKEMİZ DÜNYA BOR REZERVLERİNİN 2/3'ÜNE SAHİP" TMMOB Başkanı Güvenç, dünya bor rezervinin 2/3'üne sahip olan Türkiye'de Etibank'a bağlı bor işletmesinin özerkleştirilmesi ve Bor Enstitüsü'nün kurulması acil eylem planında yer aldığını, ancak nasıl bir özerkleşme olacağına değinilmediğini kaydetti. Güvenç, "Bor işletmeleri ve tüm KİT'ler, o kurumda çalışanların yönetimlerde söz ve karar sahibi olacağı özerk bir yapıya dönüştürülmeli, ülkemiz için stratejik bir maden olan bor ve türevlerinin aramasından, işletilmesine ve pazarlanmasına kadar tüm işlemleri kamu eliyle yürütülmeli ve her türlü tasarruf hakkı kamuda olmalıdır. Bu alanda teknoloji geliştirme çalışmaları ayrı bir Bor Enstitüsü kurmak yerine Etibank bünyesinde araştırma ve geliştirme birimi güçlendirilerek de çözümlenebileceği göz ardı edilmemelidir. Halkın malı olan doğal kaynaklarımız ve madencilikte özelleştirme politikalarına son verilerek zaman yitirilmeden ilgili tüm tarafların görüşleri alınarak ulusal bir madencilik politikası oluşturulmalıdır" ifadelerini kullandı.

YORUMLARI GÖR ( 0 )
Okuyucu Yorumları 0 yorum
Geri Dön