HABER

Normalleşme - Sağlık meslek örgütlerine göre Covid önlemlerinin esnetilmesi için erken: 'Vakalar artarken normalleşmeye gidiliyor'

Covid-19 salgın önlemlerinde 'kademeli normalleşme' takvimi açıklanırken, vaka sayısına göre düşük ve orta riskli illerde bugün itibariyle tedbirler esnetildi. BBC Türkçe'ye konuşan sağlıkçılar ise 'artan vaka sayılarına rağmen' kademeli normalleşme sürecine geçildiğini belirterek, eldeki 'kısıtlı verilerin' dahi normalleşme sürecine geçebilmek için yeterli olmadığını söylüyor.

Covid-19 salgın önlemlerinde 'kademeli normalleşme' takvimi açıklanırken, vaka sayısına göre düşük ve orta riskli illerde bugün itibariyle tedbirler esnetildi.

BBC Türkçe'ye konuşan sağlıkçılar ise 'artan vaka sayılarına rağmen' kademeli normalleşme sürecine geçildiğini belirterek, eldeki 'kısıtlı verilerin' dahi normalleşme sürecine geçebilmek için yeterli olmadığını söylüyor.

1 Mart itibariyle Türkiye'de artık farklı risk düzeylerindeki illerde farklı Covid-19 tedbirleri uygulanacak. Sağlık Bakanı Fahrettin Koca, illerin Covid-19 risk durumunu belirleyen standartların Bilim Kurulu tarafından belirlendiğini açıkladı.

Buna göre illerin risk durumu belirlenirken; 100 bin nüfusa düşen haftalık vaka sayısı, şehirdeki PCR testlerinin pozitiflik oranı, yoğun bakım doluluk oranı ve entübe hasta artışları dikkate alınıyor.

Ancak BBC Türkçe'ye konuşan sağlıkçılara göre bir şehrin Covid-19 risk haritasını belirleyebilmek için tek başına bu veriler yeterli olmadığı gibi, eldeki bu veriler bile salgında normalleşme sürecine geçmek için 'erken' olduğunu söylüyor.

İstanbul Tabip Odası'ndan Prof. Dr. Osman Küçükosmanoğlu, İstanbul'da Covid-19 vaka sayılarının son bir ay içerisinde yüzde 20-30 oranında artış gösterdiğini söyleyerek, tabip odasının edindiği bilgiye göre kentte günlük pozitif vaka sayısının ortalama bin 200 olduğunu belirtiyor.

Küçükosmanoğlu sadece İstanbul'da değil Türkiye'nin toplam vaka sayısında artış olduğunu belirterek, özellikle yüksek riskli kentlerde tedbirlerin gevşetilmesinin sakıncalı olacağını değerlendiriyor:

"1 Mart itibariyle yerel tedbir dönemine geçileceği, kamuoyuna iki hafta önceden bildirildi. Ancak son iki haftada vaka sayılarında herhangi bir azalma olmadığı gibi, kısmi bir artış da var. Pozitif vaka sayılarında bir ay öncesine göre artış olduğu görülüyor."

'59 ilde vakalar artıyor'

TTB Halk Sağlığı Kolu Başkanı Nasır Nesanır da Türkiye'de vaka artışı devam ederken normalleşmeye gidildiğini değerlendiriyor.

Nesanır, Sağlık Bakanlığı'nın verilerine göre 20-26 Şubat arasında Türkiye nüfusunun yaklaşık yüzde 80'ini oluşturan 59 ilde vakaların arttığını söylüyor:

"20-26 Şubat verilerini bir önceki haftayla mukayese ettiğimizde aktif hasta sayısının yüzde 18 arttığını görüyoruz. Örneğin İstanbul, İzmir, Ankara, Gaziantep, Konya, Manisa ve Mersin'de vaka artışı gözüküyor. Vakalar artarken normalleşmeye gidiyoruz. Yalnızca Türkiye'nin yüzde 20'sini oluşturan 22 şehirdeki vaka sayısının azaldığı görülüyor"

'Günlük test sayısı yeterli değil'

Prof. Dr. Esin Davutoğlu Şenol'a göre tedbirleri kademeli olarak esnetebilmek için hem yeteri kadar bilimsel veri bulunmuyor hem de eldeki 'kısıtlı' veriler dahi, normalleşmenin 'bu şekilde' yapılmaması gerektiğini söylüyor.

Şenol Türkiye'de günlük test sayısının 100-130 bin civarında seyrettiği düşünüldüğünde, eldeki verilerin salgının gerçek boyutunu yansıtmadığını değerlendiriyor:

"Hem test sayısı yeterli değil hem de testleme biçimi salgını ölçmek için sağlıklı değil. Salgının toplumda nasıl seyrettiğine bakmak için asemptomatik tarama yapmak gerekiyor. Bunun için de mobil testler ve kolaylaştırılmış testlerin yaygın biçimde kullanılması lazım. Ancak Türkiye'de testler sadece ayağıyla hastaneye gidenler arasında yapılıyor.

İstanbul

'Haftalık 8 bin vaka sınırına inilmeli'

"Tedbirlerde esnekliğe gitmek ve normalleşme adımları atabilmek için, haftalık vaka sayısının nüfusa göre yüz binde 10 sınırında olması gerekiyor. Bu durumda bizim 80 milyonluk Türkiye'de haftalık en fazla 8 bin vaka, yani günlük bin vaka bulabilmemiz gerekir. Bunun da yapılan testlerin yüzde beşini temsil edebilmesi için Türkiye'de günlük en az 400 bin test yapılması gerekiyor."

Şenol, Türkiye'de semptomsuz vakada da test ile tarama yapılacak olsa, mevcut günlük vaka sayısının en az dört katı vaka sayısı olacağını kaydederek, "Yani biz bugün Türkiye'de günlük on bin vakadan bahsediyorsak, bunun aslında 30-40 bin civarında olduğunu rahatlıkla söyleyebiliriz" diyor.

Küçükosmanoğlu da normalleşme sürecine girerken ülke genelinde test sayısının artırılması ve hızlı testlerin kullanıma sokulması gerektiğini ancak bunun aksine tüm şehirlerde günlük test sayısının giderek düştüğünü kaydediyor.

'**Sadece vaka sayılarını açıklamak yeterli değil**'

BBC Türkçe'ye konuşan sağlıkçılar, il bazında tedbirlerin esnetilebilmesi için sadece kentteki vaka sayılarına bakmanın yeterli olmadığını değerlendiriyor.

Sağlıkçılara göre şehirler düzeyinde karar alabilmek için; o ilde yapılan günlük test sayılarının, mutant virüslerin oranlarının; pozitif vakalarda yaş, cinsiyet ve kronik hastalık bilgisinin, yoğun bakım doluluk oranları ve serviste yatan hasta sayılarının değerlendirilmesi gerekiyor.

Sağlıkçılar ayrıca, yüksek riskli ve düşük riskli iller arasında seyahat kısıtlaması getirilmedikçe şehirler özelinde alınan kararların etkisiz olacağını belirtiyor.

Bunların yanı sıra özellikle yüksek riskli illerde hem antikor testleri hem de varyant virüs taramalarının artırılması gerektiği ifade ediliyor.

Nesanır, tedbirlerde esnekliğe giderken Covid-19 pozitif kişilerle temaslı olanların takibi işleminin çok daha 'hayati' olacağını ancak hali hazırda bu konuda da eksikler olduğunu savunuyor:

"TTB Aile Hekimliği kolunun yaptığı araştırma, bizzat Sağlık Bakanlığı'nın verilerine göre Türkiye'de her pozitif vakaya bir temaslının düştüğünü ortaya koydu. Peki bu nasıl olabiliyor? Bulaşların çoğunluğunun ev içi kaynaklı olduğu açıklandığına göre, bir evde sadece bir kişi mi temaslı oluyor? Açılıma gidiyoruz ama vakayla temas eden kişileri yeterince tespit edebiliyor muyuz?"

'Kararlar yine merkezi olarak alındı'

Sağlıkçılar ayrıca salgın yönetiminde yerinde karar alma sürecinde merkezi yönetimin değil, yereldeki demokratik kitle örgütleri, sağlık meslek örgütlerini ve yerel yönetimlerin etkili olması gerektiğini savunuyor.

Nesanır, salgınla mücadelede 'yerinde karar alma dönemi' olarak adlandırılan bu süreçte de eskiye göre 'değişen bir şey olmadığını' değerlendiriyor:

"Cumhurbaşkanının açıklamalarıyla birlikte yine merkezi düzeyde karar alındı. Yereller de bu kararları uygulayacak. Değişen bir şey olmadı. Ulusal düzeyde belli kriterler oluşturulabilir ancak il düzeyinde karar alınacaksa buradaki halkın, demokratik kitle örgütlerinin ve tabip odalarının burada katılımı sağlanmalı. Şehre özgü durumlar, sorunlar ortaya çıkarılmalı. Ancak karar alma sürecine halkın katılımının yine sağlanmadığını görüyoruz."

Geri Dön