Pandemi sürecinde gelecek arayışı: Sınavlar

Milyonlarca öğrenci, üniversite sınav tarihleriyle ilgili endişeli, uzmanlar ise "fırsat eşitliği"ne vurgu yapıyor.

Peki pandemide öğrenciler sınavlara nasıl hazırlanacak?Açıklanan son kararla, 7 Haziran'da yapılması planlanan Liselere Geçiş Sınavı (LGS) 20 Haziran'a ertelendi. 20-21 Haziran tarihlerinde yapılması beklenen Yükseköğretim Kurumları Sınavı (YKS) ise salgın sonrası önce 25-26 Temmuz'a, ardından da son kararla 27-28 Haziran'a çekildi.

YKS'nin bir ay öne çekilmesi tartışmaları beraberinde getirdi.

Pazartesi günü yapılan kabine toplantısı sonrası konuşan Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, "normalleşme” sürecine dair yaptığı açıklamada, eğitimde atılan adımları Sağlık Bakanlığının ve Bilim Kurulunun tavsiyeleri doğrultusunda belirlediklerini ifade etti.

YÖK'ten yapılan açıklamada ise "Öğrencilerimizin üniversite tercihleri, bu tercihler için ayırılacak vakit, kayıt, yerleşme gibi süreçler ve eğitim öğretim için ayrılması gereken süre dikkate alındığında, sınavın Haziran ayının sonunda yapılmasının adayların lehine bir durum oluşturacağı ortaya çıkmıştır” denildi.

"Yapacak bir şey yok, o sınav hayatımı belirleyecek"

Ancak öğrenciler bu konuda yine de endişeli. DW Türkçe'nin konuştuğu üniversite sınavına girecek öğrencilerin ortak görüşü, odaklandıkları ilk tarihin değişmesi ve bütün çalışma planlarının bozulması. Üniversite sınavına hazırlanan Berfin, "Virüs varken sınava gireceğim için de tabii kaygılıyım. Bir taraftan bunu düşünüp diğer taraftan da soruları çözmek nasıl mümkün olacak bilmiyorum” ifadelerini kullandı. Berfin ayrıca her durumda o sınava girmesi gerektiğini belirterek "Yapacak bir şey yok o sınava girmem lazım sonuçta hayatımı belirleyecek” dedi.

Üniversite sınavına girecek olan bir diğer öğrenci Selin Aydemir ise sınava hazırlık yılının zaten stresli bir süreç olduğunu, üzerine hem koronavirüs hem de 20 yaş altındakilere sokağa çıkma yasağının gelmesi bu stresi ve bunalımı artırdığı görüşünde. Aydemir, sınav tarihlerlerinin sürekli değişmesinin yaptığı planları, programları değiştirmesine neden olduğunu, bu şartlarda çalışmalarının da verimli olmadığını belirtti.

Uzmanlar da öğrencilerin yaşadıklarına hak verdiklerini belirtiyor. Peki bu şekilde yapılacak bir sınavda öğrencilerden gereken düzeyde bir başarı beklenebilir mi?

"İyi bir sosyo-kültürel çevredeki çocuklar daha avantajlı"

DW Türkçe'ye konuşan Oğuzkaan Koleji Eğitim Koordinatörü Hatice Yılmaz, eğitimdeki fırsat eşitsizliğinin bu sınavda da etkili olacağına değindi, 8'inci sınıf öğrencilerinin bir bölümünün EBA'nın yayınlarını izleyebildiklerini, bir bölümünün ise EBA yayınlarıyla birlikte eğer özel okulda okuyorlarsa uzaktan eğitimin daha canlı şekilde devam ettiğini söyledi. Yılmaz, "Bir bölümün televizyonu da yok. Mezralarda ve köylerde yalnız yaşıyorlar. Dolayısıyla böyle bir farklılık var. Sosyal-kültürel iyi bir çevrede olan çocuklar tabi ki daha avantajlı ama o her zaman öyleydi” ifadelerini kullandı.

"Sınavlar Temmuz sonuna ertelenseydi çocuklar hapis kalacaktı"

Öğrencilerin sınavın ertelenmesi çağrılarını da değerlendiren Yılmaz, "Eğer Temmuz sonunda yapılsaydı sınavlar, çocuklar 5 ay evde hapis kalacaktı. Haklı olabilirler ama Temmuz sıcağında ders çalışmak zor olacaktı. Ayrıca bu sefer hiç tatil yapamamış olacaklar” dedi. Pandeminin sürmesi halinde ise çocukların sağlığının daha önemli olduğunu ve sınav tarihinin değiştirilmesi gerekeceğini söyledi.

Hatice Yılmaz, ailelere de çağrıda bulunarak evde oldukları için gece geç saatlere televizyon izlemelerinin çocukların erken kalkmasını ve verimli ders çalışmalarını engellediğini, bunun için de yeme-içme ile uyku düzenine dikkat edilmesi gerektiğin belirtti.

"Fırsat eşitliği açısından sorun yaratacak"

EĞİTİM SEN'den yapılan YKS sınav tarihlerinin değiştirilmesiyle ilgili açıklamada ise "sadece takvimsel bir değişiklik değil, öğrencilerin eğitim hakkı ve sağlıkları ile ilgili kaygıların yok sayılması” olarak değerlendirildi.

LGS sınav tarihiyle ilgili açıklamda da öğrencilerin sağlığı ve uzaktan eğitime erişimi olmayan öğrencilerin yaşayacağı eşitsizliklere dikkat çekildi, "Haziran ayında sınav yapma ısrarı, yoksul öğrenciler başta olmak üzere pek çok kesim açısından eğitim hakkı ile ilgili ciddi sorunlar yaratacaktır” denildi.

"Öğrenciler belirsizlikle yüzleşti"

Uzman klinik psikolog Tuğçe Acar ise ergenlik çağlarında olan öğrencilerin hayatı ve sistemi sorguladıkları bir dönemde böyle bir taraftan pandeminin psikolojik etkileriyle mücadele ederken diğer taraftan da "belirsizlikle” yüzleşmelerinin zorlayıcı olduğunu vurguladı.

Acar, "Sürecin getirdiği belirsiz ve kontrolsüzlük ders çalışmaya yönelik motivasyonlarını düşürebilir ve dolaylı olarak başarı oranlarında azalmasına da sebebiyet verebilir” ifadelerini kullandı. Acar Ayrıca, sokağa çıkma yasağı ile evlere kapanan 20 yaş altı bireylerin özgürlüklerinin ellerinden alındığını hissetmelerinin de motivasyon düşürücü bir etken olduğunu belirtti.

MEB ve YÖK'ten sınav önlem ve kuralları

Milli Eğitim Bakanlığıve Yükseköğretim Kurulu'ndan yapılan açıklamalarda sınavlara ilişkin alınacak önlemler ve kurallar yer aldı.

Milli Eğitim Bakanı Ziya Selçuk da öğrencilerin Liselere Geçiş Sınavı'nda ilk dönem derslerinde sorumlu olacaklarını belirtti.

MEB, sınav binalarına ulaşımı kolaylaştırmak için bu yıl ilk defa öğrencilerin kendi okullarında sınava gireceklerini duyurdu. Öğrencilere, velilere ve sınavda görevli tüm personele okul idaresi tarafından okul girişinde ellerine dezenfektan uygulaması yapılacak ve ücretsiz olarak maske dağıtımı yapılacak. Velilerin okul bahçesine girişleri de mümkün olmayacak.

Sınavlarla ilgili en önemli değişiklik ise YÖK'ten geldi. YÖK, "sadece bu sene sınava girecek adaylar için adaylar için uygulayacağı" bazı kararlar açıkladı.

Öğrenciler, bu yıla mahsus olmak üzere, geçtiğimiz yıllara nazaran daha az konudan/müfredattan sorumlu tutulacak. YKS'de öğrenciler lise son sınıfın ikinci dönemindeki derslerin tamamından muaf tutulacak.

TYT sınavında geçen yıl verilen 135 dakikalık süre, bu yıl için 30 dakika daha ilave süre ile 165 dakikaya çıkarıldı.

Merkezi yerleştirme yapılan lisans programlarını tercih edebilmek için ilgili puan türünde uygulanan 180 baraj puanı da "bu yıl ile sınırlı kalmak şartıyla" 170'e çekildi.

YÖK'ten yapılan açıklamaya göre, bu kararla birlikte, geçtiğimiz yılki verilere göre 112 ila 195 bin ilave aday öğrencinin lisans programlarına yerleşebilecekleri tahmin edilmekte.

Ender Eymen

©Deutsche Welle Türkçe