HABER

STK'lardan çocuk istismarına tepki

Yetim Vakfı öncülüğünde bir araya gelen Uluslararası Doktorlar Derneği, İHH İnsani Yardım Vakfı, Uluslararası Mülteci Hakları Derneği ve Uluslararası Sosyal Hizmet Platformu temsilcileri, çocuk istismarı ve çocuklara yönelik şiddet olaylarına tepki göstererek, çözüm önerileri sundu - Yetim Vakfı Başkan Vekili Hüsamettin Orhan: - "Toplumun tüm kesimlerinin psikososyal risk haritasının çıkarılması zorunluluk arz etmektedir. Bu tahliller neticesinde koruyucu ve önleyici sosyal hizmet yöntemlerinin devreye alınması gerekmektedir" - "Sosyal medya kullanımı ve etkileri konusunda toplumu bilinçlendirmeye yönelik faaliyetler yapılması, sosyal medya aracılığıyla çocuk istismarı gibi olaylara yönelik kanaatlerin, din, dil, ırk, ideoloji, kültür ve benzeri hususlar gözetmeksizin objektif değerlendirilmesi, iletişim mecralarında istismara uğrayan çocuğun ve failin resimlerinin yan yana getirilmemesine özen gösterilmesi gerekmektedir"

İSTANBUL (AA) - Yetim Vakfı öncülüğünde bir araya gelen Uluslararası Doktorlar Derneği, İnsan, Hak ve Hürriyetleri (İHH) İnsani Yardım Vakfı, Uluslararası Mülteci Hakları Derneği ve Uluslararası Sosyal Hizmet Platformu temsilcileri, çocuk istismarı ve çocuklara yönelik şiddet olaylarına tepki gösterdi.

Söz konusu sivil toplum kuruluşları (STK) "Çocuk İstismarı ve Cinayetine Karşı Toplumsal Bakışımız ve Çözüm Önerileri" başlıklı ortak basın açıklaması yaptı.

Yetim Vakfı'nın Edirnekapı'daki merkezinde yapılan toplantıda konuşan Yetim Vakfı Başkan Vekili Hüsamettin Orhan, hayatını kaybeden çocukların ailelerine sabır diledi.

Çocukların ciddi bir risk altında olduğunu ve bir an önce önleyici tedbirler alınması gerektiğini vurgulayan Orhan, "Son dönemlerde dünyada ve ülkemizde yaşanan hadiselerden hareketle, çocuklarımızın ciddi bir risk altında olduğu aşikardır. Çocuklar içerisinde ise sahip oldukları özel durumlar nedeniyle yetim yavrularımız söz konusu riske daha da açıktır. Bu tehlikeyi bertaraf etmek ve milletimizi derinden yaralayan bu elim hadiselerin bir daha yaşanmaması adına öneriler konusunda başta sivil toplum kuruluşları olmak üzere, basın ve medya kuruluşlarını, devletimizin ilgili organlarını ve tüm toplumu ivedilikle harekete geçmeye çağırıyoruz." diye konuştu.

Orhan, toplumun tüm kesimlerinin psikososyal risk haritasının çıkarılmasının zorunluluk arz ettiğine dikkati çekerek, şöyle devam etti:

"Bu tahliller neticesinde koruyucu ve önleyici sosyal hizmet yöntemlerinin devreye alınması gerekmektedir. Her ailenin bir aile hekimi olduğu gibi bir sosyal hizmet uzmanının olması; ayrıca okul, hastane gibi yerlerde sosyal hizmet uzmanı istihdam eden sosyal hizmet birimlerinin oluşturulması gerekir. Devletin, yasaların düzenlenmesi ve uygulanmasında sivil toplum kuruluşlarının görüşünü alması, Adalet Bakanlığı nezdinde girişimlerde bulunmak suretiyle cezaların caydırıcılığı prensibi çerçevesinde bu tür suçlarla mücadelede dünyada etkin çözüm alınan emsal uygulamaların incelenmesi ve toplumsal doku dikkate alınarak yasal düzenlemelerin yapılması gerekir. Değerler ve mahremiyet eğitiminin yaygın ve etkin bir şekilde uygulanması, topluma yönelik farkındalık ve bilinçlendirme çalışmalarının yapılması, çocukların yoğun olarak bulunduğu alanlarda güvenlik tedbirlerinin artırılması ve bu alanların kamera sistemleri ile donatılması önem arz etmektedir."

Ailelerin ise çocuklarını bilinçli bir gözle izlemesi ve olası bir mağduriyet şüphesinde vakit kaybetmeksizin ilgili kurum ve kuruluşlarla irtibata geçmesi gerektiğinin altını çizen Orhan,
ev dışındaki yaşam alanlarında gerekli güvenlik önlemleri sağlanmadan çocukların aileler tarafından yalnız bırakılmamasını tavsiye etti.

Çocuk istismarlarının önüne geçebilmek için medyaya görevler düştüğüne işaret eden Orhan, şunları söyledi:

"Değerler erozyonunun durdurulması amacıyla, medya kuruluşlarının olayları, haberler ve çeşitli diğer programlar vasıtasıyla toplumda duyarsızlık oluşturacak ve hassasiyeti yok edecek ölçüde kontrolsüz paylaşımının hızla önüne geçilmesi gerekir. Sosyal medyada duyarlılık adına yapılan bireysel paylaşımlar, zamanla söz konusu olayları kanıksamaya toplumu götürmekte, bundan dolayı gerçek tepkiler azalmakta ve yerini sanal tepkiler almaktadır. Ayrıca, paylaşılanların mahremiyeti göz ardı edilerek, başta ailenin ve akabinde toplumun vicdanı zedelenmektedir. Bu bağlamda sosyal medya kullanımı ve etkileri konusunda toplumu bilinçlendirmeye yönelik faaliyetler yapılması, sosyal medya aracılığıyla çocuk istismarı gibi olaylara yönelik kanaatlerin, din, dil, ırk, ideoloji, kültür ve benzeri hususlar gözetmeksizin objektif değerlendirilmesi, iletişim mecralarında istismara uğrayan çocuğun ve failin resimlerinin yan yana getirilmemesine özen gösterilmesi gerekmektedir."

Sivil toplum kuruluşlarının ise farkındalık, bilinçlendirme, toplum vicdanını temsilen daha hızlı tepki vermek gibi çalışmalar yapması gerektiğine değinen Orhan, ayrıca adaletin tecelli etmesi ve alınması gereken tedbirlerin de takipçisi olacaklarını vurguladı.

- "Üniversitelerde pedofili meselesinin gündeme alınması gerekiyor"

Uluslararası Mülteci Hakları Derneği Temsilcisi Neslihan Önder ise sivil toplum kuruluşlarının ellerini taşın altına koymaları gerektiğini, olaylar yaşandıktan sonra adil bir yargılama talep etmektense olaylar yaşanmadan önleyici tedbirler alınması gerektiğini ifade etti.

Uluslararası Doktorlar Derneği Yönetim Kurulu Üyesi Prof. Dr. Hasan Koçoğlu da çocuk istismarının sadece cinsel istismardan ibaret olmadığını belirterek, " Özellikle anne ve babalardan çocuklara yönelik bir şiddetin var olduğunu hepimiz biliyoruz. Burada konuştuğumuz mesele ahlak meselesidir. Daha doğrusu ahlaksızlık meselesidir. Toplumumuzda var olan ahlak bozukluğunun yaşamın her alanında kendini yansıttığını görüyoruz. Sorunun hepimiz farkındayız ve tedbirler almak zorundayız. Ben sağlık konusuna dikkati çekerken şunu söylemek istiyorum; bir defa tıp fakültelerinde bu konunun okutulması lazım. Özellikle pedofili meselesinin gündeme alınması gerekiyor üniversitelerimizde. Bir de hastanelerimizde ilgili birimler açılabilir. Bu olaylar yaşanmadan aileler bu birimlere kanalize edilir ve bazı ipuçları sayesinde bu olaylar önlenebilir." değerlendirmesinde bulundu.

Uluslararası Sosyal Hizmet Platformu Temsilcisi Fatih Kılıçarslan, sorunların çözümü noktasında profesyonel ekiplerin oluşturulmasının önem taşıdığını kaydetti.

İHH Yönetim Kurulu Üyesi Reşat Başer ise İHH'nın 15 bin 500 yetim çocuğu himaye ettiğini dile getirerek, "Lakin bu alanda çok daha etkili ve büyük organizasyonların yapılması gerektiğini düşünüyoruz. Şunu unutmamak gerekir ki bu çocuklar hepimizin çocukları. Her ne kadar kendi aileleri bize göre daha çok etkilense de toplumda oluşan travma ciddi yaralar açıyor. Bunu önlemek için hepimize görevler düşüyor." ifadelerini kullandı.

YORUMLARI GÖR ( 0 )
Okuyucu Yorumları 0 yorum
Geri Dön