HABER

Okulun İlk Gününde Mutluluk ve Endişe Bir Arada

Türkiye’de Corona virüsü salgını nedeniyle yaklaşık 1,5 yıldır yüz yüze eğitimden uzak kalan 18 milyon öğrenci için tüm kademelerde bugün ilk kez okul zil çaldı. Tekrar okullarına dönen ya da yeni kademeye geçen öğrenciler mutlu ve heyecanlı, ancak salgın endişesi karmaşık duygulara neden oluyor

Okulun İlk Gününde Mutluluk ve Endişe Bir Arada

Türkiye’de Corona virüsü salgını nedeniyle yaklaşık 1,5 yıldır yüz yüze eğitimden uzak kalan 18 milyon öğrenci için tüm kademelerde bugün ilk kez okul zil çaldı. Salgında normalleşmeye geçilen dönemlerde haftanın bazı günlerinde, isteğe bağlı şekilde okullarına dönebilen öğrenciler, bu kez salgından önce olduğu gibi zorunlu olarak beş gün ders başı yaptı. Milli Eğitim ve Sağlık Bakanlığı işbirliğinde okullarda salgına karşı alınacak önlemler kamuoyuyla paylaşılsa da öğrenci ve velilerin en büyük kaygısı tedbirlerin salgından korunmada yetersiz kalması. Ancak veliler, uzaktan eğitimde öğrenme kayıpları ciddi düzeye ulaşan öğrencilerin yüz yüze eğitime bu kez kesintisiz olarak devam etmesini de istiyor. Tekrar okullarına dönen ya da yeni kademeye geçen öğrencilerse mutlu ve heyecanlı, ancak salgın endişesi karmaşık duygulara neden oluyor.

İstanbul’da İBB Kanuni Sultan Süleyman Ortaokulu’nda kızı beşinci sınıfa başlayan Ayşe Kerim, VOA Türkçe’ye okulların bir daha kapanmasını istemediklerini söyledi. Okulların açılmasından hem heyecan hem de endişe duyduklarını kaydeden Kerim, “Umarım her şey iyi olur. Herkesin başarılı olmasını diliyorum. Hastalık malum, ‘bizi ne bekliyor’ bilmiyorum. Mutlaka alınan tedbirler vardır. Yeterli olup olmayacağı konusunda yaşayıp göreceğiz. Okulların açık kalmasını temenni ediyoruz. Çocuklar çok evde kaldı, eğitimleri çok geriledi. Zaten eğitim sistemi biliyorsunuz, kalabalık olduğu için biraz yetersiz buluyoruz” diye konuştu.

“Okul güzel ama çok kalabalık”

Yüz yüze eğitime ara verildiğinde ilkokulda olan Yelda Kerim de “Çok heyecanlıyım. Yani ilk kez orta okula gideceğim, beşinci sınıfım. Böyle bir heyecan, böyle bir endişe var. Ne olacak, ne yapacağım diye endişem var açıkçası” dedi.

Beşinci sınıf öğrencilerinden Açelya Yazgın ise, “Okula gideceğim için sevindim çünkü uzun zamandır Corona nedeniyle gidemiyorduk. O yüzden mutluyum yani. Okul güzel ama çok kalabalık. Sınıflar da böyle çok kalabalık olacak sanıyorum” ifadelerini kullandı.

Bu yıl altıncı sınıfa geçen Umut Türksever, evde çok sıkıldıklarını söyledi: “Hiçbir şey yapamıyorduk, şimdi okula geldik, arkadaşlarımızı gördük. Çünkü yüz yüze eğitim daha iyi bence. Online eğitimde bir şeyi doğru düzgün anlayamıyoruz. Herkes kafasına göre konuşuyor.”

“Okul bütçeleri Bakanlığın aldığı önlemleri uygulamaya yeter mi?”

Öğrenciler sınıflarına döndüğü ve arkadaşlarına kavuştuğu için mutlu olsa da tüm anne babaların gündemi, okullarda alınan salgın önlemleri. Öğrenci velisi İbrahim Taşkın, “Milli Eğitim bunu nasıl planladı? Onu bilmiyoruz tabii. İyi veya kötü bir hafta, on güne görmüş oluruz zaten” dedi.

Veli İpek Kılınç ise okulların bütçelerinin, bakanlığın salgına karşı alınacağını açıkladığı tedbirlere uymakta yeterli olup olmadığı sorusunu gündeme getirdi. Kılınç, “Bakanlıklardan yazı geliyor ‘bu tedbirler uygun’ diyor ama bakanlığın her okul için ayırdığı bütçe, bu pandemi koşullarında ne kadar; bu tartışılır. O yüzden veliler için, öğrenciler için, öğretmenler için sancılı bir süreç. İnşallah kazasız belasız, sıkıntısız bir yıl geçiririz. Pandemi biterse öğrenciler eğitim hayatına devam eder, bizler de huzurlu oluruz” ifadelerini kullandı. Kılınç, toplumsal bağışıklığın sağlanması için herkesin aşı olması gerektiğini de vurguladı.

“Aşının koruyucu olduğunu düşünüyoruz”

Çocuğu aynı okulda 7’inci sınıfa başlayan Gökay Zorlu da “Sosyal yaşamdan koptu çocuklar. Normal yaşamlarından da korktular. 1,5 seneden beri evde tek başına çok zor. Biz hem öğretmenlik yapmaya çalıştık hem arkadaşlık yapmaya çalıştık bu dönemde. İnşallah tekrar kapanmaz diyelim. Aşının koruyucu olduğunu düşünüyoruz. Dolayısıyla yeterli önlemleri aldıklarını düşünüyoruz” dedi.

Zorlu, öğrencilerle bir araya gelen aşı olmamış öğretmen ve okul çalışanlarıyla ilgili şunları söyledi: “Tabii olsalardı daha iyi olurdu ama kendi tercihleri diyemiyorum açıkçası. Bütün dünyanın olduğu aşıyı olmuyorum demek bana çok mantıklı gelmiyor. Hele ki bunu öğretmen yapıyorsa daha büyük soru işareti.”

“Öğretmenlerin yüzde 90'ı en az bir doz aşı oldu ya da hastalığı atlatarak bağışıklık kazandı"

Sultanahmet Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi'nde düzenlenen 2021-2022 Eğitim Öğretim Yılı Açılış Programı'nda konuşan Milli Eğitim Bakanı Mahmut Özer ise öğretmenlerin yaklaşık yüzde 90'ının en az bir doz aşı olduğunu veya hastalığı atlatarak doğal yoldan bağışıklık kazandığını açıkladı. Bakanlık, salgına karşı aldığı tedbirler çerçevesinde öğretmenler, eğitim personeli, kantin çalışanları ve öğrenci servisi personelinin tam doz aşılarının yapılmış olmasını önerdi ancak bu konuda bir zorunluluk getirmedi. Öğrencilerle bir araya gelmesi zorunlu olan aşı olmamış öğretmen ve okul çalışanlarınınsa, haftada iki kez PCR testi yaptırması zorunlu. Alınan tüm önlemlere karşın bazı veliler, salgının seyrinin kötüleşmesi halinde yüz yüze eğitime yeniden ara verilmesi gerektiği düşüncesinde.

VOA Türkçe’ye konuşan öğrenci velisi Gökhan Tamir, “Açıkçası benim tereddütlerim var. Birinci gün ‘bir gönderelim bakalım’ dedik, bu atmosferi yaşasın. Dedim, ‘bir bak nasıl ortam mesafe korunabiliyor mu? Ne oluyor?’. (Önceden) göndermedik. Bu sefer gönderiyoruz ama sanırım yine bir yerde diyecekler ki ‘tamam’. Eğitimi sonuna kadar destekliyoruz, gönül istemiyor tabii ama ‘önce sağlık’ diyorum. Sağlıklı olduktan sonra her zaman ‘okumanın yaşı yok’ demiyor muyuz? Ama sağlık gittikten sonra, Allah korusun. Açıkçası bu bilmediğimiz bir hastalık. Onun için kimse ‘tedbirimizi aldık, kimse olmayacak’ diyemez. 40 kişiye yakın, 40’ı geçen sınıflar var. Tedbir de olsa bu hastalık çok farklı, çok yeni. Veliler olarak tereddütlüyüz” dedi.

“Vaka sayıları çıkarsa, okullar yeniden kapansın”

İzmir Gazi Ortaokulu’nda kızı beşinci sınıfa başlayan Tuğçe Gökçin de “Vaka sayıları çıkarsa, ‘okullar inşallah kapansın’ diyoruz tekrardan. Çünkü dezenfektan olsun, temizlik olsun çok yeterli kalmıyor. Yine bir sınır olması lazım. Tekrar düşünmeleri lazım. Tedbirleri daha çok okul açılınca göreceğiz. Çünkü şimdi hepsini kulaktan dolma bilgilerle duyuyoruz açıkçası. Çocuklarımıza çok fazla özen gösteriyoruz ama bizim evde gösterdiğimiz özeni, çocuklar haliyle dışarıda gösteremiyorlar. İnşallah okulda da gösterirler. Endişem, çocukların maskelerini ağızlarından çıkartması, dezenfektanlarını kullanmamaları. Çünkü rahat davranacaklarına eminim” şeklinde konuştu. Ancak uzaktan eğitimde öğrencilerin çok gerilediğini de kaydeden Gökçin, yüz yüze eğitime geçilmesinin şu an doğru bir karar olduğunu belirtti.

Gazi Ortaokulu’nda beşinci sınıfa başlayan Bade Gökçin ise okulun bundan sonra kapanmasını hiç istemiyor. Gökçin, “Okula başladığım için çok mutluyum. Artık devam etsin istiyorum ben. Korkuyorum, ama önlemlerimizi alıyoruz. Maskemizi takıyoruz, dezenfektanlarımızı elimize sıkıyoruz” dedi.

“Aşı olmayan velilerden tedirginiz”

Aynı okulda beşinci sınıf öğrencisi olan kardeşler Aysel Beliz ve Nisa Nur Soyuer de yeniden okula dönmekten mutluluk ve heyecan duyduklarını paylaştı. Salgında okula başlamaktan korksalar da maskelerini taktıklarını, el hijyenlerini koruduklarını ve sosyal mesafe kuralına uyduklarını söylediler. Aysel Beliz ve Nisa Nur’un annesi Ebru Soyuer de uzaktan eğitimde kayıpları engellemeye çalışsalar da en iyi yöntemin yüz yüze eğitim olduğunu kaydetti. Alınan tedbirlerin yeterli olup olmadığını zaman içinde göreceklerini belirten Soyuer, “Bugün okulların açılması daha önceki senelere nazaran heyecanımızın yerini biraz kaygılara, biraz akılda sorulara yerini bıraktı. Kaygılıyız. Bir yandan çocuklar okullarını özlediler, göndermek istiyoruz. Gelmek istiyorlar ama akılda birçok sorular var. Kaygılarımızı umarım gideririz; çocuklar da kendi hijyenlerini, mesafelerini kontrol altına alırlar. Bugün ilk gün. İlerleyen günlere göre, alınan tedbirlere göre, düşüncelerimizi daha da netleştireceğiz” diye konuştu.

Okulda görevi olan herkesin aşı olması gerektiğini kaydeden Soyuer, sözlerine şunları ekledi: “Velilerden aşı olmayanlar var. Biz aşımızı olduk. Kendi adımıza ve etraftakiler için bu açıdan biraz daha rahatız. Ama aşı olmayanların tedirginliği üzerimizde. Onu da yaşıyoruz. Birçok önlem daha alınabilirdi diye düşünüyoruz."

YORUMLARI GÖR ( 0 )
Okuyucu Yorumları 0 yorum
Geri Dön