HABER

Salgının Yıldönümünde Sağlık Çalışanları Tepkili

Türkiye’de resmi olarak ilk Corona virüsü vakasının açıklanmasının yıldönümünde İzmir’de biraraya gelen sağlık çalışanları süreci değerlendirdi, taleplerini dile getirdi

Salgının Yıldönümünde Sağlık Çalışanları Tepkili

Sağlık meslek örgütlerinin oluşturduğu İzmir Sağlık Platformu, 14 Mart Tıp Bayramı Haftası etkinlikleri çerçevesinde “Toplum Sağlığı ve Sağlık Emekçilerinin Hakları İçin Susmadık! Susmayacağız!” başlıklı bir basın açıklaması yaptı.

Türkiye’de resmi olarak ilk Corona virüsü vakasının açıklanmasının yıldönümünde düzenlenen basın açıklaması etkinliğinde sağlık çalışanları süreci değerlendirdi, taleplerini dile getirdi. Açıklama öncesinde hayatını kaybeden sağlık çalışanları için saygı duruşunda bulunuldu. Basın açıklamasını İzmir Tabip Odası Başkanı Dr. Lütfi Çamlı okudu. Çamlı, neo-liberal, özelleştirmeci sağlık anlayışının bütün dünyada salgının etkisini artırdığını belirterek, “Pandemi ülkemizde ve dünyada eşitsizlikleri gözler önüne sermiş ve artırmış, en fazla yoksul, işçi, işsiz, dar gelirli kesim hastalanmış veya ölmüştür” dedi.

Hükümetin salgın sürecinde izlediği politikaları eleştiren Çamlı sözlerini şöyle sürdürdü: “Epidemiyolojik veriler ışığında belirlenecek bir süre için sosyal ve ekonomik tedbirler ile toplum hareketliğinin kısıtlanması sağlanmamış, aktif sürveyans ve filyasyonun yanı sıra, endikasyonu olan herkese test yapılmamış, hastane tedavisi gerekmeyen hastaların izolasyonunda sorunlar yaşanmış, vaka sayılarının düşük gösterilmesi ile bulaş zinciri Sağlık Bakanlığı eliyle büyütülmüştür. Ne yazık ki siyaset ve ekonomi insan yaşamının ve bilimin önüne geçmiştir.”

“Sağlık Bakanlığı aşılama sürecinde de başarısız oldu”

İzmir Tabip Odası Başkanı, sürecin şeffaf ve katılımcı yürütülmediğini belirterek, “Sağlık emek ve meslek örgütlerinin, yerel yönetimlerin, toplumun katılımı sağlanmadan küresel salgın ile mücadelenin başarılı bir şekilde yürütülemeyeceğini, salgının ilk gününden itibaren can kayıplarını artıracağını söyleyip, hakikatin peşine düştüğümüz için meslek örgütlerimiz hedef gösterildi. Tüm baskılara, gözdağı ve kriminalize etme çabalarına rağmen şeffaflık taleplerimizden vazgeçmedik. Yaşadığımız süreç haklı olduğumuzu ortaya çıkardı. Böylesi bir küresel sağlık sorunundan yapay ve gerçek dışı başarı hikayeleri çıkarmak hayali, toplumuza çok pahalıya mal olmuştur” diye konuştu.

Türkiye’de 150 binden fazla sağlık çalışanının salgından etkilendiğini ve 385 sağlık çalışanının öldüğünü hatırlatan Çamlı, iktidarın ise salgını değil algıyı yönetmeye çalıştığını savundu. Çamlı, sürdürülen aşılama sürecini de şu sözlerle eleştirdi: “Pandemi döneminde şeffaf olmayan Sağlık Bakanlığı, aşı sürecinde de başarısız olmuş, süreci şeffaflıkla yönetememiş, toplumu tek aşıya mahkum bırakmıştır. Hala ülkemizde kaç doz aşı alındığı, toplamda ne kadar alınacağı, aşıların ne zaman geleceği, başka bir firmadan aşı alınıp alınmayacağı, aşı firmalarına ne kadar ödeme yapılacağı gibi sorularımıza ne yazık ki bugüne kadar Sağlık Bakanlığı yanıt vermemiştir. Günlük aşı doz uygulaması çok yetersiz olup, bu gidişle ancak iki yıla yakın bir sürede toplumun aşılaması yapılabilecektir.”

“Kontrolsüz normalleşme” uyarısı

Çamlı, açıklanan kontollu normalleşme sürecini ise “kontrolsuz normalleşme” olarak tanımladı ve “Bunun sonuçları ne yazık ki hepimize tüm toplum olarak yeni bir pandemi artışı olarak yansıyacak, bu durum ise yeni hastalanma ve ölüm oranlarını da beraberinde getirecektir. Toplumsal hareketliliğe ve iller arası geçişlere, illere göre varyant virüs analizi yapılıp yeterli test ile uygun izolasyon önlemleri alınarak epidemiyoloji bilimi ışığında düzenleme getirilmeli, aşı doz ve hız oranı arttırılarak toplumsal bağışıklık hızla sağlanmalıdır” ifadesini kullandı.

Çamlı sağlık çalışanlarının taleplerini ise şöyle ifade etti: “COVID-19 meslek hastalığıdır, önerdiğimiz yasa tasarısı kabul edilsin. Toplumsal sağlık için güçlü ve etkin birinci basamak sağlık örgütlenmesi sağlansın. Şiddetsiz bir sağlık ortamında çalışabilmek için yeni ve etkili bir ‘Sağlıkta Şiddet Yasası’ çıkarılsın. Emekliliğimize de yansıyacak temel ücret ile ekonomik ve özlük haklarımız iyileştirilsin. Her anlamda kapsam dışı bırakılan serbest çalışan hekimlerinde özlük hakları ve emekliliğe yönelik iyileştirmelerden yararlanması sağlansın. Özgür ve bilimsel çalışma ortamı için meslek örgütleri üzerindeki baskılara son verilsin. Liyakatsiz atamalar, tip sözleşme dayatmaları, tıp eğitimini niteliksizleştiren, altyapısı uygun olmayan tıp ve diş fakültelerinin açılması durdurulsun.”

Basın açıklamasına kimler katıldı?

İzmir Sağlık Platformu’nun Konak Meydanı’ndaki basın açıklaması etkinliğine İzmir Tabip Odası, İzmir Diş Hekimleri Odası, Genel Sağlık İş Sendikası İzmir Şubesi, Sağlık ve Sosyal Hizmet Emekçileri Sendikası İzmir Şubesi, Birinci Basamak Sağlık Çalışanları Birlik ve Dayanışma Sendikası 2 No’lu Şube, Türkiye Sağlık İşçileri Sendikası İzmir Şubesi, Sosyal Hizmet Uzmanları Derneği İzmir Şubesi, İzmir Aile Hekimleri Derneği, Türk Psikologlar Derneği İzmir Şubesi, Türkiye Psikiyatri Derneği İzmir Şubesi, İzmir Aile Sağlığı Çalışanları Derneği ve Tüm Radyoloji Teknisyenleri Ve Teknikerleri Derneği İzmir Şubesi temsilcileri katıldı.

Geri Dön