HABER

Mumcu: Ekonomi maalesef geriliyor

MANİSA (İHA) - Anavatan Partisi Genel Başkanı Erkan Mumcu, daima ileriye gidiyormuş gibi görünen ekonominin aslında geriye doğru gittiğini öne sürerek, "Bu politik bir eleştiri değil, mümkün olduğunca gerçekçi ve soğukkanlı bir tespittir" diye konuştu.

Anavatan Partisi Genel Başkanı Erkan Mumcu, Manisa Genç İşadamları Derneği'nin (MAGİAD) düzenlediği "Türk Ekonomisi Nereye Koşuyor?" konulu söyleşiye katıldı. Erkan Mumcu ve eşi Işın Mumcu'nun onur konuğu olduğu söyleşi Anemon Otel'de düzenlendi. Toplantıya MAGİAD yöneticileri, Anavatan Partisi Manisa İl Teşkilatı Başkanı Adil Aygül, MAGİAD üyeleri sanayici ve işadamları katıldı.

"Türk Ekonomisi Nereye Koşuyor?" başlıklı söyleşide konuşan Anavatan Partisi Genel Başkanı Erkan Mumcu, "Türk ekonomisi için söylenecek söz daima ileri gidiyormuş gibi görünüyor; ama daima Türk ekonomisi geriliyor maalesef. Ama bu bir politik eleştiri değil. Bu mümkün olduğunca gerçekçi ve soğukkanlı bir tespit. Gerçekçi ve soğuk kanlı tespitleri daima yapmak zorundayız. Başlangıçta bu tespitleri insafsız bulanlar olabilir. Öyleyse şu sözleri iyi dinleyin. Eğer bir eylemden söz ediyorsak koşmak, yürümek vesaire gibi eylemden söz ediyorsak, bir hareketten söz ediyorsak, hareketin iyice analiz edilmesi gerekir. Hareketin bir kere yönünden söz edilmesi gerekir. Yani nereye doğru. İkincisi hareketin hızından söz etmemiz gerekir. Yani ne kadar mesafeyi ne kadar sürede aldığına bakarak bir karar vereceğiz ve dolayısıyla hareketin hızından söz ediyoruz. Üçüncüsü ise mesafe tanımını neye göre yapacağız? Yani hedef nokta tanımlamamız lazım. Önümüzde bir pusulanın olması lazım. Dolayısıyla başka hareket eden en azından aynı yönde hareket eden figürler hangi hızla gidiyorlar? Sorusuna da bir cevap bulmamız lazım" diye konuştu.

"OSMANLI'NIN PAYLAŞIM SAVAŞI" Ekonomik kavramının tarihini ve modern ekonomiye geçiş sürecini anlatan Mumcu, Türk ekonomisinin imparatorluklarının birer birer çöktüğünü ifade ederek şöyle devam etti:
"Sanayileşebilenler dünyayı pay ettiler. 1. paylaşım savaşı, 2. paylaşım savaşı. 1. Dünya Savaşı, 2. Dünya Savaşı. 1. Dünya Savaşı'nın en önemli nedeni neydi? Kol gücünün yerine koyabildiğimiz makinelerin enerjisi petrolden geliyordu. Çünkü kömürün yerine petrol keşfedilmişti ve petrol denilen enerji denizi özellikle de Osmanlı coğrafyasının altında yatıyordu. Petrol denilen enerji denizi dünyanın geleceğini daha o günden tayin edebilecek potansiyeli de ortada duruyordu. Artık insan unsurunun değersizleştiği bir çağda veya daha az önemsizleştiği bir çağda, ordularına daha doğrusu silahlı varlıklarını daha çok teknolojiyle tamamlayan güçler haline geldiklerinde, yani topları, rakiplerinin yarıştıkları ordularının toplarından daha uzun menzillere atabilen güce sahip olduklarında, donanmalarını kurabilen güce sahip olduklarında, okyanusları daha hızlı aşabilen, denizleri daha hızlı aşabilen güce sahip olduklarında giderek uçakla havadan saldırabilen güce sahip olduklarında bir dünya egemenliğiyle ortaya çıktılar. Dünya egemenliği demek geleceğin dünyasına egemen olmak demek. Geleceğin dünyasını şekillendirmek demekti ve geleceğin dünyasını şekillendirmek petroldü. 1. Dünya Savaşı Osmanlı'nın paylaşım savaşıdır."

Bir işadamının parti değiştirme konusundaki sorusunu cevaplayan Mumcu, "Ben AK Parti içinde çok mücadele ettim. Bunun tanıkları da burada. En son istifama gelen süreç, yani benim görevimden azledilmemle sonuçlanan sürecin hikayesini bilen binlerce insan var. 1999 yılında başlayan ciddi bir tartışma süreci vardı. O günkü parti yönetimi bana göre, Anavatan Partisi'nin özgün felsefesinin dışında ve Türkiye'nin ihtiyacı gerçek bir Anavatan Partisi. Açıkça söylemek lazım ki, 2002'nin koşullarında AK Parti'nin duruşu gerçek Anavatan Partisi'ne o günkü Anavatan'dan daha yakındı. Bu partinin yeniden Anavatan olmasından dolayı arkasındaki hikaye uzun bir hikayedir ve AK Parti ciddi bir fırsattı Türkiye için. Eğer kendi istikametini sürdürebilseydi. Kendi çizgisini koruyabilseydi. Bir tek başına bir iktidar Türkiye için çok büyük bir fırsattı. Bir reform dinamiğine dönüştürebilseydi. Ama rant paylaştıran ve rant dağıtan rant mekanizmaların tepesine oturan diğer hükümetler gibi kullanmaya başladığı zaman benim yollarım ayrılır. Aslına bakarsanız ben hep aynı istikametteyim. İstikametimde de değişen hiçbir şey yok. Arada parti yönetimleri hep gelip geçiyorlar. Aynen böyle oldu. Bu Özal'ın çizdiği istikamettir. Mutedil yani ortada birleştiren, bütünleştiren, yüzünü ileriye döndüren toplumun değerlerine bağlı hepsinden önemlisi özgürlükçü. Bireyden yana vatandaştan yana, devletçi olmayan ve eski düzenin karşısında. Nedir eski düzen? İmtiyazlılar düzeni. İmtiyazlı zümreler, imtiyazlı sınıflar düzeni. Ben Anavatan Partisi'ni iktidarda almadım, mecliste de almadım, ben Anavatan Partisi'ni, sözlerim kabul edilseydi bugünkü durumda da almak zorunda

kalmayacaktım. Buna da bütün milletin vicdanı şahittir" şeklinde konuştu.

YORUMLARI GÖR ( 0 )
Okuyucu Yorumları 0 yorum
Geri Dön