Prof. Dr. Kurnaz: "Son buzul erimeden yaşam şeklinizi değiştirin"

Boğaziçi Üniversitesi İklim Değişikliği ve Politikaları Uygulama ve Araştırma Merkezi Müdürü Prof. Dr. Levent Kurnaz: - "Son buzul eridiğinde her 10 bin kişiden sadece bir kişi sağ kalacak. Dünyanın kurtulması için bütün ekonomik sistemin değişmesi gerekiyor. Arkadaş sen cep telefonunu değiştirmeyeceksin. Araba yok. Unutun onu. Senede bir pantolon almak yeterli çünkü sizin yiyeceğe daha fazla para harcamanız gerekiyor" - "Tamamı sular altında kalacak olan Bangladeş'in 150 milyon vatandaşına bir yer bulması gerekiyor. Benzer şey Mısır, Hindistan, Pakistan, Brezilya'nın bir kısmı için, ABD için de geçerli. Hollanda ve Danimarka tamamen yok olacak" - "Böyle gidersek makul bir gelecekte yani milyonlarca yıl değil ama belki birkaç yüz yıllık bir gelecekte böyle bir şey bizi bekliyor mu? Evet bekliyor. Ve şu anda alacağımız kararlar ya bu geleceğin gelmesini hızlandırabilir ya da o geleceği sonsuz bir şekilde ileri erteleyebilir" - "Türkiye'de su kullanımımızın yüzde 70'den fazlası tarım için kullanılıyor. Bütün sulamamızı yer altına indirmek zorundayız. Toprağın altından damla sulama yapmak zorundayız ki bu suyla bu kadar insanı besleyebilecek bir alt yapımız olsun"

İSTANBUL (AA) - GÜLSÜM İNCEKAYA - Boğaziçi Üniversitesi İklim Değişikliği ve Politikaları Uygulama ve Araştırma Merkezi Müdürü Prof. Dr. Levent Kurnaz, son buzul da eridiğinde deniz seviyesinin 70 metre yükseleceğini ve her 10 bin kişiden sadece bir kişinin sağ kalacağını belirterek, "Dünyanın kurtulması için bütün ekonomik sistemin değişmesi gerekiyor." dedi.

Boğaziçi Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Levent Kurnaz, küresel ısınma sonucu insanlığı yakın ve orta vadede bekleyen tehlikeler ile acil alınması gereken önlemleri AA muhabirine anlattı.

Küresel ısınmaya bağlı olarak buzulların erimesiyle dünyada yoğun tarım yapılan bölgelerin sular altında kalacağını vurgulayan Prof. Dr. Kurnaz, böyle giderse belki 2 milyar iklim mültecisinden bahsedileceğini aktardı.

Prof. Dr. Kurnaz, sadece tamamı sular altında kalacak olan Bangladeş'in 150 milyon vatandaşına bir yer bulması gerektiğini ifade ederek, "Benzer şey Mısır, Hindistan, Pakistan, Brezilya'nın bir kısmı için, ABD için de geçerli. Hollanda ve Danimarka tamamen yok olacak. Bunun dışında suyun o derece yükselmesine neden olacak bir ısınma söz konusu. Dünyanın 6 ila 8 derece ısınması demek. Şu ana kadar 1 ile 2 derece ısındı. Bu bahsettiğimiz 10 yıl 20 yıl içinde dünyayı çok ciddi değiştirecek şeyler. Böyle devam edersek bir kaç bin yıl içinde son buzulun eridiğini de göreceğiz." ifadelerini kullandı.

Sert önlemleri ne kadar hızlıca alırsak geri dönmek için o kadar vaktimiz oluyor ve geri dönmek de az acılı oluyor." diyen Prof. Dr. Kurnaz, akla ne geliyorsa değiştirilmesinin gerektiğini söyledi.

Kurnaz, "Yani 1970 yılında Türkiye'de yaşayan ortalama bir aile hangi seviyede yaşıyorsa hepimiz, tüm dünya o seviyeye dönmek zorundayız. Ama biz böyle bir hayata ısrarla devam edecek olursak herhangi bir çözüm yok. Ya bunu yapacağız ya da yok olacağız. Alternatif yok. Bunun varoluşsal bir problem olduğunu artık algılamamız gerekiyor. Azıcık ucundan ya da keyfimizi çok bozmadan çözebileceğimiz bir durum değil. Biz şu anda Türkiye'de 3- 4 milyon sığınmacıyla baş ediyoruz, problemi göğüslüyoruz. Ama 30 milyon kişi gelecek olursa ne yapacağız? Bu, gezegenin üzerinde insan kalmayacak anlamına gelmiyor. İnsan bu gezegenin üstünde ne olursa olsun var olacak. Ama kaç kişi kalacağız? Her 10 bin kişiden sadece biri sağ kalacak, onlarla da insan ırkı devam edecek. Bunu kabulleniyorsak zaten bir problem yok. Yani dünya nüfusu 700 bin kişi kalacak. Bütün Grönland eridiğinde, Grönland'da tarım yaparak yaşayan 700 bin kişi kendilerine yeterli bir hayat sürebilirler. Ama dünyanın hiçbir yerinde insan kalmayacak. Ne hayvan ne bitki ne insan. Böyle bir felaketten bahsediyoruz."

- Sibirya'daki metan gazı tehlikesi

Prof. Dr. Kurnaz, Bundan yaklaşık 250 milyon yıl önce benzer şekilde Sibirya'nın yüzeyinin altındaki donmuş topraktan metan gazının atmosfere sızdığını, bu sızma sonucunda dünyadaki tüm canlı türlerinin ortalama yüzde 80'nin ortadan kalktığını kaydetti.

Sibirya'da ağaçların, otların çürüdükçe toprağın altında kaldığını, toprak donmuş olduğu için çürümeden oluşan metan gazının atmosfere çıkamayıp donmuş bir halde suyla beraber yerin altına hapsolduğunu vurgulayan Prof. Dr. Kurnaz, "Metan gazı, toprağın altı da eksi sıcaklıkta olduğu için hiçbir noktada eriyip dışarı çıkamıyor. Ancak eğer Sibirya'nın yüzey sıcaklığı sıfırın epeyce üstüne çıkacak olursa uzun dönemlerde bu aşağıda bulunan metan gazı da yavaş yavaş çözülerek yüzeye çıkacak." uyarısında bulundu.

Prof. Dr. Kurnaz, metan gazının karbondioksitten yaklaşık 25 kat daha tehlikeli bir sera gazı olduğuna dikkati çekerek şu ifadeleri kullandı:

"Yani bir metan molekülü yaklaşık 25 tane karbondioksit molekülüne karşılık gelen zarara neden olabilir. Eğer öyle bir durum olacak olursa dünyanın ortalama sıcaklığı 5-6 değil belki 10-12 derece artabilir. 12 derece bir sıcaklık artışında da insanlığın uzun süre yaşaması söz konusu olmaz. Bu bahsettiğimiz 700 bin kişi bu senaryolarda söz konusu. Böyle gidersek makul bir gelecekte yani milyonlarca yıl değil ama belki birkaç yüz yıllık bir gelecekte böyle bir şey bizi bekliyor mu? Evet bekliyor. Ve şu anda alacağımız kararlar ya bu geleceğin gelmesini hızlandırabilir ya da o geleceği sonsuz bir şekilde ileri erteleyebilir."

- "Kahire'nin iklimi Adana ve Antalya'da görülecek"

Prof. Dr. Kurnaz, bu yüzyılın sonunda Adana ve Antalya'nın ikliminin Ordu ve Trabzon'da görüleceğini, Kahire'nin ikliminin de Adana ve Antalya'da görüleceğini söyledi.

"Türkiye açısından bizi bekleyen gelecek bu. Neresi sağ kurtulur? Hiçbir yer sağ kurtulmaz." diyen Prof. Dr. Kurnaz, Artvin'de orman yangınlarından, susuzluktan konuşuyor olunacağına dikkati çekti. Kurnaz, "Genel olarak bakıldığında dünyada bu konuda en kötü etkilenecek yer Akdeniz havzası ve Orta Asya." dedi.

Kurnaz, küresel iklim değişikliğine karşı yapılacak hazırlıklara ve alınması gereken acil önlemlere de değinerek şu bilgileri paylaştı:

"Nedir bu hazırlıklar? Birincisi çok kişiyiz. Bu dünya şu anda 7,7 milyar kişiyi sağ ve mutlu olarak yaşatabilecek kaynaklara sahip değil. Çünkü bu kaynaklara ihtiyaç duyan kişilerle bu kaynakların var olduğu yerler arasında büyük mesafeler var. Yani nüfusu bugün korkunç biçimde artmakta olan bir Afrika var. Afrika yiyeceğin üretildiği, ABD'nin kuzey kesimleri, Sibirya, Ukrayna gibi ya da gelecekte üretecek yerlerden çok uzak. Dolayısıyla yiyeceği oradan oraya taşırken zaten büyük kayıplar oluyor. Bu nedenle bizim 7.7 milyar kişiyi beslememize imkan yok. Yapmamız gereken şey ilk olarak nüfus kontrolü. İkincisi İstanbul gibi şehirlerden en kısa zamanda vazgeçmemiz lazım. İstanbul şu anda 16 milyon. Bu şekilde büyük şehirler yaşanabilecek yerler değil. İklim değişikliği daha da sertleştiği zaman böyle yerlerde yaşam çok daha zorlaşacaktır. Çünkü buraya yiyeceği dışarıdan getirmek zorundayız. Bundan dolayı herhangi bir iklim krizinde çok daha yüksek kırılganlığa sahip, çok daha büyük risklere sahip yerler."

- "Çiftçiye para kazandırmalıyız"

Prof. Dr. Kurnaz, Türkiye'de su kullanımımızın yüzde 70'den fazlasının tarım için kullanıldığını vurgulayarak, bütün tarımsal su kullanımının kontrol altına alınması gerektiğini kaydetti.

Çiftçilerin eski sulama yönteminden vazgeçip, modern sulama tesisatlarını kullanabilmesi için çok para kazanması gerektiğine değinen Prof. Dr. Levent Kurnaz sözlerini şöyle sürdürdü:

"Çünkü bütün sulamamızı biz yer altına indirmek zorundayız. Toprağın altından damla sulama yapmak zorundayız ki bu suyla bu kadar insanı besleyebilecek bir alt yapımız olsun. Ana konulara gelmemiz lazım. Bir nefes almak iki içecek su bulmak üç yiyecek bulmak. Bunları yaptığımız zaman geri kalan ihtiyaçlarımız bundan sonra gelir. Besini bulmak için tarıma çok önem vermemiz lazım. Son buzul eridiğinde her 10 bin kişiden sadece bir kişi sağ kalacaksa dünyanın kurtulması için bütün ekonomik sistemin değişmesi gerekiyor. Arkadaş sen cep telefonunu değiştirmeyeceksin. Araba yok. Unutun onu. Senede bir pantolon almak yeterli çünkü sizin yiyeceğe daha fazla para harcamanız gerekiyor. Reklamlarda gösterildiği gibi 'En pahalı telefonu alanlar en kaliteli insanlardır', bu değil, 'En doğal en sağlıklı en en kaliteli ekmeği yiyebilen en kaliteli insandır' gibi bir bir felsefeye evrilmemiz gerekiyor."