HABER

MÜSİAD’dan 78 maddelik yeni Anayasa önerisi

Müstakil Sanayici ve İşadamları Derneği (MÜSİAD) Genel Başkanı Ömer Cihad Vardan, 78 maddelik yeni Anayasa önerisini açıkladı

6 ayda hazırlanan Anayasa önerisinde mevcut anayasanın “değiştirilmez ve değiştirilmesi önerilemez” hükümlerinde dokunuldu. Öneride devletin şekli ve nitelikleri korunurken, bu ilkelerin değişmesi Meclisin ve seçmenlerin 3’te 2 çoğunluğunun iradesine bırakıldı.

Müstakil Sanayici ve İşadamları Derneği (MÜSİAD) tarafından hazırlanan “Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Önerisi” başlıklı metin İstanbul’da gerçekleşen bir basın toplantısı ile MÜSİAD Genel Başkanı Ömer Cihad Vardan tarafından kamuoyunu açıklandı. MÜSİAD, 6 ay gibi uzun bir zamanda hazırladığı “Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Önerisi”ni bugün bir basın toplantısıyla açıkladı. Hazırlanan metinde; Temel Hak ve Özgürlükler’den Din ve Vicdan Özgürlüğü’ne, Eğitim Hakkı ve Anadilde Eğitim’den Dokunulmazlıklara, Af Düzenlemesi’nden Yargı Sistemi’ne kadar birçok alanda önemli değişiklik önerileri yer aldı.

Konuşmasına, “Dünyanın mevcut konjonktüründe, MÜSİAD, Türkiye’nin hem siyasal, hem de ekonomik anlamda geldiği konumu itibariyle ve ileriye dönük hedefleri doğrultusunda gerçekleştirmesi gereken yapısal reformlara işaret etmekte ve bunlardan belki de bugün için en önemlisinin ‘yeni anayasa’ olduğunu uzun zamandır dile getirmektedir” diyerek başlayan MÜSİAD Başkanı Vardan, “MÜSİAD, toplumsal uzlaşmaya dayalı ‘sivil’ bir ‘yeni anayasa’ idealini gönülden desteklemektedir. Bu anayasanın, toplumda varılacak mutabakata dayalı, sivil siyasetçe şekillendirilen ve halkın onayıyla kabul edilen, bir ‘toplum sözleşmesi’ olması gerektiğine inanmaktadır” dedi.

-“5 ANAYASA YAPILDI”-

Türkiye’de 1876 tarihli ilk Anayasa’dan, 1982 tarihli son Anayasa’ya kadar 5 Anayasa yapıldığını hatırlatan Vardan, “Yapılan bu Anayasa’ların ortak noktası, yapım sürecinde ‘siyasal katılım’ eksikliğidir. Toplumsal katılımı sağlamak yerine, topluma dayatılan bu Anayasalar, ‘demokratik meşruiyetten’ mahrum kalmıştır. Darbelerin ve bir önceki düzene duyulan tepkilerin ürünü olan Anayasalar, geniş katılımlı bir müzakere sürecine ve ortak akla dayanmamıştır” dedi.

-“YENİ ANAYASA KONUSUNDA TEREDDÜT KALMAMIŞTIR”-

Giderek artan “sivil anayasa” söyleminin, özünde iki talebi barındırdığını söyleyen MÜSİAD Başkanı Vardan şu açıklamalarda bulundu:

“Bunlardan biri, darbelerle yapılmış anayasa yerine, sivil toplumun katılımı ile bir anayasa yapılması; diğeri ise, demokratik kurumlar üzerindeki vesayet görüntüsüne son verilmesidir. Bu bağlamda, özellikle 177 maddeden oluşan 1982 Anayasası üzerinde, 1995 değişiklikleri ile katılımcı demokrasinin önündeki bazı engeller kaldırılmış, 2001 değişiklikleri ile özgürlükler rejimi güçlendirilmiş ve 2010 değişiklikleri ile de yargı reformu gerçekleştirilmiştir. Sonuçta yarıya yakın maddesi değişen 1982 Anayasa’sının bütünlüğü kaybolmuştur. Dolayısıyla yeni bir anayasanın gerekliliği konusunda, toplumda artık herhangi bir tereddüt kalmamıştır. Yeni anayasanın, anlaşılır ve sade bir sistematiğe sahip olması gerektiği, geniş çevrelerce paylaşılan bir kanıdır. Resmi ideolojiden arınmış, tüm toplumu kucaklayan, devletin temel niteliklerini koruyan, özgürlükleri evrensel normlar seviyesine çıkartan, tam demokratik kurumsallaşmayı sağlayan ve siyasal katılım kanallarını açan bir içerik, yeni anayasaya ilişkin ortak beklentilerdir. Beklentilerin karşılanabilmesi, önerilerin somutlaşmasına bağlıdır” dedi.

-“MÜSİAD 1982 ANAYASASI’NDA ÖZGÜRLÜKLER LEHİNE YAPILAN KISMİ DEĞİŞİKLİKLERE TAM DESTEK VERDİ”-

MÜSİAD’ın, bugüne kadar, 1982 Anayasası’nda özgürlükler lehine yapılan “kısmi değişikliklere” tam destek verdiğini vurgulayan Vardan, ancak bugün, güçlenen Türkiye’nin önünü açacak ve toplumsal uzlaşmayı sağlayacak, “yeni anayasa” yapılması gerektiği yönünde inancının tam olduğunu vurguladı. Mecliste temsil edilen partilerin, yeni bir anayasa yapımına ilişkin “uzlaşma arayışında” attıkları ilk adımın, sivil toplumun geliştireceği somut önerilerle desteklenmesi gerektiğine dikkat çeken Vardan, MÜSİAD’ın yeni anayasadan “beklentilerini”, daha önce hazırlamış olduğu genel raporlarda dile getirdiğini hatırlattı.

-“BÜTÜNCÜL BİR ANAYASA DEĞİŞİKLİĞİ ÖNERİYORUZ”-

“MÜSİAD’ın hazırlamış olduğu “Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Önerisi”nde temsil ettiği kesim adına, MÜSİAD’ın görüş ve önerileri somut bir şekilde ortaya konulmaktadır” diyen Vardan konuşmasına şöyle devam etti:

“Bu çalışma, bütüncül bir anayasa değişikliği önerisidir. Anayasanın yapım yöntemi konusunda tartışmalara girilmemektedir. Kurucu meclis kurma önerileri, olağan ve uygulanabilir bir yöntem olarak görülmemektedir. Anayasayı olağan yöntemler kullanarak yapabilmek, demokrasimiz açısından da önemli bir sınav olacaktır. Temsil sorunu bulunmayan mevcut Parlamentoda şekillendirilecek bir anayasanın, halk tarafından onaylanması, en doğal ve uygulanabilir yöntem kabul edilmektedir. Bu kapsamda, çalışmanın amacı, anayasanın hem biçim hem de içeriğine yönelik, üzerinde tartışılabilecek öneriler getirebilmektir. Yeni anayasa, benim ya da ötekinin değil, bizim anayasamız olmalıdır. Günümüzde, ‘özgür birey’, ‘çoğulcu toplum’ ve ‘tarafsız devlet’, anayasal demokrasilerin temel ilkeleridir.”

-“AYRIŞTIRICI DEĞİL KUCAKLAYICI”-

Özgür birey düşüncesinin “farklılıklara saygıyı” zorunlu kıldığını dile getiren Vardan, farklılıklara saygının ancak çoğulcu bir toplumda gerçekleştiğini vurguladı. Vardan, “Çoğulcu bir toplum ise devletin tüm düşüncelere ve inançlara ‘tarafsız’ ve ‘eşit mesafede’ kalması ile mümkündür. Anayasalar toplumdaki farklılıkları ortadan kaldıran değil, var olan çoğulcu yapıyı koruyan bir içeriğe sahip olmalıdır. Bu nedenle anayasalar toplumu ‘biçimlendirmeye’ değil, tüm toplumu ‘kucaklamaya’ çalışmalıdır. Bu doğrultuda MÜSİAD, çözüme yönelik önerilerini geliştirirken, toplumun tüm kesimlerinin hassasiyetlerini gözetmiştir. Ayrıştırıcı değil kucaklayıcı olmaya çalışmıştır. Ayrıca, her sorun, anayasa üzerinden çözüme bağlanmaya çalışılmamalıdır. Anayasa üzerinden sorunları çözme değil, anayasayı çözümün önünde engel olmaktan çıkarma mantığı esas olmalıdır” diye konuştu.

-“MADDE SAYISI 78’E DÜŞÜRÜLDÜ”-

MÜSİAD, kısa ve özlü bir anayasa ilkesinden hareketle, üç ana kısımdan oluşan 78 maddelik bir öneri hazırladığını söyleyen Vardan, 1982 Anayasa’nın mantığı tersine çevrilerek, devlet yerine birey, güvenlik yerine özgürlük, kötü niyet yerine iyi niyet öncelik haline getirildiğini aktardı. Vardan açıklamalarını şöyle sürdürdü:

“Mevcut Anayasa yaklaşık 100 madde kısaltılmış olmakla birlikte, anayasanın içeriği boşaltılmış değildir. Bir anayasada düzenlenmesi gereken zorunlu konulara yer verilmiştir. Gereksiz tekrarlardan kaçınılmış, söylenmemesi hiçbir boşluk doğurmayan ifadeler anayasaya konulmamıştır. Böylece mutlaka söylenilmesi gerekenlerle sınırlı kalınmıştır. Konu bütünlüğü gözetilerek, aynı konuya ilişkin hükümler tek bir maddede toplanmıştır. Bu yöntemle, madde sayısının azaltılması, dilinin sadeleştirilmesi ve sistematiğinin basitleştirilmesi amaçlanmıştır.”

-“MEVCUT ANAYASA’NIN GELEN VE BİRİKİMİNDEN YARARLANILDI”-

Çalışmanın hazırlanmasında, öncelikle mevcut Anayasa gelenek ve birikiminden yararlanıldığına dikkat çeken Vardan, “Uzun deneyimlerden sonra uygulamada istikrar kazanan hükümler, korunmuştur. Bunun yanında sorunlu görülen alanlar ise, uluslararası hukuk ve karşılaştırmalı hukuk çerçevesinde ele alınmıştır. Uluslararası insan hakları hukuku, temel hak ve özgürlüklerin düzenlenmesinde minimum ölçü kabul edilmiş, özgürlükler bakımından en iyi uygulamalar esas alınmaya çalışılmıştır” şeklinde konuştu.

-“6 AYLIK TİTİZ BİR ÇALIŞMANIN ÜRÜNÜ”-

MÜSİAD’ın yeni anayasaya ilişkin görüş ve değerlendirmelerini içeren bu öneri, yaklaşık 6 aylık titiz bir çalışmanın ürünü olduğunu kaydeden Vardan, MÜSİAD, üyeleri arasından bir “Anayasa Ön Çalışma Komisyonu” oluşturulduğunu belirtti. Vardan, “Bu Komisyon, çalışmaya ilişkin temel ilkeleri ve beklentileri belirlemiş ve bu doğrultuda, Doç. Dr. Abdurrahman Eren’e bir taslak metin hazırlatılmıştır. Bilahare oluşturulan MÜSİAD Anayasa Çalışma Komitesi, MÜSİAD üyelerinin görüşlerine de başvurarak, metne son şeklini vermiştir” dedi.

-ÖNERİDE ANAYASA RESMİ İDEOLOJİ GÖRÜNTÜSÜNDEN ARINDIRILDI-

Ömer Cihad Vardan, kamuoyunun değerlendirme ve tartışmasına açık olan MÜSİAD’ın Yeni Anayasa Önerileri’ni şu şekilde özetledi:

“-Çerçeve anayasa anlayışı tercih edilerek, karmaşık değil, basit bir sistematik; sade ve anlaşılır bir dil kullanıldı.

-Anayasa’ya, eşit vatandaşlık temelinde, insan onuruna dayanan, tam demokratik devleti esas alan bir “başlangıç” yazılmıştır. Anayasa, resmi ideoloji görüntüsünden arındırılmıştır. Anayasa’nın başlangıcı, Anayasa metnine dahil edilmedi.

-DEĞİŞTİRİLEMEYEN MADDELER DOKUNULACAK-

Devletin şekli ve nitelikleri korunurken, bu ilkelerin değişmesi Meclisin ve seçmenlerin üçte iki çoğunluğunun iradesine bırakıldı.

-“Egemenliğin kayıtsız şartsız milletin olduğu” tanımı yerine, “egemenliğin sahibinin millet olduğunun vazgeçilmezliği” vurgulanmış; Türk milleti kavramı, etnik kimliklerin ötesinde, “ortak kimlik” olarak görüldü.

Avrupa Birliği gibi egemenlik yetkilerinin devri ya da paylaşılmasını gerektiren ulusal-üstü organlara üyeliğe ilişkin antlaşmaların onaylanması, zorunlu halk oylaması koşuluna bağlanmıştır.

-ÖNERİDE KADINLARA POZİTİF AYRIMCILIK AÇIKÇA DÜZENLENDİ-

Antlaşmaların kanunlardan üstün olduğu kabul edilmiş ve kanunların Anayasa ve antlaşmalara aykırı olamayacağı ifade edildi. Anayasa ile yorum yoluyla giderilemeyecek açıklıkta bir çatışma içinde olan antlaşmaların uygun bulma kanununa karşı, Anayasa Mahkemesine dava açılabilmesine imkan tanındı. Anayasa Mahkemesine, kanunların Anayasa yanında, antlaşmalara da aykırılığını denetleme yetkisi verildi.

-Kanun önünde eşitlik ilkesi yanında, kadınlara karşı ayrımcılık ve hassas gruplar bakımından pozitif ayrımcılık açıkça düzenlendi.

-TEMEL HAK VE ÖZGÜRLÜKLERİN GÜVENCELERİ-

Taraf olunan insan hakları antlaşmalarına uygun olarak, tüm insan hak ve özgürlüklerine ilişkin Temel İnsan Hakları Kanunu çıkarılması öngörüldü. Temel hak ve özgürlüklerin niteliği, insan onuru kavramına dayandırılmış, sınırlama güvenceleri somutlaştırılmış, hakkın kötüye kullanımı ayrı bir madde olmaktan çıkarılmış, olağanüstü haller hukuk devletine uygun güvencelere bağlandı.

Temel hak ve özgürlükler, uluslararası hukukla paralellik sağlamak amacıyla, kişisel ve siyasal haklar ile ekonomik, sosyal ve kültürel haklar olmak üzere iki ana bölümde sınıflandırılmış; uluslararası hukuka paralel bir içeriğe kavuşturuldu.

-OLAĞANÜSTÜ YÖNETİMLER-

Olağanüstü yönetim usulleri; sıkıyönetim ve olağanüstü haller olarak tek bir maddede toplanmış, sıkıyönetim ve olağanüstü hal sebepleri sayılmış, durdurma yerine sınırlama anlayışı kabul edildi. Sınırlama güvencesi olarak uluslararası hukuk yanında, durumun gerektirdiği ölçüde ve sürede olağanüstü hal ilan edilebileceği kabul edilmiştir. Olağanüstü yönetim ilan etme yetkisi Bakanlar Kuruluna bırakıldı. Çekirdek hakların kapsamı genişletilmiştir. Olağanüstü hal kanun hükmünde kararname uygulamasına son verildi.

-TEMEL HAK VE ÖZGÜRLÜKLERİN KORUNMASINA İLK KEZ GENEL HÜKÜMLERDE DÜZENLENDİ-

-Temel hak ve özgürlüklerin korunmasına ilişkin özel bir madde, ilk kez genel hükümler içinde düzenlendi. “Ulusal insan hakları kurumları” tanındı ve bu kurumları kurma yönünde devlete yükümlülük getirildi. İnsan haklarına ilişkin hükümlerin yorumunda, lehe yorum ve uluslararası hukuka uygun yorum ilkelerine açıkça anayasal dayanak kazandırıldı. Sosyal ve ekonomik haklar bakımından, devletin yükümlüğü, kaynakları ölçüsünde, azami tedbir alma ve aşamalı gerçekleştirme koşullarına bağlandı.

-DİN VE VİCDAN ÖZGÜRLÜĞÜ-

Din ve vicdan özgürlüğü, kişilerin inançlarını şiddet içermemek kaydıyla dilediğince yerine getirebilecekleri tarzda düzenlendi. Bunun yanı sıra bu özgürlük, ebeveynin çocuklarına kendi dini inançları yönünde eğitim verilmesini isteme hakkını içerecek şekilde düzenlendi. Dini hoşgörü ve inançlara saygı çerçevesinde, din kültürü ve ahlak dersinin zorunlu dersler arasında sayılması, ancak her ailenin ve kişinin kendi isteği doğrultusunda ilk ve ortaöğretim okullarında seçmeli din dersi istemesi kabul edildi.

-EYLEMLERDEN ÖTÜRÜ AÇILACAK KAPATMA DAVALARINDA ODAK OLMA KORUNDU-

-Vatandaşlık tanımı, Avrupa Vatandaşlık Sözleşmesi çerçevesinde, objektif unsurlara bağlandı.

-Siyasi parti yasakları, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararları ve Venedik Komisyonu raporları çerçevesinde yeniden düzenlendi. Tüzük ve programından kaynaklanan aykırılıklarda, önce ihtar şartı getirildi. Eylemlerden ötürü açılacak kapatma davalarında odak olma korundu. Meclisteki partilere karşı kapatma davası açılması Meclisin kararına bağlandı. Kapatma yaptırımından önce bir sonraki seçimlere katılmama yaptırımı benimsendi.

ANA DİLDE EĞİTİM VE ÖĞRETİM HAKKI TANINDI-

-Eğitim hakkı kapsamında, eğitimin amaçları yeniden belirlendi. Kılık kıyafet ve dini sembollerin eğitim hakkının özüne zarar verecek şekilde bir sınırlama nedeni olamayacağı hükme bağlandı. Zorunlu eğitim kapsamına orta öğretim de dahil edildi. Aşamalı geçişlere imkan sağlandı. Özel okulların devletin gözetim ve denetiminde belli bir din ya da dilin eğitimini verebileceği kabul edildi. Eğitim ve öğretim dilinin Türkçe olduğu kabul edildi ancak anadilde eğitim ve öğretim hakkı tanındı.

-GREV HAKKI ÖNGÖRÜLDÜ-

Çalışma hakkı kapsamında, işçi ve memur ayrımı yapmadan toplu sözleşme ve grev hakkı kabul edildi.

Kültürden yararlanma hakkı kapsamında, kültürel kimliklerin tanınması, geliştirilmesi, kültürel çeşitliliğin kabul edilmesi, dilsel ve dinsel çeşitliliğe saygı gösterilmesi düzenlendi.

-MİLLETVEKİLİ SAYISI 600’E YÜKSELTİLDİ-

Milletvekili sayısı 600’e yükseltildi ve 100 milletvekilinin ülke seçim çevresinden seçilmesi öngörüldü. Milletvekili seçilme koşulları arasından askerlik şartı kaldırılmış, affa uğrayan suçlar istisna olmaktan çıkmış ve seçilemeyecek suçların alt sınırı beş yıla yükseltilmiştir.

-ÖNERİDE, YASAMA DOKUNULMAZLIĞININ İSTİSNALARI AZALTILDI-

-Yasama dokunulmazlığının istisnaları azaltıldı. Dokunulmazlık kapsamından yargılama çıkarıldı.

-500 bin seçmene kanun önerme yetkisi verilmiş, Meclise ve 500 bin seçmene, kanunları halk oylamasına sunma ve istişari halk oylaması isteme yetkisi getirilmiştir. Kanun hükmünde kararname uygulaması kaldırılmış ve onun yerine sosyal ve ekonomik haklar ile olağanüstü hallere ilişkin kanunlar bakımından “acele kanun görüşme usulü” önerildi.

-ADİ SUÇLARDA AF KALDIRILACAK-

Af yetkisi, siyasi suçlarla sınırlı tutulmuş ve adi suçlar bakımından af yetkisi kaldırıldı.

-CUMHURBAŞKANI KİŞİSEL SUÇLARINDAN YARGITAY’DA, GÖREV SUÇLARINDAN YÜCE DİVAN’DA YARGILANACAK-

-Cumhurbaşkanlığı seçiminde, Cumhurbaşkanının halk tarafından seçilmesi yöntemi benimsendi. Aday belirlemede, milletvekilleri yanında 500 bin seçmene de aday gösterme yetkisi verildi. Cumhurbaşkanının tek başına kullandığı yetkiler açıkça belirlendi. Cumhurbaşkanının cezai sorumluluğuna ilişkin olarak, işlemiş olduğu suçlar dolayısıyla Meclisin üçte birinin teklifi ve üçte iki çoğunluğu ile suçlandırma yöntemi benimsendi ve suçlanması halinde görevinin sona ermesi kabul edildi. Kişisel suçlarından Yargıtay’da, görev suçlarından Yüce Divanda yargılanması önerildi.

-BAKANLAR KURULUNUN OLUŞUMU-

Bakanlar Kurulunun kurulması konusunda, Cumhurbaşkanının Mecliste mutlak çoğunluğa sahip siyasi parti genel başkanını hükümeti kurmakla görevlendirmesi kabul edildi. Bunun mümkün olmaması halinde, sırasıyla en çok sandalyeye sahip parti başkanının görevlendirilmesi öngörüldü. Geçici bakanlar kurulunun oluşturması uygulamasında, Adalet, Ulaştırma ve İçişleri Bakanlarının görevine son verilmesi uygulamasından vazgeçildi.

-GENELKURMAY BAŞKANI, MİLLİ SAVUNMA BAKANININ ÖNERİSİYLE BAKANLAR KURULUNCA ATANSIN

Milli Güvenlik Kurulu ve Yüksek Askeri Şura, Anayasal kuruluş olmaktan çıkarıldı. Genelkurmay Başkanının, kuvvet komutanları arasından, Milli Savunma Bakanının önerisi üzerine, Bakanlar Kurulu tarafından atanması önerildi. Genelkurmay Başkanı, Milli Savunma Bakanına karşı sorumlu kılındı.

-BÖLGELİ YA DA FEDERAL DEVLET MODELİ BENİMSENMEDİ-

Üniter devlet ilkesine bağlı kalarak, yerel yönetimlerin özerkliği ilkesi esas alındı, ancak bölgeli ya da federal devlet modeli benimsenmedi.

Düzenleyici ve denetleyici kurumlara ilişkin, temel ilkeleri belirleyen genel bir madde düzenlendi. Tek tek kurumlara Anayasa’da yer verilmedi. Bu kapsamda; Yüksek Öğretim Kurulu, Diyanet İşleri Başkanlığı, Atatürk Dil ve Tarih Kurumu, Radyo ve Televizyon Üst Kurumu Anayasal kuruluşlar olmaktan çıkarıldı.

-HSYK YAPISI-

Hakimler ve Savcılar Yüksek Kuruluna üye seçiminde değişiklik öngörüldü ve Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne de üye seçme hakkı getirildi. Adalet bakanının kurul üyeliğine son verildi, başkanının üyeler arasından Kurulca seçilmesi yöntemi benimsendi.

-YÜKSEK SEÇİM KURULU

Yüksek Seçim Kurulu, yargı bölümünde düzenlendi. Sürekli çalışan bir yargı organı olarak düşünüldü. Üye sayısı 11’e yükseltildi, üyelerin Yargıtay ve Danıştay’dan, Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu tarafından seçilmesi öngörüldü.

-ASKERİ YARGI TÜMDEN KALDIRILSIN-

Askeri yargı tümden kaldırılmış, Askeri Yargıtay ve Askeri Yüksek İdare Mahkemesi uygulamasına son verildi.

Anayasa Mahkemesine üye seçiminde değişiklik yapıldı. Meclisin daha fazla üye seçmesi öngörülürken, Anayasa Mahkemesi üyelerinin görev süresinin, 5 artı 5 olarak, 10 yıl olması belirlendi.

- MALİ VE EKONOMİK HÜKÜMLER KALDIRILSIN ÖNERİSİ-

Mali ve Ekonomik Hükümler başlıklı dördüncü kısım kaldırıldı. Burada düzenlenen bütçe ve kesin hesap kanunu, Yasama yetkisi içinde ana hatlarıyla düzenlendi. Tüketicilerin korunması, ormanların korunması gibi hükümler, Sosyal ve Ekonomik haklar bölümünde ilgili maddelerde düzenlendi.

-2 MİLYON SEÇMENE DE ANAYASA DEĞİŞİKLİĞİ TEKLİFİ SUNMA HAKKI-

Anayasanın değiştirilme usulüne ilişkin olarak, Meclisin dışında, 2 milyon seçmene de Anayasa değişiklik teklifi sunma hakkı getirildi. Beşte üç ve üçte ikiden az çoğunlukla kabul edilen teklif için zorunlu halk oylaması öngörülürken, üçte iki çoğunlukla kabul edilen bir teklifin Meclisin kararı ile halk oylamasına gidilebileceği kararlaştırıldı ve böylece, Cumhurbaşkanının bu çoğunlukta kabul edilen bir değişikliği halk oylamasına sunma yetkisi kaldırıldı.

ANKA

Geri Dön