Şok gözaltılara yazarlar ne dedi?

Tek yol erken seçim - Nazlı Ilıcak (Sabah)

Ergenekon davası dolayısıyla, İlhan Selçuk, Kemal Alemdaroğlu ve Doğu Perinçek'in gözaltına alınması, şok bir gelişme. Türkiye'de, yargıya o kadar güven kalmadı ki, birçok kişi, bu işin içinde bir şeyler olabileceğini düşünüyor. Acaba, iktidar gündem mi değiştirmek istedi? Ve hatta, iktidara rağmen, polis ve yargıdaki Fethullahçı örgütlenme mi, bu gelişmenin önünü açtı? Sorular birbirini takip ediyor. Yargı öylesine siyasallaştı ki, ben, nasıl AK Parti aleyhindeki kapatma davasını "hukuk darbesi" olarak değerlendiriyorsam, pekâla, "laikçi-Kemalist kesim" de Ergenekon operasyonunun, Selçuk, Perinçek ve Alemdaroğlu'na kadar uzanmasını şüphe ve derin bir kaygıyla karşılayabilir.

Başbakan: toplum oluştaracağız

Son gelişmelerle, gerginliğin daha da artacağı görülüyor. Öyleyse ne yapılmalı?

İki imkân var:

1) Anayasa değişikliği ile parti kapatma zorlaştırılabilir. Almanya'da, İspanya'da kapatma davaları parlamento kararına bağlı. Siyasi bir mahiyet taşıdığı gerekçesiyle, Türk Ceza Kanunu'nun 301'inci maddesinden dava açılması için Adalet Bakanı'nın izin vermesi isteniyor. Kapatma davalarında, doğuracağı siyasi neticeler de göz önüne alınarak, TBMM'nin müdahalede bulunabilmesi imkânı niçin yaratılmasın? Ama bu yasal düzenlemelerin şimdi yapılması gerginlik ve tartışmayı arttıracaktır.

Başbakan: toplum oluştaracağız

2) Bence doğru çözüm, sine-i millet . Tayyip Erdoğan, derhal genel seçimleri ilân etsin ve halkın karşısına çıktığında, 12 Eylül rejimini tamamen ortadan kaldıracak şekilde yeni bir anayasa için destek istesin. Böylece, Deniz Baykal'ın "Bu Meclis, Kurucu Meclis gibi çalışamaz. Çünkü 22 Temmuz seçimlerinde halktan böyle bir yetki alınmamıştır" itirazı da ortadan kalkar. Herkes "sinei millet" dedi, ama kimse seçimi göze alamadı. Tayyip Erdoğan göze alırsa, Türkiye'de bir ilk gerçekleşmiş olacak.

Ergenekon'u 2 tetikçiden ibaret mi sanmıştınız? - Emre Aköz (Sabah)

Doğu Perinçek ... İlhan Selçuk ... Kemal Alemdaroğlu ... 'Ergenekon Operasyonu'na bu ünlü simaların da dahil edilmesine şaşıranlar çok oldu.Gözaltına alınmak, hatta tutuklanmak bir kişinin suçlu olduğu anlamına gelmez. Ancak ünlü ya da saygın bir isme sahip olmak kimseye dokunulmazlık sağlamaz. Eğer Ergenekon'un nasıl bir örgüt olduğunu bilirsek... Yukarıda ne demek istediğim daha iyi anlaşılacaktır. Sanırım artık Giresun Üniversitesi Rektörü, eski binbaşı, Prof. Osman Metin Öztürk'ün, Ergenekon'dan tutuklanan emekli tuğgeneral Veli Küçük'e, " Her zaman emrinizdeyim " diyebilmesine şaşırmıyorsunuz. İşgale ve bölünmeye karşı kurulmuş olan kimi kanun-ötesi, paramiliter örgütlerin, kontrolden çıkıp devlete hükmetmeye, siyaseti yönlendirmeye kalkıştığını biliyoruz. Bu sebeple ben, Ergenekoncuların, Silahlı Kuvvetler'in aklını çelmek için uğraştığını tahmin ediyorum. Bir tarafta ordunun siyaset dışı kalmasını isteyen, demokrasiye bağlı kesim var. Diğer tarafta ise bu değerlerin tersini benimseyenler... Ergenekon işte bu ikinci gruba 'oynuyor'. Ev ödevi: Bu pencereden baktığınızda... Doğu Perinçek'in basın toplantısında, " Veli Küçük orduda görevliyken bize bilgi sızdırıyordu " demesini... Ya da eski GK Başkanı, emekli org. Kıvrıkoğlu'nun " Ben Org. Hilmi Özkök'ün Genelkurmay Başkanı olmasına karşıydım" açıklamasını nasıl yorumlarsınız?

Başbakan: toplum oluştaracağız

Not 1: İnşallah 83 yaşındaki İlhan Selçuk'a gözaltında iyi bakılır. Aksi halde hükümetin üstüne kalır.
Not 2: Darbecilik yaşta değil baştadır. Celal Bayar ölene kadar İttihatçı olduğunu söylemişti.

Sözkonusu çetecilerse hukuk teferruattır, değil mi canlarım? - Özlem Albayrak (Yeni Şafak)

(...)

Cumhuriyet Başsavcısı'nın gazete kupürlerinden derlediği iddianamesine en ufak bir eleştiriyi bile hazmedemeyip hukuk dekanlarını devreye sokarak "yargıya saygılı olun" tiradları atanların, Ergenekon gözaltıları esnasında birdenbire ağız değiştirdiğini ve bu ağızların "sözkonusu çeteciler Cumhuriyetçiyse, hukuk teferruattır" terennümüne evrildiğini görmemezlikten mi geleceğiz yani? 26 Hukuk Fakültesi Dekanı şimdi de çıkıp, "Çeteciliğin cezasını verecek hukuktur, ağzınızdan çıkanı kulağınız duysun, mahkemelere güvenin" filan gibi; ne kadar duyarlı, he kadar hassas, ne derece hakkaniyetli ve de dikkatli olduklarını gösteren kahramanca çıkışlar yapmayacak mı? Hepsini birden, hemen cevaplayalım: Hayır, dertleri adalet değil. Hayır, görmemezlikten gelmeyeceğiz. Ve hayır, Dekanlar da bu kez hukuk havariliği yapmayacak, susacak, aralarından bağımsız yargıya saygısızlık olduğunu bile bile, bunun 'AK Parti'nin intikam planı' olduğunu söyleyenler bile çıkacak. Neden mi? Çünkü bu ülkede hukukun da, adaletin de ve hatta insanlığın da ihlali mümkündür, birilerince hak telakkisidir. Bu uğurda ikiyüzlülük, çiftestandart, dalavere, kalpazanlık, düzenbazlık, hinoğluhinlik mübahtan öte, müstehaptır, hatta vazife telakki edilir. Bu kadar oyun, aba altından sopa gösterme, sembol savaşı ve tekerine çomak sokma projesi suç olarak değil, amaca hizmet eden metod olarak makbuldür. Ama hukuk güme gitmiştir, hakikatin üstü ustaca örtülmüştür, ne gamdır. İlhan Selçuk'un sabaha karşı yatağından alınıp götürülmesine çok bozulurlar sözgelimi ama 28 Şubat sürecinde, çetecilik gibi ciddi bir suçlamadan da değil, dönem konjonktürünce suç addedilmiş, 'cadı' ilan edilmiş 'dindarlık' gibi bir kabahatten dolayı gece yarıları yaka paça 'merkeze alınan' onlarca medya mensubundan, işadamından, ünlü isimden söz açıldığında 'haketmişti' noktasına gelirler.

Başbakan: toplum oluştaracağız

İplikleri pazara çıkmış, hatta tezahlardan hiç inmemiştir ama, ısrarlıdırlar. Hala, kimisi bir Başbakan'ın asılmasının coşkuyla karşılandığını "Çok güzel bir Cumhuriyet dönemi başladı" diye savunur; bazısı da "Fransa'da oy verme hakkı 1930'lara kadar sadece vergi verenlere ve diploma sahipleri olanlara tanındı" şeklindeki gevelemelerle 'konservatizm'i demokrasi zannettiğini belgeler. 'Ergenekon' konusundaki çark edişleri düpedüz 'suçüstü'dür; ama üstünlük ve ayrıcalık vehmini yüzsüzlüğe tahvil etmişlerdir bir kez, asla kabullenmedikleri gibi, yansıtırlar. Doğrusu hukuk adına da, Cumhuriyet adına da, laiklik adına da utanç vericidirler. İnsana 'bu mankafalar hiç değişmeyecek' duygusu verirler; ümitsizlik verirler, hüsran verirler, kasavet, gerginlik, kaygı verirler. Ama sorsanız, kaygıyı da, korkuyu da, gerilimi de onyıllardır sistem tarafından tepelenenlerin çıkardığını söylerler.

Başbakan: toplum oluştaracağız

Ergenekon müjdesi gibi! - Arslan Bulut (Yeniçağ)

(...)

Nitekim Cumhuriyet gazetesi başyazarı İlhan Selçuk, İşçi Partisi Genel Başkanı Doğu Perinçek ve resmi koruma polisleri, Ferit İlsever, Adnan Akfırat, Serhan Bolluk, Prof. Dr. Kemal Alemdaroğlu sabaha karşı evleri basılarak gözaltına alındı. Bu duruma, Susurluk kampanyasının baş aktörlerinden Fikri Sağlar bile isyan etti. Televizyonlara çıkıp İlhan Selçuk'u savundu. Barolar Birliği, İstanbul Barosu, Gazeteciler Cemiyeti, Basın Konseyi ve diğer basın derneklerinin başkanları harekete geçti. Çoğu Cumhuriyet gazetesine ve Ulusal Kanal'a ziyarete gitti, televizyonlarda canlı yayına çıktılar. Aslında bunu, daha önce aynı yöntemlerle evleri basılan ve terörist muamelesi yapılan gazeteciler, avukatlar için de yapmalıydılar ama sustular!

Başbakan: toplum oluştaracağız

İlhan Selçuk söz konusu olunca bardak taştı!

83 yaşında, 15 yıldır koruma polisi ile devletin gözetiminde yaşayan İlhan Selçuk'un sabaha karşı evinden alınması herkesi harekete geçirdi! Özellikle Selçuk sayesinde herkes Ergenekoncu oldu! Ne de olsa "Yüzbaşı Selahattin'in Romanı" nı yazan adam o! İşte Ergenekon müjdesi budur! Yoksa kimsenin kılını bile kıpırdatacağı yoktu! Evet biraz mağdur olacaklar ama bu durum, uyuyanların biraz uyanmasına vesile olacaktır! Bu arada Cumhuriyet gazetesi okurları adına konuşan bir avukatın, canlı yayında "ülkücü mafya" nın verdiği ifadeler yüzünden gözaltına almaların geldiğini iddia etmesi yakışmadı! Sürüye kurt çağırıyor! Ülkücülerin bu olaylarla ne ilgisi var? Kaç defa söyledik; mafya, bütün dünyada devlet güçlerinin uzantısıdır!

Başbakan: toplum oluştaracağız
Kamuoyuna

Gazetemiz Başyazarı ve İmtiyaz Sahibi İlhan Selçuk, Terörle Mücadele Şubesi ekipleri tarafından, evine yapılan baskınla, cuma günü sabaha karşı saat 04.30'da gözaltına alınmıştır. Devletin kendisine 15 yıldır yakın koruma tahsis ettiği, ikametgâhı, çalıştığı yer ve tüm yaşamı toplumun bütün kesimlerince saydam olarak bilinen İlhan Selçuk'un 12 Mart ve 12 Eylül askeri darbe dönemlerini anımsatan bir yöntemle gözaltına alınmasının anlamını kamuoyunun takdirlerine sunuyoruz. AKP'nin kapatılması davası sonrasında, siyasi iktidar ve yandaşları tarafından bu davanın yörüngesinden çıkarılması çabası yoğun olarak sürmektedir. Bu bağlamda, kamuoyunda "Ergenekon" operasyonu olarak bilinen ve uzun süredir devam etmekte olan soruşturmanın, AKP'nin kapatma davasıyla ilişkilendirilmesi ve Cumhuriyet gazetesinin bu yolla sindirilmek, susturulmak istenmesi oyununa alet olmayacağız.

Başbakan: toplum oluştaracağız

İsmini Atatürk'ün verdiği Cumhuriyet gazetesi, kurulduğundan beri 84 yıldır demokratik, laik ve sosyal bir hukuk devleti sistemini savunmaktadır. Bu uğurda pek çok şehit vermiş ve birçok badire atlatmıştır. Cumhuriyet gazetesi, demokratik hak ve özgürlüklerin ve laik Atatürk Cumhuriyeti'nin korunması mücadelesini sürdürecektir. Gazetemiz İmtiyaz Sahibi ve Başyazarı İlhan Seçuk'a uygulanan bu haksız gözaltı işlemine karşı gazetemiz tarafından derhal yargıç nezdinde hukuki işlemler başlatılmıştır.

Cumhuriyet