Sevilay Yılman: Atatürk'ü sevme, saygı duyma zorunluluğu yok ama...

Habertürk yazarı Sevilay Yılman, bugünkü "Atatürk’ü sevme, saygı duyma zorunluluğu yok ama…" başlıklı yazısında Cumhuriyet'in kurucusu Mustafa Kemal Atatürk'e yönelik yapılan hakaret ve saldırılara değindi. "Herkes Atatürk'ü sevmek zorunda değil. Hatta saygı da duymak zorunda değil" diyen Yılman, böyle bir zorunluluğun dayatılmasına en fazla karşı çıkacak kişinin yaşasaydı Mustafa Kemal Atatürk olacağını yazdı.

Sevilay Yılman: Atatürk'ü sevme, saygı duyma zorunluluğu yok ama...

Sevilay Yılman, Atatürk için aslolanın Türkiye'ye ve gelecek nesiller için yaptıkları karşılığında saygı ve sevgi görmek değil, yaptıklarının doğru bir şekilde anlaşılması olduğunu aktardı. Yılman, yazısının devamında şu ifadeleri kullandı:

"Nitekim bir vecizesinde, “Beni görmek demek behemahal yüzümü görmek demek değildir. Beni ve fikirlerimi anlıyorsanız bu kafidir" derken kastettiği aslında şudur: “Benim yaptıklarımı anlamadıktan sonra beni kuru kuruya sevmenizin ya da saygı duymanızın hiçbir anlamı yok.”

Dolayısıyla ben Atatürk’e sevginin de saygının da ancak onun yaptıklarını anlayabilen ve onun ilkeleri doğrultusunda yol alanlara özgü bir durum olduğuna inanıyorum.

Onun Cumhuriyet kurulurken yaptıklarını kavrayamayan ve anlamayanların ve dahası yanlış olduğunu düşünenlerin onu sevmesini ya da saygı duymasını beklemek dayatmacılıktan başka bir anlam ifade etmez.

Kendi bilecekleri iştir nihayetinde…

Sevmiyorlarsa bırakın sevmesinler…

Saymıyorlarsa bırakın saymasınlar…

Ha… Ama bu yazdıklarımdan da şu sonuç çıkarılmasın sakın!

Tamam onu sevme, sayma zorunluluğu yok hiç kimsenin ama saygısızlık yapıp hakaret etme hakkı da yok!

Metazoriyle saygı ve sevgi beklemek doğru olmadığı gibi onun bu ülkenin kurucu lideri olduğunu unutup, şahsiyetine kasten ve bilerek saygısızlık yapılması da kabul edilemez.

Hele hele onun ölüm yıl dönümünde, 10 Kasım’da…

Dikkat ediyorum… Bizim medya mahallesindeki bazı kalemler dahil, bir grup insan Atatürk’le ilgili olumsuz, nahoş, onu kötüleyen ve horlayan şeyleri yazmak için özellikle 10 Kasım’ı tercih ediyor.

Amaç ne peki, bu tiplerin bugünü özellikle seçmiş olmalarında?

Elbette ki kaşımak!

Bu ülkede milyonlar için kırmızı bir çizgi olan Atatürk’e hakaret edip, onu bir biçimde aşağılayıp, insanları kaşıyıp, kışkırtmak!

Söyleyeyim çok aşağılıkça bir şey bu.

Hatta ötesi…

Bunu yapan her kimse emin olun bu ülkenin birliğini, bütünlüğünü arzulamayan ve her daim fitne peşinde olan kötü ruhlu insanlardır.

O nedenle, Atatürk’ü seven, sevmeyen… Ona saygı duyan ya da duymayan herkese naçizane tek bir tavsiyem var; Atatürk üzerinden toplumu kışkırtıp, birbirine düşürmek isteyen bu fesatlara lütfen prim vermeyin!

Hiçbir biçimde hem de…" (Yazının tamamını okumak için tıklayınız)

YORUMLARI GÖR ( 0 )
Okuyucu Yorumları 12 yorum
bu filozoflar nerede türüyor, anlamakta güçlük çekiyorum.
çok doğru yazmış hanımefendi yaptığını neden yaptı diye düşünmüyorsanız bunu anlamaya çabalamıyor sanız boy boy resmine baksanız neyi anlayacaksınız bu günün şartlarıyla o günü kıyaslamak yapılanı kıyaslamak çok doğru değildir unutulmasın ki yokluk içerisindeyken yapılanla varlık içerisindeyken yapılan farklı olur her zaman cebinizde paranız kısıtlıysa alacaklarınızı az alırsınız paranız ne kadar yetecekse ona göre alırsınız unutmayın o zaman kurşunu alacak para dahi yok elinde halkın bırakın üretmeyi şimdi çıkıp hakaret edenler acaba kendileri kendi çocuklarına ne bırakacaklar çocukları onl
kimse cumhurbaşkanını da sevmek zorunda değil ama ağzını açanı içeri alıyorlar. şuraya bunu yazarken bile çekiniyorum. bunları hiç söyleyen yok. kalksak abdülhamite hakaret etsek (ki etmem o da atam) yeri yerinden oynatırsınız. iki yüzlüğün, yalamalığın gereği yok hanımefendi. akp sonuçta baki değil. elbet bir gün o da eskileri gibi seçimle gidecek. o zaman bu söylediklerinizin arkasında durup, kime yalaklık yapacaksınız acaba. az omurgalı olun.
Tüm Yorumları Görmek İçin Tıklayın
Diğer Haberler