Sur’daki Sokağa Çıkma Yasağı 5.Yılında

Eski Baro Başkanı Tahir Elçi’nin öldürülmesinin ardından Diyarbakır’ın tarihi Suriçi bölgesindeki ilan edilen sokağa çıkma yasağı, 6 mahallede, 4 yılı geride bıraktı. Sivil toplum kuruluşları yasağın amacını aştığını söyledi

Sur’daki Sokağa Çıkma Yasağı 5.Yılında

PKK’nın gençlik örgütü YPS militanlarının kazdığı hendekleri kapatmak ve kurdukları barikatları kaldırmak amacıyla Sur’da ilk sokağa çıkma yasağı, 6 Eylül 2015’te ilan edildi. 15 mahalle ve 1 caddeyi kapsayan sokağa çıkma yasakları, 30 Kasım’a kadar 5 kez ilan edildi. Diyarbakır Baro Başkanı Tahir Elçi’nin uğradığı silahlı saldırı sonucu yaşamını yitirdiği gün dördüncü yasak ilan edildi. Ancak yasak iki gün sonra, mahalledeki sivillerin çıkması için kaldırıldı. Beşinci yasak ise 2 Aralık’ta ilan edildi. 8 gün sonra yasağa 17 saat ara verildi. Daha sonra devam eden yasağın kapsamı bazen genişletildi bazen daraltıldı. Son olarak 6 mahalle yasak kapsamında kaldı. Yasak 4 yıldır hala devam ediyor.

Mahallelerden geriye sokaklar kalmasa da yasak 5. yılında girdi. Bölgedeki sivil toplum kuruluşları dünyanın en uzun yasağı olarak tanımladıkları uygulamaya tepkili. Türkiye İnsan Hakları Vakfı Diyarbakır Şube Başkanı Av. Barış Yavuz, yasağın anlamı olmadığını söyledi.

“Bölgeyi ablukaya almak, insansızlaştırmaktır”

VOA Türkçe’ye konuşan Yavuz, yasaklı bölgede bir şeylerin gizlendiğini savundu. Yavuz, “Dünyada eşi benzeri olmayan bir yasak bu. Yıllar süren bir yasak oldu. Bunu, sokağa çıkma yasağı kavramıyla açıklayamayız. Bu bir sokağa çıkma yasağı değildir. Sokağa çıkma yasağı kritik bir anda geçici uygulanan bir tedbirdir. Günümüzde artık sokağa çıkma yasağı gibi bir kavramı niçin yapıyorsunuz ne anlamı vardır belli değil. Bugün 4 yıl geride kaldı. Bu bir sokağa çıkma yasağı değildir. Bu bir bölgeyi ablukaya almak, insansızlaştırmaktır. Bunu açıklayabileceğimiz kavram sokağa çıkma yasağı değildir. Bu amaçla yapılmış değil hiçbir anlamı yok. Orada bir şeyler gizleniyor, bir şeylerin üstü örtülüyor, bir şeyler ortadan kaldırılıyor ve yok ediliyor. Bunu bir tedbirmiş gibi sokağa çıkma yasağı ilan etmek olarak açıklanamaz. Bu 4 yıl sürüyorsa bu açık bir sokağa çıkma yasağı değil, görünmesini istemediğin bir şeyi saklamaktır. İlk günlerde de böyle bir sokağa çıkma yasağına ihtiyaç yoktu Bugün de artık bu yasağı ihtiyaç yoktur” dedi.

“181 yapının ruhsat alım sürecinde usulsüzlük tespit ettik”

Uzun yasağın yıldönümünde bir tepki de Mimarlar Odasından geldi. Mimarlar Odası Diyarbakır Şube Başkanı Şerefhan Aydın, Surdaki yasak ve yıkımı engellemek için açtıkları hiçbir davadan sonuç alamadıklarını söyledi. Birçok kurumun görevini ihmal ettiğini ifade eden Aydın, “Mimarlar odası olarak Sur içerisinde periyodik olarak yaptığımız incelemelerde açığa çıktı ki, Fatih paşa, Hasırlı ve Dabanoğlu mahallelerinde yapılan 181 adet bazalt makyajlı yapıların, yapı ruhsatı alım sürecinde usulsüzlük yapıldığı tarafımızca tespit edilmiştir. Projeler proje çizme ehliyeti olmayan bir mimar tarafından hazırlanmıştır ve bu projeler ilgili kurum tarafından incelenip onaylanmıştır. Yani kurum bu usulsüzlüğe onay vermiştir. Yasal olarak kurumun bu kontrolü yapma sorumluluğu vardır. Kontrolü yapmadığı için de kurumun görevini ihmal ettiği ortadadır. Çevre şehircilik müdürlüğü tarafından 2018-2019 tarihlerinde verilen ruhsatların 181 tanesinde yani yapılan 181 adet sur evinin proje müellifinin proje çizme ehliyetinin olmadığı açığa çıkmıştır. Bu mimarın Büro Tescil Belgesi yoktur. Büro tescil belgesi olmadan Sur projelerini hazırlayıp onaylamış ve ruhsat için kuruma ibraz etmiştir” diye konuştu.

Sur’da “define arandığı” iddiası

Sur’daki yeni yapıların tarihi dokuya uygun yapılmadığını savunan Aydın, Koruma Amaçlı İmar Planı’ndaki değişikliklere tepki gösterdi. Aydın, “Bu süreçle birlikte mahkeme bilirkişi heyeti görevlendirmiş ve bilirkişi heyeti de bu uygulamanın yanlış olacağını bilim ve teknik referanslarla sayfalarca gerekçe ile raporu mahkemeye sunmuştu. Yani bu plan notlarındaki revizenin iptal edilmesi gerektiği tescillenmişti. Ancak bu rapor kendi istedikleri doğrultuda olmadığı için ve raporu beğenmeyen davalı kurum olan çevre şehircilik bakanlığı ile Kültür ve Turizm bakanlığı bilirkişi raporuna itiraz etmiş ve mahkeme de kendi atadığı bilirkişilerin raporunu kabul etmeyip yeniden bilirkişi heyeti tayin etme kararı almıştır. Bu durumun kentsel sit alanı olan Sur içerisinde telafisi mümkün olmayan sonuçlar doğuracağı açıktır” dedi. Aydın ayrıca, Sur’da define arandığını da iddia etti.