Penaltı mı değil mi?

Fenerbahçe Beşiktaş'ı İnönü Stadı'nda 2-1 geçerek hem şampiyonluk yarışındaki en dişli rakiplerinden birini saf dışı bıraktı, hem de hanesi altın değerinde 3 puan kazandırdı. Ancak maçta çok iyi bir performans gösteren Colin Kazım maçın bitimine dakikalar kala öyle bir hareket yaptı ki maçın da galibiyetin de önüne geçti. Kazım'ın ceza alanı içinde topa elle müdahalesi derbinin son düdüğünden beri tartışılıyor. Peki maçın hakemi Yunus Yıldırım 'devam' kararında haklı mıydı yoksa... İşte bu sorunun yanıtına futbol dünyasının duayenleri yanıt verdi:

Metin Tokat: Bravo Yunus Müsabakaya Fenerbahçe alışılmış oyun anlayışının dışında başladı. Rakip yarı alanda pres yaparak kazandıkları toplarla hızlı ve tehlikeli ataklar yaptılar. Kazım'ın çok iyi bir gününde olması ve Beşiktaş'ın en sıkıntılı bölgesinden yaptığı ortaların sonucunda Alex'le erken buldukları golle öne geçtiler. Golü Gökhan Zan'ın omuzuna gelen Alex'in kafa ile atması maçın belki de en ilginç görüntüsüydü. Rüştü'nün çabuk başlattığı atak sonrası gelen beraberlik golünün sevinci kısa sürdü. Alex geceye damgasını vuran golü atarak takımının liderliğini sürdürmesini sağlarken, Beşiktaş'ın şampiyonluk umutlarına son verdi. Son yıllarda oynanan Beşiktaş - Fenerbahçe maçları futboldan çok tartışılan hakem kararlarıyla gündemi meşgul ediyor. Yunus Yıldırım bu zorlu müsabakayı yönetebilecek iki isimden biriydi. Topu oyunda tutma gayreti ile ikili mücadelelere müsade etmesi sayesinde maça tempo kazandırdı. Oyuncuların futbolu çirkinleştirmeyen oyun tarzları ile kendisine olan güvenleri sayesinde işi kolaylaştı. Skor dezavantajına rağmen kararlarında objektifti. Pozisyonları yakından izledi. Köşe vuruşu öncesi Alex'e atılan yabancı madde sonrasındaki sakin davranışları ile olayların büyümesini engelledi. Kartlarını çok az kullandığı için eleştirdiğim Yunus Yıldırım bu maçta kartlarını yerinde, zamanında ve kural gereği kullandı. FIFA'nın istediği önleyici hakem yönetimi sergiledi. Otoritenin sadece kartlarla sağlanamayacağını önceki derbi maçlarını yöneten hakemlere ispat etti. Müsabakada tartışılabilecek pozisyon yok denebilecek kadar azdı. Ceza alanı içinde Baki ile Kazım arasındaki mücadelede ilk faulü Kazım yapmıştı. Batuhan'ın önünden yerden seken topun Kazım'ın eline çarpmasındaki devam kararı da yerindeydi. Zira Kazım topu görmemişti bile... Sonuçta böylesine önemli bir müsabakayı tartışmalardan uzak ve çok başarılı yöneten Yunus Yıldırım'ı kutlamak lazım. Son zamanlarda hep yanında olan hakem şansı daim olsun.

Selim Soydan: Bilek hakkıyla İlk yarı 1-0 F.Bahçe'nin üstünlüğü ile sona ererken Beşiktaş ikinci yarıya, ilk yarıya oranla çok süratli başladı. 60. dakikada Holosko'nun getirdiği gollük topu Nobre'den önce Gökhan Gönül çok iyi kesti. 64. dakikada Beşiktaş, Tello'nun girdiği bir pozisyonu değerlendiremedi. İkinci yarıda F.Bahçe maç sanki 1-0 bitmiş gibi kendi sahasında kabul etmiş oynuyordu. 74'te Rüştü'den başlayan atakta da Ali Tandoğan'ın pasına Serdar'ın seri vuruşunda skor 1-1 oldu. Ve durum eşitlenince Alex ile Semih yine sahneye çıktı. Bu ikili öylesine birbirlerinin dilinden anlıyor ki, şöyle tarif edelim. Golün geldiği atakta Alex topu Semih'e verirken düşürüldü. Yere düşerken bile bir gözüyle topu takip ediyordu. Semih topla oynarken Alex yerden kalkarken arkadaşını takip etti. Ardından Semih'in kendisine bıraktığı topa hamle yapıp ağları havalandırmayı bildi. Bu arada Kazım'ın topa elle vurmasını hakemin görmemesine, bir de Ali Bilgin'in topu boş kaleye atamamasına çok şaşırdım.

Erman Toroğlu: Kazım elle oynamıyor Kazım elini topa kasıtlı olarak götürüyor ama topa temas yok… Doğru karar devam kararı… Dalga geçer gibi davranıyor Kazım… Topu elleyecekmiş gibi uzatıyor… Ama yanabilirdi de burada. Riskli hareket…

Mustafa Denizli: Hatırlarda kalacak Yunus Yıldırım'ın maçı mükemmel yönettiğini düşünürken, iki tane çok önemli devam kararı verdi. İlki Kazım ile Baki'nin mücadelesiydi. Kazım rakibinden kurtuluyor, ama faul düdüğüyle gollük atak kesiliyor. Pozisyonda faul yoktu. Devam eden pozisyonda da Baki'nin yaptığı hareket yüzde yüz penaltıydı. İkinci pozisyonun içinde de Kazım vardı. Özellikle ilk yarım saatte hem Fenerbahçe'nin hem sahanın en iyisi olan Kazım'ın, bir Beşiktaş atağında topu bir elle kesişi var ki tartışmasız penaltı. Bu nasıl gözden kaçıyor anlamak mümkün değil. Bu hareketi yardımcı hakem de açık bir şekilde görebilirdi.

Bülent Yavuz: Penaltı ve sarı kart Müsabakanın sonlarına doğru Colin Kazım ceza alanı içinde topu eliyle göstere göstere oynuyor. Sağdan baksan soldan baksan, yerden baksan bunun adı bilerek elle oynamadır ve karşılığı da penaltıdır ve sarı kartı da gerektirir Hakem Yıldırım'dan iki büyük hata. Derbi maçta futbol yine geride kaldı. Hakemin fahiş hataları maçın neticesine de tesir etti. Fenerbahçe'nin 1. golü öncesinde Colin Kazım topu taç çizgisi kenarında sürerken topun tamamı çizgiyi terk etti. Hakem atladı, bu normaldi. Yardımcı hakem de atladı. Bu anormaldi. Kurala göre topun tamamı taç çizgisini terk ederse hakem bir taç atışına hükmeder. Oysa top gitti döndü dolaştı tekrar Colin Kazım'a geldi. Kazım ortaladı Alex golü attı. Bu birinci fahiş hataydı. Bu hatanın tamamı yardımcı hakeme aittir. Müsabakanın sonlarına doğru Colin Kazım ceza alanı içinde topu eliyle göstere göstere oynuyor. Sağdan baksan, soldan baksan, yerden baksan bunun adı bilerek elle oynamadır ve karşılığı da penaltıdır. Elle oynamak sportmenliğe aykırı harekettir, sarı kartı da gerektirir. Verse ikinci kart olacak Kazım da ihraç edilecek. Bu da ikinci büyük hataydı. Bu iki büyük hata biri gol oluyor, diğeri de penaltı çalınmayarak rakip takımın olası golü engelleniyor. Daha ne olacak? Bu hataları yapıyorsan bu derbi maçta sınıftan kaldın.

Ahmet Çakar: Penaltı kaynadı İkinci yarı Beşiktaş biraz toparlanır gibi oldu. Sağa Ali Tandoğan'ın girişi takıma biraz hareket getirdi. Ve Rüştü'den başlayan, Delgado ile devam eden ve Serdar Özkan ile biten Beşiktaş'ın golü geldi. Aslında bu dakikalarda Beşiktaş'ın sağ kanadı iyi kullanması Uğur Boral'ın çıkışından sonra oldu. Beşiktaş, kaybederse ligde de çok şey kaybedecekti. Bu sefer Semih ve Alex birlikte ortaya çıktılar. Kim ne derse desin, Semih Türkiye'nin en zeki golcüsü. Nereye koşacağını, ne zaman vuracağını, ne zaman da pas vereceğini çok iyi biliyor. Alex'e bir gol attırdı ki, "Benim" diyen forvet Türkiye'de bu golü attıramaz. Maç boyu kötü oynayan Beşiktaş yenilmeyebilirdi. Eğer hakem Yunus Yıldırım hakemlik yapsaydı. Çünkü son dakikalardaki bir hava topu mücadelesinde Colin Kazım ceza alanında bariz şekilde elle oynadı. Çok açık bir penaltıydı. Ama Yunus Yıldırım görmedi. Aslında dün gece hakem yönetimini hiç beğenmedik. Verdiği kartların yarısı yanlış. Ama yukarıda da belirttiğimiz gibi maça tesir eden en büyük hatası vermediği açık penaltı. Fenerbahçe'nin ilk golü öncesi top dışarı çıktı mı, çıkmadı mı açılar çok yetersiz. Hiçbir şey diyemeyiz.

Hakan Can: Alex ve Yıldırım! Fenerbahçe muhteşem bir futbol gösterisiyle başladığı ve öne geçtiği maçı bekleme futbolu yüzünden tehlikeye attı. Beşiktaş'ın 18. dakikada rakip kaleye attığı ilk şuta kadar futbol adına gerçekleştirilebilecek her şeyi mükemmele yakın bir şekilde yapan Fenerbahçe seyrettik. Beşiktaş dağınık ve panikli gözükürken, Fenerbahçe olgun, soğukkanlı ve alabildiğine bilinçliydi. Kazım, Tello'nun boşalttığı kanatta İbrahim Üzülmez'e Yattara'yı arattı! O kısa süre içerisinde Fenerbahçe golle bitebilecek 5 atak geliştirdi. Yalnızca Alex birini gole çevirdi. Öyle kötü bir Beşiktaş ve öyle iyi bir Fenerbahçe vardı ki, Volkan ilk yarıda yalnızca Holosko'nun yaptığı ortada sahnedeydi. İbrahim Üzülmez'in çaresizliği üzerine kaptanı çıkartıp Ali'yi alan Sağlam, Beşiktaş'ın da doğrusunu buldu. Oyuncular yerli yerine geçince, takım futbol oynamaya başladı. Sağlı sollu bindirmelerle Beşiktaş pozisyonlar yakaladı. Tello 2, Delgado bir fırsatı harcarken, bir topu Gökhan Gönül çizgiden çıkardı. Beraberlik muhteşem bir kontratağın ve çokca Ali Tandoğan'ın eseriydi. 55-60 dakika oyalanan Fenerbahçe'de hiçbir takımda olmayan silah Alex yine sahne aldı. Nobre'nin sarı kartlık hareketiyle yerde kalan süperstar ne zaman kalktı, ne zaman geldi göremedik. Ama sezonun en önemli gollerinden birini yine o attı. Ancak bu maçta en çok konuşulacak an maalesef Kazım'ın topa uzanan eli olacak. İyi maç yöneten "penaltı engelli" Yunus Yıldırım çalmadı. Bir şey değişmeyecek ama çok tartışılacak... Ellerinde kalkanlar, korner atan Alex'i koruyan emniyet mensupları stadyumda güvenliğin değil, ilkelliğin fotoğrafıdır... O pet şişeyi atan da, stadyumda ağzı açık kağıt bardakta değil, pet şişede su sattıran da suçludur!

Atıf Keçeci: Kartal hasarlı Derbi gecesinde futbol adına gerekli bütün şartlar mevcuttu. Zemin güzel, hava şartları uygun ve tribünler son koltuğa kadar dolmuştu. İş sahada mücadele edecek 11'lerin ayak maharetlerine kalmıştı. Beşiktaş'ın takım tertibi ve taktik anlayışı, beklenen isimler ve oyun şekliyle düzenlenmişti. Fenerbahçe'nin kanatları iyi kullanmasına tedbir olarak, defansif yönü güçlü İbrahim Toroman sağ stoper olarak görevlendirilmişti. Defans boluğu dörtlü olmasına rağmen Toraman, Uğur Boral'a yakın oynamak adına biraz daha ileriye çıkıyordu. ... Futbolun geçerli kuralları vardı. Hata yapmamak bunların en önemlisiydi. 80'de sakatlanan Uğur'un yerine giren Semih'in Alex'le paslaşmasında araya bir tek Siyah-Beyazlı futbolcu giremeyince, tecrübeli ayak Rüştü'nün solundan kale direğinin içine vurdurarak takımını 2-1 öne geçirdi. Bu gol maçın da skoru olunca Beşiktaş şampiyonluk yarışında çok önemli 3 puanı kendi sahasında çimlere gömdü. Şimdi rakiplerin puanlar kaybetmesi için beklemeye geçti. Hakem Yunus Yıldırım neticeye tesir edecek önemli bir hata yapmadı gibi gözükse de takımının galibiyet golünden sonraki dakikalarda Beşiktaş atağın da Colin Kazım'ın tribünden 'elle oynadı' gibi görülen pozisyonu doğru ise başı biraz ağrır gibime geliyor.

Atilla Gökçe: Futbolun cazibesi Sağlam'ın Ali Tandoğan'ı oyuna almasıyla sağ kanat işlerlik kazandı. Tecrübeli futbolcunun asistiyle golü bulan Beşiktaş, baskılı oyununu sürdürdü... Ama klasik topu kaybı (Baki) ile yeni bir fırsat sundular Fenerbahçe'ye... Bu defa da Alex'in asistçisi Semih'ti... Savunma, orta alan, ileri uç... Fenerbahçe tüm hatlarıyla ev sahibi Beşiktaş'tan farklı ve üstündü. Hücum ve savunma prensiplerini oturtmuş, her futbolcunun görevini doğru tanımlamış, müthiş bir özgüven duygusuyla İnönü'ye gelmişti. Beşiktaş oyun alanının hiçbir bölümünde rakibiyle denklik kuramadı, rakibine üstünlük sağlayamadı... Kopuk, dağınık ve macera peşinde top şişirerek oynamaya çalıştılar... Elbette bu kadar ilkesiz, taktik anlayıştan, cesaretten ve hamleden yoksun oyun, mutluluk vermeye yetmiyordu. Yunus Yıldırım'ın cezaalanı içinde Batuhan'ın önündeki topu eliyle kontrol eden Colin Kazım'ın hareketine penaltı vermemesi, kart göstermemesi Beşiktaşlılar'a elbette şikayet hakkı verir... Ama o penaltı verilse bile Beşiktaş maçı kazanır mıydı? Sanmıyorum... Dünkü skor, futbol alanındaki gerçeğin bire bir yansımasıdır... Bu lig Fenerbahçe'ye dönüyor... Galiba futbolun da bir çekim gücü, cazibesi var!