HABER

Petrol Fiyatları Tedarik Kaygıları Nedeniyle Yükselişte

AB'nin Rus petrol ithalatını altı ay içinde yasaklama planları üzerine petrol arzına ilişkin kaygıların artması, petrol fiyatlarının yükselmesine neden oldu. OPEC+ üyeleriyse aylık petrol üretimini az miktarda arttırmaya karar verdi

Petrol Fiyatları Tedarik Kaygıları Nedeniyle Yükselişte

Petrol Fiyatları Tedarik Kaygıları Nedeniyle Yükselişte
Avrupa Birliği'nin (AB) Rus petrol ithalatını altı ay içinde yasaklama planları üzerine petrol arzına ilişkin kaygıların artması, petrol fiyatlarının yükselmesine neden oldu.

Brent petrolün fiyatı 36 sent artarak varil başına 110,5 dolara çıkarken, Batı Teksas petrolünün fiyatı 4 sent arttı ve varil başına 107,85 dolara yükseldi.

Hem Brent hem de Batı Teksas petrolünün fiyatı Çarşamba günü varil başına 5 dolardan fazla artmış oldu.

AB'nin Rus petrolüne ambargo uygulama planının yürürlüğe girmesi için birlik üyesi 2 ülkenin oybirliğine ihtiyacı var. Plan ayrıca 2022 yılı sonuna kadar Rus petrol ürünlerinin ithalatını sonlandırmayı ve Rus petrolüne sağlanan tüm nakliye ve sigorta hizmetlerini yasaklamayı öngörüyor.

Enerji araştırmaları firması Rystad Enerji'nin petrol piyasaları araştırmaları başkanı Bjornar Tonhaugen, "Petrol piyasası, AB petrol ambargosu olasılığını henüz tamamen hesaba katmadı, bu nedenle eğer ambargo tasarısı yasalaşırsa yaz aylarında ham petrol fiyatlarının artması beklenir" dedi.

Fransa Çevre ve Enerji Bakanı Barbara Pompili, AB'ye üye ülkelerin bu haftanın sonunda Rus petrolüne yönelik yaptırımlar konusunda uzlaşmaya varacağını kaydetti.

Bankacılık ve varlık yönetimi şirketi Investec'in emtialardan sorumlu yetkilisi Callum Macpherson, "AB'nin planlanan petrol ambargosu petrol piyasaları için dev bir lojistik zorluk öngörüyor. Rus petrolünü yaptırımların yürürlükte olduğu bu ortamda Avrupa'dan Uzakdoğu'daki alıcılara yönlendirmek zaten çok zor. Rusya bile petrol üretiminin büyük oranda azalacağını itiraf etti" şeklinde konuştu.
Japonya da Rus petrol ithalatını derhal sonlandırma konusunda zorluklarla karşılaşacağını kaydetti.

Sonuçları Perşembe günü açıklanan ve özel sektörde yapılan bir anket, Çin'in hizmet sektörünün faaliyetlerinin, pandemi önlemleri nedeniyle Nisan ayında ikinci en hızlı düşüşü kaydettiğini ortaya koydu.

İranlı üç yetkiliyse yükselen petrol fiyatlarının ekonomisi enerjiye dayalı olan İran'a nefes aldırdığını, bu nedenle İran'ın 2015 nükleer anlaşmasını canlandırma konusunda aceleci olmayı düşünmediğini söyledi.

OPEC ve müttefiklerinden petrol üretimini az miktarda arttırma kararı

Öte yandan Petrol İhraç Eden Ülkeler Örgütü ve Rusya'nın da dahil olduğu müttefiklerinden oluşan OPEC+ grubu, Rus petrol arzındaki aksaklıklardan ve Çin'deki COVID-19 önlemlerinin petrole olan talebi tehdit etmesinden sorumlu tutulamayacağını öne sürerek, aylık petrol üretimini az miktarda arttırmaya karar verdi.

Batılı ülkelerin petrol üretimini arttırma çağrılarını yanıtsız bırakan OPEC+, Haziran ayında petrol üretimini günde 432 bin varil arttırma konusunda anlaştı. Bu miktar, COVID-19 pandemisinin küresel petrol talebinin azalmasına yol açtığı 2020 yılında petrol üretiminde gidilen kısıtlamanın kaldırılmasına yönelik mevcut planla uyumlu.

Ham petrol fiyatları, Rusya'nın Ukrayna'yı işgal etmesi üzerine Mart ayında, 2008 yılından bu yana en yüksek seviyeye tırmanarak varil başına 139 dolara çıkmıştı.

OPEC+ ülkelerinin toplantısı, Avrupa Birliği'nin Rus petrolünün ithal edilmesini yasaklamayı planladığını açıklamasından bir gün sonra yapıldı.

Toplantıda bulunan iki kaynak, delegelerin Rusya'ya yönelik yaptırımlarla ilgili tartışmalardan tamamen kaçındığını ve görüşmenin 15 dakikadan az sürdüğünü söyledi.

AB'nin petrol ambargosu planı, Rusya'yı büyük olasılıkla petrol akışını Asya ülkelerine yönlendirmeye ve petrol üretimini azaltmaya zorlayacak. AB ise piyasalarda Rus petrolü dışındaki kaynaklar için rekabet etmek zorunda kalacak. Her iki etkenin de ham petrol fiyatlarını yükseltmesi bekleniyor.

Investec'ten Callum Macpherson, "OPEC+ bu sorunu, yanıt vermesi gereken temel bir arz meselesi olarak değil, Batı'nın kendisinin yarattığı bir mesele olarak görmeye devam ediyor" diyor.

Sadece Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri'nin petrol arzını önemli ölçüde arttırma kapasitesine sahip olduğunun altını çizen Macpherson, "Eğer bunu yaparlarsa, Rusya'yla yaşayacakları anlaşmazlık OPEC+'nın sonu olabilir" şeklinde konuştu.

OPEC Genel Sekreteri Muhammed Barkindo, Çarşamba günü yaptığı açıklamada, diğer petrol üreticisi ülkelerin, Rusya'nın günde 7 milyon varilden fazla olan ihracatını telafi etmesinin mümkün olmadığını söylemiş, "Böyle bir kapasite yok" demişti.

Amerika, OPEC'e art arda petrol üretimini arttırma talebinde bulunmuş, ancak Suudi Arabistan liderliğindeki örgüt, Washington'la gerilen ilişkiler nedeniyle bu talepleri yanıtsız bırakmıştı.

Uluslararası Enerji Dairesi ise fiyatları aşağıya çekmek ve Rus petrol arzındaki eksikliği dengelemek amacıyla geçen ay rekor miktarda petrol stoğunun piyasaya sürülmesine karar vermişti.

"Japonya Rus enerjisine bağımlılığı azaltmak için nükleer enerjiye yönelecek"

Japonya Başbakanı Fumio Kişida, Perşembe günü yaptığı açıklamada, gerek ülkesinin gerekse başka ülkelerin Rus enerji kaynaklarına olan bağımlılığını azaltmak için nükleer reaktörlerden faydalanacaklarını söyledi.

Japonya, 2011 yılında meydana gelen deprem ve tsunaminin ülkenin kuzeydoğusundaki Fukuşima'da bulunan nükleer tesiste nükleer erimeye sebep olması üzerine reaktörleri devre dışı bırakmış ve Rus doğalgazına daha bağımlı hale gelmişti.

Ancak Temmuz ayında seçime gitmeye hazırlanan Japonya'da yükselen enerji fiyatlarının seçmenlerin bütçesini zorlaması üzerine Başbakan Kişida, nükleer enerjinin Japonya'nın gelecekteki enerji politikalarının bir parçası olacağını kaydetti.

Başbakan Kişida, Japonya'nın "enerjide kendi kendine yeterlilik konusundaki zafiyetini gidermek için" enerji satın aldığı kaynakları genişleteceğini, yenilenebilir enerji kullanımını teşvik edeceğini ve nükleer enerji kullanacağını söyledi.

Japonya Başbakanı, Londra'da yaptığı açıklamada, "Rus enerjisine olan küresel çaptaki bağımlılığı azaltmaya katkıda bulunmak için emniyetli nükleer reaktörleri kullanacağız. Mevcut tek bir nükleer reaktörü yeniden işletmeye başlamak, küresel piyasalara yılda bir milyon ton yeni LNG (sıvılaştırılmış doğalgaz) tedarik etmekle eşdeğer" dedi.

Fukuşima'da 2011 yılının Mart ayında, Çernobil'den sonraki en ağır nükleer kazanın yaşanmasından bu yana nükleer enerji, Japonya'da hala tartışılan bir konu.

Ancak Japon kamuoyunun ve şirketlerin çoğu, hükümetin enerji güvenliği meselesine çözüm olarak nükleer reaktörleri yeniden devreye sokmasından yana tavır alıyor. Ukrayna krizi ve yüksek enerji maliyetlerinin, Japonya'da nükleer enerji hakkındaki görüşlerin değişmesine katkıda bulunduğu gözleniyor.

Shell: "Rus ham petrolünün izini sürmek imkansız"

İngiliz enerji devi Shell'in CEO'su Ben van Beurden, yabancı ülkelerdeki rafinerilerde işlenen Rus petrolünün izini sürmek için dünyada herhangi bir sistem bulunmadığını söyledi. Ben van Beurden, Batılı hükümetlerin bu nedenle Rus petrolünün kullanımına yasak getirme çabalarının sadece bir noktaya kadar başarılı olabileceğini belirtti.

Amerika ve İngiltere'den sonra Avrupa Birliği de, Rusya kaynaklı ham petrol ve işlenmiş petrol ürünlerinin ithalatına yasak getirmeye hazırlanıyor. Ancak Rus petrolüne yönelik yaptırımlar, Rusya dışında başka ülkelerde bulunan rafinerilerde Rus petrolünden elde edilen mazot ve uçak yakıtının ithalatını kapsamıyor.

Dünyanın en büyük petrol tüccarı olan Shell, artık Rus petrolü alıp satmıyor ve bu yılın sonuna kadar Rusya'yla olan uzun vadeli satın alma sözleşmelerini sonlandırmayı planlıyor.

Shell'in 2022 yılının ilk çeyreğinde rekor düzeyde kar elde ettiğini açıklamasından sonra gazetecilere konuşan CEO Ben van Beurden, "Belirli bir petrol molekülünün Rusya'daki bir jeolojik oluşumdan elde edildiğini gösteren bir sisteme sahip değiliz, böyle bir sistem yok" dedi.

Rusya, geçen yıl Avrupa'nın satın aldığı ham petrolün ve rafine petrol ürünlerinin yüzde 25'inden fazlasını tedarik etmişti.

Mevcut yaptırımların, Rus ham petrolünün nerede işlendiğini göz önünde bulundurmadığının altını çizen Ben van Beurden, "Bu nedenle, Hindistan'da Rus ham petrolü işleyen bir rafineriden gelen mazot, Hint mazotu olarak değerlendiriliyor" dedi.

YORUMLARI GÖR ( 0 )
Geri Dön

En Çok Aranan Haberler