Rodos Adası'nı karıştıran cinayet ve tecavüz davasında sanıklara ömür boyu hapis cezası

Bundan iki yıl önce Rodos Adası'nda işlenen bir cinayet için açılan dava süresinde meydana gelen olaylar savcının 'tarafsızlığı' tartışmalarını da tetikledi.

Rodos Adası'nı karıştıran cinayet ve tecavüz davasında sanıklara ömür boyu hapis cezası

Bundan iki yıl önce Rodos Adası'nda işlenen bir cinayet için açılan dava süresince meydana gelen olaylar adayı karıştırdı, savcının ise 'tarafsız davranmadığı' tartışmalarını tetikledi.

Cinayeti 20 yaşlarında iki genç işledi. Biri Manolis Koukouras, diğeri Arnavut kökenli Alex Lutsay.

21 yaşındaki Eleni Topaloudi'ye kadına tecavüz eden iki genç, tecavüzü polise şikayet edebileceği korkusuyla Topaloudi'yi başına vurdukları ütüyle bayılttıktan sonra deniz attılar. Genç kadın yarı baygın halde boğularak can verdi.

Cinayet, Yunan kamuoyunda büyük yankı uyandırdı.

Koukouras ve Lutsay polisin yaptığı araştırmalardan sonra kısa bir süre içinde yakalandı ve işledikleri cinayeti itiraf ederek ağır suç mahkemesi önüne çıkarıldı.

Tecavüzcü gençlerin aileleri varlıklı, öldürdükleri kadının ailesi de orta halli öğretim üyeleriydi.

Topaloudi, 5 yabancı dil öğrendiği fakülteden mezun olmuştu, Dışişleri Bakanlığı'nın açtığı sınavlara hazırlanıyordu.

Mahkeme kararı geçtiğimiz hafta açıklandı.

Cinayet faili iki gence, cinayet suçundan birer kez ömür boyu ve toplu tecavüz suçundan 15'şer yıl hapis cezası verildi.

Yaklaşık bir buçuk yıl süren davanın karar verme aşamasında Rodos'un ağır suç mahkemesinin avlusu hemen her gün yüzlerce gencin toplandığı yer haline geldi.

Genç kadının hem tecavüze uğraması hem de vahşice öldürülmesi protesto ediliyordu.

Savcının rolü

Davanın en ilginç yanı ise, sanıkları ağır ve hukuk dışı bir dille suçlayan savcı Aristotelia Doga'nın olağanüstü sert ve hakaret dolu söylemleri ile öldürülen kadınla 'kendisini özdeşleştirmesi' oldu.

Aristotelia Doga, sanıkları aşağılayan sözleriyle, davayı salonunun içinden ve dışından izleyenlerin hayranlığını kazanmaktaydı. Savcı, salona her giriş-çıkışında alkış ve coşku ile karşılanıyordu.

Savcının, yönelttiği her bir suçlama ve cinayet faillerine en üst düzeyde ağır cezalar verilmesi ile ilgili kurduğu her bir cümlesi salondakilerin "Bravo bravo" sesleri ise salonun dışında yankılanıyordu.

Davaya bakan yargıcın ise salondaki sükûneti sağlamak için kürsüye üst üste indirdiği tokmakla birlikte "Sakin olun. Burası futbol sahası değil" gibi uyarılarda bulunuyordu.

Yargının 'tarafsızlığı'

Ancak..

Savcı Aristotelia Doga'nın bu tutumu, kamuoyunun vicdanını ne denli okşadıysa da, hukuk dünyasında ise bir o kadar infial yarattı.

Öyle ki, cinayete kurban giden kadını ve ailesini savunan avukat Alexis Kouias bile, davanın görüşüldüğü günlerde -üstelik işini kolaylaştırmasına rağmen- savcı Doga'nın bu 'tek taraflı görüşünü' tasvip etmediğini açıkladı.

Avukat Alexis Kouias, "Bir savcı bu şekilde ve alenen taraf tutamaz" dedi.

Avukat Kouias, mahkeme kararının açıklanmasından sonra, daha da ileriye giderek "Savcı hanımın bu hunharca cinayeti işleyen sanıklara karşı olan gösterdiği kin ve nefret duyguları ve cinayete kurban giden ve kendisiyle özdeşleştirdiği müvekkilime karşı gösterdiği duygusal yaklaşımı, savcının insani yanlarının ne denli güçlü olduğunu gösterdi. Ancak bir savcı olarak, görevini hislerinden ayıramadığı için bence sınıfta kaldı" şeklinde konuştu.

Yunan Barolar Derneği de, savcının bu tek yanlı tutumunu eleştiren yazılı bir açıklamada bulundu.

Açıklamada "İşlenen cinayetlerin şekli ve gerekçesi ne olursa olsun hukukta tarafsızlık önemlidir" dendi.

Adalet Bakanı Kostas Çiaras ise savcının ismini vermeden "Her bir hukuk görevlisi, içtiği and'ın doğrultusunda ve kendi hissettiği duygularından arınarak tarafsızlığını korumasını bilmelidir. Bu, yargı hukukun en temel ilkesidir" açıklamasını yaptı.

Rodos ağır suç mahkemesi sanıkları savunan avukatlar 'ergenlik çağı, yaş, pişmanlık, temiz sabıka kaydı' gibi hiç bir hafifletici öneriyi kabul etmedi.

Sanıklara ağırlaştırılmış cezalar verilmesi, gerek savcının, gerekse kamuoyunun vicdanını ne denli tatmin ettiyse de, mahkeme salonunda yaşanan olaylar, yargının özünde yatan ve adaletin 'körlüğünü' temsil eden tarafsızlık ilkesinin önemini de ortaya çıkarmış oldu.