"Saçkıran hastaları, perukla saklanmak zorunda değil"

İzmir'de saçkıran (alopesi) hastalığı nedeniyle liseye kadar peruk takan Selin Pehlivan, hastalığıyla barışmak için peruğunu attı, aynı sıkıntıları yaşayan bireylere destek olmak için mücadelesini dernek kurarak sürdürmeye başladı - Alopesi Derneği Başkanı Selin Pehlivan: - "Görünüşü benim gibi olan herkese kucak açıyoruz. Bize 'Ah, tüh' şeklinde yaklaşılmamalı. Saçkıran hastaları, perukla saklanmak zorunda değil"

İZMİR (AA) - MERİÇ ÜRER - İzmir'de yaşayan 28 yaşındaki saçkıran (alopesi) hastası Selin Pehlivan, rahatsızlığı nedeniyle küçük yaşta yaşadığı travmalardan kurtulmak ve hastalığıyla barışmak için önce peruğunu attı, şimdi de aynı hastalıktan mağdur bireylere destek için Alopesi Derneğini kurdu.

Pehlivan, AA muhabirine yaptığı açıklamada, 3 yaşındayken halk arasında "saçkıran" olarak bilinen alopesi teşhisi konulduğunu belirtti. Bağışıklık sisteminin yabancı madde olarak algıladığı saç köklerini yok etmeye çalışması olan rahatsızlık nedeniyle önce saçlarının, ileri safhada da kaş, kirpik ve tüm vücut kıllarının döküldüğünü aktaran Pehlivan, ilkokuldan liseye kadar peruk taktığını söyledi.

Derneği kurmak için kendisini tetikleyen olaylardan birisinin ilkokul dönemine dayandığını ifade eden Pehlivan, kendinden yaşça büyük çocuklar tarafından peruğunun düşürülmesi, insanların kendisine tuhaf bir şekilde bakması nedeniyle küçük yaşlarda özgüven eksikliği yaşadığını, toplumun getirdiği baskının patlama noktasına ulaştığını dile getirdi. Pehlivan, hastalığıyla barışma sürecini şöyle anlattı:

"Bir gün dedim ki 'Ben böyle yaşamak istemiyorum.' Peruğu attım, bedenimi kendime kabul ettirmeye çalıştım. Aynada kendimle konuşmaya çalıştım, ailem, arkadaşlarım ve akrabalarım destek oldu. Dışarıdan farklı bakışlar eksilmedi. Kortizon tedavisi oldum, dökülmeler devam edince ilacı bıraktım. Saçımı her sabah buradan alıp oraya yama yapmaya çalışmalar beni yoruyordu. Tekrar peruğa dönmek eziyet olacaktı. Babama 'Kalanları da kes, ben bundan kurtulayım' dedim. Şu anki görüntüme kavuştum."

- "Görünüşü benim gibi olan herkes"

Peruğun arkasına saklanmadan toplumda var olabilmenin yolunu bulduğuna işaret eden Pehlivan, kendisini diğer insanlardan ayıran özelliğin hiçbir zaman kaş, kirpik veya saç olmadığına inandığını vurguladı.

Kendisini çıkmazda hisseden, dışarıya çıkmak istemeyen alopesi hastalarına da destek olmak için bir dernek kurmaya karar verdiklerine dikkati çeken Pehlivan, "İş aramak, sokağa çıkmak, sosyalleşmek, birine açılmak... Alopesili olmanız diğer insanlarla etkileşim altında olmamanız için bir sebep değil. Dış görünüşünüz sizin için çok önemli olmasın. 8 Mart 2018'de derneği kurdum. Görünüşü benim gibi olan herkese kucak açıyoruz. Bize 'Ah, tüh' şeklinde yaklaşılmamalı. Saçkıran hastaları perukla saklanmak zorunda değil. Bize ulaşmak isteyenler www.alopesidernegi.org adresinden ulaşabilirler." dedi.

- Kelime Oyunu programında tanıttı

Özellikle çocuk yaştaki hastalara çok önem verdiğini, aileler, okul yönetimleri ve öğrencileri bilinçlendirme kampanyaları yapmak istediğini dile getiren Pehlivan, hastalığı tanıtmak için "Kelime Oyunu" programına katıldığını söyledi.

Pehlivan, "Amaç yarışmak değildi. Toplum tarafından hasta kabul edilmiş biri olarak ekran karşısında özgüvenli bir şekilde yer edinebilmeyi ve beni izleyen alopesilere en azından 'Benim gibi biri varmış, benim gibi biri bu cesareti bulup ekran karşısına çıkabilmiş dedirtebilmek için çıktım." dedi.

Dernek üyesi Hasan Onur Akın da 4 sene önce "alopesi" teşhisi konduğunu belirterek şunları kaydetti:

"Uzun bir süre sakallarımı kesmemek için direttim. Yarım yamalak çıkıyordu. Tedirgindim, insanlar baktığında rahat gözüküyor muyum diye. Ne zaman kestim, bu halime geldim, inanılmaz rahatladım. Zor bir süreçti. Alopesili bireylere bu şekilde de özgüven kazanabileceklerini, kendi hayat hikayemizi örnek göstererek anlatmak istiyoruz. Bu dernek alopesili bireyler için büyük bir şans. Birbirimizi bularak etkileşim haline geçerek destek olabiliriz. Alopesili çocukların anne babalarıyla konuşarak onların üzerindeki stresi, baskıyı azaltabiliriz."