YURTHABER

Şeker hastalığı ameliyatı kimlere yapılır? Obezite ameliyatı şeker hastalığı tedavisinde yeterli mi?

Şeker hastalığı tedavisi için kilo vermenin önemi tüm doktorlar tarafından sıkça tekrar edilmektedir. Şeker hastalığı tedavisinde kilo verme konusunda destek almak isteyen kişilerin başvurduğu en önemli yöntemlerden biri de şeker hastalığı ameliyatıdır. Şeker hastalığı ameliyatı obezite ameliyatları ile benzerlik gösterse de bazı farkları mevcuttur. Peki şeker hastalığı ameliyatı nedir, nasıl yapılır? İşte şeker hastalığı ameliyatı ile ilgili bilinmesi gerekenler...

Şeker hastalığı ameliyatı kimlere yapılır? Obezite ameliyatı şeker hastalığı tedavisinde yeterli mi?

Şüphesiz ki şeker hastalığı yaşayan kişiler kontrol altına alamadıkları iştahları sebebiyle hayatlarının uzun bir dönemini şeker hastaları için düzenlenmiş diyet listelerini uygulayarak geçirir. Bu konuda destek almak isteyen kişiler şeker hastalığı ameliyatına başvurabiliyor. Peki şeker hastalığı ameliyatı nedir?

Şeker hastalarının kilo problemine dikkat çeken Genel Cerrahi Uzmanı Op.Dr.Mehmet Yalım Uçtum, uzun zamandır yaygın olarak uygulanan farklı obezite ameliyatlarının kilo vermeyi kolaylaştırdığını ve şeker hastalığı tedavisinde önemli bir rol üstlendiğini söyledi. Şeker hastalığı ameliyatı ile obezite ameliyatlarının benzerliğinden ve farklılığından bahseden Genel Cerrahi Uzmanı Op.Dr.Mehmet Yalım Uçtum, şeker hastalığı ile savaşan kişilere şeker hastalığı ameliyatı ile ilgili bilgi verdi.

ŞEKER HASTALIĞINDAN KURTULMADA OBEZİTE AMELİYATI YETERLİ Mİ?

Obezite ameliyatı sonrasında şeker hastalığından kurtulmaya sağlayan başka etkenlerin olması gerektiği düşünülerek bu konuda detaylı araştırmalar yapılmaya başlandığını söyleyen Op.Dr.Mehmet Yalım Uçtum, "Bağırsakların yerini değiştirmenin bu etkilere neden olabileceği anlaşılmıştır. Obezite ameliyatı ile ince bağırsağın son kesimine geçen gıdanın arttığı, bu geçen gıdanın artışı ile doğru orantılı olarak ince bağırsağın bu kesiminde bulunan L hücresi denilen hücrelerden GLP-1 hormonun salgılanmasının da arttığı anlaşılmıştır. GLP-1 hormonundaki artışın da pankreasta insulin salgılayan beta hücre sayısını çoğalttığı tespit edilmiştir. Sonuç olarak insülin üretimini artırdığı ve insülin cevabını güçlendirdiği anlaşılmıştır. Ayrıca GLP-1 karaciğer, kaslar ve yağ dokusunda insülin direncini ortadan kaldırdığı bu sayede hastaların ameliyat sonrasında kısa sürede daha kilo vermeden şeker düzenlemesinin yapılabildiği ve şeker hastalığından kurtulabildiği düşünülmektedir. Bunun üzerine ince bağırsağın son kısmından sindirilmemiş gıdaların daha çok geçmesine olanak verecek ameliyat modelleri geliştirilmiştir. Bu ameliyat yöntemlerine de şeker hastalığı ameliyatı denilmiştir" şeklinde konuştu.

ŞEKER HASTALIĞI AMELİYATI ŞEKER HASTALIĞI TEDAVİSİNDE ÖNEMLİ ROL OYNUYOR

Şeker hastalığı ameliyatı ile şeker hastalığı tedavisinde olumlu sonuçlar alındığını anlatan Op.Dr.Mehmet Yalım Uçtum, şeker hastalığı ameliyatı olan hastaların yaklaşık yüzde 90’ının şeker hastalığından tamamen kurtulduğunu belirterek, şunları söyledi;

ŞEKER HASTALIĞI AMELİYATI ŞEKER HASTALIĞI TEDAVİSİNDE ETKİLİ OLDUĞU GİBİ DİĞER HASTALIKLARI DA YOK EDİYOR

"Şeker hastalığından kurtulduğu gibi şeker hastalığının ve şişmanlığın beraberinde getirdiği yüksek tansiyon, kalp hastalığı, kolesterol yüksekliği, dislipidemi, karaciğer yağlanması ve uyku apnesi gibi pek çok yandaş hastalığı tedavi edebilmektedir.

ŞEKER HASTALIĞI AMELİYATI KİMLERE YAPILIR?

Şeker hastalığı ameliyatı vücut kitle indeksi 30 ve üzerinde olan insülin depoları henüz tükenmemiş Tip 2 diyabet hastalarına yapılabilir. Şeker hastalığı ameliyatına karar verildiğinde ilk olarak bir takım tetkiklere tabi tutulan hastanın şeker hastalığı ameliyatı ile düzelebilme şansına bakılmaktadır.

ŞEKER HASTALIĞI AMELİYATI NASIL YAPILIR?

Şeker hastalığı ameliyatı şişmanlık ameliyatları gibi laparoskopik yani kapalı olarak yapılabilmektedir. Genel anestezi altında yapılmaktadır, yaklaşık 2-3 saat süren bir işlemdir. Karna açılan 5 delikten girilen aletlerle yapılabilmektedir. Birinci aşamada tüp mide ameliyatı yapılır. İkinci aşamada ince bağırsak ile kalın bağırsağın birleşim yerinden yaklaşık 250 cm mesafeden ince barsak kesilerek alt ucu mide ile bağlanır. İnce bağırsağın son kısmı mide çıkışına yaklaştırılır. İleum denilen bu ince bağırsağın son kısmı GLP-1 adı verilen ve pankreas dokusundan insülin salınımını uyaran bir hormon salgılar ve ince bağırsağın son kısmının mide çıkışına yaklaştırması bu hormonun salgısını arttırır. Mideye giren besin maddelerinin 2/3 ü bu yeni yapılan yoldan geçecektir. Üçüncü aşama ise alt ucu mide ile birleştirilen bağırsağın üst ucunun (safra ve pankreas salgıları getiren kısım) ince bağırsak ile kalın bağırsağın birleşim yerinden yaklaşık 80-100 cm’ e bağlanmasıdır. Duodenum denen Oniki parmak bağırsağından GIP salınır. GİP insülin direncini arttıran bir hormondur. Gıdaların 2/3 ü yeni bağlantı yolundan geçtiği ve oniki parmak bağırsağından sadece 1/3 lük gıda geçtiği için GİP salınımı azalmaktadır. Hem hacim kısıtlayıcı hem emilimi engelleyen bir ameliyat yöntemidir.

ŞEKER HASTALIĞI AMELİYATI SONRASINDA NELER YAŞANIR? ŞEKER HASTALIĞI AMELİYATI SONRASI NELERE DİKKAT EDİLMELİ?

Şeker hastalığı ameliyatı sonrasında her şey yolunda giderse birinci gün su içmeye başlamaktalar 2. veya 3. Gün sulu gıdalara geçilmektedir. Ekstra bir sorun olmazsa 3 veya 4. gün arasında taburcu edilmektedir. Bu ameliyatla şeker hastaları hem şeker hastalığından, hem fazla kilolarından hem de şeker hastalığının sebep olduğu diğer hastalıklardan büyük bir olasılıkla kurtulabilmektedir. Şişman tip 2 şeker hastasının pankreas rezervi tükenmemişse %90’ın üzerinde şeker hastalığından kurtulabilmektedir. Bu ameliyatın yapıldığı hastaların yaklaşık 5 yıllık takipleri sonucunda şeker hastalığının tekrar etmediği gösterildi.

ŞEKER HASTALIĞI AMELİYATI İLE OBEZİTE AMELİYATININ FARKI NEDİR?

Şeker hastalığı ameliyatının obezite ameliyatları ile benzer yönleri olduğu gibi farklı tarafları da mevcuttur. Bu farkların en önemlilerinden biri şeker hastalığını daha iyi kontrol etmesidir. Diğeri ise devre dışı bırakılan ince barsak olmadığı için çok fazla emilim sorunu yaşanmamakta ve sonrasında çok fazla ilaç ve takviye tedavilere ihtiyaç olmamaktadır.” (İHA)